Egoist okur

“Kelimeleri yeniden meşhur etmeye karar verdik”

Grafik tasarımcı Banu Ertuğrul ve dijital iletişim uzmanı Onur Ertuğrul, 1 Ocak 2015’te bir proje başlattılar ve “Lûgat365” adlı sosyal medya hesabı üzerinden her gün takipçilerine bir kelimeyi, anlamı, etimolojik kökeni ve kullanıldığı bir edebi alıntıyla sundular.

Sloganları etkileyiciydi: “Bazı kelimeler çok güzel.”

O kadar büyük ilgi gördü ki kısa sürede bir sosyal medya fenomeni haline geldi. “Birbirimize ve hayattaki güzel şeylere, onların hayatı değiştirme gücüne inanan iki kişiyiz” diyen Ertuğrul çifti önce Galata’da “Güzel Kelimeler Dükkânı”nı açtı, sonra Can Yayınları etiketli bir kitap çıkardı. Dükkânda hem güzel kelimelere hayat veren ürünler; defterler, çantalar, posterler, bardak altlıkları hem de Paşabahçe firmasıyla işbirliği halinde ürettikleri bardaklar satılıyor. Son zamanların en şahane işlerinden birini yaratan ikiliyle konuştuk…

Gülenay Börekçi

lugat365 can yayinlari egoistokur gulenay borekci

Lugat365’i yaratan Banu ve Onur Ertuğrul anlatıyor

“Öğretmen değiliz. Yazar değiliz. Çevirmen bile değiliz. Kelimelerle ilişkimiz bir aşk ilişkisi”

Bazı kelimeler neden ötekilerden daha güzel?

Güzel bulduğumuz kelimelere dönüp bakınca, hepsinde ortak olan nokta galiba hikâyeleri olması. Tarif ettiği duygu olsun, tekâbül ettiği durum olsun, melodisi olsun, anlamı olsun; hepsinin sırrı o kelimenin doğuş hikâyesinde galiba.

O güzel kelimeleri nasıl oldu da unuttuk?

Unutuşumuz sadece güzel kelimelerle sınırlı değil galiba. Daha geniş bir çerçevede, bizatihi güzellik kavramının kendisini ihmal ediyor ya da unutuyoruz. Gündelik hayatlarımızın kurgusu ve ritmi, başka değerleri ön plana çıkarırken, hayattaki güzel şeyleri faydasız ve değersiz olarak ikinci plana atmamıza sebep oluyor. Kelimeler de öyle… Günümüz insanının daha önemli meseleleri var herhalde; hız ve pratiklik gibi…

Kelimeler için bir nevi hareket başlattınız, her gün sosyal medyadan bir kelime ve o kelimeyi en güzel kullanan edebiyatçılardan birer paragraf… Fikir nasıl doğdu?

Dedik ki, kelimelerin güzelliğini özellikle gençlere göstermenin, anlatmanın bir yolu olamaz mı? Epey fikir teatisi yaptık, başlamadan önce üç ay hummalı çalıştık. Cevabımız müspet çıkınca da yola koyulduk. Bugünün popüler mecralarını kullanarak, kelimeleri yeniden “meşhur” etmeye karar verdik.

“Bu kelimeler çok eski, neden onları kullanalım” diye soranlar çıktı mı?

Çıkmaz olur mu! İlk başlarda çok daha fazla alıyorduk bu eleştiriyi, sonra sonra kırıldı. İnternet üzerindeki projemiz son bulmuş olmasına rağmen, halen eleştiri almaya devam ediyoruz.

Siz ne düşünüyorsunuz, bu kelimelerin hakkını verdiğimiz bir dünyada hayat daha mı farklı, daha mı güzel olurdu? Ne değişirdi?

Hayatın normal seyrinde neden ve sonuç ilişkisi ters işliyor. Yani, kelimeler hayatın yansıması oluyor. Bizimkisi, nedenle sonucun yerini değiştirerek bir sonuç elde eder miyiz sevdası.

Kelimeleri yalnızca sosyal medyada değil evlerimizin içinde de yaşar hale getirdiniz. Hazırladığınız posterlerden, objelerden, tişörtlerden ve diğer nesnelerden söz eder misiniz?

Daha proje üzerinde çalışırken, sadece dijital platformlarda kısıtlı kalırsa yeterli etkiyi yaratmayacağını teslim etmiştik. Kelimeleri, ne yapıp edip fiziksel olarak hayatın içinde “görünür” kılmamız gerekiyordu. Ancak o şekilde herkesin hayatına sirâyet edebileceklerdi. Projemizi hiç duymamış insanlar dahi, Lûgat365 tasarımlarını görünce tanıyorlar; herkesle bir âşinâlık oluşturmuş “dışarıya” çıkması sayesinde.

“Öğretmen değiliz. Yazar değiliz. Çevirmen bile değiliz. Kelimelerle ilişkimiz bir aşk ilişkisi” diyorsunuz önsözünde. Kendinizi sevgilisi için büyük şeyler yapmış âşıklar gibi hissediyor musunuz? Sonuçta bazı kelimeleri alacakaranlıktan çıkardınız…

Biraz sinema klişesi gibi bizimkisi… Zamanının efsane karakterleri olan bu kelimeler şimdi hayata küsmüş… Biz de hasbelkader o kahramanlarla tanışmış hevesli gençleriz. Zorla o kelimeleri ellerinden tutup insanlara yeniden tanıştırma, hepsinin bu güzelliği yeniden keşfetmesini sağlamaya çalışma derdinde yeniyetmeleriz sanki.

Devam edecek misiniz? Daha keşfedilecek çok kelime var mı?

Daha başlarken “sonu olsun” diyerek başladık. Bir senemizi vakfettik ve Can Öz sağolsun, çok içimize sinen bir kitapla da nihayete erdirdik.Kelime sevdası sirâyet etmiş kişiler olduysa onların maceraları sürecektir diye umuyoruz.

lugat365 can yayinlari egoistokur

Hissikablelvuku’nun sırrı

İlk etkilendiğiniz kelime “hissikablelvuku” olmuş. Ben de çok seviyorum ve size teşekkür ediyorum, çünkü Lugat365’ten önce bu kelimeyi kullandığımda şaşırarak bakanlar oluyordu. Nesi güzel geliyor bu kelimenin, sırf sesi mi, çağrıştırdıkları da mı?

Hissikablelvuku gerçekten çok özel bir kelime. Bir kere duyan herkesi etkisi altına alıyor. Efsunlanmış gibi içinizden ve dışınızdan mütemadiyen tekrar etmek isteği uyandırıyor. Tek başına hissikablelvuku üzerine bile bir proje yapılabilirdi. Zira kelimenin anlamını bilmeyen bile etkileniyor. Galata’da açtığımız Güzel Kelimeler Dükkânı’nın önünden pek çok turist geçiyor ve hemen her gün merak edip projeyi anlamak için bir-iki kişi giriyor içeriye. Anlatınca çok etkileniyorlar. Ve dükkâna gelip hikâyemizi dinleyen on turistten dokuzunun ilk sordukları kelime de hissikablelvuku oluyor. Bunda, kelimenin sırf sesi ve anlamı değil, görsel olarak taşıdığı güç de etkili.

10 güzel kelime

Kendi adıma sıralı listelerden hazzetmiyorum, mümkün olduğunca da kullanmıyorum fakat Banu-Onur Ertuğrul çiftine sevdikleri kelimeleri soruyorum… Tabii hissikablelvuku dışındakileri. Şunları seçiyorlar…

* Nâmütenâhî

* Merdümgiriz

* Şikemperver

* Tasavvur

* Tahayyül

* Lâlüebkem

* Bilakis

* Lâlettayin

* Tevâfuk

* Nasip

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
15 Responses to ““Kelimeleri yeniden meşhur etmeye karar verdik””
  1. Pınar Göksan Aker says:

    Sevgili Gülenay Börekçi,
    Dile, sözcüklere dair bir yazı yazıyorsunuz ve okumadan yayımlıyorsunuz. Hatırım için ilk paragrafı bir okuyun. Başka sözüm yok!

    • Haklısınız, düzelttim. Öte yandan keşke benimle didişmek yerine, bir hata yapmış olduğumu söylemekle yetinseydiniz. Çünkü öteki türlüsüne başka bir ad veriliyor.

  2. lapetitesirene says:

    Belki güzel bir iş yapmışlardır ancak “çevirmen bile değiliz” nitelendirmesini gördükten sonra bir çevirmen olarak röportajı okumaktan vazgeçtim. Kendilerine de mail atıp sordum, bakalım cevap gelecek mi.

      • lapetitesirene says:

        Kendileri benim mailime hala cevap vermedi, garip…

        • Hesap sorduğunuz için olabilir mi? Şahsen ben de cevap vermezdim.

          • Düşünün ki benim üzerimden bile yapıyorsunuz bunu.

          • lapetitesirene says:

            Siz biraz fazla alıngan olabilir misiniz acaba? Herkese verdiğiniz cevaplara dönüp bir bakın ve üslubunuzu gözden geçirin bence. Onlara hesap değil soru sordum. Buraya yorum yazıp kimseyi merakta bırakmamak için de o kadar süre geçtikten sonra hala cevap gelmediğine dair herkesi bilgilendirmek istedim. Sizin üzerinizden hesap sormakla uğraşmayıp direkt kendilerine mail atıp sormuştum zaten sorumu. Siz de röportajın devamındaki olaylardan haberdar olun istemiştim. Yoksa kimseyi size şikayet ettiğim falan yok, konuyu kişisel bir meseleye dönüştürmenin anlamı yok.

          • Kişisel bir meseleye dönüştürmüyorum, başka birine sorduğunuz soruya cevap alamayışınızı niçin sürekli olarak bana yazma gereği hissettiğinizi anlayamıyorum.

          • lapetitesirene says:

            Neden size yazayım ki, herkes okusun diye yazıyorum buraya. Size yazmak istesem mail adresinizi ister, sizinle iletişime geçerdim zaten. Size iyi çalışmalar…

  3. Nur ö zyurt says:

    sevgili Banu Ertuğrul ve Onur Ertuğrul ikilisini ‘tebrik ederim, hos ‘bir “ayrinti’ yakalamis, guzel bir proje yaratmislar… ;)
    Tepeden tırnağa okuyunca beni gulumseten bir yazi oldu bu. Yaşamın ironileri işte ;)) Hos bir ayrinti paylaşımı üzerine boş ayrıntı lakirdilari…
    Bu hoş projeye dönersek ;) Banu ve Onur’a bir dipnot birakmak isterim: Sevgililer, aman diyim unutmayın. Kelimeler hissedilirse ifade bulur…
    Bir ikinci dipnot’um size sevgili Gulenay Borekci, röportajiniza ve röportajinizin güzel ifadesine teşekkür ederim. Sevgiyle..

  4. Adnan Acar says:

    Türkçe düşmanı Osmanlıcıları sevindirecek bir çalışma ve de çok cahilce. Altında ticaret yatıyor ve bir dilin ticarete alet edilmesi ve bu şekilde zarar verilmesi kişinin kendi diline ihanetidir ancak.

  5. Mansur Doran says:

    Tebrik ederim, güzel ve çok anlamlı olmuş. Ufak bir düzeltme ile katkıda bulunmak isterim :
    “Hiss-i kable’l vuku” değil “Hiss kable’l vuku” şeklindedir doğruşu !…

Leave A Comment