Egoist okur

Lütfen okyanus, arkamdan gelir misin?

Göktuğ Canbaba farklı yazın türlerinde kalem oynatan, bu türlerin olanaklarıyla düşünmeyi ve sorgulamayı seçen bir genç yazar. Fener Balığının Kayıp Işığı adlı ilk çocuk romanı Doğan Egmont yayınlarından çıktı.

Kitabı öyle sevdim ki hemen Göktuğ’dan bir röportaj istedim. (Daha önce İşeyen Atmaca adlı romanı vesilesiyle onunla konuşmuştuk ama açıkça ben bu yeni kitabı çok çok daha fazla sevdim. romanın iki kahramanından birinin su altı aleminin istenmeyen mensuplarından biri, bir denizanası olmasına ise resmen ba-yıl-dım.)

Röportaj yakında bu sayfalarda olacak. O zamana kadar Fabisad üyesi yazar Esra Ertan‘ın aşağıdaki yazısını okuyun.

Gülenay Börekçi

goktug canbaba gener baligi dogan egmont 1

Fener Balığının Kayıp Işığı, okyanusun sınırsızlığı ve zenginliğinden beslenen, bu yönüyle de maceracı çocukların ve her dem maceracı ruhunu taze tutan yetişkinlerin gönlünü fethedecek renklere sahip ışıklı bir metin. Hikâye Kızıl Yosun köyünde yaşayan fener balığı Loppi Parlakışık’ın etrafında gelişiyor. Loppi’nin hayali, hakkında okuduğu kitaplarla günden güne merakının çoğaldığı Okyanus Sirki’ne kabul edilebilmek. Görkemli ışığıyla fark edileceğinden ve sirke davet edileceğinden hiç kuşkusu yok. Bu sirk sayesinde Ahtapot Işıkçalan’ın yardımcısı Poli Kızıldokunaç adlı denizanasıyla yolu kesişiyor. Ancak işler Loppi’nin düşlediği şekilde gelişmiyor. O çok güvendiği parlak ışığı onu terk ediyor. Üstelik arkadaş edindiği Poli’nin de özgüven sorunları var. Loppi’nin ışığını kaybetmesi, Poli’nin de korktuğu anlarda geçirdiği kasılma nöbetleri sebebiyle sirkten kovulması, her iki kahramanımızın okyanusun gizemli derinliklerinde ışığı bulma maceralarını ateşleyen kayıplar oluyor.

Göktuğ Canbaba, çocukların renkli dünyasını taşıdığı okyanusu, aşina olduğu fantastik öğelerle zenginleştirerek onları lezzetli bir okuma pratiğine davet ediyor. Mekân ve karakterleri kurgularken çeşitliliğe ve tasvir zenginliğine önem vererek diğer yandan çocukların düş gücünün zenginleşmesine de imkân tanıyor. Ancak bunu yaparken çocukların kendilerine yakın bulacakları kahramanları kurgulamaya özen gösteriyor. Zira ne fener balığı Loppi, ne denizanası Poli ne de balık Norro kahramanlıklarıyla göz kamaştıran epik karakterler sayılır. Onlar zaafları, kusurları, pişmanlıklarıyla var oluyorlar metinde. Bu da onları kendi gerçekliğimiz içinde bir fikre dönüştürerek okuyabilmemizi sağlıyor. Loppi’nin ışığını arayış yolculukları bir anlamda fantastik yazının meselesi olan ‘büyüme’ hikâyesine de evriliyor. Canbaba’nın diğer metinlerine hâkim olan aydınlanma teması bu kurguda da etkilerini gösteriyor. Karakter çeşitliliği içinde zamanın ruhunu da imleyerek özgürleşme ihtiyacı, otokratik baskılar, kimlik sorunu, farklılıkların dışlanması gibi varlığını unutamadığımız dünya sıkıntısını da metnin ruhuna kazıyor adeta…

Öte yandan Fener Balığının Kayıp Işığı, tüm bu karakter çeşitliliği ve tasvir zenginliğiyle animasyon tadında bir sinema dili de yakalıyor. Ancak bu sinema dili, yenilmez karakterlerin yarattığı epik bir destana değil; her karakterin ışığın peşinde geçirdiği dönüşüme, kendi kimliğini kabullenme ve olgunlaşma sürecine hizmet ediyor. Hal böyle olunca metin, okurun kendi fantezi dünyasının yaratımına görsel diliyle de katkıda bulunmuş oluyor.

Yazarın 2013’te çıkan kitabı İşeyen Atmaca’ya hâkim olan mizahi dil, bu metne de sirayet ediyor. “Şarkı Söyleyen Solucanlar Diyarı” adlı bölümdeki nüktedan solucanlar ve diğer bölümlerdeki gülümseten diyaloglar, metne bir dinamizm katıyor. Yazar okurunu baştan çıkarmak niyetinde olmadığına da ikna ediyor bizi.

Kitabın görsel içeriğine baktığımızda kapak tasarımında Cenk Yönder, kapak resmi ve iç resimlerde ise Zafer Okur isimlerini görüyoruz. Kapak tasarımındaki renkler, metne yurt olan okyanusun renklerini okurun düşlerinde duyumsatıyor ancak iç resimlerde desenlerin daha çok olması küçük okurların dikkat ve ilgi süresini uzatabilecek renkli ayrıntılardan olabilirmiş.

Fener Balığının Kayıp Işığı fantezi, macera ve dram gibi türlerin birbiriyle mayalandığı bir metin. Her okuru kendi yolculuğunu gerçekleştireceği, gerçekliğini gözden geçireceği bir keşif sürecine davet ediyor. Başka dünyaların, başka diyarların gerçekten mümkün olabileceğini…

Esra Ertan, Ekim, 2014

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment