Egoist okur

“Masal dinlerken hepimiz hafif bir transa giriyoruz…”

Judith Malika Liberman’ın adını eminim duydunuz. Hani şu şehrin şurasında burasında masal geceleri düzenleyen ve anlattığı masallar aracılığıyla zihnimizin en derininde gizlenenlerle yüzleşmemizi sağlayan güzel kadın… Arkadaşım Aycan Aşkım Saroğlu’nun tavsiyesiyle, düzenlediği bu masal gecelerinden birine birkaç hafta önce ben de katıldım ve dışarı hafiflemiş olarak, adeta mutluluktan uçarak çıktım. Açıkçası, “Uyuyan Güzel” masalını daha önce hiç kimse bu kadar güzel anlatmamıştı.

Sonra da masallara aşık birinin masallara kendisi kadar aşık başka biriyle karşılaşınca yapacağı şeyi yaptım… Onunla konuştum. “Masal anlatıcılığı hareketi”nden, “hasatçı” olmanın öneminden, masal dinlerken nasıl bir nevi trans haline geçtiğimizden ve başka şeylerden bahsetti. Masallardan konuşurken aslında tüm hayattan konuştuğumuzu fark etmek güzeldi. En sevdiğimiz masal kahramanının aynı olması da öyle…

Gülenay Börekçi

İlk kez 2016’da yayınlanmıştı. Ama yazarın Hep Kitap etiketli yeni kitabı Masallarla Yola Çık yayımlanınca, bunu yeniden paylaşabileceğimi düşündüm.

judith malika liberman egoistokur gulenay borekci dogan novus

İllüstrasyonlar bu adresten alındı.

“İçerisi hayal doluydu; herkes ördüğüm masal halısının üzerine atlayıp benimle beraber uçmaya başlamıştı”

Masal anlatıcılığı tam olarak ne demektir, bizim kültürdeki meddahlığa benzer bir şey mi?

Evet, Türkiye’de meddahlar, dengbejler ve ateşin başında masal anlatan insanlar var biliyorum. Tabii bu günden güne azalıyor çünkü televizyon her şeye hakim olmuş durumda. Eskiden masal anlatıcılığının insanların hayatında çok önemli bir yeri vardı; ortak bir hayal örülüyordu masallarla…

Peki siz masal anlatıcılığı yaparak yaşamaya ne zaman karar verdiniz?

Masal anlatmayı çok sevdiğimi 14 yaşına geldiğimde anladım.

Nasıl oldu bu?

Yaşadığımız yerde bir orman, onun ortasında da eski bir saray, daha doğrusu av köşkü vardı ve orada bir masalcı buluşması düzenlenmişti. İnsanlar kocaman bir şöminenin önüne toplanmış, birbirlerine masallar anlatıyorlardı, çıkıp ben de anlattım. Bunu daha önce de yapmıştım ama o gün farklıydı, çok özeldi. Odadaki enerjiyi hissettim, içeride hayal dolu bir hava vardı, sanki herkes ördüğüm masal halısının üzerine atlayıp benimle beraber uçmaya başlamıştı. Asla unutmayacağım bir his.

Sonra ne oldu?

Konservatuara girerek bu sanatla ilişkimi derinleştirdim. Ama kendimi profesyonel bir anlatıcı olarak görmem senelerimi aldı. Sanırım insan hangi sanat dalını seçerse seçsin böyle oluyor. İşte masal anlatıcılığının da benim içimde demlenmesi lazımdı ve bu biraz zaman aldı.

judith malika liberman egoistokur gulenay borekci dogan novus 2

“Aslında her masal ‘aşk’ın ve bilgeliğin peşinde simgesel bir yolculuktur”

Hepimiz masal okumayı severiz, masal dinlemeyi de. Peki anlatmak bize ne katar, hayatımızı nasıl değiştirir? Siz de zaten “Masal anlatmak, hele bunu her gün yapmak hayatımızda devrim yaratmanın bir yolu” gibi bir şey söylüyorsunuz…

Biliyor musunuz, hepimiz doğuştan hikayeciyiz. Hikaye anlatmak, yaşadığımız gerçekliği alıp başkalarıyla paylaşabileceğin bir hikayeye dönüştürmektir. Böyle bakınca görmek zor olmaz, aslında hayat hikayemizi de biz şekillendiriyoruz. Yaşadıklarımızı başkalarına anlatırken neyi öne çıkarıp neyi gizleyeceğimize, etkisiz hale getireceğimize kendimiz karar veriyor, böylece kendi gerçekliğimizi yaratıyoruz.

Gerçekten daha gerçek olan bir gerçek… Soruyu biraz değiştirip sorayım: Masallara tam olarak niçin ihtiyacımız var? Masal dinlerken bize ne oluyor?

Masal dinlediğimizde hafif bir transa giriyoruz. Hem buradayız hem de kahramanla beraber yollara düşüyor, bir hazinenin izini sürmeye başlıyoruz. Aslında her masal ‘aşk’ın ve bilgeliğin peşinde simgesel bir yolculuktur. Hayal yolunda yaşadıklarımız bizi değiştirebilecek kadar güçlü aslında. Biz fark etmiyoruz ama masallarda yaşadığımız hayali maceralar bizi günlük hayatımızda daha dolu, daha içten olmaya çağırıyor hatta adeta bizi daha cesur olmaya hazırlıyor.

Benim hep dikkatimi çeken bir şey var: Sanki masallar bizim bilmediğimiz bir kaynaktan fışkırıyorlar. Ve ister Doğuda ister Batıda olsun bütün kültürler onları alıp kendilerine uyarlıyor. Bu yüzden de her coğrafyanın kendi Cinderella’sı, kendi Şehrazat’ı var.

Evet, ünlü psikanalist Carl Jung’un ortaya attığı kolektif bilinçdışı kavramını hatırlayalım. Masallar simgesel bir dille bizim en derin korkularımızdan ve en kuvvetli ümitlerimizden bahseder. Bunlar tek bir culture bağlı olmayan evrensel kavramlar ve masallardaki kahramanların hepsi birer arketip. Dediğiniz doğru, aynı masala Yunan, Rus, İranlı ve Türk masal kitaplarında rastlamak beni hâlâ hep şaşırtıyor.

Şehrazat demişken, bildiğim en muhteşem masal kahramanı o. zira masal anlatmazsa öleceğini biliyor ve bu yüzden de sürekli masal anlatıyor. Sonunda onu kurtaran da bu oluyor… Siz ne dersiniz 1001 Gece Masalları’na dair, okudunuz mu?

Şehrazat benim de en sevdiğim kahraman. Onu benim için özel kılan Şehriyar’la evlenmeye karar vermesi. Kalbi kırık ve kıskanç Şehriyar her gün başka bir kadınla evleniyor ve her sabah önceki gece evlendiği kadını öldürtüyor. Düşünsenize, her gün bir genç kadın ölüyor. Başvezirin kızı olan Şehrazat güvende aslında. Zira padişah başvezire bir söz vermiş, kızıyla asla evlenmeyecek. Fakat Şehrazat akıllı ve eğitimli bir kız, ayrıca cesur. Ülkedeki tüm kadınları kurtarmak için bir plan yaparak kendini ateşe atıyor. Sonunda da ölmemeyi başarıyor. Kocasına her gece bir masal anlatarak ve her sabah masala en heyecanlı yerde keserek… Görüyor musunuz, masallardaki kadınların zayıf ve edilgen oldukları sanılır. Şehrazat’sa tam aksi, hem hem fedakar, hem cesur hem de çok akıllı. Bu masalın sevdiğim bir yanı da şu: masallar herkese iyi gelir, öfkeli bir kadın katili olan Şehriyar’a bile.

judith malika liberman egoistokur gulenay borekci dogan novus 1

“Masal-Terapi’yi, okuyana bir dost, bir pusula olsun, karanlıkta yolunu bulmasına yardım etsin diye yazdım”

Bir “masal anlatıcılığı hareketi”nden bahsediyorsunuz… Neye dair bir hareket bu ve biz nasıl bir parçası olabiliriz?

Hikaye anlatmak, dinleyene bir şey hissettirme sanatıdır. Hikayeler bize kim olduğumuzu, ve hangi değerleri önemsediğimizi de hatırlatır. Fakat son on senede hayatımıza giren akıllı telefon teknolojisi, iletişim kurma şeklimizi çok değiştirdi. Yüz yüze daha az vakit geçiriyor, yazarken daha kısa cümleler kuruyoruz. Minimum bilgi alışverişi seviyesinde bir iletişim bu, hiçbir şey hissettirmiyor, duyulara hitap etmiyor. Tehlikeli de. Halbuki yüz yüze, göz göze konuşurken sadece bilgi iletmiyoruz, birbirimizle bağ kuruyoruz. Söz yetmiyor bunun için, sessizliğe ve zamana da ihtiyacımız var. Neyse ki son zamanlarda Batıda ve Türkiye’de masal anlatmanın önemi yeniden keşfediliyor.

“Hasatçı” olmanın öneminden de bahsediyorsunuz. Bu ne demek tam olarak?

Her yeni gün, yeni hikayeler yaratmak için sorular sorar, malzemeler sunar. Bakın birkaç soru sorayım size: Bu hafta size ilham veren şey neydi? Herhangi bir konuda fikrinizi değiştiren bir olay yaşadınız mı? Peki değer verdiklerinizi hatırlatan bir olay oldu mu? Her soru başka bir hikayeyi çağırıyor. Hayatımıza yön veren hikayelerin farkında olmamız lazım, çünkü onları anlatmak hem bizi güçlendirir hem de çevremizdekilere ilham veririz. Hasatçılık budur işte, hayattan hikaye toplamak…

Unutulmaya yüz tutmuş ya da kayıp masalları bulmak için neler yapıyorsunuz?

Masal konusunda aslında çok kaynak var, 16. yüzyıldan beri masallar hep kitaplaştırıldı. Tabii her masal modern insanın ilgisini çekmeyebiliyor. Kitabı hazırlarken binlerce masalın arasından günümüz dünyasında bize rehber ve yoldaş olacak 54 tanesini seçmek oldu. Masalların unutulmamasını istiyorsak onlara hayatımızda yer açmalıyız. İyi ki çocukları uyutmak için onlara masal anlatıyoruz da bu sayede masallar unutulmuyor.

Kitabınızda ne yapmak istediniz tam olarak? Bu bir masal kitabı mı yoksa başka türlü bir işlevi mi var?

Bu kitabı, okuyana bir dost, bir pusula olsun, karar vermesine, karanlıkta yolunu bulmasına yardım etsin diye yazdım. Bu 54 masalın hiçbiri peri masalı değil. Bilgelik geleneklerinden geliyor, ilham ve ders veriyorlar. İnsan bazen hayatta yolunu kaybeder ve bir dost tavsiyesine ihtiyaç duyar, işte öyle zamanlarda rastgele bir sayfa açın ve oradaki masalın mesajını okuyun, soruları cevaplayın, alıştırmaları yapın. Yolunuzu aydınlattıklarını göreceksiniz. Okurlarım kitabımı ailecek okuduklarını yazıyor ve bu beni çok mutlu ediyor.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment