Egoist okur

Iraklı bir kitap âşığının gözyaşları

Aşağıdaki video Iraklı bir blogger tarafından yüklenmiş, ben Maria Popova’nın Explore‘unda buldum. Irak’ın entelektüel hayatının ölümünü, kitapların yok edilişini anlatırken gözyaşlarını tutamayan bu muazzam adamı ben de ağlayarak seyrettim. Dün geceden beri aklımdan çıkmıyor.

Popova, Mary Ruefle’ın “Kitap okuyan bir insan, işlerin yolunda olduğunun işaretidir” sözünü hatırlatıyor haberinde. Doğru söylüyor, kitap okumak pekala bir lüks bile olabilir. Tek dileğim işlerin bir an önce yoluna girmesi. Hem bizim için, hem de böyle dertleri olabileceğini hiç aklımıza getirmediğimiz başkaları için…

Gülenay Börekçi

al mutanabbi caddesi egoistokur gulenay borekci 1

Al-Mutanabbi Caddesi bombalandıktan hemen sonra, yanmış kitaplar ortalığa saçılmışken. Öteki fotoğraflarda caddenin yenilenmesine katkıda bulunabilmek için bir sergi açan İngiliz sanatçıların bu işlerinden örnekler.

Bağdat’ın merkezindeki Al-Mutanabbi Caddesi’nde bir zamanlar sıra sıra kitapçı dükkanları varmış ve burası Irak başkentinin kültürel merkezi sayılıyormuş. Adını 10’uncu yüzyılda yaşamış Arap şairi El-Mutenebbî’den alan cadde, 2007’de 30 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir bombalanma hadisesine şahit olmuş. Anlatılanlara göre, yanan kitapların dumanı iki gün boyunca Bağdat’ın üstündeki gökyüzünde asılı kalmış.

Cadde 2008’de yenilenerek açılmış. Kitapçı Naeem al-Shateri, ya da daha bilinen mahlasıyla Abu Rabie’nin idare ettiği ünlü cuma müzayedeleri de yeniden başlamış. Saddam Hüseyin döneminde yasak kitaplar satmak suçundan defalarca hapse alınmış bir komünist olan Abu Rabie, yarım yüzyıldır her özgür kalışında ait olduğu yere dönmüş ve elbette bombalama olayından sonra da orayı terk etmemiş.

Abu Rabie kendini bir kitapçı olarak değil, her şeyden önce bir kitap âşığı olarak tanımlıyor. ABD ambargosu sırasında birçok Iraklı entelektüel ailelerine bakabilmek için kütüphanelerini satmak zorunda kalmış. Duydunuz, şöyle anlatıyor: “Iraklı entelektüeller kitaplarını çocukları gibi seviyordu. Ambargonun ardından, önce evlerindeki tabak çanakları, sonra giysileri sattılar. En sonunda da (sesi kırık dökük bir hal alıyor) kitaplarını…”

 2012’de ölen Abu Rabie beş parasız kalan bu insanların ellerindeki kitapları satabilmeleri için birkaç yıl boyunca her cuma sokak müzayedeleri düzenlemiş. Alıcıların dikkatini çekmek için büyük Arap şairlerinden dizeler okuyormuş.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment