Egoist okur

MYTHPUNK: Öfke, keder, hır gür, karmaşa, isyan…

İslam mitolojisini dijital kültürle buluşturan Elif. Kadim Rus efsanelerini 21’inci yüzyıla taşıyan Ölümsüz. Mythpunk türünde ürün veren yeni kuşak fantastikçilerden bazıları… İki roman da Monokl Yayınları’ndan çıktı.

Gülenay Börekçi

 Mythpunk’a küçük bir giriş: Güller ve Dikenler

Monokl, Alain Badiou, Emmanuel Levinas, Jean-Luc Nancy, Michel Henry, Jacques Derrida, Jacques Lacan, Pierre Bourdieu, Felix Guattari, Maurice Blanchot, Georges Bataille ve Jacques Rancier gibi felsefecilerin eserlerini yayınlamayı amaçlayan, yayın çizgisini buna göre belirlemiş bir yayınevi. Önümüzdeki dönem Slavoj Žižek de yeni eserleriyle yayınevinin kadrosuna dahil olacak.

Monokl, edebiyat dünyasının yeni akımlarını da takip ediyor. Mesela G. Willow Wilson’un imzasını taşıyan “Elif”, İslam mitolojisini dijital kültürle buluşturan çok önemli bir romandı. M. Kutlukhan Perker’le ortak işlere imza atan ve başta Eisner olmak üzere birçok önemli ödülü kazanan Wilson “Elif” adlı romanında meçhul bir Orta Doğu şehrinde başı Devlet’le belaya giren genç bir hacker’ın görünür görünmez güçlerle savaşını anlatıyor.

Yayınevinin son yayınladığı romansa “Ölümsüz”. Catherynne M. Valente imzasını taşıyan “Ölümsüz” kadim Rus efsanelerini 21’inci yüzyıla taşıyan bir aşk masalı. Daha doğrusu, biri yaşamın efendisi, öteki ölümün efendisi olan gizemli ve ürkütücü iki erkek kardeş arasında kalan genç bir kızın hüzünlü öyküsü. Monokl önümüzdeki aylarda, Tiptree, Locus, Mythopoeic, Rhysling, Andre Norton, Hugo ve Lambda ödüllerinin sahibi Catherynne M. Valente’nin diğer kitaplarını da yayınlayacak.

Valente’nin önemine gelince; kendisi mythpunk denen yeni jenerasyon edebiyat türünün yaratıcılarından. Mythpunk terimi, genç ve çoğunlukla kadın yazarların kaleme aldığı, ilhamını peri masalları ve halk efsanelerinden alan postmodern hikayeler için kullanılıyor. Türün en önemli temsilcisi, hiç şüphesiz Catherynne M. Valente. Onu Sonya Taaffe, Holly Phillips, Nicole Kohrner-Stace, JoSelle Vanderhooft ve Theodora Goss, Amal El-Mohtar, Tahereh Mafi ve az önce sözünü ettiğim G. Willow Wilson takip ediyor. Mythpunk yapıtlar hemen her defasında feminist bir bakış açısıyla yazılıyor ve asla buluşamaz sanılan kültürleri, mitolojileri bir araya getiriyor. Bir not: El-Mohtar ve Mafi gibi Wilson da Müslüman kadın yazarlardan. Cüretkâr fantastik kurgularıyla dikkat çeken bu genç Müslüman yazarlar son dönemin dikkat çekenlerinden.

Mythpunk çağı

Catherynne M. Valente, mythpunk’ı şöyle anlatıyor:

“Mythpunk terimini ilk kez üzerinde çok da fazla düşünmeden, espri niyetine kullanmıştım. Punk kelimesini sevdiğim için. Yeni bir yazarlar topluluğunun geldiğini görebiliyordum, edebiyatta hakikaten ‘bir şey’ oluyordu. Ve ben, o ‘şeyin’ bir parçası olmaktan mutluydum. Olanları ifade edecek en uygun kelime de mythpunk’tı. Punk’ı neden sevdiğimi düşününce aklıma ‘yara’ geliyor. Kırık dökük, dağılmış parçaları çengelli iğneler veya kopçalarla tutturmaya çalışmak gibi… Bir şeye punk diyebilmek için içinde öfke, keder, hır gür ve karmaşa olmalı. Ayrıca enerjiyi ve isyanı, başkaldırıyı ve devrimi çağrıştırmalı. Mythpunk yapıtları ilk bakışta uysal ruhlu gibi görünüyor ama özünde hepsi birer devrimci. Çocukken bize anlatılan efsanelerdeki ve peri masallarındaki cadılar kötü, başkalarına benzemeyenler tehlikeli, orman kaçkınları zararlıydı. İşte mythpunk bu dinamikleri tamamen değiştirerek marjinal karakterlere hak ettikleri onuru geri kazandırıyor.”

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment