Egoist okur

Gece okunacak hikayeler ve Betül Gönüllü’den harika bir kısa film

Bu sabah Betül Gönüllü‘den gelen e-posta, hem yüzüme koskocaman bir gülümsemenin yerleşmesini sağladı hem de benimle ve Egoist Okur’la ilgili yazdıkları resmen gözlerimden yaş getirdi.

Betül, hayatını kitap resimleyerek kazanan genç bir sanatçı. Günün birinde internette TUDEM Yayınları‘nın Bana Bir Kitap Çek yarışmasının ilanını görüyor ve ilk kez düzenlenen bu yarışmaya katılarak birinci oluyor. İzleyeceksiniz; Chris Priestley‘nin Montague Amca’nın Dehşet Hikâyeleri adlı kitabı için hazırladığı çizgi film leziz bir şekilde irkiltici ve çok çok ürpertici… Biraz da Tim Brutonvâri bir masumiyet havası var… İnsan seyrettikten sonra bir koşu bu kitabı almak, sonra da okumak için geceyi beklemek istiyor. Gündüz okunacak hikayeler değil bunlar, orası belli. Battaniyenin altında, loş ışıkta, korkudan titreyerek okunmalılar. (Ben öyle yapacağım.)

betul gonullu egoistokur tudem 4

Betül Gönüllü’nün Montague Amca’nın Dehşet Hikayeleri adlı filmini seyredenken yakaladığım birkaç kare.

Her neyse, izleyince Betül’e bir e-posta atarak filminin oluşum sürecini yazmasını istedim, çünkü onu bir an önce tanımanızı istiyordum.

Bu müthiş yetenekli ve duyarlı genç sanatçının, geleceğin Tim Burton’ının filmi aşağıda. Tadını çıkarın. Eşlik eden yazısını okumayı da unutmayın.

Betül’ün Egoist Okur için söylediklerine gelince; hiç tanımadığım birinin yazdığı bu satırlar benim için öyle kıymetli ki Betül’ü de artık ailemden sayıyorum :) Ve onu tüm Egoist Okur’lar adına yürekten kutluyorum.

Gülenay Börekçi

Rastlantı mı dediniz?

“Bir çizer ve kitapsever olarak kitaplarla ilgili haberleri takip etmeye çalışıyorum. İnternette bazı yayınevi sitelerini sık sık olmasa da aklıma geldikçe ziyaret ederim. Hâlâ Twitter ve Facebook kullanmadığım için her şeyden bir anda haberdar olmuyorum. Fakat galiba görünmez antenlerimin çekim alanına göre yol alıyorum :)

İşte böyle rastlantısal olarak o gün (rastlantı mı?) TUDEM yayınlarının sitesine girdim ve yarışmanın haberini gördüm:

“Edebiyata aşığım, sinemaya bayılırım diyorsan!” 

İşte bu bendim :)

Bir kitap tanıtım filmi çekmeyi çok istemiş ama hep ertelemiştim. Artık Egoist Okur‘un yayınladığı şahane kitap videolarına bakıp bakıp iç geçirmek, “Su kitabı resimlemeyi bir bitireyim yapıcam!” demek bitmişti. TUDEM’in ismini verdiği 25 kitaptan birini seçmeli ve başlamalıydım.

Listeyi daha ilk okuyuşumda 25. ve son kitaba takıldı gözüm. “İşte bu” dedim. Ne kitap, ne de yazarı hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Hemen gidip satın aldım. Montague Amca’nın Dehşet Hikâyeleri, Chris Priestley’in yazdığı bir korku romanıydı. Ama ne roman! Harikaydı! Beni ciddi ciddi korkutmuştu. Başrolde Edgar adlı bir çocuk ve tabii onun Montague amcasının hikâyeleri. Sanırım yazarın Edgar ismini seçmesi, kitabın ruhuna dair bir fikir verebilir :)

Sevdiğim kitaplar hakkında ufak araştırmalar yapmayı severim. Bu kitabı da sevmiştim. Fakat hakkında en ufak bir araştırma yapmadım. Çünkü hikâyeyi olduğu gibi kabul etmek istedim. Aramıza hiçbir yorum girmemeli, kitap baş başa kalmalıydık ve ben, imgeleri bu boşlukta yakalamalıydım.

İmgeler orada öylece duruyordu. Eksik olan şey akışkan olmamalarıydı… Ritim duygusu… Bir filmin fragmanını izlerken ilgimizi çeken görüntünün müzikle birlikteliği olmuyor muydu ve izlediğimiz kısacık parçalar filmin ruhunu, tarzını yansıtmıyor muydu? Yarışma şartnamesinde, telif ihlali olmaması gerektiği hususunda haklı bir uyarı vardı. Ben de telif hakkını ödeyerek bir müzik satın aldım. Ama tabii doğru müziği bulmak için günlerce aradım. Bulduğuma emin olduğumda işin yarısı bitmişti benim için. Gerisi sıkı bir çalışmaydı. Senaryo, karakterlerin tasarımı (çok karakterli bir kitap olduğunu söylemeliyim), zamanlama, renk, font stili ve slogan olarak hangi kelimeleri, cümleleri kullanacağım gibi konular. Elimdeki tüm diğer çizim işlerini bir süreliğine askıya alıp her gün film için çalıştım. Zaman az, teslim süresi yakındı. Yarışma rumuzum da çoktan hazırdı. Zarfı postaladım ve her şeyi aklımdan çıkardım. Her zaman olduğu gibi, beni bekleyen kitapları resimlemeye devam ettim.

betul gonullu egoistokur tudem 2

Betül Kitap Fuarı sırasında düzenlenen törende ödülünü alırken

Sonuç? İşte o, benim burada yazma sebebim. Saygıdeğer jüri, filmime birincilik ünvanını verdi. 33. İstanbul Kitap Fuarı’nda düzenlenen törenle ödüllerimizi aldık. Sevinçliyim :) TUDEM’e teşekkür ederim. Türkiye’de ilk kez yapılan bir yarışmayı kazanmaktan onur duydum. Törende söylediğim gibi, hiçbir başarının tek başına kazanıldığını düşünmüyorum. Evet, bu filmi çizen de, çeken de, yöneten de benim. Fakat bence başarı, sonuçtan çok süreçtir. Geçmişten şimdiye dek süren bir yolculuktur. Bu anlamda çok kişi bana yoldaş oldu, hepsine teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Sevgili annemi ve babamı, biricik İnci ve Seçil ablamı saymazsam haksızlık olur. Bu zamana dek bana ışık olan, ilham veren öğretmenlerim ve rehberlerim o kadar çok ki. Bu sebepledir ki Egoist Okur’un da bu ödülde hakkı vardır. İyi ki varsın Egoist Okur, iyi ki varsın sevgili Gülenay Börekçi :)

Betül Gönüllü

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment