Egoist okur

Hakkı Devrim: “Eski kitaplar o kadar çabuk bulunmaz oluyor ki”

Hakkı Devrim vedalaşamadan kaybedilenlerden. Aslında onunla daha ben çocukken bile tanışıyormuşuz ama açıkçası o kısmı çok iyi hatırlamıyorum. Babam anlatmıştı, aynı iş yerinde çalıştıklarında olup bitenleri, bana hediye ettiği masal kitaplarını… Yıllar sonra edebiyat dergisi Picus’u yönetmeye başladığımda onunla bir kütüphane röportajı da yapmıştık. Tanışıklığımız bundan ibaret. Ama severdim, kimi zaman gaddar bulsam da Cihannüma’yı kaçırmazdım.

Bugün Hakkı Devrim’in öldüğünü öğrenince, röportaj dosyadan çıktı, Egoist’in Yangında İlk Kurtarılacaklar bölümüne girdi… Tamamını bulamadım ama kitap çalma deneyiminden bahsettiği bölüm kalmış neyse ki, çok tatlı orası. “Utandık sonradan” demiş Hakkı Bey.

Anısına yayınlıyorum. Elveda Hakkı Bey, unutulmayacaksınız.

Gülenay Börekçi

hakki devrim egoistokur gulenay borekci

“Lisedeyken birkaç arkadaş, adeta kitap canavarına dönüşmüştük”

Kütüphane oluşturmaya nasıl başladınız?

Ders dışı kitaplarla da okulda tanıştım ben. Adana İkinci Ortaokul ‘daki Türkçe öğretmenim Sait Toraman sayesinde. Bildiğim ilk kütüphaneyi de Sait Hoca’nın bize ceza diye aldırdığı kitaplarla sınıfımızdaki küçük dolapta oluşturduk.

Satın aldığınız ilk kitap neydi?

Hatırladığım kadarıyla kendi harçlığımla aldığım ilk kitap, Amerikalı yazar Pearl S. Buck’un iki ciltlik “Sarı Esirler” romanıydı. 1938’de Nobel Edebiyat Ödülü alan yazarın daha sonra birçok kitabını okudum. Hocanın ezberleyin dediği şiiri doğru dürüst okuyamadığım için cezalandırılmıştım.

Çocukken neler okudunuz?

Sünnet edildiğimde bebek sayılmazdım. Aile dostu ağabeylerden biri, hediye olarak kitap getirmişti. Biri Victor Hugo’nun “Sefiller”iydi; kısaltılmış bir metin. Diğeri Türk hanım yazarlardan birinin aşk romanı… Ablalar kitabı getireni, “Bu yaşta bir çocuğun okuyacağı kitap mı bu?” diye biraz azarladılar. Önce o kitabı okudum, ama adı neydi, yazarı kimdi hatırlamıyorum. Sevdiğim şey, kitaptan çok bir resimli roman dergisiydi: Binbir Roman.

Hiç kitap çaldınız mı?

Lisedeyken birkaç arkadaş adeta kitap canavarına dönüşmüştük. Babamın aydan aya verdiği 20 liranın tamamını, çoğu Maarif Klasikleri olmak üzere kitaba yatırıyordum. Fransızcayı sözlük yardımıyla okur hale gelmiştik. Ben sözlüksüz hâlâ okuyamam. İki büyük savaş arası Fransız romancıların çok rağbette olduğu bir dönemdi. Haşet’te Jules Romains’in “İyi Niyetli İnsanlar” adlı seri romanının ilk 12 cildini gördük. 23 ciltte tamamlanmıştı. Zihni’yle (Küçümen) para biriktirmeye başladık. O gidip sormuş bir gün, depoda yedeği yokmuş kitapların. Alacak biri çıkarsa, bekle bir takım daha gelsin. İşbirliği ederek bir gün on iki cildi birden yürüttük. Nasıl yaptığımızı sormayın lütfen. Yıllar yılı aklımıza geldikçe korktuk. Paramız olduğunda gidip suçumuzu itiraf edecek, parasını faiziyle ödeyecektik. İyi kötü paramız oldu sonraları, ama yapmadık, utandık.

Kütüphanenizde tahminen kaç kitap var?

Evde, Çatalca’daki çiftlik evinin bütün bir odasında ve gazetedeki odamda, bir kısmı koliler içinde, hiç saymadım. Durumu şöyle özetleyebilirim: Bulamayacağımı bildiğim için kitap aramaktan hayli zaman var ki vazgeçtim. Düzenli kütüphane edinecek genişlikte yerim yok.

En çok yer ayırdığınız kitaplar hangileri?

Sözlükler ve ansiklopediler.

Hangi yazarları daha çok seviyorsunuz?

Sevdiğim yazarlar sayamayacağım kadar çok. Ama bütün kitaplarını okuduğum dört Türk yazarını sayabilirim: Ahmet Hamdi Tanpınar, Sait Faik Abasıyanık, Kemal Tahir ve Orhan Pamuk.

Hangi kitapları asla okumazsınız?

Böyle bir meselem, iddiam ve listem yok.

Kütüphanenizin en değerli kitabı ya da kitapları hangileri?

Eşimin dedesi Ahmet İhsan Tokgöz’den kalma bir Servetifünun koleksiyonumuz vardı. Ansiklopedicilik yıllarımızda birkaç cildi kayboldu. Bir de yazarınca imzalanmış kitaplar var.

Geri alamadığınız için düşündükçe öfkelendiğiniz kitap var mı?

İsmail Habib Sevük’ün çok faydalandığım bir kitabı vardır, “Avrupa Edebiyatı ve Biz”. Onu Fransız Filolojisi’nden bir kız arkadaşıma vermiştim, elli beş yıl kadar oldu. Bu hafta gene buluştuk bir vesileyle, kitabın lafını bile etmiyor.

Yıllardır aradığınız ve bulamadığınız bir kitap oldu mu?

Eski kitaplar o kadar çabuk bulunmaz oluyor ki. On beş yıl önce André Maurois’nın bir kitabını aradım Paris’te. Yayınevine gittim, bilgisayarlarında kaydı yok. Görevli hanım bana Maurois diye bir yazar hatırlamadığını söyledi.

Okuma alışkanlıklarınız?

Not almayacaksam, mesela elimdeki bir romansa, geceleri ve yattığım yerde okumayı severim.

Kitap okumak için tercih ettiğiniz özel bir saat ve yer var mı?

Dedim ya, gönlümce okuyamamanın acısını duyuyorum.

Kütüphanenizi en son ne zaman elden geçirdiniz?

Elden geçiremez durumdayım. Daha geniş bir eve taşınma hayallerimin baş sebebi de bu.

Kitaplarınızı neye göre düzenliyorsunuz?

Vaktiyle başvuru kitaplarını konularına; roman, deneme, şiir kitaplarını da yazar adlarına göre sıralardım.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment