Egoist okur

Kurdu kuzuya, depresyonu oyuna dönüştüren kitaplar

Sorumuz mühim: Kim gülümsetecek Virginia Wolf’u?

Hayır, yanlış yazmadım, elimdeki kitabın adı böyle, “Virginia Wolf ya da Kurda Dönüşen Kardeşim”. Yani bildiğimiz yazar Virginia Woolf ile bu kitabı kahramanı arasında küçük bir harf farkı var sadece. Konusu ne derseniz; günümüzde giderek yaygınlaşan çocuk depresyonundan bahsediyor. Ve bunu yaparken sıkıcı yahut  ürkütücü olmamayı başarıyor. Üstelik depresyonun ilacını da veriyor: Sanat ve sevgi…

Elimdeki diğer kitapsa Nar Çocuk Yayınları’ndan çıkan “Gürültülü Boya Kutusu”. O daha bile muhteşem. Çünkü hastası olduğumuz ünlü ressam Wassily Kandinsky’nin çocukluğunu, gençliğini anlatıyor. Çok etkileyici, yer yer gözyaşartıcı bir üslupla…

İkisini de hararetle tavsiye ediyorum, sanat niçin vazgeçilmez, onu mükemmel anlatıyorlar.

Gülenay Börekçi

Virginia Wolf ya da Kurda Dönüşen Kardeşim

Çiçeklere, bahçelere tutkun Kyo Maclear’in yazdığı ve Isabelle Arsenault’nun resimlediği  “Virginia Wolf ya da Kurda Dönüşen Kardeşim”, çocuklar için -hatta yetişkinler için de- gerçek bir hazine. Eşsiz güzellikte illüstrasyonlarla bezeli ve yazıları dahil her şeyiyle eski usul, yani elde yaratılmış bir kitap bu. Sayfaları çevirmeye, bakmaya doyamıyorsunuz. Hikayesi de güzel. Acayip depresif uyandığım, bırakın dışarı çıkmayı, herhangi birini görmeyi ya da konuşmayı bile istemediğim bir sabah adeta günümü aydınlattı. “Hadi topla kendini artık ve dışarı çık” ısrarı mutsuz ya da ağır depresyon geçiren insanlara niye iyi gelmez, onların derdine esas ne çare olur, merak edenler bu kitaba göz atsın.

Hikayenin kahramanları Virginia ile Vanessa gerçekten de romancı Virginia Woolf ile ressam kızkardeşi Vanessa Bell’den ilhamla yaratılmış. Hayali ülke Bloomsberry ise kurucuları arasında Woolf’un da bulunduğu Bloomsbury Topluluğu’na bir gönderme. Ütopik bir hayat süren; bir yandan sanatla uğraşırken bir yandan da organik çiftçilik yapıp ‘sınırsız özgürlük’ ilkesine göre yaşayan ve bu arada sanatın her alanında çok önemli işler üreten tutkulu Bloomsbury üyelerini de bir gün bir vesileyle ayrıca yazacağım. Ütopyaların nasıl da her zaman karanlığa dönüştüğü aklımızın bir kenarında dursun diye… Galiba çözümü bu kitaptaki gibi burada, bu dünyada aramaktan başka yol yok. Anlatayım…

Küçük Virginia bir gün kurda dönüşmüş olarak uyanır. Yanına kimseyi yaklaştırmaz, uluyarak herkesi uzaklaştırır. Bir daha evden çıkmamaya,  hayatının bundan sonrasını “yalnız canavar” modunda geçirmeye kararlıdır.

Sevgili oyun arkadaşını kaybeden Vanessa, ablasını sakinleştirmek, yüzünü biraz olsun güldürmek ister ama nafile! Huysuz Virginia, Bloomsberry adlı hayali ülkeye gitmekten başka bir şey istemiyordur. Bu dünyanın ona göre bir yer olmadığını erken fark eden küçük kız gerçekte çiçeklerin, iyiliğin ve aydınlığın hüküm sürdüğü Bloomsberry’ye ait olduğunu hissetmiştir.

Derken Vanessa’nın aklına parlak bir fikir gelir: Virginia’yı Bloomsberry’e götüremiyorsa, evi Bloomsberry haline getirecektir.

Sonrası? Anlatmayayım, okuyun, okutun.

Kandinsky’nin harikulade güzellikte hikayesi 

Farklı görünmekle birlikte, aynu danardan gürüyen bir kitap daha…

Vasya matematik ve tarih kitapları okuyan, piyano çalan, dimdik oturan ve her zaman çok ama çok kibar davranan bir çocuktu. Onu sanat okuluna gönderen ailesinin beklediği evler, çiçekler çizmesiydi. Ama Vasya boya kutusunu açıp kırmızıları, sarıları, mavileri karıştırmaya koyulunca tuhaf sesler duymaya başladı: Karışan renkler adeta bir senfoniye hazırlanan orkestra gibi titrek sesler çıkarıyordu! Büyüdükçe, parlak renklerin şarkı söylediğini duymaya, canlı seslerin dans ettiğini görmeye devam etti. Sonrası? Kitapta.

“Farklı” bir çocuğun nasıl büyük bir ressam olduğunu, o yolda ne muhteşem renkli, müzikli maceralar yaşadığını bu sihirli hikaye aracılığıyla okumak açıkçası bana çok güzel geldi.

Barb Rosenstock’un yazdığı ve “Harry Potter romanlarının ressamı” olarak bilinen Mary Grandpré’nin tasarladığı bu Caldecott Ödüllü kitapta, soyut sanatın öncü ressamlarından Wassily Kandinsky anlatılıyor. Kandinsky, hayatı boyunca renkleri birer ses olarak deneyimlemiş ve gürültülü boya kutusundan hep cesur, çığır açan eserler çıkarmış.

Okuyun, resimlere bakın, sonra da kendi seslerinizin sizi nereye uçuracağını bulmayı deneyin…

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment