Karaduygun’un yazarına dair bir edebi tahmin oyunu
Odak noktasında Birhan Keskin’in olduğu, onun hikayesinden yola çıkılarak yazılmış novelladan bahsetmiştim. (Müthiş bir yazardan müthiş bir şairi okumaya hazır mısınız?) İki gündür bir sürü e-posta geldi takipçilerden, kitabı kimin yazmış olabileceğini tahmin etmeyi deneyen… Aralarında isabetli tahminde bulunanlar vardı. Buna sevindim ama gelen e-postalar da beni biraz kışkırttı. “En iyisi” dedim kendi kendime, “Ben söylemeyeyim yazarının kim olduğunu, okurlar bulsun.” İpucu vereyim desem olmaz, o kadar iyi tanıyorsunuz ki şıp diye bulursunuz, oyunun da tadı tuzu kalmaz.
Böylece bugün için yazmayı planladığım yazıyı, yazınsal bir oyun oynayabilmemiz için erteledim. Niye olmasın ki? Haydi adı Karaduygun olan (“melankoli” anlamına geliyor) kitaptan aşağıdaki iki bölümü okuyun ve bu dilin, bu sesin, bu zihnin size aşina olup olmadığına karar verin. Yazarını tahmin edebilirseniz de bana muhakkak yazın… Birhan Keskin’in sayfada gördüğünüz fotoğrafını jigsaw puzzle çözer gibi itinayla hep birlikte önce kitabın yazarının fotoğrafıyla tamamlayalım, en sonunda da kapağı görelim…

“Herkes gürültüden kaçsa da, kimse sessizlikte buluşamaz…”
“Birhan oturma odasının ortasında nefesini tutmuş, gürültüyü düşünmekten başka bir şey yapamıyordu. Halbuki gürültünün onu düşünmesini istiyordu şimdi. Onca patırtının içinde sessiz bir zonklamaydı. Teninde duymadıkça hiçbir acıyla özdeşim kuramayan, sadece kendi gözyaşının tuzunu tadan, bir tek kendi korkusuyla dudağı uçuklayan, yalnızca kendi kederiyle kanser olan harfsiz bir iç burkuntusuna kapılmaktansa, bütün haykırışlara ve gümbürtülere, iniltilere ve çangırtılara kulak kesilip ruhunun ruhuyla dinliyordu sesleri.
Ruhun da bir ruhu vardır, bundan eminim.
Ruh içeriyi duyar, ruhun ruhu ise ötekileri. Biri uyumun ve armoninin ilmiyle titreşirken, öbürü canhıraş bağırtılarla parçalanır. Dünyanın uğultusuna katılır. Birhan oturma odasında üstünde pijamayla dikiledursun, uzaklarda ruhunun ruhuyla uluyordu. Kelimelerle uluyordu hem de. Ne gelişigüzel bir düşünüş, ne de kelimesi kelimesine alacalı bir betimle. Uykusunu bölen her neyse, harfiyen işittiğini geçiriyordu içinden.”
Ne zaman gürültüye uyansak, gözümüzü açtığımız yer, kendi ellerimizle yontamadığımız bir kafa!





































































































haberi duyduğumda ilk tahminim (dileğim) ayfer tunç’tu ama alıtıntıyı okuyunca ilk aklıma gelen sanırım murathan mungan… yanılıyor olabilirim tabii :)
Sema Kaygusuz
Merhabalar,
İçimdeki his beni yanıltmıyorsa, bu dil, bu anlatım kesinlikle Figen Şakacı’ya aittir.
Bence de Sema Kaygusuz.
İnci Aral olabilir mi? Daha önce de gerçek karakterlerden esinlenerek romanlar yazmıştı.
Bence Deniz Durukan… Zamanı gelmişti :)
Sema Kaygusuz
Mine Söğüt
Ayfer Tunç
Sema Kaygusuz elbette
Dersimli bir babannenin torunu olmak yüzündeki gizeme başka bir duruluk vermiş onun ! İnce bir zar gibi hem örülü, hem de deli özgür… Ne dokunabiliyorsunuz nede uzak kalabiliyorsunuz! Yüzünde bir yer ona çok yakışıyor! Dilinin altındaki büyülü iksirle Birhan Keskin’i ancak böyle Sema Kaygusuz anlatabilir
:))
Sema Kaygusuz olduğunu düşünüyorum.