Egoist okur

BUTON ŞEYLER: “Her düğme bir hazine kutusu”

Yazar arkadaşım Elif Seyrekbasan, 50’ler, 60’lar, 70’lerin düğmelerinden Buton Şeyler adıyla küpeler yapıyor ve “Her dönemin tonları ayrı ayrı küçücük düğmelerde korunmuş gibi sanki. Her düğme bir hazine kutusu” diyor.

Ve güzel küpelerinin tanıtımlarını onları Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Müjde Ar, Filiz Akın, Oya Aydoğan, Gülşen Bubikoğlu fotoğraflarına iliştirerek yapıyor. “Küpeleri üretirken onları çocukluğumdan bir şeylere benzetip sonra yine o dönem sinemasının güzel kadınlarına yakıştırıyorum. Özetle o günlerle bu günleri birbirine ilikliyorum” diye açıklıyor bunu da.

Ama ben anlatmayayım, görür görmez aşık olduğun projeyi bırakalım kendi anlatsın. Karşınızda, Elif’in Buton Şeyler’i…

Gülenay Börekçi

“Geçmişin kadınlarına, yıldızlarına iliştirdiğim rengarenk düğmeler farklı zamanları birbirine ilikler mi, ne dersin?”

Elif Seyrekbasan kullandığı düğmelerin büyük kısmını tuhafiyecilerde bulmuş, bazılarını da ailedeki düğme kutularından çıkarmış. Ve naylon düğmeler yerine, kemik, boynuz, sedef gibi doğal malzemelerden yapılanları seçmeye özen göstermiş.

Düğmelerin biz kadınları daha güzel göstereceği fikri nasıl doğdu?

Aslında vintage küpeler arıyordum kendime ve şekilleri yuvarlak, renkleri parlak olsunlar istiyordum. Hiçbir yerde bulamadım. Sonra tesadüfen girdiğim bir tuhafiyede bu düğmeleri gördüm. Bende ezelden beri bir ‘Bunu bir şekilde kendim yağarım’ gibi bir yaklaşım vardır, “Bu düğmelere bir aksam bulup onları küpeye dönüştürsem” dedim, yaptım da. Derken annemin ve aile büyüklerinin düğme kutularına dadandım. Yaşı 50’den büyük her kadının evinden bir düğme kutusu muhakkak çıkıyor. Çünkü onlar eskiden kendi elbiselerini diken, dikmese bile tamir eden kadınlar. Bizim gibi hızlı tüketmiyor, var olana değer veriyorlar. Bazısına manasız gelebilir ama onların düğmelerini hala saklaması detayı bile bana çok şey ifade ediyor. Eh, böyle bir hikayeyle yola çıkan bir aksesuar, zamanın içinden çıkıp gelir de bir kadını güzel göstermez mi?

Ürettiğin her küpeyle kayıp zamanlara gönderme yapıyorsun. Ne vardı masela Yeşilçam’ın altın zamanlarında bugün artık olmayan?

Detaylara takılmayı sevdiğimden, başıma gelen her güzel şeyin “incelikler yüzünden” geldiğini bilirim. O bahsettiğim düğme kutularının içinde de satırlarca hikaye gördüm. “Düğme” çok garip bir kavram. Düşünsene, sabah alarm sesiyle uyanıp saatin düğmesine basarak susturuyor ve “mekanik” bir güne başlıyorsun. Kahve makinesinin düğmesine basıp kafanı açacak bir fincan kahve hazırlıyor, bilgisayarın düğmesine basıp işe başlıyorsun. Gün içinde daha kaç düğmeye kaç kere basıyorsun, kim bilir. Düğmeler, mekanikleşen hayatımızın gizli kahramanı. Zamanı geri sardığımızda ise, giyeceklerimizin parçalarını tutturduğumuz, “iliklediğimiz” bir süs aracı olarak çıkıyorlar karşımıza. Fakat eski düğmeler türlü çeşit malzemeyle,  ince işçilikle yapılan ve hayatımıza renk katan aksesuarlarken, bugünküler rutinliğimizin simgesi gibi. Her dönemin insanı o dönemin düğmelerine benziyor bence. Eski düğmeler süslü, duygulu, rengarenk ve “kendine has”. Bugünkülerse “işe yarasın yeter” fikriyle üretiliyorlar. Başlarken kafamın içindekiler bunlardı. Yeşilçam kadınlarına, geçmiş Hollywood yıldızlarına iliştirdiğim rengarenk düğmeler birbirinden farklı zamanları birbirine ilikler mi, ne dersin?

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment