Egoist okur

Instagram’ın parlayan yıldızları

Dijital alemin yeni fenomeni Instagram, aslında ücretsiz bir iPhone uygulaması. Geçmişi sadece bir yıl ama şimdiden 15 milyon takipçisi var. Kullanıcılarına vaadi basit: Çektiğin fotoğrafları 16 Instagram filtresinden birini kullanarak değiştir ve arkadaşlarınla paylaş. Yani Twitter’ın fotoğraf versiyonu gibi bir şey… Bu röportajda Instagram’ın bizdeki en popüler isimlerinden üç tanesini tanıyacaksınız… Huzurlarınızda, Mustafa Seven, Mehmet Kirali ve Çiler Geçici… 

Instagram’ı iki ay önce keşfettim. Uygulaması basitti: Önce Facebook ve Twitter’da olduğu gibi e-posta adresimi kullanarak bir hesap açtım (gulenayb). Ardından 16 filtreden birini seçerek telefonumla çektiğim fotoğrafa stil kazandırdım, son olarak da Instagram’a yükledim. Hepsi bu kadardı. Birkaç gün geçti geçmedi, Instagram’sız yapamaz hale geldiğimi fark ettim. Artık her boş anımda Instagram’la haşır neşirdim. Sokakta yürürken fotoğraf çekiyor, vapurda onu editleyip sisteme yüklüyor, dolmuşta başkalarının fotoğraflarına göz atıp yorum yazıyordum… Derken tecrübeli Iger’lara (Instagram kullanıcıları) fotoğrafa dair bilmediğim konularda soru sormaya başladım. Baktım, hiçbiri burnu büyüklük etmiyor, bildiklerini saklamıyor.

Araştırmaya başladım. Meğer Instagram’ın ilham kaynağı, Kodak firmasının 1960′larda ürettiği, Instamatic adlı polaroid kameraymış. Instamatic, fotoğrafçılığı ucuz ve kolay ulaşılabilir bir uğraş haline getirmiş. Ne karanlık odaya ihtiyaç kalmış, ne allengirli solüsyonlara… Herkes çektiği fotoğrafı anında görebiliyormuş.

Bugün Instagram da Instamatic kadar heyecanla karşılanıyor. Hatta dünyada iphoneography (iPhone fotoğrafçılığı) üzerine konferanslar düzenleniyor, kitaplar çıkıyor. Fotoğraf dünyasında iphoneography’yi ve Instagram’ı devrim olarak kabul edenler var. Bir yıl içinde 15 milyon kullanıcının sürekli olarak fotoğraf çekmesini sağladığı, dahası en pahalı makineleri satın alabilecek kadar zengin olanlarla diğerlerini aynı platformda buluşturduğu için…

Ben de bu yılın en önemli dijital fenomeni sayılan Instagram’ın bazı ünlü kullanıcılarıyla konuşmaya karar verdim. Biri profesyonel, biri amatör, öteki çaylak olan ama Instagram’da Türkiye ve dünyadan binlerce hayranı bulunan üç Iger’ı seçtim. İşte Mustafa Seven, Mehmet Kirali ve Çiler Geçici’nin anlattıkları…

Mustafa Seven: Instagram’da çok demokratik bir ortam var

Mesleği fotoğrafçılık. Instagram’a başta sadece profesyonel kameralarla çekilmiş fotoğraflarını yüklüyormuş. Ama iphoneography’i o kadar sevmiş ki, telefonuyla da fotoğraflar çekmeye başlamış. Filtrelere karşı; fotoğrafın saf, katıksız halini tercih ediyor. “İşim benim için çok sıkıcı hale gelmişti, amatör ruhumun kaybolmaya yüz tututuğunu hissediyordum, Instagram bana kendimi kazandırdı, fotoğraf çekme heveslisi bir adam oldum, fotoğraf yeniden hobim haline geldi” diyor.

“Instagram çok demokratik bir ortam. Eskiden fotoğrafçılık çok para gerektirirdi, şimdi herkes çekebiliyor, daha şahane bir şey var mı? Iphoneography sayesinde sokağı kaydediyoruz, bu önemli. Çünkü İstanbul çok büyük bir hızla dönüşüyor. Instagram sayesinde, yüzlerce, binlerce fotoğrafçı, İstanbul’u, diğer şehirleri kaydediyor. Çiler küçük Ayasofya’da şahane bir duvar çekmişti, birkaç gün sonra gittiğinde o duvarın boyandığını görmüş. İyi ki çekmiş yani! Bir eleştiri şu olabilir: Kullanılan filtrelerin de etkisiyle, Instagram’da her yer olduğundan daha renkli ve güzel görünüyor, her gün önünden geçtiğiniz sıradan bina bir mimari başyapıt gibi durabiliyor. İyi tarafı ise şu: Farkında olmadığımız güzellikleri görmeyi öğreniyoruz. Ben ara sıra sert fotoğraflar da yüklüyorum. Mesela kurban bayramında elinde yeni kesilmiş bir kelleyle sokak yürüyen bir çocuğu çektim. Böyle bir şey görünce çekmem gerektiğine inanıyorum, hayatın öyle bir yanı da var çünkü.”

Mehmet Kirali: Türkiye’yi en iyi Instagram’cılar tanıtıyor

Endüstriyel mutfak tasarımlarıyla ilgili bir işi var, aynı zamanda çok uzun zamandır fotoğrafla ilgileniyor. Eskiden analog takıntısı varmış, tutuculuğu zamanla azalmış. Instagram’a sadece iphoneography’e uygun fotoğrafları, yani cep telefonuyla çektiklerini yüklüyor. İş görüşmesine giderken bile, üzerindeki takım elbiseyle çok tuhaf görünebileceğini falan düşünmeden fotoğraf çekebiliyor; gerekirse yerlere yatıyor, gerekirse duvarlara, surlara tırmanıyor… Civilking adını kullanan Kirali, en çok İstanbul’u ve kedileri çekmeyi seviyor.

“Popüler şahsiyetleri ya da panpiş muhhabbeti yapanları bir kenara bırakırsak, Instagram amatör fotoğrafçıların kendilerini göstermeleri için olağanüstü bir platform. Çünkü sadece fotoğraflar konuşuyor. İfade ikonları sayesinde, yabancı dil bilmeseniz bile fotoğraflara yorum yapabiliyorsunuz. Burada etiketler, sosyal sınıflar, dil ve din ayrımları yok, kimse kimseyi rakip de hissetmiyor ve kaba yorumlar katiyen yapılmıyor. Bir de hırsızlık hiç hoş karşılanmıyor. Senin fotoğrafını alıp iki üç filtre uygulayarak kendi çekmiş gibi sunanlara karşı hemen tavır alınıyor, yaptıkları ifşa ediliyor. Fotoğrafçıların en büyük korkusu makinelerini çaldırmaktır. Iphoneography’de bu söz konusu değil, çünkü telefonunuz zaten hep elinizde ya da cebinizde, yani kimse onu çalamaz. İlginç olaylar da yaşıyorum… Başlarda yaşlıca bir Rum beni takip etmeye başladı. Fotoğraflarına bakınca Türkiye’den göç etmiş biri olduğunu hissettim. Öyleymiş gerçekten. Arkadaş olduk. Onun aracılığıyla gene Instagram’da bir gün ABD’de yaşayan başka bir Rum’la tanıştım. ‘Sizin İstanbul fotoğraflarınızı babaanneme gösteriyorum’ diye anlattı. Babaannesi her gün ‘Yeni fotoğraflar geldi mi?’ diye soruyormuş. Politikacıların ayırdığı iki milletin aslında dost olduğunu görmüş oldum. Bu anlamda Instagram’ın çok olumlu etkisi var. Türkiye’nin tanıtımı için milyonlar harcanıyor ya, Instagram sayesinde biz bunu çok daha doğrudan ve etkili bir şekilde yapıyoruz. Başka ülkelerdeki takipçilerimizden İstanbul’u görmeye gelen o kadar çok kişi oldu ki.”

Çiler Geçici: Instagram’daki barış atmosferini seviyorum

Yıllardır Hayal Kahvesi’nde “event manager” olarak çalışıyor. Fotoğrafta çok yeni ama Audiosoup adıyla şimdiden Instagram’ın yıldızlarından. En çok İstanbul’un kuytu köşelerini ve kapıları çekmeyi seviyor. Yabancı takipçilerinden bir yayıncı, onun şahane kapı fotoğraflarından beş tanesini bir kitapta kullanmak üzere istemiş. Türkiye’den bir yayınevi de bu fotoğrafları kitap yapmayı istiyor. Geçici’nin en önemli özelliği işi gereği rock’çılarla çalışması. “Hepsini Instagram’cı yaptım” diyor.

“Fotoğraflarınızı, Instagram sayesinde (Facebook, Twitter, FourSquare gibi bağlantıları da kullanarak) anında dünyanın her yerinden birçok kişinin görmesini sağlayabiliyorsunuz. Takipçi sayınızın fazlalığı, ne kadar yetenekli olduğunuzla doğru orantılı. Kimi tutucu fotoğrafçılar Instagram’ın fotoğrafı öldürdüğünü söylüyor ama ama buna katılmıyorum. Fotoğrafın öldüğü falan yok. Tam aksine, Instagram fotoğraf dünyasını zenginleştirdi. Başlangıçta çok filtre kullanıyordum, zamanla sadeleşmeyi öğrendim, bunun için çok sayıda fotoğraf çekmem gerekti, o ayrı. Instagram’ın barışçıl atmosferini çok seviyorum. Egosu yüksek profesyoneller gelmiyor buraya, gelseler de kalamıyorlar. Amatör ruhu destekleyen, öğrenmek isteyenlere yardım eden insanlar, kabalık ve kibirlilik etmeyenler çoğunlukta. Twitter ve Facebook’taki türden gereksiz diyaloglar da söz konusu değil. Ara sıra erkek arkadaşımla didiştiğimiz oluyor ama gene fotoğraf aşkı yüzünden. Mesela İstanbul gezilerimizde bazen aynı anda bir şey dikkatimizi çekiyor. ‘O fotoğraf benim, sen çekemezsin’ diye inatlaşıyoruz, o kadar.”

Son olarak… Bu üçlü bir Instagram yarışması düzenliyor. Mehmet Turgut ve Nihat Odabaşı’yla beraber seçici kurulu oluşturuyorlar. Ön elemede 100 amatör Instagram kullanıcısını seçecek, ardından onların her birinden birer fotoğraf belirleyecekler. Seçilen 100 fotoğraf bu yılın sonunda sergilenecek. Ayrıntılar çok yakında…

Instagram’da popüler olmanın sırları

Instagram’da popüler olmanın en garantili yolu, “iyi fotoğraf çekmek”. Mustafa Seven filtre kullanmıyor. Mehmet Kirali Instagram filtrelerinden Earlybird, X-Pro II ve Sutro’yu tercih ediyor. Çiler Geçici ise yeni başlayanlara Snapseed, Camera+, Dynamic Light, Qbro, Picfx ve Photoshop’un iPhone versiyonu PS Express’i edinmelerini öneriyor. Fotoğraf çektikten sonra yapılması gereken şeyleri de şöyle sıralıyorlar.

Fotoğrafların konularını, temalarını hashtag olarak yazmak, böylece arandıklarında kolayca bulunmasını sağlamak.

Her gün en az iki üç fotoğraf yüklemek.

Başkalarının fotoğraflarına yorum yazmak.

Popüler kullanıcıları takip etmek.

Fotoğraf yüklerken, dünya saatine göre hareket etmek.

En çok kedi fotoğrafları ilgi gördüğüne göre bol bol kedileri çekmek.

Gülenay Börekçi
 
Instagram’ın öteki ünlüleri
Çiler Geçici’den “Efkâr Karması”
Mehmet Kirali’den Egoist Okur’a özel bir sinema şöleni
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
9 Responses to “Instagram’ın parlayan yıldızları”
  1. burcu yıldızer says:

    Yazıyı bekliyordum. Görür görmez elbette benim de içinde bulunduğum ve elimden bir an bile düşürmediğim bu uygulama hakkında bazı şeyler yazmamak olmazdı. Ben sanırım instagramla Temmuz-Ağustos döneminde tanıştım. Twitter’da sürekli instagr.am başlıklı fotoğraflar yayınlanıyordu. İlk başlarda timeline’ıma gelen bu gönderiler biraz canımı sıkmıştı, itiraf ediyorum. Tam olarak hangi can sıkıntısına karşılık geldiğini bilmiyorum. Galiba o dönemdeki ruh halim, bir şeye canını sıkmak istiyordu, ben de öyle hissettim. :) Ama sonra telefonuma yükleyince benim için vazgeçilmez bir şey oldu. Ben genelde portre, ev durumlarını, okuduğum kitapları, sevdiğim aksesuarları, arkadaşlarla eğlendiğim anları, bazen kedileri, bazen pencere, kapı yüklüyorum. Yani spesifik diyebileceğim bir alanım yok. Şu sıralar da kendi yazdığım yazılardan bazı bölümleri fotoğraflarımın altına yazıyorum. Fotoğrafın o yazıyla bütünleşmesini sağlıyorum.

    Ve… Mustafa’nın, Çiler’in ve Mehmet’in fotoğraflarını ilgiyle takip ediyorum. Kim etmiyor ki? Zaman zaman Mustafa’nın bilgilerinden faydalanıyorum, dinliyorum, izliyorum. Paylaşmayı seviyor. Ehh, ben de iyi bir öğrenci sayılırım. Her ne kadar çektiğim fotoğraflara yansıtma konusunda biraz inatçı olsam da…:) Kimi zaman iyi bir fotoğraf çekiyorum. Hah, bu oldu diyorum. Ama bu tamamen kendimle paylaştığım bir duygu. Yani işin popülarite kısmıyla ilgilenmiyorum. Birilerin takip ediyor duygusu, anını paylaştığını bilmek beni mutlu ediyor. Bir nevi kimi zaman yalnızlıklarını, kimi zaman da çoğul anlarını besliyor.

    Fotoğraflara bakmak yazı yazdığım için işime çok yarıyor. Çünkü o fotoğraflarda bakışlar, duygular, belki karşı karşıya geldiğinizde bahsedilmeyen duygular, yalnızlıklar, hazlar, egolar, mutlu anlar, üzüntüler… saklı. Bazen bir fotoğrafa günlerce açıp açıp baktığım bile oluyor. Hatta bazı fotoğraflar için birer hikâye yazmak gibi bir düşüncem de var.

    Meselâ Çiler’in kapı fotoğrafları inanılmaz ilgimi çekiyor. Çünkü “kapı” yazılarımda hem metafor hem de gerçek anlamıyla kullandığım bir şey. Haliyle onun koyduğu paslı kilitlere sahip, aşınmış, kıyıda köşede terk edilmiş gibi duran birçok fotoğrafı beni bir yandan hem duygusallaştırıyor hem de besliyor. Aklımda durmaksızın hikâyeler dönüyor.

    Mustafa’nın portre fotoğraflarındaki gözlere ve ifadelere takılıyorum. Kahramanlarımı yerlerine koyuyorum. Konuşuyorum. Konuşturuyorum.

    Mehmet’in İstanbul panoramasında kayboluyorum. Görmediğim ne kadar çok yer var deyip hayıflanıyorum. Bazen imreniyorum. Vaktin varken çık, at kendini dışarıya gece gündüz o anları hapset diyorum. Nihayetinde hayat sokaklarda…

    İlk takip ettiğim kişileri ve beni takip edenleri bile anımsıyorum.

    Fotoğrafı öldürüyor diyenler içinse aynı fikirde olduğumu düşünmüyorum. Aksine o sanatı daha bilinir ve daha istenilir kılıyor. Her şeyden öte inanılmaz bir “rehabilite” aracı…

    Duymayanlar, duyup da başlamayanlar varsa buyursun, gelsinler. Bizler o karelerin içinde bir yerdeyiz. :)

    • Ah Burcu ah, bu notu yazmakla başına iş açtığının farkında değilsin :))) Sonra anlatırım…

    • Ve evet, bizler o karelerin içinde bir yerdeyiz. kendi adıma ruh halim o kadar yansıyor ki çektiğim fotoğraflara. son iki gün çok zor geçti, ben de bugün hastane dönüşü sapıttım mesela. Bakarsan görürsün. Son birkaç aydır hüzünlü şeyler çekiyordum ama bugünkü kadar sapıttığım hakikaten hiç olmamıştı. Aslında baktığımız ve sevdiğimiz fotoğraflar için de geçerli bu, bugün hangi fotoğrafa uun uzun baktığımın kesinlikle bir önemi oluyor…

      Sevgiler, öpücükler…

      • burcu yıldızer says:

        Eyvah! Demek başıma iş açtım.:) Acaba yorum silinebiliyor muydu? Abra kadabra desem?:)

        Egoist Okur’dan başıma gelecek her türlü karışıklığa hazırım. Merak ettim doğrusu. Bende de güzel şeyler var ama onu saklıyorum buluşmaya.:) Gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini henüz bilmiyorum ama olursa benim için çok büyük bir adım olacak. En azından istediğim.

        Yorumu geç gördüğüm için (şöyle bir uyarı mekanizması olsa keşke; hani oluyor ya yorum yazdığım başlıklara bir şey eklendiğinde bana bilgi maili gelsin gibi) cevabı da geç oldu haliyle. Ama işte şimdi belirtilen tarih aralığına IG’de bakabilirim. Gerçi tahmin ettiğim fotoğraflar olduğuna da eminim ama olsun yine de bu cümlelerin üzerine yeniden bakacağım.

        Öpücükler :)

  2. gülş says:

    detaylı yazınız için teşekkürler :)
    bu üç kişinin instagram kullanıcı adlarını da paylaşmanız onları bulmamız açısından faydalı olurdu. tabii kendi tercihleri ile paylaşılmaması söz konusuysa başka.

    mutlu seneler dilerim.

  3. Yok, hiç alakası yok. Onları kendi adlarıyla arayınca bulabiliyorsunuz zaten. Ayrıca yazının sonundaki linkleri takmip ederseniz, Instagram nickname’lerine de ulaşabilirsiniz. Gene de yazayım, nickname’leri audiosoup, civilking ve mustafaseven. Bu arada yazıyı sevdiğinize memnun oldum.

    Mutlu yıllar size de :)

Leave A Comment