Egoist okur

“Kızlar sünnet olmaz, gelin olur!”

gokce gokceer egoistokur Maviş’e dedesi şöyle diyor: “Kızlar sünnet olmaz, gelin olur!” Maviş’in gelin olması için büyümesi gerektiği  daha sonra ona anlatılsa da söz ağızdan bir kere çıkmış, asıl önerme söylenmiştir artık: “Kızlar sünnet olmaz, gelin olur!” Kadına rolü, daha o yaşta biçilmiş, Maviş büyüyünce gelin olacağına ikna edilmiştir. Ona bir de bir gelinlik dikilir. Yani kardeşinin sünnet düğününde kendini yalnız ve kötü hissetmemesi için, Maviş küçük bir gelin olur…

Egoist Okur’un Çocuk Kitapları bölümünü epeydir vakitsizlikten ihmal ediyordum, o yüzden Picus döneminden tanıdığım Gökçe Gökçeer’in bu konuda yazmak istemesine çok sevindim. Gökçe’nin Canan Tan imzalı Aliş Sünnet Oluyor, Maviş de Gelin adlı kitapla ilgili yazısı hemen geldi. Okuyunca çok önemli bir konudan söz ettiğini fark ettim ve “çocuk edebiyatı” denen şeyi ne kadar ciddiye almamız gerektiğini bir kez daha kavradım. Paytak Penguenler kitabındaki başörtülü penguenlere itiraz edenlerin bu kitapta pek de önemsenmeden sürekli vurgulanan “Kızlar sünnet olmaz, gelin olur!” mesajına niye hiç ses çıkarmadığını da ayrıca merak ettim.

Yazıyı mutlaka okuyun hatta daha sonra bana bu konudaki fikirlerinizi yazmayı ihmal etmeyin.

 

Okumaya, yazmaya, çocuk kitaplarına ve defterlere tutkun olan Gökçe Gökçeer aslen Ankaralı! Felsefe okuduktan sonra radyocu ve seslendirmeci olmuş. Derken bir kitap kurdu olarak yolu yayıncılıkla kesişmiş ve redaktörlük, editörlük yapmaya başlamış. Şimdi her hafta Le Cool’a ve başka dergilere yazıyor. Dakni Productions’ın ortağı ve içerik yöneticisi.
  

gokce gokceer egoistokur cocuk kitaplari

Timaş Yayınları’ndan çıkan Paytak Penguenler ile Tanışalım adlı çocuk kitabının başörtülü penguenleri geçen ay epey gürültü kopardı. Doğrusu biraz şaşırtıcıydı gördüklerimiz. Yayınevinin kitabın orijinalinde de bu görsellerin yer aldığını açıklaması konuya pek açıklık getirmese de, bu olaydan bir süre sonra kapağını gördüğüm bir başka kitap nedense kimse tarafından yadırganmadı. Halbuki başörtülü penguenler kadar hatta belki daha da fazla gürültü koparması gerekiyordu. Kapaktaki başlık şöyleydi: Aliş Sünnet Oluyor, Maviş de Gelin… Canan Tan’ın Altın Kitaplar tarafından yayımlanan Aliş ile Maviş serisinden çıkan bir kitap bu. Kapağında Aliş’in sünnet kıyafetli, Maviş’in de gelinlikli bir çizimi var.

Kesin rakam vermek elbette çok zor. Ancak Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun geçen yılki verilerine göre, Türkiye’de her üç kadından biri çocuk denecek yaşta evlilik yapıyor. Kadına şiddetin, doğum sırasında ve sonrasındaki anne ölümlerinin, çocuk kayıplarının, kadınlarda eğitim eksikliğinin en önemli sebeplerinden biri olarak kabul edilen erken evlilikler, Türkiye’nin hatta dünyada gelişmekte olan tüm ülkelerin büyük bir sorunuyken, bunun bir çocuk kitabına başlık olmasının dikkat çekmemesi çok şaşırtıcı. Elbette kitapta Maviş gerçekten gelin olmuyor. Okumadan önce de tahmin edileceği gibi, sünnet olan kardeşini kıskanmaması için ona da gelinlik giydiriliyor. Ancak küçücük yaşta kız çocuklarının ve hatta erkek çocukların da bilinçaltına kazınan ‘kızlar gelin olur’ önermesinin ne kadar ciddi bir tehlike olduğunun altının çizilmesi gerek. Bunu görebilmek için pedagog olmak gerekmediği gibi, biraz öngörülü, duyarlı olan ve konuya hassasiyet gösteren herkesin bunu gündeme taşıması zaruridir.

Kitabın 9. sayfasında; Maviş’in dedesi ona şöyle diyor: ‘Kızlar sünnet olmaz, gelin olur!’ Daha sonra Maviş’in gelin olması için büyümesi gerektiği ona anlatılmaya çalışılıyor ancak asıl önerme söylenmiştir artık: ‘Kızlar sünnet olmaz, gelin olur!’ Kadına rolü, daha o yaşta biçilmiştir. Evet, Maviş şu anda değil büyüyünce gelin olacağına ikna edilmiştir, yine de ona bir gelinlik dikilir. Sünnet düğününde kendini kötü hissetmemesi için, Maviş küçük bir gelin olur. Çok mutludur!

Bunda ne var diyenler çıkacaktır. Düğünlerde gelinlik giyen, hatta gelinin duvağını tutmak için sıraya giren küçük kızlar görmeye alışkınız zira. Yabancı filmlerde küçük nedimeler görmeye de… Ama kabul edilmesi gereken şu ki, işte tam da bu görüntülerin bilinçaltında yer etmesi, toplumca benimsenmesi, ezberlenmesi, başka ve gencecik zihinlere aynı düşünce yapısını ezberletme çabasını da beraberinde getiriyor. Zaten o küçücük kızlara düğünlerde gelinlik giydiren anne babalar, bu kitabın başlığından rahatsız olmuyor. Konunun uzmanı, sosyolog, psikolog ya da pedagog değilim. Sadece gelecekte çocuk gelinler olmasını istemeyen, buna elinden geldiğince karşı durmaya çalışan herhangi bir kadınım. İleride bir kız çocuğum olursa, ona kızların gelin olacağını öğretmek ve onu bu hevesle büyütmek değil hedefim. Beni yetiştirenlerin hedefi de bu değildi, kim bilir belki ondandır

Gökçe Gökçeer

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
2 Responses to ““Kızlar sünnet olmaz, gelin olur!””
  1. Nazlı İpek Hüner says:

    Merhaba Gülenay Hanım,

    Blogunuzu düzenli takip eden bir okurunuzum, yazının başında da fikrimizi sormuşsunuz, dayanamadım yazayım dedim.

    Ben aslında tarih doktorası yapıyorum uzaklarda, ama genelde çalışma konularım bir şekilde toplumsal cinsiyetin soru ve sorunları ile kesişiyor sık sık.

    Kızların sünnet olmayıp gelin olması hakkında Gökçe Hanım’ın söylediklerinin tümüne katılıyorum, ama bence durum çok daha vahim.

    Sünnet erkeği erkek yapan ilk aşama oluyor toplumda, askerlikten önceki. Çocukluktan erkekliğe geçişin ilk adımı. Bir tür ‘adam yerine’ konma.

    Oysa hikayenin kız için verdiği milat gelinlik. Her ne kadar erken evlilik toplumda çok ciddi bir yara da olsa – kızın ‘adam yerine konması’ (ki burada da gündelik dilin cinsiyetleri ne denli ayırdığı da aşikar) evlenince. O da başka bir erkeğin karısı olarak tanımlandığı için artık, babasının kızı olmaktan çıkıp.

    Kızın hayatındaki ilk büyük kutlama miladının gelinlik olması yine çok acı: Neden okula gidiş ya da okulu bitirmek kutlanmasın örneğin…

    Bir de evliliğin kızlar için kutlama vesilesi olması: Kız kendi kendine evlenmiyor, hikayede bir de erkek olsa gerek. Ama şimdiye kadar hiç damat olmayı yücelten bir hikayeye denk gelmedim. Kastım erkeklere aynı şekilde bir dünya tahayyülü aşılamak değil tabii ki, sadece durumdaki dengesizliğe örnekler vermek.

    Bir de bu kitap yıllar önce kardeşim için kitap ararken sayfalarını çevirdiğim bir okul öncesi masal kitabını anımsattı bana, kitabı öyle bir hızla yerine koymuştum ki maalesef adını hatırlamıyorum. Zihnim geçen zaman içinde hikayeyi daha da korkunçlaştırmadıysa aynen şu şekildeydi: Dişi sincap yemek yapmaktadır ve bir konserveyi (ya da kavanozu) açamaz. Erkek sincaba götürür. Erkek sincap konserveyi açar. O olmasa ne yapardı bilemeyen dişi sincap da erkek sincaba bir öpücük verir.

    Yorum bile yapmıyorum, ama çok uzun süre kardeşime okumadan hiçbir kitap verememiştim…

    Bu vesile ile de Egoistokur için, bizlere zaman ayırdığınız için bir de bazen tam doğru zamanda doğru kitapları fark etmemi sağladığınız için çok teşekkürler,

    İpek

  2. Bir de bu kitap yıllar önce kardeşim için kitap ararken sayfalarını çevirdiğim bir okul öncesi masal kitabını anımsattı bana, kitabı öyle bir hızla yerine koymuştum ki maalesef adını hatırlamıyorum. Zihnim geçen zaman içinde hikayeyi daha da korkunçlaştırmadıysa aynen şu şekildeydi: Dişi sincap yemek yapmaktadır ve bir konserveyi (ya da kavanozu) açamaz. Erkek sincaba götürür. Erkek sincap konserveyi açar. O olmasa ne yapardı bilemeyen dişi sincap da erkek sincaba bir öpücük verir.

    Bu içimi ürpertti.

    “Ben aslında tarih doktorası yapıyorum uzaklarda, ama genelde çalışma konularım bir şekilde toplumsal cinsiyetin soru ve sorunları ile kesişiyor sık sık” demişsiniz. Bu yüzden artık bana borçlu sayılırsınız. Ara sıra siz de yazın, yazamasanız bile gözünüze ilişenleri söyleyin lütfen :)

    Sevgiler

Leave A Comment