Egoist okur

Bazen içimize uzaylı kaçar!

Okulların son sınavlarla, bahar etkinlikleriyle yoğunlaşan mayıs ayı, hayallerin de zıpladığı ay. Çocuklar kâğıt uçakların kanadında Kafdağı’nın ardına geçivermek, ejderhaların sırtında peri padişahının sarayına dalıvermek isterler… Sakıncası yok, biz de peşlerinden gidelim.

Müren Beykan

muren beykan egoistokur kitap iyi gelir babaanne uzayli

Müren Beykan

“Çocuklar kâğıt uçaklarla Kafdağı’nın ardına geçmek, ejderha sırtında peri padişahının sarayına dalmak ister…”

Çocukların kendilerine has dünyaları var der dururuz. Çevreyi ve gerçeği algılamadaki duyarlıkları yetişkinlerden farklıdır ve hayaller dünyasında özgürce süzülürler. Kitaplara değdiklerinde de fark ediyoruz bunu. Nelerden hoşlanıyor, nelere gülüyor, nelere heyecanlanıp nelere üzülüyorlar? Bir çocukla kitap okuma şansınız varsa, bu soruların cevaplarına pek güzel yaklaşıyorsunuz; üstelik, çocuğa göre kitap seçmenin altın anahtarı elinize ulaşıveriyor.

Bu altın anahtarın uyduğu en gizli kapı, elbette fantastikler dünyası. Çoğu yetişkinin nedense suratını ekşittiği kitaplardan söz ediyorum. Çocukların hayal dünyasını doğrudan besleyen, onları özgürleştiren kitaplardan.

Fantastiğin kraliçesi Ursula K. Le Guin şöyle diyor: “Çalışkan, düzgün, sorumlu bir yurttaş, eğitim görmüş, olgun bir kişi, bakıyorsunuz ejderhalardan, hobbit’lerden korkuyor, perilerden ödü patlıyor (ve) ‘[…] bütün bunların yararı ne?’ diye soruyor… Hayal gücüyle yaratılmış kurmacanın yararı, dünyayı, çevrendekileri, kendi duygularını ve kaderini daha derinlemesine anlamanı sağlamaktır.” Ve üstat devam ediyor: “Fantazi elbette hakikidir. Olgulara dayanmaz, ama hakikidir. Çocuklar bilir bunu. Aslında yetişkinler de bilir, zaten çoğu bu yüzden fantaziden korkar. Fantazideki hakikatin, yaşamaya mecbur edildikleri hayatın sahteliğine, sıradanlığına karşı bir meydan okuma, hatta tehdit oluşturduğunu bilirler. Ejderhalardan korkarlar, çünkü özgürlükten korkarlar.” (Yetişkinler Ejderhalardan Neden Korkar?, derleyen: İshak Reyna, Günışığı Kitaplığı)

Özgürlükten korkmak! Tam da biz yetişkinlere göre! Geçenlerde, “Ejderha falan yoktur, çocukları gerçek olmayan hayallerle kandırmayın,” diye tweet atan oldu. Fotoğrafı doğruysa, biz “yetişkinlerden” biri. Ejderhalardan korkan biri. “Gerçek olmayan hayaller”den korkan biri… Ya çocuğumuz okuduğunun ya da seyrettiğinin etkisinde kalıp uçmaya kalkışırsa! Ya küçülmek ya da görünmez olmak uğruna fena şeyler yemeye kalkışırsa! Ya ağaçları mavi, denizi turuncu boyarsa…

Eh, çocuk milleti gerçekten de olmayacak şeyler yapar; doğruya doğru! Senarist, yazar Sevgi Saygı da son romanında çocukların bu komikliğini, sınırsız hayal güçlerini hatırlatan, hem gülümsetip hem hüzünlendiren bir öykü anlatıyor. “Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı!” (Günışığı Kitaplığı) şu tweet‘te dendiği gibi, gerçek olmayan hayalleri dillendiriyor.

Apartmanda canı sıkılan bir grup çocuk ve aralarındaki iki kardeşin babaannesi hakkında kurdukları hayal, yaşlı bir insanın abuklamasına mesnetleniyor. Yaşlılıkta beynin durup dururken gündeliği unutmaya, ama geçmişi hatırlamaya başlaması, küçükler için aşırı şaşırtıcı. Mutlaka bir gizem olmalı bu işin arkasında. Çünkü, öğretmen emeklisi Behice Hanım, Alaz ile Ayaz’ın çok iyi bildikleri babaannelerinden çok farklıdır artık; kahvesini kaç şekerli içtiğini unutması bir yana, neredeyse kendi kızını tanımamaktadır. Sadece o mu, bakımevindeki öteki yaşlılarda da değişik dozlarda benzer hafıza kayıpları gözler çocuklar. Kafa kafaya verirler ve teşhis tamamdır: Babaanne Behice Hanım’ın içine uzaylı kaçmış olmalıdır! Başka nasıl açıklanabilir ki, bunca büyük değişim!

Küçük dedektiflerin bakımevinde uzaylı avına çıktığı bu komik kitap, yazarın, “uzaylısıyla birlikte daha iyi bir dünyaya göç eden anne”sine de bir veda niteliğinde. “Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı!” özellikle aile büyüklerine yakın yaşayan çocukları, geçen zamanın kötü sürprizleri karşısında sağaltmak için yardımcı olacak ustaca yazılmış kitaplardan biri.

İçine uzaylı kaçmadan yaşama veda eden bir dedenin öyküsü “Dedem Bir Kiraz Ağacı”nda, ünlü İtalyan yazar Angela Nanetti bize, küçük bir oğlanın köyde yaşayan dedesiyle arkadaşlığını anlatır (Türkçesi: Sema Tuksavul, Günışığı Kitaplığı). Pastoral bir ortamda şiirsel bir anlatımla kurgulanmış kitapta, Tonino’yu etkileyenler, biz okurları da yüreğimizden yakalar. Tonino’nun annesi doğduğu gün, Tonino’nun dedesi köydeki bahçeye bir kiraz ağacı dikmiş, ona tüm yaşamı boyunca sevgiyle bakmış, derinden bağlanmıştır; şimdi meyve veren bu koca ağaç, kesilme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Tonino buna razı olamaz; çünkü dedesinin… Çocuk romanlarını böyle anlatmaya kapılıvermemek ne mümkün, ama burada duralım.

Okulların son sınavlarla, bahar etkinlikleriyle yoğunlaşan mayıs ayı, hayallerin de zıpladığı ay. Çocuklar kâğıt uçakların kanadında Kafdağı’nın ardına geçivermek, ejderhaların sırtında peri padişahının sarayına dalıvermek isterler… Sakıncası yok, biz de peşlerinden gidelim.

Müren Beykan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment