Egoist okur

Mad Max/Fury Road: “Kadınlar nesne değildir!”

Ünlü yönetmen George Miller, 30 yıl aradan sonra kusursuz bir devam filmiyle karşımızda. Nefes kesen fütüristik aksiyon “Mad Max: Fury Road”un kadrosundaki en ilgi çekici isimse “Vajina Monologları” adlı sansasyonel tiyatro oyununun yaratıcısı aktivist yazar Eve Ensler.

Duyunca, hele filmi seyretmemişseniz şaşırabilirsiniz ama Ensler, danışmanlığını üstlendiği “Fury Road”un tepeden tırnağa feminist bir film olduğunu söylüyor.

O halde merak etmek hakkımız: Feminizm aksiyona nasıl dahil oldu?

Gülenay Börekçi

Not: Filmin Şubat 2016’da aldığı Oscar’lar şahsen en çok benim içime su serpti.

mad max egoistokur gulenay borekci 1

Feminizm aksiyona nasıl dahil oldu?

Bir aksiyon filminden ne beklersiniz? İki saat boyunca sizi oyalamasını ve dertlerinizi unutturmasını, heyecan vermesini, soluğunuzu kesmesini… Başka? Eh, güzel çekimler, sağlam kurgu, iyi oyuncular… İçerik? Geçelim. Senaryo? Daha neler!

Ben şimdi size diyeceğim ki 70 küsur yaşında bir yönetmen yaşıtı emektarlardan oluşan bir ekibi toparlayıp şahane bir aksiyon çekmiş, dahası bugüne kadar erkeklerin tekelinde sayılan bu janrı, bir feminist başyapıta dönüştürmüş. “Yok artık” demeyin lütfen ve okumaya devam edin.

mad max eve ensler gulenay borekci egoistokur

Nükleer savaşın ardından uygarlık çökmüş, dünya çöle dönmüştür. Kendini yeryüzünün tüm kaynaklarının tek sahibi ilan eden diktatör Immortan Joe, insanlara her gün sadece birkaç damla, yani ölmeyecekleri kadar su vermektedir. Açlığın, kıtlığın, hastalığın hüküm sürdüğü bu korkunç yerde Joe, Savaş Çocukları adını verdiği askerlerini de ölümsüzlük vaadiyle kandırmaktadır. Askerler hiç ölmeyeceklerini sandıkları için kendilerinden istenen her şeyi yapar, ölümün kucağına gözlerini kırpmadan atlar, beslenmek için de “kan torbası” adını verdikleri köleleri kullanırlar. Bir çatışmada esir düşen Mad Max, “savaş çocuğu” Nux’ın yeni kan torbası olmuştur.

Immortan Joe’nun tek bir amacı vardır; bozulan, güçten düşen, çirkinleşen ırkının devamını sağlayacak kusursuz bir erkek evlat sahibi olmaktır. Bu sebeple bulduğu her güzel ve sağlıklı kızı haremine kapatır. Zaten filmin esas aksiyonu da Joe’nun, en sevdiği beş karısının bir gece vakti kaçtığını öğrenmesiyle başlar. Üstelik kızlar giderken duvara kocaman harflerle “Kadınlar nesne değildir” yazmıştır. Onlara yardım eden kişi Charlize Theron’un canlandırdığı tek kolunu bir çarpışmada kaybeden köle Furiosa’dır. Joe ordusunu Furiosa’yla kaçak kızların peşine yollar.

mad max eve ensler gulenay borekci egoistokur 4

Şimdilik sıradan aksiyon filmlerinden çok da farklı değil gibi… Gerçi itiraf edeyim, o kadar olağanüstü bir görsel tasarım yapılmış, 3-D efektlerden uzak durmayı tercih ederek filmini “old school” yöntemlerle çeken ihtiyar kurt George Miller ve ekibi öylesine muazzam bir iş çıkarmış ki “Mad Max: Fury Road”un tek saniyesi bile sıradan değil. Uzun süredir akıl dışı temposuyla bu kadar soluk kesen ve yaratıcı bir aksiyon seyretmemiştim. İnsan övmeye neresinden başlayacağını bilemiyor; uçsuz bucaksız kum çölleri ve steampunk tarzı paslı savaş araçlarının güzelliği anlatılır gibi değil. Üstelik söylediğim gibi, hiçbiri 3-D değil, gerçek! George Miller’ın karısı Margaret Sixel’in gerçekleştirdiği kurgu da inanılmaz. Bir noktadan sonra resmen kalbiniz uçacak, göğsünüzü terk edecek sanıyorsunuz. Savaş Çocukları’nın hızına hız, ürkütücülüğüne ürkütücülük katan tamtamlara ve daha film gösterime girmeden, sırf fragmanlardaki kısa görüntüsüyle bile kült olan kırmızılı gitarcıya ise diyecek söz bulamıyorum.

mad max eve ensler gulenay borekci egoistokur 2

Sürprizleri kaçırmamak, seyretme zevkinizi yaralamamak için devamını anlatmayacağım. Fakat büyülendiğim şeyi, yani “Mad Max: Fury Road”un kadınlarını söylemezsem olmaz. Aslında Avustralyalı dahi George Miller’ın “kadınlardan yana” bir yönetmen olduğunu biliyordum. Mesela “Eastwick Cadıları”nda, Lucifer’ı, yani bizzat şeytanı alt eden alelade üç ev kadınını anlatmıştı. Yine de “Mad Max: Fury Road”un neredeyse her sahnesine açık ya da örtülü bir şekilde yayılmış yoğun feminist mesajları beklemiyordum. Çok genç ve kırılgan görünümlü, üstelik biri hamile beş cariyenin kurtarılmayı beklemek yerine kaderlerini kendileri değiştirmeye karar vermesi… Demirden bekaret kemerlerini kendileri kesmesi… Furiosa’nın protez koluna rağmen koca orduyu karşısına almaya cesaret etmesi… Çölde kaybolduklarında yardımlarına belleri bükülmüş, yüzleri kırış kırış olmuş birkaç motosikletli ihtiyar kadının koşması…O yaşlı teyzelerin, gezegenin geleceğini kurtarmak adına karton kutularda sakladıkları tohumlara gözleri gibi bakmaları… Hele son üç mermisinin ikisiyle hedefi ıskalayan Max’in sıra sonuncu mermiye gelince silahını düşünmeden Furiosa’ya uzatması muhteşemdi.

mad max eve ensler gulenay borekci egoistokur 1

George Miller önemli bir iş yapmış, filminde çok farklı yaş gruplarından kadınlara yer vermişti. Köleliğe boyun eğmeyen genç cariyeler de, mücadeleyi bırakmayan bilge yaşlı kadınlar da bence büyüleyiciydi. Immortan Joe’nun sarayındaki ana tanrıça görünümlü iri yarı sütanneleri izlerken, içimin sızlamasına engel olamadım. Neticede sinemanın -ve toplumların- kadınlardan beklediği genel olarak hep buydu; ya yatak odasında seks kölesi ya da mutfakta anne olmaları isteniyordu. Gelin görün ki bu filmin kadın karakterleri itirazlarını açıkça dile getirecek kadar yürekliydiler.

Sadede geliyorum; bütün bu feminist mesajların esas sorumlusu, feminist hareketin önemli isimlerinden biri kabul edilen ve kadınların bedenleriyle kurdukları ilişkiyi anlatan tabu yıkıcı tiyatro oyunu “Vajina Monologları”nın yazarı olarak tanıdığımız Eve Ensler’miş. ABD’den Singapur’a, Haiti’den Türkiye’ye hâlâ her yıl 1000’e yakın salonda sahnelenen bu oyun bir keresinde Avrupa Parlamentosu’nda, hem de bazı parlamento üyeleri tarafından bile sahnelenmişti. Meğer Ensler, “Mad Max: Fury Road” filminin senaryo danışmanıymış.

mad max eve ensler gulenay borekci egoistokur 3

Eve Ensler, “Mad Max: Fury Road” filmi ve şahane kadın karakterleriyle ilgili şunları anlatıyor: “Doğrusunu isterseniz, ‘Feminizm erkeklere mi kaldı?’ diyen kibirli ve alıngan feministlerden değilim, erkekleri aramıza almak taraftarıyım. Neticede dünyayı onlarla paylaşıyoruz. Gerçek bir feminist olduğuna inandığım George Miller’la çalıştığım için de gurur duyuyorum. Aynı anda hem güçlü hem şefkatli biri olan, savaşırken bile üzüntüsünü gizleme gereği duymayan Furiosa harika bir karakter. Dokunmaktan, sarılmaktan, ağlamaktan çekinmiyor, mükemmel dövüşüp silah kullanıyor. Kızlara gelince; bembeyaz kıyafetler içinde çok masum görünseler de patriarkayla savaşacak cesarete sahipler. Furiosa ve kızlardan biri hikayenin akışı içinde âşık oluyor ama bu, geri dönmelerine ya da taraf değiştirmelerine sebep olmuyor. Tam aksine mücadeleye, aşık oldukları erkekleri de yanlarına alarak devam ediyorlar. Bir sahnede erkek kadını kurtarıyor, diğerinde kadın erkeği ve bu eşitlik hiç bozuluyor.”

Eve Ensler, danışmanlık yaptığı genç oyunculardan, ‘Şiddetin sıradan sayıldığı ataerkil kültürlerde kadınlar nasıl ayakta kalır ve savaş bölgesinde ruhlarını korumayı nasıl başarırlar?’ sorusunu hep zihinlerinin bir yerinde tutmalarını istemiş. Aktivist yazar bu konuda şunları söylüyor: “Bu filmin maskülen dile alışkın erkek seyirciye bir mesajı var: ‘Kadınlar sizin tarafınızdaysa, daha kolay savaşırsınız ve kadınlarla erkekler eşitse dünya daha güzel bir yer olur.’ Rahat olun, güç yarıştırmıyor, sizden üstün olmak falan istemiyoruz. İstediğimiz tek şey, bizim hikayelerimize de erkeklerin hikayeleri kadar değer verilmesi.”

mad max egoistokur gulenay borekci eve ensler

Eve Ensler: “Mad Max: Fury Road, tepeden tırnağa feminist bir film”

Eve Ensler “Mad Max: Fury Road”un kadrosuna katılma serüvenini ve çalışma sürecini anlatıyor…

“Sydney’de insan hakları konulu bir konferans vermiştim, George Miller arayıp birkaç haftalığına Namibia’ya gelip gelemeyeceğimi sordu. Hem fütüristik bir aksiyon filminin senaryosunu gözden geçirecektim hem de kadına karşı şiddet konusunda genç oyunculara danışmanlık yapacak, özellikle de Bosna, Haiti, Afganistan ve Congo gibi ülkelerde bu konuda şahit olduklarımı anlatacaktım. Bu ülkelerde uzun süreler bulunmuş, şiddet gören kadınların rehabilitasyonunda bizzat çalışmıştım.”

“Sinemada kadınların sevgili, kurban ya da en iyi ihtimalle ‘esas adamın asistanı’ rolünde kullanılmasına alışkın olduğum için senaryoyu okuyunca aklım çıktı. Gezegenimizde her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor ya da tecavüze uğruyor. Bu, çağımızın en korkunç gerçeklerinden biri… Kökeninde de sadece cinsiyet ayrımcılığı değil, ırkçılık ve ekonomik adaletsizlik var. Tepeden tırnağa feminist bir film olan ‘Mad Max: Fury Road’ senaryosu, satır aralarını okuyabilenler için tamamen bu meselelerle ilgiliydi.”

“İnsanlar feminizmin ne olduğu bilmiyor. O kadar zor değil aslında: Feminist bakış açısına göre kadınlarla erkekler aynı şeyleri ister, aynı şeylere ihtiyaç duyar; ayrıca toplumda eşit görevler üstlenir, eşit haklara sahip olur, eşit ücret alırlar, hepsi bu kadar. Ha bir de, kadınlar bağımsızdır, isterlerse hayatlarını bir erkeğe bağımlı olmadan sürdürebilirler… Sanırım aksiyon filmi senaristlerinin genel olarak bu gerçeklerden pek haberi yok, çünkü güçlü kadın karakterler yaratamıyor ya da belki bunu umursamıyorlar.”

“Sette çalıştığım genç oyuncularla Japonlardaki geyşalık kurumunu, doğudan batıya çeşitli ülkelerdeki tecavüz vakalarını ve Amerika’da gittikçe artan seks işçiliğini konuştuk. Soracak soruları vardı: Uzun süre esir tutulmuş ve seks kölesi olarak kullanılmış bir kadın ne hisseder? Bir zorbanın kölesi bir süre sonra ona bağlılık hissetmeye başlarsa, bunun sebebi nedir? Karnında sana tecavüz etmiş birinin bebeğini taşımak nasıl bir şeydir, o bebeği her şeye rağmen ister misin? Tecavüze uğradıktan sonra bedenin senin için ne ifade eder, niçin onu artık eskisi kadar sevemezsin hatta ona dokunmak ya da aynada görmek istemezsin? Senaryoya son halini bu sorular ve cevapları yardımıyla verdik.”

Gülenay Börekçi

Not: Gerek var mı bilmiyorum ama Charlize Theron bir harika. Diğer genç kadın oyuncular ve fideleri koruyan motosikletli yaşlı teyzeler de. Mad Max’i Mel Gibson’dan başkasıyla istemem diyen ben Max rolündeki Tom Hardy’e ve Nux rolündeki Nicholas Hoult’a bayıldım. Hoult’un “About a Boy” filminde Hugh Grant’e eşlik eden ufaklık olduğunu düşününce insan zamanın ne kadar hızlı geçtiğine inanamıyor, o da biraz sinir bozucu. Ama 70’lik George Miller ve teknik ekip var ya; işte onların hepsi yeni ilahlarım. Hail guys!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment