Egoist okur

Alp Gökalp’e sordum: Harfler ve kelimeler kaybolsa, dünya durur mu?

Alp Gökalp’in Alfabe Bulutu serisinin ilk kitabı “S Sessizce Mırıldandı: Ya Başkası Olsaydım?”ın çıkışı üzerinden epey zaman geçti ama serinin yeni bölümleri arka arkaya çıkmaya devam ediyor.

Benim gibi bir “Struwwelpeter” hastası olduğunu öğrenince daha da sevdiğim Alp Gökalp, Alfabe Bulutu serisinde, harflerin, noktalama işaretlerinin de hikayeleri olabileceği fikrinden yola çıkarak enteresan bir şey yapıyor. Başta uçuk gelse de dünyanın en anlaşılır şeyi aslında; hikayeleri iletmekte aracılık edenlerin, harflerin hikayeleri de olacak elbette.

“En akışkan kavram dil. Bu yüzden dillerin, kelimelerin ve harflerin gerçekten de kendine özgü hayatları var” diyen Gökalp için her şey Londra’da başlamış. O sırada bir devlet ilkokulunda eğitim danışmanlığı yapıyormuş. Altı yıl süren bu macera esnasında bir gece ilk kitabın konusunu görmüş rüyasında. Serde gazetecilik olduğu için de bir solukta yataktan fırlayıp gördüklerini not etmiş. Ardından hikayeyi geliştirmiş, böylece Alfabe Bulutu konsepti oluşmuş. Şimdi her kitapla birlikte çocuklar yeni bir dil ve hayat eğitimi alıyorlar. Hem zaten ikisi birbirinden ayrı şeyler değil ki! Biz de işte onları konuşuyoruz…

Gülenay Börekçi

Kelimeler kaybolsa, dünya durur mu?

Neden her kitabı başka bir illüstratör çiziyor?

Alfabe Bulutu kitapların birindeki baş kahraman, diğerinde öylece yoldan geçen bir yan karakter olabiliyor. Buradan hareketle farklı illüstratörlerin aynı karakteri nasıl yorumladığını görmek istedim ve birbirinden oldukça farklı tarzları olan genç arkadaşlarla çalışmaya karar verdim. Kitaplar, tıpkı benim gibi onlar için de şanslı bir başlangıç oldu.

Kahramanlarından söz eder misin? Nasıl ortaya çıktılar? Yani harfler senin zihninde nasıl birer karakter sahibi oldular?

Aslında kitaplarda harf olarak geçen kahramanların hepsi birer insan. Noktalamalar hayvan, diyakritik işaretlerse bitki. Çocuk kitaplarının dünyasında, yetişkin kitaplarından çok daha özgür adımlar atılabileceği hissini taşıyordum. Temaları belirledikten sonra karakterleri ilmeklemek kaldı geriye. Harflerin tiplerini dış görünüşlere ekledim, mesela “O” biraz topluca ve neşeli bir karakter oldu, “I” zayıf, uzun ve kasıntı bir tip, “Ü” ise gözlüklü, haşarı bir çocuk…

Harfler dünyasında hiçbir şeyin yeri değişmez mi? Mesela “E” harfi kullanmadan bir kitap yazan Georges Perec, Alfabe Bulutu’nda yaşasa, tehlikeli bir anarşist falan mı olurdu?

Bunu sormanız ne büyük tesadüf! Okullarda Perec’in de kullandığı lipogram türüyle alakalı atölyeler düzenliyoruz çocuklarla. “Kayıp, eksiklik, yoksunluk” kelimelerinin anlamını, deneyimleyerek yaşıyorlar. Alfabe Bulutu’nun sloganı şu: “Harfler dünyasındaki küçücük bir değişiklik dünyada çok büyük bir karmaşaya yol açabilir.”

Peki kelimeler kaybolduğunda ne oluyor? Daha da önemlisi, gerçek hayatta ne olurdu?

Alfabe Bulutu’nun dördüncü kitabı “Ağaçlarımıza Ne Oldu?”da “ağaç” kelimesindeki “Ğ” kayboluyor. Çıkarılması neredeyse imkansız bir sese sahip olduğundan değer görmediğini düşünüyor çünkü. “Ğ” kaybolunca artık “ağaç” kelimesi de olamayacağı için dünyadaki ağaçlar yok olmaya başlıyor ve bir domino taşı gibi ağaca bağlı diğer elementler, dolayısıyla onları imleyen kelimeler yitip gidiyor. Kağıt gibi, kalem gibi… İnsanları diğer varlıklardan ayıran şey iletişim gücü olduğuna göre, kelimelerin anlamlarını, değerlerini yitirmesi korkunç bir kaos yaratırdı. Aklınıza gelen ilk üç kelimenin bir anda yok olduğunu hayal edin; bu iletişimimizi nasıl sekteye uğratır, düşünsenize… Bundan iyi bir bilimkurgu kitabı çıkar mı, ne dersiniz?

Harfler dünyasında hiçbir şeyin yeri değişmez mi? Mesela “E” harfi kullanmadan bir kitap yazan Georges Perec, Alfabe Bulutu’nda yaşasa, tehlikeli bir anarşist falan mı olurdu?

Bunu sormanız ne büyük tesadüf! Okullarda Perec’in de kullandığı lipogram türüyle alakalı atölyeler düzenliyoruz çocuklarla. “Kayıp, eksiklik, yoksunluk” kelimelerinin anlamını, deneyimleyerek yaşıyorlar. Alfabe Bulutu’nun sloganı şu: “Harfler dünyasındaki küçücük bir değişiklik dünyada çok büyük bir karmaşaya yol açabilir.”

Peki kelimeler kaybolduğunda ne oluyor? Daha da önemlisi, gerçek hayatta ne olurdu?

Alfabe Bulutu’nun dördüncü kitabı “Ağaçlarımıza Ne Oldu?”da “ağaç” kelimesindeki “Ğ” kayboluyor. Çıkarılması neredeyse imkansız bir sese sahip olduğundan değer görmediğini düşünüyor çünkü. “Ğ” kaybolunca artık “ağaç” kelimesi de olamayacağı için dünyadaki ağaçlar yok olmaya başlıyor ve bir domino taşı gibi ağaca bağlı diğer elementler, dolayısıyla onları imleyen kelimeler yitip gidiyor. Kağıt gibi, kalem gibi… İnsanları diğer varlıklardan ayıran şey iletişim gücü olduğuna göre, kelimelerin anlamlarını, değerlerini yitirmesi korkunç bir kaos yaratırdı. Aklınıza gelen ilk üç kelimenin bir anda yok olduğunu hayal edin; bu iletişimimizi nasıl sekteye uğratır, düşünsenize… Bundan iyi bir bilimkurgu kitabı çıkar mı, ne dersiniz?

ALP GÖKALP’in tekrar tekrar geri döndükleri

İyi bir çocuk kitapları okuru musun? En sevdiğin 10 kitap diye sorsam, cevabın ne olur?

Çeşitliliğe değer veren bir çocuk kitabı okuruyum. Ziyaret ettiğim kültürlerden çocuk kitabı toplamayı severim; belki bir gün anlarım ümidinin yanı sıra bana başka fikirlerin kapısını açar düşüncesiyle bile topladığım çocuk kitaplarım kitaplığa sığmadıkları için hayatlarını artık kutularda sürdürüyorlar. On kitaba indirmek zor, en iyisi tekrar tekrar geri döndüklerimi sıralayayım…

+ Ted Hughes, The Dreamfighter

+ Zdeněk Miler, Krtek serisi

+ Heinrich Hoffman, Der Struwwelpeter

+ Muzaffer İzgü, Ökkeş serisi

+ Marcel Ayme, Delfin ve Marinet serisi

+ Edmondo de Amicis, Çocuk Kalbi

+ Tim Burton, İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü

+ Judith Kerr,  Mog the Cat serisi

+ Selma Lagerlof,  Küçük Nils Holgersson’un Yaban Kazlarıyla Maceraları

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment