Egoist okur

“Hayatta en büyük yol göstericim, özgürlük ihtimali”

“İyi insan olmak sadece kötülerin işine yarayan türden bir aptallık olabilir mi?” diye soruyor Ece Gamze Atıcı.

Ben hayatım boyunca bu sözün tersine inandım ama yine de üzerine düşünüyorum. Birkaç örnek de geliyor aklıma. Stephen King, “Dolores Claiborne”da, “Kimi zaman bir kadının yaşamak için bulabileceği tek yol sıkı bir kaltak olmaktır” demişti mesela. Elizabeth Wurtzel de “Kaltak” diye bir kitap yazarak maço bir dünyada ayakta kalmayı başaran ünlü “kaltak”ları anlatmıştı. “Edepsizin El Kitabı”nı yazan Ece Gamze Atıcı da onlara hak veriyordur sanırım.

Peki ama “Adem Aynası” ve “Nar” adlı iki romanın ardından Ece neden böyle bir kitap yazdı, bizi neden yoldan çıkarmayı denedi? İroni yapıyor olabilir mi? Ama belki de yapmıyordur. İşte konuştuklarımız…

Gülenay Börekçi

ece gamze egoistokur dogan novus gulenay borekci 1

Ece’nin fotoğraflarını Sibel Topkaya çekti. İllüstrasyonları ise Paul X. Johnson’ın sitesinden aldım.

Ece Gamze Atıcı

“Chava, hayatta çözülmeyecek hiçbir sorun olmadığını hissettiren bir karakter”

“Nar” ve “Adem Aynası” adlı iki romanın ardından bu kitabı niye yazdınız diye soracağım önce.

Aslında “Nar”dan sonra, “Adem Aynası”ndan önce başlamıştım “Edepsizin El Kitabı”na. Ama iki roman arası mizah kitabı uğursuzluk getirir diye bekledim. Şaka bir yana, olaylar öyle gelişti. Ben bir sonraki romanımın psikopat başkahramanına çalışırken Chava geldi ve tüm edepsizliğiyle her şeyin üzerine oturdu. “Böyle bir dünyada kişisel olarak gelişip ne yapacaksınız, gelin ben size bu dünyaya uygun insan yani edepsiz olmayı öğreteyim” diyen bir karakter. Dünyanın ve insanın karanlık tarafıyla alay ediyor. Bir tür karikatür, parodi… Ben, meselenin mizah kısmını üstlenip sözü Chava’ya bıraktım. Açıkçası epey de eğlendim. Hayatta çözülmeyecek hiçbir sorun olmadığını hissettiren bir karakter Chava; güven verici bir yanı var. Bir de fazlasıyla ikna edici.

Gerçek biri mi? Siz misiniz?

Chava tamamen hayal ürünü. Yazmaktan çok zevk aldığım bir antikahraman. Ama hayal ürünü olması gerçekte var olmadığını ispatlamaz. Orası muamma. Ben Chava değilim. Mutlaka ortak özelliklerimiz vardır ya da ilgi alanlarımız. Müzik zevkimiz uyuyor mesela. Saç modellerimiz de benziyor. Hemfikir olduğumuz konular da var. Tespitlerinin birçoğuna katılıyorum. “Baba”da Don Corleone’nin ağzından duymuşsunuzdur benzerlerini. Ya da “Aşk-ı Memnu”da Firdevs Hanım’dan… Bukowski’den. Tabii Chava’nın üslubu farklı. Bir de edepsizleşmek için yol yordam gösteriyor o; tespit yapıp çekilmiyor.

“Edepsizin El Kitabı”nı niye bu kadar sevdi insanlar? Kendilerini mi buldular Chava’nın anlattığı edepsizde, yoksa hayatlarına girmiş ve başlarına türlü çeşit çorap ören bütün edepsizleri mi hatırladılar?

Büyük bir çoğunluğun kitap boyunca başlarına çorap ören edepsizleri andığını düşünüyorum. Zira biz son derece edepli bir toplumuz. Edepsizliğe maruz kalırız ama asla uygulamayız. Çünkü hepimiz daha küçük birer edepliyken ve evin içinde koşuştururken bacağımızı sehpaya çarptık. Sonra da sehpanın annemiz, teyzemiz tarafından azarlandığına şahit olduk. Pis sehpa bacağımızı acıttı ve bunun cezasını çekti. O yüzden bir türlü edepsiz olmayı beceremedik. Bizim yerimize sehpa edepsiz oldu. Bunu ilk söyleyen olmak istemezdim ama o sehpa doğada sabitti ve koşan bizdik.

Siz her ikisine de sesleniyorsunuz ama yine de merak ettim, daha çok kadınlar mı okuyor, yoksa erkekler mi?

Kadınlar uluorta okuyor. Erkekler gizli gizli. Erkek okurlardan daha çok mesaj alıyorum. Kadınlar Chava’yı daha kolay anlıyor galiba. Ben kitabı sırf kadınlar için yazmadım. Fakat kitabın sunulma biçimi kadınlara yönelik bir kitap olduğunu düşündürür diye endişe etmedim diyemem. Ama yine olması gereken oldu ve Chava okurunu buldu. Zira kitapta Chava’nın direkt erkeklere seslendiği kısımların yer aldığı başlıklar var, aşk ve ilişkiler gibi…

ece gamze egoistokur dogan novus gulenay borekci

“21. yüzyılda ne kadar narsistsen o kadar beğeniliyorsun, ne kadar psikopatsan o kadar saygı görüyorsun”

Yazarken dayanağınız neydi? “Madem doğru düzgün davranarak olmuyor, bari bir de böylesini deneyelim” mi dediniz?

“House of Cards”da Frank Underwood ne diyor? “Avla ya da avlan…” 21. yüzyılda narsisizm pek moda. Psikopati de… Ne kadar narsistsen o kadar beğeni topluyorsun. Ne kadar psikopatsan o kadar saygı görüyorsun. O halde sen de sadece kendini, kendi ihtiyaçlarını ve hedeflerini umursa, onları elde etmek için de hiçbir engel tanıma. Chava diyor ki, “Önce oyuna bir bak. Nasıl bir oyun oynanıyor ve sen katılmak istiyor musun? O zaman kurallar bunlar sevgilim. Oynamak istiyorsan gel sana yardım edeyim.” Chava’yı acımasız bulanlar oluyor. Ama acımasız olan Chava değil, gerçekler. Hepimizin ortak üretimi olan gerçekler. Bu kitap da kara mizah. Gülerken biraz acıtabilir. O da sevdiğinden. Gerçekten… (Gülüyor.)

Size göre en büyük edepsizler kimler?

İşini en kısa yoldan, çıkarına en uygun şekilde çözebilenler. Duygularını bir kenara bırakıp bütünüyle aklıyla hareket edebilenler. İkna kabiliyeti yüksek, gerçekleri kendi çıkarına göre eğip bükebilen, iyi ya da kötü olaylar karşısında soğukkanlı olmayı becerebilenler… Chava’nın yaptırdığı bir araştırmaya göre medyada edepsiz nüfusu yoğunmuş. “Daha fazlası için bakınız: siyaset” demişler.

Edepsiz olmak hakikaten öğrenilebilir bir şey mi? Ben mesela bu kitabı satır satır okuyarak edepsizin teki olabilir miyim ve bu benim hayatta ne işime yarar? (İster miyim, o ayrı!)

Kişisel gelişim kitaplarını satır satır okuyarak kişisel olarak gelişmeniz ne kadar mümkünse bu kitapla da edepsiz olmanız o kadar mümkün. Aslında bununla edepsiz olmanız daha mümkün. Zira içinde taktikler, tüyolar, adım adım insanlıktan çıkış egzersizleri var. Kesinlikle bu daha mümkün, evet… Chava hayatta işinize yaramayacak tek kelime etmiyor kitapta. Aslında bir yanıyla da edepsizlerin ipliğini pazara çıkarıyor. Düşündüm de, yoksa Chava iyilik, güzellik saçanlardan daha mı ahlaklı acaba? Hiç yakıştıramadım.

“Konu edepsizlikse egoyu kesinlikle yenmiyoruz, onunla işbirliği yapıyoruz. Savaşmıyoruz, sevişiyoruz”

Chava muhtemel sorunlu ilişkilerimizle başlıyor rehberliğe ve önce onları bir hale yola koymamız gerektiğini söylüyor. Ona göre, sorunlu ilişkilerimizin birincisi “ego”muzla sürdürdüğümüz ilişki. Egomuza nasıl edepsizlik edebiliriz ve bunu yaparsak onu yener miyiz?

Konu edepsizlikse egoyu kesinlikle yenmiyoruz. Onunla işbirliği yapıyoruz. “Ego sizin adrenaliniz. Ego sizin gücünüz. Egonuzu sevin ve onu onaylayın,” diyor Chava. Kendisiyle savaşmayın, sevişin.

Örnek isteyeceğim…

Bütün gençliğinizi bir ev almak için çalışarak geçirdiniz. Tabii ki orta yaşı çoktan geçtiniz. Elinizde bir miktar birikmiş para var. Aile, eş dost da borç vermiş. Bir de üzerine kredi çekmişsiniz. Nihayetinde sizi öldürmeyecek ama güçlü kılacak bir mücadelenin sonuna gelmişsiniz. İşlemler tamam. Sonra birden fark ediyorsunuz ki satıcı tarafından dolandırıldınız. İşin içinde sahtecilik var. Şimdi eğitimli bir ego, edepli bir evren ne der? Hiçbir şeyi kişisel alma. Bu sana bir ders vermek için başına geldi. Evren sana diyor ki çok tatlısın ve seviliyorsun, kollanıyorsun. Canım benim. Pembe yumruk… Şimdi bunu diyen egoyla ne yapabilirsiniz? O sahtekârı bulup kendisine tekme tokat girişen ego daha sağlıklı değil mi? Evet. Sağlıklı. İşte burada edepsizlik devreye giriyor. Edepsiz asla elini kirletmez. Gidip kimseye tekme tokat girişmez. Kaba kuvvetle değil, zekâyla çalışır çünkü. Aslında böyle bir pozisyonda kalmaz ama… Kaldı diyelim. Öyle güzel, ince, sinsice bir plan kurar ki elini kirletmeden o sahtekârın hayatını emdiği ilk damla süte kadar burnundan getirir. Ve ufacık bir sıyrık bile almadan. Yaptıkları da katiyen suç kapsamına girmez. Yani sahtekâr bir dünyada hayatta kalma rehberi bu kitap. Önce hayatta kalma sonra da istediğini alma… Sırasıyla sakınma, savunma ve saldırı teknikleri öğretiyor.

Hedefimize ulaşmak adına çıktığımız yolda başka kimleri temizlemeli, daha doğrusu bize engel olmayacak hale getirmeliyiz?

Chava’ya göre hedefe giden yolda size engel olan herkesi temizlemelisiniz. Kaçıncı dereceden yakınınız olduğu önemli değil. Ama yolunuza çıktığı, size bir engeli daha aşma fırsatı verdiği için de kendisine -içinizden tabii, yüzüne söylemeyin havaya girer- şükretmelisiniz. Çünkü kendisi sizin daha iyi bir edepsiz olmanızı sağladı.

“Edepsizin El Kitabı”nı insanların mutsuzluğundan beslenen kişisel gelişim sektörüne bir şeyler söylemek için mi yazdınız acaba?

Sektöre bir şey söylemek istemedim. İnsana söylemek istedim. Mütemadiyen kendi kazdığımız kuyulara düşüyoruz. Gerçekler çok karmaşık değil. Basit. Önümüzde. Görecek halimiz varsa görüyoruz, yoksa göremiyoruz. Adorno’nun “Yanlış hayat doğru yaşanmaz sözü yeterince açıklayıcı değil mi? Sana sunulan hayat yanlış. O klişede mutluluk ihtimali yok. Kursla, dersle, daha uzun nefes alıp vermekle kendini de değiştiremezsin, dünyayı da… Ben diyorum ki, önce görmek gerek. Sonra onunla ne yapacağımıza bakarız. Biz daha ilk aşamadayız. Dünya başka bir yermiş, insan da başka bir şeymiş gibi davranmanın âlemi yok. Oradan çıkış da yok zaten. Sonra müsait bir yerde aydınlanırız, iç dış yolculuğa da çıkarız.

Kitap boyunca kendinizle bol miktarda dalga geçiyorsunuz. Tabii okurla da. Okura direktifler veriyor, gerektiğinde de onu bir güzel haşlıyorsunuz. Gülmek neyin ilacıdır?

Öfkenin en etkili panzehri gülmek bence. Acının da… Gerçeklere uyum sağlamanızı, kabullenmenizi kolaylaştırıyor. Hayati bir işlevi var yani. Gerekli güncellemeyi alıp yola devam ediyorsunuz. Hem de havalı bir biçimde… Gülmeyi başaramıyorsak kolayca delirebiliriz. İnsan kendisiyle dalga geçmeden nasıl yaşar ki? Aksini hayal edemiyorum. Kendini çok fazla ciddiye alanlar yapamıyor olabilir tabii. Onlar diğer şeyleri de çok ciddiye alıyor olmalılar. Zannediyorum ölümsüzler.

Chava iyi bir edepsiz olabildi mi sizce?

Benim tanıdığım en büyük edepsiz. Henüz onun kadar iyisiyle teşrik i mesaim olmadı. Chava, bu kitabı yazma amacının Toskana’da bir ev daha olmak olduğunu söylüyordu kitapta. Almış diye duydum. Gidelim mi baharda?

ece gamze egoistokur dogan novus gulenay borekci 2

“Özgürlük ihtimali: Hakikati görebilmek için safsatadan ve kalabalığın ezici üstünlüğünden azade olma fikri”

Biraz da size dönelim, hedefleriniz ne?

Gizlice dünyayı ele geçirmek. (Gülüyor.) Kafamda bitmiş iki romanım bir de bir mizah kitabım var. Onları yazdıktan sonra yenilerini düşünmek istiyorum. Aynı adam, aynı kadın aynı kafanın içinde yıllarca dönüp durunca sıkıcı olabiliyor.

Hayattaki en büyük yol göstericileriniz kimler yahut neler?

Her dönem birileri olmuştur. Çoğu yazar, çizer, bilim adamı… Ya da onların hayali kahramanları, icatları… Böyle bakınca hayal gücü diye cevap vermek istedim. En iyi kılavuz o galiba… Bir de özgürlük ihtimali… O his. Bana göre hakikatin peşinden gitme arzusu insanı ona yaklaştırıyor. Hakikati görebilmek için safsatadan ve kalabalığın ezici üstünlüğünden azade olma fikri…

Chava’yı unutup kendiniz cevap verin: Mutluluk nedir tam olarak? Ve mutlu olmanın yolu hakikaten edepsizlikten mi geçiyor?

Mutluluk, varlığından memnuniyet duymaktır. Kimi edepsizlikler bunu sağlıyor olabilir. Benim de zevk aldığım edepsizlikler var. Zira eğlenceli bir şey… Mutluluğun yolu edepsizlik diyemem. Edepsizliğin de vadettiği mutluluk değil zaten, haz. Ama uzun süreli hazlar. Zamanın ruhu da mutluluktan değil, hazdan yana. Hazzın mutluluğa kazık attığı yer burası olabilir.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment