Egoist okur

Kütüphane kedileri hakkında bilmedikleriniz

Dünyada, “Kediler kütüphanelere çok yakışır” diyen bir gelenek var. Geleneği başlatan da hayatı bizde de kitap olarak çıkan Iowalı entelektüel kedi Dewey. Bir kış vakti posta kutusunun içinde donmak üzereyken kütüphane müdürü tarafından bulunan ve 20 yıl boyunca kütüphanede bakılan bu güzeller güzeli sarman Japonya’dan Yeni Zelanda’ya sayısız gazeteye manşet, dergiye kapak olmuş ve sonunda tüm dünyadan kitapseverlerin kahramanı haline gelmiş. Ardından kütüphaneler resmen kedi evlat edinmeye başlamışlar. ABD’nin Tennesee eyaletindeki Cumberland Üniversitesi’nde bir hayalet kedi bile mevcut.

İşte kütüphane kedileri hakkında bilmedikleriniz…

Gülenay Börekçi

Kütüphane kedileri hakkında bilmedikleriniz

Dünyada, “Kediler kütüphanelere çok yakışır” diyen bir gelenek var. Geleneği başlatan da hayatı bizde de kitap olarak çıkan Iowalı entelektüel kedi Dewey. Bir kış vakti posta kutusunun içinde donmak üzereyken kütüphane müdürü tarafından bulunan ve 20 yıl boyunca kütüphanede bakılan bu güzeller güzeli sarman Japonya’dan Yeni Zelanda’ya o kadar çok gazeteye manşet, dergiye kapak olmuş ki, sonunda tüm dünyadan kitapseverlerin kahramanı haline gelmiş. Ve ardından kütüphaneler resmen kedi evlat edinmeye başlamışlar. ABD’nin Tennesee eyaletindeki Cumberland Üniversitesi’nde bir hayalet kedi bile mevcut. Ama söylendiğine göre insan hayaletleri gibi değil bu kedi hayaleti, cici ve şeker bir şey.

Anlaşılan kediler okuyucuları sakinleştiriyor, çocukları oyalıyor, varlıklarıyla hasta ya da mutsuz olanların dışarı gülümseyerek çıkmasına yardım ediyor. Hatta yöneticiler zamanla kütüphaneyi soğuk ve sıkıcı bir yer olmaktan çıkaran bu kedilerin ziyaretçi sayısının artmasında da büyük pay sahibi olduklarını fark etmişler. Raflar arasında dolanan, kuyruğunu kovalayan ve meraklı meraklı sizi süzen bir kedi varsa içeride, orası artık kütüphane olmaktan çıkıp sıcacık eviniz haline geliyormuş.

Bugün dünya üzerindeki kütüphanelerde çoğunluğu ABD’de olmak üzere 800 küsur kedi yaşıyor. Hepsi çok seviliyor, büyük ihtimamla bakılıyor ve 7’den 70’e her yaştan ziyaretçinin ilgisini çekmeye devam ediyor. Hatta 1987’de kurulmuş bir Kütüphane Kedilerini Sevenler Cemiyeti bile var. Phyllis Lahti’nin kurduğu derneğin amacı kütüphane kedilerinin dolayısıyla hem kitapseverlerin hem de kediseverlerin çoğalmasını sağlamak.

Bize gelince; benim aklıma bir tek İstiklal Caddesi’ndeki Simurg Kitabevi geliyor. Burada kitapları karıştırırken her an bir kediyle burun buruna gelebilirsiniz. İçiniz rahat olsun, onu rahatsız etmediğiniz sürece mesele yok demektir.

Ha, bir de Arkeoloji Müzesi’nin bahçesindeki Fatoş var. dokuz yaşındaki bu bilge kedi müze çalışanlarının ve ziyaretçilerin göz bebeği, benim de epey bir süredir sevgili arkadaşım. Bir gün tanışabilmenizi umarım.

En ünlü kütüphane kedisi: DEWEY

Yayınlandığı ilk günde dünyada rekor ilgi gören ve sıra dışı öyküsüyle tüm dünyada insanları derinden etkileyen, yüreklerini ısıtan Dewey adlı kitap, soğuktan donmak üzereyken bulunun minicik bir yavru kedinin sadece onu sahiplenen, koruyan, kollayan, seven insanın değil, tüm bir kent haklının da hayatını değiştirebileceğinin kanıtı.

Onun hikayesi olası en kötü durumda başlıyor. Yalnızca birkaç haftalık yavruyken, yılın en soğuk gecesinde Spencer kasabası Halk Kütüphanesine sığınıyor. Onu ertesi gün kütüphane yöneticisi Vicki Myron buluyor. Alkolik kocasından yeni ayrılmış olan ve göğüs kanseriyle mücadele eden bir annedir Vicky. Dewey onun ve personelin kalbini kazandığı ilk gün, hem de ölümle pençeleşirken doğrulup hiçbir şey hissetmeyen patisini kaldırarak hepsine teşekkür etmeyi ihmal etmeyecek kadar iyi huylu bir kedidir. Devamındaki 19 yıl boyunca Spencer halkı Dewey’nin heyecanına, sıcakkanlılığına, özellikle de en çok kimin ihtiyacı varsa o gün ona sevgi gösterecek kadar kuvvetli altıncı hissine tanık olur. Dahası onun varlığı sayesinde önce kapanma ihtimali bulunan kütüphanenin ekonomik durumu düzelir, sonra tüm kent halkının hem manevi hem ekonomik durumunda düzelme olur. Zira kısa sürede uluslararası yıldız olan Dewey tüm ülkenin hatta tüm dünyanın gözlerinin bu küçük kasabaya çevrilmesini sağlamıştır. Üstelik küçük çocuklar ve gözleri zor gören yaşlılar dahil herkes birdenbire kitap okumayı çok sevmeye başlamıştır.

Kütüphane kedilerinin görev tanımı

Yakışıklı sarman Dewey’nin yaşadığı meşhur Iowa Spencer Kütüphanesi’in çalışan kaynakları bölümünde kediler için bir de iş tanımı var. Bu tanım elbette kente bir heykeli de dikilmiş olan Dewey’nin huyları ve alışkanlıkları sayesinde oluşturulmuş.

1. Onu kucağına alan ya da seven insanların stres oranını azaltmak.

2. Her sabah saat 9:00’da ön kapıda dikilip gelenleri selamlamaya başlamak.

3. Kütüphaneye getirilen her kutuyu güvenli olup olmadığını anlamak amacıyla kontrol etmek, gerekirse içine girip çıkmak.

4. Resmi kütüphane elçisi olarak tüm toplantılarda hazır bulunmak.

5. Gergin anlarda kütüphane çalışanlarını ve ziyaretçileri sakinleştirmek, tartışmalarda hazır bulunarak olayın hafif atlatılmasını sağlamak.

6. Önemli belgelerin üzerine oturarak ya da uzanarak onların korunmasını sağlamak. Gerektiğinde uslu uslu kalkarak belgelere göz atılmasına izin vermek.

7. Kütüphanenin ulusal ve uluslararası alanda tanınırlığını artırmak. Fotoğraf çektirmek, konu mankenliği yapmak, gazetecileri şirin davranmak en önemlisi hep bakımlı ve güzel olmak, mesela günde birkaç kez temizlenmek, tüylerini parlatmak…

Kütüphane kedilerinin hakları

Kucağa alınma metodolojisi

Kendini özellikle yalnız hissediyor ve personelden daha fazla ilgi bekliyorsa, bir kütüphane kedisi bulduğu resmi belgelerin ya da bilgisayarların üzerine oturabilir. O zaman çalışanlar onu kucağına almak zorunda kalacaktır. Aynısı yöneticiler için de geçerlidir. Ancak yöneticiler çoğunlukla koyu renk takımlar giydiği ve üzerlerinde kedi tüyü olduğu zaman ciddiye alınmayacaklarından endişe ettiği için, onlara daha az ilgi gösterilebilir.

Merdivenler ve kutular sizindir

Merdivenlere tırmanma fırsatı asla kaçırılmamalıdır. Merdivende üst kattaki kitaplara uzanmaya çalışan bir mesela bir kütüphane görevlisi duruyorsa bile bu değişmez. Nasılsa bir kedi bir insandan daha yükseğe çıkabilir ve orada canının istediği kadar uzun kalabilir. Aynı şekilde ne kadar büyük veya ne kadar küçük olursa olsun tüm karton kutular da emrinize amade sayılmalıdır.

Gülenay Börekçi, Habertürk

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
13 Responses to “Kütüphane kedileri hakkında bilmedikleriniz”
  1. Emine says:

    çok güzel olmuş, insanın bir koşu bir kedi alası geliyor:)

    • gulenay says:

      alalım sana bi kedi, güzel kitaplar okursunuz birlikte ve diğer eğlenceli şeyleri yaparsınız :)

      • ALBERTO says:

        katılıyorum.

      • Emine says:

        şimdilik, onları uzaktan sevmek aşkların en güzeli… Bütün kediler benim… Sokakta hepsiyle konuşuyorum, ‘pisit’ adını taktım sokaktakilere, hepsi hemen bakıyor, birçoğuyla birlikte yürüyoruz, konuşuyoruz.
        Bir kedim olacaksa bu defa İran olacak ama tüylerini ne yapacağım sorusu beni engelliyor :) Hayran hayran izleyip, al git kızım, olmaz tüyleri, deyip kendimle mücadele edip vazgeçiyorum… Dedim ya, onları uzaktan sevmek, şimdilik, aşkların en güzeli…

  2. Dilek V.T. says:

    Ya süper bir şey bu, bayıldım bayıldım, gecenin bir vakti yüzüme kocaman bir gülümseme yerleştirdi bu yazı…

  3. efsun guztoklusu says:

    kedilerden çekinirim ama bütün gerilimlere en yakışan kedilerdir.alper canıgüz’gizli Ajans’patron kedi…kedinin deteklif yapması da güzeldir.iyi koku alır biraz tembelse de…

  4. burcu yıldızer says:

    Son bir yıl içinde inanılmaz derecede bir kedi sevgisi doğdu bende. Uzaktan sevmeyi tercih ediyordum. Çocukluğuma dayanan bazı nedenleri var sanırım. Bu sevginin tetiklenmesinde çok sevdiğim bir arkadaşımın kedisi etkili oldu. Fotoğraftan yansıyan bakışlarını gördüğümde, sanki o gözler benimle gerçekten konuşmaya başlamıştı. On yaşında veya biraz daha fazlaydı. Ürkütücü olansa hani deriz ya “yılların yorgunluğu yüzüne yansımış” diye, onun da sanki o yüzünde o yorgunluk vardı. Şaşırmıştım. İfadeli bakışlar… Bu yazı, içinde kedi sevgisi olan birini kedi aldırmaya direk yöneltiyor. :) Yakın zamanda olmasa bile er geç bir İran kedisi almak istiyorum ben de… Yalnız yaşadığım için onu evde bırakıp gittiğimde ne yapacak sorusuna takıldım. :D Elbette birçok kedinin yaptığını ama anlatılanlarla henüz o boşluğu dolduramadığım bir zamandayım.

    Suratlarındaki o ifadeyi düşünmek bile gülümsemeye yetiyor.

  5. Sevda says:

    Kedilerle büyüyüp olgunlaşırken kitaplarla eğlenip öğrendim. Yoksa tersi miydi? Kitaplarla olgunlaşıp kedilerle mi eğlenmiştik ? Yoksa kediler bizimle büyüyüp kitaplar bizimle eğlendi miydi? Bilmem işte ama bir yerlerde bu Dewey ile karşılaştık, pek bayıldık birbirimize.. Sonra evdeki tüylü 4 ayaklı kara mahlukla bile resimlerini çekmeye yöneltti bizi Dewey sevgisi.. Sonra ötekileri aradık bulduk. Mesela Oscar var, yaşlı bakım evinde ölenleri son yolculuğuna uğurluyordu. Ve, Homeros.. küçük kara kör bir kedi.. Ah, bu kitabı okurken döktüğüm gözyaşları da az değildi.. Felidae ve Francis zaten eski dostlardı, onlar da dedektif kedilerdi. Kötü Kedi Şerafettin vardı, biz iyi çocuklardık o zaman.. Yani yine iyiyiz tabi ama o zaman çocuktuk işte. Kötülük ise şimdi heryerde, keşke sadece kedilerde kalsaydı, artık insanlar da Şerafettin !! Neyse uzatmayayım, kedili kitapları hatırladım, hatırlatmak istedim.. Ortaokulda Sosyal Bilgiler Öğretmenim vardı. Fatma Kıymet Börekçi, tekrar metodu ile öğretirdi. Yani önce Kütüphane Kedisinin adı ne diye sorardı mesela.. Biraz sonra da Dewey kimin adı diye sorardı.. Bu teknik ile neler öğrendik, neler.. Sevgiler

    • Dilek V.T. says:

      Sevgili hocam “Fatma Kıymet Börekçi” nin adı geçmişken ben de onun muhteşem öğretmenliği karşısında bir kez daha burada saygıyla eğiliyorum… Onun ödevini hastayken bile yapıp, annemlerle okula yollamıştım ona ve dersine duyduğum saygıdan…
      Sevgiyle kucaklıyorum buradan anneni Gülenaycım…

      • gulenay says:

        Annemin en iyi öğrencisi sen, en kötü öğrencisi de bendim herhalde. Benim öğrenciliğim Allah’tan sadece 1 yıl sürdü :)

    • gulenay says:

      İnsanlar daha şerafettin aslında. kötü kedinin adı da herhalde o yüzden insan ismi :) Felidae, Oscar, Homeros… Kedili kitaplara ben de bayılıyorum. Carbonel vardı mesela. Bayılırdım o masala. Sonra murathan Mungan’ın editörlüğünde çıkan Çilek Yayınları’ndan Yeni Yılla Gelen Kedi vardı… Ama en sevdiğim Thomasina. Paul Gallico yazmıştı. Dönüp dönüp okurum onu hala, kedili bir kitap, hatta kısmen bir masal ama varoluşumuza dair çok ciddi meseleleri ele alıyor. Teşekkür ederim Sevda, aklıma getirdin, bu kitapla ilgili bir yazı ekleyeceğim. Annemle ilgili söylediklerin çok tatlı, enteresan bir tekniği vardı, hatırlandığını söyleyeceğim ona…

      Sevgiler :)

Leave A Comment