Egoist okur

Lilou: “Müslümanım, panik yapmayın…”

Dünyanın en ünlü Breakdance’çısı Lilou ufacık tefecik bir adam. Genç de aslında, henüz 30’unda. Ama şimdiden jübilesini yapmaya hazırlanıyor. Gerçi kendi adıma bundan pek emin değilim, çünkü gözlerinde büyük bir dans aşkı ve inat gördüm. Bir de tabii daha önemlisi, onu sahnede izledim. Aman yarabbim, o neydi öyle, nasıl bir şeydi… Hızlandırılmış film gibiydi, figürlerini, sıçramalarını takip edemedim.

Konu nereden açıldı derseniz, geçen hafta Paris‘te dünyanın en iyi breakdance’çılarının yarıştığı Red Bull BC One Turnuvası dünya finalindeydim. Hollandalı Menno rakiplerini bir bir alt ederek zafere ulaşırken ben jübilesini yapmaya hazırlanan bir devle, Cezayir asıllı Fransız Lilou’yla konuştum. “Pikachu” lakaplı Lilou bu işe nasıl başladığını, dansın hayatını nasıl değiştirdiğini ve diğer şeyleri anlattı.

Gülenay Börekçi

lilou red bull gulenay borekci egoistokur 1

Lilou, benimle konuyurken de artık onunla bütünleşmiş “Müslümanım, panik yapmayın” tişörtünü giyiyordu.

Lilou: “Dans ederken yaptığım şey vücut kaligrafisi” 

Dünyanın en ünlü Breakdance’çısı Lilou ufacık tefecik bir adam. Genç de aslında, henüz 30’unda. Ama şimdiden jübilesini yapmaya hazırlanıyor. Gerçi kendi adıma bundan pek emin değilim, çünkü gözlerinde büyük bir dans aşkı ve inat gördüm. Bir de tabii daha önemlisi, onu sahnede izledim. Aman yarabbim, o neydi öyle, nasıl bir şeydi… Hızlandırılmış film gibiydi, figürlerini, sıçramalarını takip edemedim.

20 yılı aşkın bir süredir dans eden Lilou’ya her şeyin nasıl başladığını soruyorum. 6-7 yaşındayken bir rock videosunda gördüğü fiyakalı dans hareketini yapmayı denemiş. Olmamış. O da oturdukları semtte yaşayan sokak dansçılarına gidip “Şu hareketi bana öğretir misiniz?” diye sormuş. Öğretmişler ve büyük yeteneğini fark ettikleri için olacak “Haftaya gene gel” demişler. “Gittim ve bu defa da başka hareketler öğrettiler. İşte o zamandan beri dans ediyorum” diyor.

Ama hikayenin devamını da anlatayım… Lilou çocukken arkadaşlarıyla en sevdiği çizgi diziye ithafen Pokémon adlı bir grup kurmuş. Aralarında en küçükleri olduğundan ona “Pikachu” diye sesleniyormuş herkes. “Afişlerde falan çok komik duruyorduk herhalde, çünkü Super Dynamics Crew, Style Elements Crew gibi görkemli isimler taşıyan rakiplerimiz bizden hep epey büyük oluyordu. Bizse Pokémon olarak çocukluğun tadını çıkarmak, oyun oynamak istiyorduk” diye anlatıyor. Sonradan Madonna, Chemical Brothers gibi çok daha ünlü partnerleri de oluyor ama o eski Pokémon grubuyla bugün bile çalışmayı sürdürüyor. İngilizce konuşurken de araya İnşallah gibi Arapça kelimeler sıkıştıran Lilou’yla Paris’in önde gelen kültür merkezlerinden La Grande Halle de La Villette’de düzenlenen Red Bull BC One kulisinde konuştuk.

Breakdance sana ne hissettiriyor?

İyi hissettiriyor. Havada sıçrayarak bedenimle farklı hareketler oluşturdukça kaligrafi yapıyormuşum gibi geliyor bana; vücut kaligrafisi…

Yani vücudunla yazı yazıyorsun… Peki o yazıyla ne anlatıyorsun?

Hayatımı, hislerimi, felsefemi…

Felsefen nedir?

“Kendin ol, köklerine, kültürüne ve kimliğine bağlı kal” diye özetleyebilirim. Dans, iç dünyanızın bir ifadesi. Mutluysanız, gülümsersiniz. Kötü bir gün geçiriyorsanız, içine hüzün karışır. Dansın en şahane yanı kendinden başka dil gerektirmemesi. Dans ederken dilimiz aynı; Amerika’dan, Türkiye’den, Almanya’dan, Güney Afrika’dan herhangi biriyle dans edebilirim.

Profesyonel olmak durumu değiştiriyor mu? Yani artık kendini ifade etmek için değil, hayatını kazanmak için dans ediyorsun…

Hayır, tam tersi artık kendimi daha iyi ifade edebiliyorum. Sonuçta işim gereği dünyayı dolaşıyorum ve her yen ülkeye gittiğimde yeni insanlarla, yeni kültürlerle tanışıyor, hepsinden bir şeyler öğreniyorum. Onlar da benden bir şey öğreniyorlardır.

Kung-fu da yapıyorsun…

Dövüş sanatları insana özel bir disiplin kazandırıyor. 12 yıldır kung-fu yapıyorum ve itiraf edeyim çok iyiyim. Dansıma yardım ediyor. Rekabetin türü ve şekli aynı. Dansta da dövüşte de biriyle kapışıyorsun. Rakibini çözmeli, iyi olduğu alanı keşfetmelisin. Ayak hareketleri iyiyse, ellerine yoğunlaşır, oradan vurmayı denersin. El hareketleri iyiyse, tam tersi ayaklarına odaklanırsın. İkisinde de sürekli tekrar ettiğin hareketler vardır. Bazı hareketleri o kadar çok tekrar edersin ki sonunda senin refleksin haline gelirler.

Red Bull BC One’a gelelim. Hayatını nasıl değiştirdi?

Dünyanın en büyük dans yarışması. Bireysel olarak tanınmamı sağladı. İlk birinci olduğumda kimse başarabileceğimi düşünmüyordu. Ufak tefektim, ayrıca ileri decede miyop olduğumdan gözlüklerimi çıkaramıyordum. Benim için de sürpriz oldu. “Ne?” dedim, “ben mi kazandım?” Sonra da hiç durmadım.

“Başucu kitabım Kur’an”

Cezayir asıllı bir Fransızsın. Kendini hangi kültüre daha çok ait hissediyorsun?

İkisine de. Cezayirli arkadaşımla Arapça konuşuyoruz. Sık sık oraya gidiyorum. Sevdiklerimi görmek, dinlenmek için.

Lilou ne demek?

Gerçek adım Ali Ramdani. Cezayir’de Ali adındaki çocuklara şirin, sevimli bir hitap olarak “Alilu” derler. Annem ve arkadaşlarım beni öyle çağırırdı.

“Müslamanım, panik yapmayın” yazılı bir tişört gibiyorsun, ayrıca söylediklerine göre Kur’an’ı hep yanında taşıyormuşsun…

Evet. Yani şöyle, bana dünyanın en iyi kitabını sorarsanız, cevabım “Kur’an” olur. Tamamını okumadım, sadece bazı ayet ve sureleri biliyorum. Ama okuduğum kadarı bile beni güçlendirmeye yetti.

Seni nasıl güçlendirdi?

Günde beş kez namaz kılıyorum, bu odaklanmama ve hayatımı programlamama yardım ediyor. Kur’an’dan bir ayet okuduğumda, “Evet ya, işte böyle biri olmam gerekir” diyorum. Siz belki daha iyi bir insan olmak için başka bir yol bulmuşsunuzdur ama benim yolum bu. Bir de tabii dans. beni örnek alan gençlere, “Dansınızı geliştirin ama geldiğiniz yeri de hiç unutmayın” diyorum.

“Gülmeyi unutanlara dans etmeyi öğreteceğim”

Gelecek için planlarını sorsam?

Öncelikle aile kurmak.

Ama zaten evlisin…

Bu ara çocuk yapmak için çalışıyoruz. İnşallah olacak… Dans etmek önemli ama aile kurmak, çocuk yapmak benim gerçeğim, geleceğim… Dansla ilgili olarak da Lilou Vakfı’nı kurduk. İnsanlara yardım etmek, kimsesiz çocukların yüzünü güldürmek istiyoruz. Ücretsiz atölyeler açıp yoksullara, kimsesizlere, gülmeyi unutanlara dans öğreteceğim. Sadece Fransa’da değil, bütün dünyada…

“Madonna’yla çalışmak harikuladeydi”

Madonna’yla dansçı ve koreograf olarak çalıştın…

Sokaklardan geldiğimi düşünürseniz, pop’un en büyüğüyle dev stadyumlarda dans etmek harikulade bir deneyimdi, çok güzel ve gurur vericiydi. MDNA turnesinde birlikte İstanbul’a bile geldik.

Nasıl bir dansçı?

Çok çalışkan ve kararlı. Bir şeyi kafaya koymuşsa, azimle peşine düşer. Pes etmez, geri adım atmaz, zorlandığında koreografiyi değiştirmemizi istemez.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment