Egoist okur

İstanbul Ansiklopedisi için yeni bir “Eskici Erhan” aranıyor!

Reşat Ekrem Koçu’nun tüm eserlerini yeniden yayınlamaya başlayan Doğan Kitap’a teşekkürü bir borç biliyorum. Fakat onlardan ya da bu memleketin diğer yayıncılarından bir ricam var: Reşad Ekrem Koçu’nun tarih boyunca İstanbul için önemli kim varsa zengin yoksul, güçlü güçsüz, akıllı meczup, terbiyeli edepsiz ayırt etmeden müthiş bir titizlik, adalet ve sahicilikle anlattığı şaheseri “İstanbul Ansiklopedisi”ni de onca yıl sonra bassalar… Siz veriyorum, işte o zaman bildiğim bütün teşekkürler bunu yapan yayınevine, editörlere  gidecek.

Gülenay Börekçi

resad ekrem kocu egoistokur gulenay borekci

İstanbul Ansiklopedisi yeniden yayınlanır mı?

Tarihçi Irvin Cemil Schick, Ruhun Gıdası Kitaplar’dan “Aile Aşçısı” kitabının önsözünde daldan dala atlayarak anlattıklarıyla sıcaktan fazlasıyla bunaldığım, “Hangi ağacın gölgesine sığınsam, hangi serin sulara atsam kendimi” diye kaçış hayallerine daldıkça kaçmanın imkansızlığını iyice idrak edip kadere küstüğüm bir İstanbul akşamüstünü benim için fazlasıyla güzelleştiriyor. O kitabı bir ara ayrıca anlatmıştım, o yüzden şimdilik Schick’in konduğu dallardan birinde naklettiği güzel hikâyeyi anlatacağım… Hikâye de değil aslında, Reşad Ekrem Koçu’yla ilgili gerçek bir olay.

Reşad Ekrem Koçu’yu biliyorsunuz… Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin bazı bölümlerini bugünkü dile aktaran, 6 ciltlik “Türk Giyim Kuşam ve Süsleme Sözlüğü”nü yazan, uzak ve yakın tarihimizle ilgili akla gelebilecek her konuda bilgi aktaran, kalem oynatan Koçu’nun en önemli eseri hiç şüphesiz “İstanbul Ansiklopedisi”ydi. Ne yazık ki İstanbul’un her yönüyle ayrıntılı olarak sınıflandırıldığı muazzam eser tamamlanamadı ve “G” harfinde kalakaldı.

İstanbul Ansiklopedisi yahut eşsiz bir İstanbul Wikipedia’sı

“Adından da anlaşılacağı üzere bu bitmemiş şaheserin İstanbul hakkındaki bütün ‘önemli’ bilgilerin topluca sunulacağı bir yer olması amaçlanıyordu” diyor Schick. “Bu yüzden eserde şehrin doğal yapısı, mahalleleri, sokakları, camileri, türbeleri, hamamları, çeşmeleri, tekkeleri, bilim, sanat yahut siyaset alanında isim yapmış simaları gibi konularda maddeler olması elbette beklenir; ancak onların yanı sıra umumhane insanları, meczuplar, hovardalar, kabadayılar, kumarbazlar, dilenciler, çapkınlar, köçekler ile bilumum ehl-i keyf ve esnaf da Ansiklopedi’de yer alıyor. Üstelik madde seçimi ve sıralaması da çok ilginç. Örneğin ‘A’ harfi altında ‘Açık Saçık Gezme Yasağı’, ‘D’ harfi altında ‘Denize Uçan Otomobiller’, ‘E’ harfi altında ‘Erkeklerde Sefihane Kıyafet Yasağı’ maddeleri yer alıyor.”

Çok kafa karıştırıcı görünüyor, değil mi? Ansiklopedi’de bir dönemin kıyafetleriyle ilgili olarak bilgi edinmek istiyorsanız, “Kıyafet” maddesini bulacağınız “K” dışında başka birçok harfe ve maddeye daha bakmanız gerekiyor. Ama bir yandan da eğlenceli. Macera duygusu veriyor. Ayrıca bana çocukken bizimkilerin kütüphanesinin alt rafında keşfettiğim Hayat Ansiklopedisi’ni hatırlatıyor. Daha doğrusu o ansiklopediye gömülüp içinde kaybolduğum günleri… Günümüzün online kolektif ansiklopedisi Wikipedia’ya dalmak gibi bir şeydi benim için; daldan dala uçmamı, konudan konuya atlamamı, aklıma hayalime gelmeyecek konuları “merak etmemi” sağlamıştı.

“Eskici Erhan” kimdir?

Ama durun, Schick’in yazısındaki şu günümü güzelleştiren şeyden size daha bahsetmedim.

Ansiklopedi’nin “E” harfi altında “Eskici Erhan” diye bir madde varmış, altındaki açıklama da şuymuş: “1945-1946 yılları arasında gazete satıcılığı yapmış 14-15 yaşlarında pırpırı bir çocuk. ‘46 yazında Reşad Ekrem Koçu’nun aziz dostu heykeltıraş Râtib Âşir Acudoğlu ile birlikte Kumkapu’da bir meyhânede unuttuğu büyükçe bir paketi, ertesi günü Ankara Caddesinde 50 numaralı binânın alt katındaki İstanbul Ansiklopedisi bürosuna getirmek ferâset ve nezâketini göstermişdir. Unutulan paketin içinde ‘İstanbul Ansiklopedisi’nin ‘R’ harfi orijinal dosyaları bulunuyordu.”

Günümü değiştiren şey, işte Koçu’nun yazdığı bu “Eskici Erhan” maddesi oldu. Suratsızdım, tebessüm etmeye başladım ama gözlerim de doldu. Düşünsenize; Erhan isminde bir eskici çocuğun eline çöp topladığı mekânlardan birinde bazı belgeler geçiyor ve çocuk bu kağıt parçalarının içeriğini bilmese de önemini hissedip bir şekilde sahibine teslim ediyor. Şahane! Daha şahane olansa, Koçu’nun teşekkür olarak onu, tam da kurtardığı ansiklopedide ölümsüzleştirmesi…

Sadede gelirsem; bu memleketin yayıncılarından, kültür sanat kurumlarından bir ricam var… Birkaç sayfayı kurtardığı için çöp toplayan çocuğun adını her şeyden çok kıymet verdiği Ansiklopedi’sinin maddeleri arasına katan ve böylece onu İstanbul’un kahramanlarından biri haline getirerek ölümsüzleştiren kadirşinas Reşat Ekrem Koçu’nun bu şaheseri, internet keşmekeşinin orasında burasında bulduğumuz silik soluk pdf’lerden okunmayı kesinlikle hak etmiyor. Çalışmanın çok meşakkatli olduğunu, pahalıya patlayacağını hatta muhtemelen yıllarca süreceğini biliyorum ama tanıdığım, tanımadığım kitap tutkunları adına arzum bu memleketin kültürüne ve bu şehre saygılı bir yayıncının çıkıp “İstanbul Ansiklopedisi”ni onca yıl sonra nihayet yeniden basması. O zaman bildiğim bütün teşekkürler bu yayıncıya gidecek. Eskici Erhan’dan sonra bir kahramanım daha olacak.

Murat Bardakçı: “Yeter ki yarım kalmasın!”

Gazeteci Murat Bardakçı bu konuda defalarca yazmıştı. Ansiklopedinin yayınlanmamış maddeleri, yazarın bu maddeleri renklendirmek, zenginleştirmek için kullanmayı planladığı ve bizzat ressamlarından, çizerlerinden aldığı yüzlerce görsel malzemeyle birlikte Reşad Ekrem Koçu’nun mirasçılarında, tozlu ve açılmamış olarak duruyormuş ve Bardakçı incelediği kolilerden birinde, “Himmet buyurun, sadece kâğıt ve baskı için gereken meblâğı lütfedin! Kendim için tek kuruş istemiyorum, yeter ki bu eser yarım kalmasın” meâlinde ve dönemin servet sahiplerine seslenen bir yakarışa bile rastlamış. Anlaşılan o ki Eskici Erhan kadar bile düşünceli olamamış, Koçu’nun müracaat ettiği zenginler. Bardakçı, “Yapılması gereken, şehrin bu büyük evlâdının eserinin başına şimdi bir iş gelmesine mâni olmaktır. Ansiklopedinin asıl sahibinin, yani Reşad Ekrem Koçu’nun yanı sıra madde yazarlarının ve ressamların karmaşık vaziyetteki telif meselelerinin halledilmeli ve mevcut ciltlerin tıpkıbasım şeklinde, çıkmamış kısımlar ise önceki yayındaki sisteme uyarak aynı mizanpajla yayınlanmalıdır” diyor.

BİR FİLM: Kayıp 11. cildin peşinde

Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi bir de sinema filmine konu olmuştu. Pelin Esmer’in yönettiği “11’e 10 Kala”nın başrollerini Nejat İşler ile Mithat Esmer paylaşmıştı. Yazmıştım, yine anlatayım…

“11’e 10 Kala” tam da adının çağrıştırdığı gibi, bir geri sayımın öyküsü. 83 yaşındaki Mithat Esmer’in, zamanın hızla akışına bir nebze olsun set çekmek, hayatta kazandıklarını ve kaybettiklerini unutmamak, hafızasını diri tutmak için düştüğü kayıtlara, yani dev koleksiyonuna kahramanca sahip çıkmasını anlatıyor. Bu mücadelede işbirliği ettiği kişiyse oturduğu apartmanın kapıcısı Ali.Çok sevdiğim bir sahne de var filme. Daha başlarda, koleksiyonun parçalarından biri olan eski bir teyp bozuluyor ve kaset geri sarılamaz hale geliyor. Kaydedilenlerin hiçbiri yaşanmamış, bazı konuşmalar hiç yapılmamış gibi… Teyp ancak filmin sonuna doğru düzeliyor. Kaset geri sarılabilir hale geldiğinde Mithat Amca’nın, kapıcı Ali’nin ve elbette seyircinin belleği kurtarılmış oluyor.

Bu sahne bütün filmin özeti aslında. Zira ısrarla ve inatla hatta aşkla İstanbul Ansiklopedisi’nin bulunamayan 11. cildini arayan Mithat Amca gibi kişiler, günlük hayat nesnelerinin koleksiyonunu yaparken hayatımızın önemsiz sandığımız ayrıntılarını hatırlamamıza da yardımcı oluyorlar. (Tıpkı Reşad Ekrem Koçu’nun yaptığı gibi.) O ayrıntılarla anlam kazanıyor yaşadığımız aşklar, hissettiğimiz kırgınlıklar, maruz kaldığımız haksızlıklar, öfke patlamaları, pişmanlık sancıları, gözyaşları, girdiğimiz büyük mücadeleler, kazandığımız küçük zaferler ve diğer her şey…

Reşad Ekrem Koçu Doğan Kitap’tan çıkan kitapları

İstanbul’da Aşk Yolunda Neler Olmuş? * Topkapı Sarayı * Tarihimizde Kahramanlar * Fatih Sultan Mehmed * Osmanlı Tarihinin Panoraması * Kösem Sultan * Eski İstanbul’da Meyhaneler Ve Meyhane Köçekleri * Aşık Şair ve Padişahlar * İstanbul Tulumbacıları * Osmanlı Padişahları * Cevahirli Hanımsultan * Tarihimizde Garip Vakalar * Yeniçeriler * Kızlarağasının Piçi * Esircibaşı * Erkek Kızlar * Tarihte İstanbul Esnafı * Dağ Padişahları * Patrona Halil * Hatice Sultan ile Ressam Melling * Forsa Halil * Kabakçı Mustafa

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment