Egoist okur

İzzet Yasar: Şehit Çocuklar Cumhuriyeti

Eksikliğini en çok hissettiğim kişi şair, hikayeci İzzet Yasar. Çünkü bu sıralar onu tweetlerini okuyamıyorum. Nedenini açıkladı aslında ama yine de merak eden, “Neler oluyor?” diye soran çok.

İzzet Bey, bu sabah aldığım e-mailinde, sosyal medyadan ayrılma kararının sebeplerini anlatıyor. Ama tabii yazısı bundan ibaret değil; içinde birkaç çok önemli mesaj var, o yüzden -iznini alarak elbette- siz de okuyun istedim.

Gülenay Börekçi

Şehit Çocuklar Cumhuriyeti

Toplumsal şebekeden en son şu mesajı yazarak ayrıldım:

“Faşist tehditler aynı evi paylaştığım aile fertlerini tedirgin etti. Sorumluluktan, Twitter’ı ve Facebook’u bırakıyorum. Yalnız yaşasaydım, durum farklı olurdu.”

Gerçekten, bana tehdit ve hakaretler savuran yüzlerce kişi, hızlarını alamamış, bu işi yakınlarımı terörize etmeye kadar vardırmışlardı. Bu kendiliğinden gelişen linç kampanyasının nedeni ise Maçka, Trabzon’da PKK’nin öldürdüğü talihsiz çocuğun “kullanımıyla” ilgili tweetimdi:

“Ayin bittiyse sorabilir miyim:

Bu çocuğa neden Türkçe öğretemediniz?

Bu çocuğu neden çatışma bölgesine götürdünüz?”

Çocuğu ikonalaştırmaya yönelik devlet/medya eseri kampanya için kullandığım “ayin” kelimesini “cenaze töreni” olarak anlamışlardı ve bunu Müslümanlara hakaret olarak görüyorlardı.

Çocuğun Türkçe yanlışlarıyla dolu Facebook paylaşımını kastettiğim cümleyi ise şehide hakaret olarak yorumluyorlardı.

Onları en çok çıldırtan şey ise son soruydu. Bir öncekiyle bağlantılıydı ve tabii bunu da kimse anlamaya çalışmıyordu. Anadilini doğru dürüst öğretmeyi bile beceremediğimiz bu çocuk, silahlı askerlerin yürüttüğü tehlikeli bir misyonun içinde ne arıyordu?

Bu yazıyı yazmamın asıl sebebi şahsî bir derdimle ilgili şikâyet paylaşmak değil tabii. Ayin dediğim ve eleştirilmesi bile öfke krizlerine yol açan şeyin, aslında ortak bir suçun örtbas edilmesi olması. Çocuğun köylülerinin ve köydeki askerlerin ortak suçu. Ama aynı zamanda devletin ve medyanın da paylaştığı bir suç. Anadilini doğru dürüst öğretemeyen devletin, onu terörist katillerden koruyamadığı gibi, medyanın ve entelektüellerin de desteğiyle, gerçeği örtbas etmek için, şimdi “küçük şehidimiz” olarak ikonalaştırıyor olması.

Bu maceranın bana öğrettiği bir şey de şu oldu: Gezi tertibi sırasında Berkin Elvan’ın erken militanlaştırılmasına, DHKP-C ve şiddetsever Sartre bozuntusu entelektüeller tarafından ikonalaştırılmasına Twitter’da itiraz etmiştim. O zaman aldığım tepkilerle şimdi aldıklarım arasındaki benzerlik çarpıcı. İki kesimin de kavramsal saldırı silâhları aynı: Ölümle, tecavüzle, dayakla tehdit; sülâlemle cima etme arzusu; ihanet, “insan olmama” suçlaması. Başkaları da var tabii.

Demek ki sağ sol fark etmiyor, bu toplum çocuk şehit istiyor, tapacak ikona istiyor. Çocukları silâhlı çatışma ortamlarına sevk edenler kahraman olarak kalırken, talihsiz çocuklar şehitlik mertebesine yükseliyor.

Bir gözlemimle bitireyim: Bana ve aileme yönelik yüzlerce tehdit ve hakaret mesajı, bu memleketin en azgın faşistlerinden geliyordu. Erdoğan’ın çözüme ikna ettiği insanlar bunlardı. Bence Fetullahçıların en büyük başarısı, bu mucizeyi yıkmak oldu.

İzzet Yasar

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment