Egoist okur

Dünyanın en eski kilisesini LAODIKEIA’da buldum

Laodikeia, dünyanın özgünlüğü bozulmamış en eski kilisesinin de bulunduğu bir antik kent. Ayasofya’dan bile daha eski olan bu kilisenin önemi, Hıristiyanlığı serbest bırakan ilk kişi olan İmparator Büyük Constantinus döneminde yaptırılmış olması. Fakat kentin tamamının kazılıp restore edilmesi için 747 yıla daha ihtiyaç var. Nereden mi biliyorum? Çünkü geçen hafta Egoist Okur’un İstanbul Hikayeleri bölümünün yaratıcısı Emine Çaykara ve şu sıralar İzmir’de ikamet eden kardeşi Behçet Çaykara’yla çıktığım Ege yolculuğunda, Laodikeia restorasyon çalışmalarının başındaki Prof. Dr. Celal Şimşek’le de konuştuk. Anlatayım, dinleyin…

Geçen hafta çıktığımız küçük seyahatin en güzel bölümü antik Laodikeia kentiydi. Denizli’nin 6 km kuzeybatısında, yani Antik Frigya bölgesinin batı sınırında ve Lykos yani Çürüksu Ovası’nın tam ortasında yer alan bu kenti bize 2003’ten bu yana Laodikeia’da kazı yapmayı sürdüren Prof. Dr. Celil Şimşek gezdirdi. “Efes ayarındaki” bu görkemli antik kentte hamamlar, tiyatrolar, anıtsal çeşmeler, agoralar, sokaklar, tapınaklar, evlerin yanı sıra Anadolu’nun en büyük antik stadyumu ve tam 12 kilise bulunuyordu.

Vaftiz havuzu

Vaftiz havuzu

Hepsi müthişti ama ben en çok günlük hayatın küçük ayrıntılarından etkilendim. Kabartmalarda ve mozaiklerde Denizli’nin ünlü horozunu, minik denizatlarını, küçük kırmızı kalpleri, laleleri, bugünün o çirkin simgesiyle alakası olmayan svastikaları, nar, patlıcan, haşhaş, asma gibi bitkileri görmek günlük hayatın engel olunamaz devamlılığının bir kanıtıydı aslında. Agoralardaki dükkanlarla yeme içme mekanlarının hemen yanındaki at bağlama yerleri falan da öyle.

Ha bir de, Candy Crush’larınız yüzünden kendinizi şanslı sayıyorsunuz size fena halde yanıldığınızı söylemek zorundayım. O zamanlar da işten güçten, alışverişten sıkılıp birazcık eğlenmek isteyenler için yol kenarlarına küçük oyun düzenekleri kuruluyormuş. Güzel değil mi? Size hayatın salt ciddiyetten ibaret olduğunu dikte eden biri varsa, ona acilen çenesini kapatmasını söyleyin. Hayatın birazı da oyun olmak zorunda çünkü… Antik çağda da, günümüzde de…

İşte 15 maaşlı arkeolog, 10 restoratör, 2 mimar, 1 malzeme mühendisi, 3 sanat tarihi uzmanı, bizzat yetiştirdiği 40 usta ve 130 işçiyle yılda 12 ay aralıksız çalışarak, neredeyse hiç tatil yapmadan, dinlenmeden kazı yapan Prof. Dr. Celal Şimşek’le Anadolu’nun o meşhur yedi kilisesinden birinin, bir ihtimal en eskisinin yer aldığı antik Leodikeia kentine dair konuştuklarımız…

Gülenay Börekçi

Laodikeia egoistokur gulenay borekci celal simsek

“Dünyanın özgünlüğü bozulmamış en eski kilisesi, burada”

Laodikeia’nın tarihçesinden kısaca bahseder misiniz?

Hellenistik Seleukos kentinin kralı II. Antiokhos, burayı karısı Laodike adına kurmuş. “Laodike’nin kenti” anlamına geliyor zaten.

Laodikeia’da şimdiye kadar neler buldunuz? Kentin arkeolojik ve tarihi önemi neden kaynaklanıyor?

Laodikeia, Anadolu’nun en büyük metropol kenti; Efes ayarında… İki tiyatrosu, dört hamamı, altı anıtsal çeşmesi var. Anadolu’nun en büyük stadyumu da burada. Ayrıca tam 12 kilise bulunuyor. Dört ana giriş kapısı, meclis binası, iki su dağıtım terminali, beş agorası, ana caddeleri, sokakları, havuzları, tapınaklarıyla hakikaten eşsiz bir ticaret, kültür, sanat, spor kenti. Siz de gördünüz zaten; Suriye Caddesi’nin bir kısmı, üç peristilli ev, A Tapınağı, İmparator S. Severus Çeşmesi, Laodikeia Kilisesi, Kuzey Agorası, tiyatrolar, umumi tuvalet, merkezi kilise, merkezi agora, kiliseli peristilli ev gibi yapılarda kazı ve restorasyon çalışmaları sürdürülüyor.

Laodikeia Kutsal Haç Kilisesi’nin öneminden bahseder misiniz?

Bu kilisenin keşfi, son 100 yılda yapılan en önemli arkeolojik buluntulardan biri. Her şeyden önce, M.S. 306-337 arasında yaşayan ve Hıristiyanlığı serbest bırakan ilk kişi olan İmparator Büyük Constantinus dönemi yapısı. Size bunun önemini şöyle anlatayım: Laodikeia Konsili, bir zamanlar burada toplanmıştı.

Bu ne anlama geliyor?

M.S. 360’ta gerçekleşen bu konsil toplantısında şu an geçerli olan Hıristiyanlık kanunlarının bir kısmı belirlenmişti. Bu nedenle, Anadolu’nun Yedi Kilisesi’nden biri Laodikeia’dadır ve M.S. 4’üncü yüzyıldan sonra burası hacı olmak için gelen Hıristiyanlar için önemli bir kent haline gelmiştir.

Mozaiklerdeki kalpler

Mozaiklerdeki kalpler

Mimari olarak da farklı…

Dünyada özgünlüğü bozulmamış en eski kilise yapısı burası. Vaftizhanesi, mozaikleri, mermer kaplamaları ve mimarisiyle Laodikeia Kilisesi hakikaten muhteşemdir.

Adem ile Havva tasvirlerini silindikleri için göremiyoruz ama Cennet Bahçesi tasviri müthiş. İçerideki vaftiz havuzu ve diğer bölümler de çok önemli… Hıristiyanlığın ilk kilisesi bu olabilir mi?

Cennet parapetleri üstünde Cennet Bahçesi tasvirleri bulunuyor. Parapetlerin büyük bir kısmı silinmiş olduğundan H. Adem ile Havva’yı göremiyoruz. Diğer bölümler konusunda haklısınız, ambon-vaiz kürsüsü, çeşmeler, vaftizhane koridoru ve vaftiz havuzuyla bu kilisenin başka bir örneği yok. Özgünlüğünün bozulmamasının sebebine gelince; M.S. 602-610’da kent deprem sebebiyle tamamen yıkılmıştı. Terk edildikten sonra da bir daha kimse buraya yerleşmedi. Dolayısıyla Laodikeia Kilisesi, pagan yani çoktanrılı inançtan tektanrılı inanç olan Hıristiyanlığa geçişin en önemli ve özgün tanığı olarak kaldı. Önemini anlatmak için ne kadar konuşursak konuşalım, saatler yetmez. Şunu düşünseniz o bile yeter, burası Ayasofya’dan 300 yıl, Vatikan Kilisesi’nden 1400 yıl daha eski.

Kilise mozaiklerindeki Cennet Bahçesi tasvirlerinden

Kilise mozaiklerindeki Cennet Bahçesi tasvirlerinden

“Tamamı için tam 747 yıl daha çalışmamız gerek”

Önümüzdeki yıl kiliseyi ve Türkiye’nin ilk arkeoloji parkını açacaksınız. Papa’yı davet etmeyi planlıyorsunuz. Ama sohbetimizde kentin tamamını ortaya çıkarabilmek için bu ekip, imkanlar ve tempoyla çalışırsanız 746 yıla ihtiyacınız olduğunu söylediniz…

2014 sonlarına doğru Laodikeia Kilisesi ziyarete açılacak. Ayrıca Kuzey Agora’da Batı Portiğine ait devasa sütunların kazısını yaparak, Güney Portikle birlikte ayağa kaldırmayı hedefliyoruz. 747 yıla ihtiyacımız olduğu doğru. Öte yandan şu da bir gerçek: Bugüne dek hiçbir arkeolog kazdığı kentin tamamen ayağa kaldırıldığını görmedi. Adım adım ilerliyoruz. Gelecek yıllarda İmparator S. Severus Anıtsal Çeşmesi, Batı Tiyatrosu ve Stadyum Caddesi’ni kazarak ayağa kaldıracağız.

Kabartmalarda patlıcan

Kabartmalarda patlıcan

Tavlaya benzer bir oyun…

Laodikeia’da gündelik hayata dair birçok ayrıntı gördük. Denizli’nin simgesi olan horoz ilginçti…

Geçmişte yaşayan insanlarla günümüzdekiler arasındaki fark, teknoloji ve yaşam tarzının getirdiği yenilikler sadece. Geçmişte de insanlar kentler kurup ticaret yaptılar. Onların da hayalleri, üzüntüleri, sevinçleri vardı. Laodikeia kazıları geçmişle günümüz arasındaki bağları saptamamızı kolaylaştırdı. Nar, patlıcan, haşhaş, horoz, leopar kabartmaları bunların delilleridir. Günlük hayat bugünden çok farklı değilmiş. Agoralarda ana cadde kenarında yer alan dükkanlar, ticarethaneler, yeme içme mekanları, yol üzerinde at bağlama halkaları, halka açık çeşmeler her dönemde, her kentte yok mu?

Mesela pazar yerlerinde yorulanların soluklanırken oynadıkları bir oyun var. Tavlaya benziyor…

Sütunlar arasında, bilhassa yeme içme mekanlarının yanında oyun oynayarak vakit geçiriyormuş insanlar. Dükkanların önlerinde de ayrıca bugünkü gibi oturma yerleri bulunuyor.

Kabartmalarda haşhaş

Kabartmalarda haşhaş

“Yaşayan bir arkeoloji ve jeoloji parkı olacak”

Laodikeia’yı bir açık hava arkeoloji parkına dönüştüreceksiniz. Yani restorasyon sırasında deprem izleri de, diğer hasarlar da olduğu gibi korunacak… Türkiye’de bir ilk olacak bu parkı anlatır mısınız?

Laodikeia binlerce yıldır depremlere maruz kalmış, defalarca yıkılmış, defalarca ayağa kaldırılmış. Yani kentin varlığının da yokluğunun da müsebbibi depremler. Restorasyon çalışmalarında bu deprem izlerini aynen koruyoruz. Ziyaretçiler, tüm dönem izlerini görecek, depremlerin yapıları nasıl yıktığını anlayacak. Böylece burası yaşayan bir arkeoloji ve jeoloji parkı haline gelecek. İşin güzel bir güzel yanı da şu: Kronoloji takip edildiğinde binyıllar içinde hangi aralıklarla depremler olduğu görülecek ve gelecekte ne zaman olacağı tahmin edilebilecek.

Gülenay Börekçi, Habertürk

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment