Egoist okur

Michael Thomas Ford: “Bayan Austen’a bir parça aşk ve macerayı çok görmeyin”

“Jane Austen’ı vampir haline getirdim. Ve S-E-K-S yapmasını mümkün kıldım. Öyle abartılı bir açık saçıklık yok benim romanlarımda fakat çekingen bir bakıştan veya omza küçük şefkatli bir temastan fazlası Jane Austen hayranlarını acil durum alarmına geçirmeye yetiyor. O zaman onlara sormak istiyorum: “Sizin deyişinizle ‘Zavallı Bayan Austen’, daha ne kadar hayatında tam anlamıyla hiçbir şeysiz […]

Read More

Perdeleri sıkıca kapattınız mı?

Bn şu birkaç ayda şunu öğrendim: Burcu Yıldızer olmazsa, Egoist Okur’un neşesi kaçar, yazma ve okuma şevki kırılır. O yüzden ondan minicik bir yorum geldiğinde bile kendimi mutlu hissediyorum. E-postaları günümü aydınlatıyor. Hele Egoist Okur logosuyla yaptığı t-shirt’ün fotoğrafını çekip gönderdiğinde kendimi nasıl mutlu hissettim anlatamam. Burcu yine Egoist Okur için yazdı. Uykuyla uyanıklık arasındaki […]

Read More

Dilan Bozyel’le alacakaranlıkta müzikli, fotoğraflı efkar sofrası

Ben, önce Heja’nın kardeşi, sonra Brusk’ün ablası olarak tanıdım Dilan Bozyel’i. Ne kadar iyi fotoğrafçı olduğunu, fotoğraflarıyla tekinsiz bir alana girmeye cüret ettiğini ve bakanı da elinden tutup o alana çektiğini daha sonra keşfettim. İnsan mı, yoksa bir beyaz tavşan mı olduğunu, alacakaranlığın hangi bölgelerinde dolaştığını henüz bilmiyorum ama şuna eminim: Bütün sevdiğim insanlar, arkadaşlarım […]

Read More

Philip Pullman’dan şahane roman: BEN BİR FAREYDİM!

“Ben Bir Fareydim”, tekrar tekrar okumaktan hiç bıkmadığım bir kitap. O çok cüretkar ve büyüleyici “Kuzey Işıkları” serisinden tanıdığımız -ve bana göre bir nevi dahi olan- Philip Pullman yazmış. İthaki Yayınları’ndan. İçinde fareler, insanlar, prensler ve prensesler var. Baskısı kalmış mıdır bilmiyorum ama çocuğunuza kitap seçerken buna da bir bakın. Bulursanız, kendiniz de okumayı ihmal […]

Read More

Aykırı bir aydının anısına: Walter Benjamin

Gazeteci arkadaşım Figen Yanık bu kez Walter Benjamin’i yazdı.  Hem Benjamin’i ölümünün 71. yılında anmak, hem de yazarın Pasajlar ve Tek Yön gibi kitaplarını yayımlayan Yapı Kredi Yayınları’nın dikkatini çekmek için. Böylece belki bu kitapların ilk sayfasında, yani Benjamin’i tanıtan bölümde, “26 Eylül 1940’ta Port-Bou (Fransa) yakınlarında öldü” cümlesi düzeltilebilir. Son istasyonu Portbou’ydu Nazi zulmünün […]

Read More

İyi ki doğdun Roald Dahl, sensiz dünya ne sıkıcı bir yer olurdu, bilemezsin…

13 Eylül, Norveç asıllı İngiliz yazar Roald Dahl’ın doğum günüydü. Elde olmayan sebeplerle kutlamakta geciktik biraz. İşte tutkulu Dahl hayranı Emine Çaykara’nın tüm Egoist Okur takipçilerine  hatırlatma mahiyetinde yazısı… Gülenay Börekçi Roald Amca’ya sevgilerle: İyi ki doğdun Matilda! Onsuz olmaz… Elinize bir tane kitabını almışsanız bırakamazsınız… Muziptir, zeki, alaycı, yaratıcı, eğlenceli, sürprizlidir… En dünyamız olmayanı […]

Read More

Alain de Botton: “Radikal dincilerden değil, radikal ateistlerden korkuyorum”

Alain de Botton yeryüzünde herhangi bir tanrıya inanmadan yepyeni bir din öneren ilk insan olabilir mi? Bu röportajda, “İnançsızlığınızı bu kadar açıkça ifade ettiğiniz için radikal dindarların öfkesini çekebileceğinizi düşünmüyor musunuz?” diye sordum ona önce. “Tam tersi, radikal ateistlerin ‘Hey, adama bak, resmen dine methiyeler düzüyor’ demelerinden korkuyorum” cevabını verdi. İşte röportajımızın geri kalan kısmında […]

Read More

Doğu Yücel: Kalp biçimli bir havuzda kalbi kanayarak yüzen adam ve ötekiler

Hayalet Kitap ve şimdi yeni çıkan Varolmayanlar’ın yazarı Doğu Yücel’le yıllarca aynı binada çalıştık ama tanışma sebebimiz Kevin Moore’un olağanüstü güzel şarkısı Space-Dye-Vest oldu. O şarkının bir hikayesi de var; anlatayım… Kevin Moore, ünlü progressive rock grubu Dream Theater’ın eski klavyecisiydi. Sonra ayrılıp şahsi kaderini oluşturmayı denedi. Bir ihtimal adını Office of Strategic Influence ve […]

Read More

SON TOLSTOY: Zahar Prilepin

Hiçbir romanını okumadım ama yazılanlardan anladığım kadarıyla Ruslar bu yazarı bir rock yıldızını sever gibi seviyorlar. Sokaklarda posterleri satılıyor, imza günleri hınca hınç dolup taşıyor, dergiler, gazeteler boyuna ondan söz ediyor. Kısacası, son 10 yılda birçok önemli ödülü toplayan Zahar Prilepin, Rus gençliğinin yeni idolü. Gülenay Börekçi SON TOLSTOY: Zahar Prilepin Rusların yazıyla ilişkilerinin sağlamlığı […]

Read More

Egoist Okur, New Yorklu popüler edebiyat blogu The Literary Kicks’te

The Literary Kicks (Yazınsal Tekmeler) civardaki en iyi 10 edebiyat blogundan biri kabul ediliyor. Kurucusu New Yorklu Levi Asher, borsacı olarak başladığı iş hayatında uzun süre PowerPoint prezantasyonları hazırlayarak “çalışır gibi” yapmış. Asıl iş hayatı, şu hayatta tam olarak ne yapmak istediğini keşfettiğinde başlamış. O gün bugün popüler blogu The Literary Kicks aracılılığıyla edebiyatla ilgilenmeyi […]

Read More

Naim Dilmener’den Egoist Okur’a özel: “Gözyaşı Karması”…

Eleştirmen, yazar ve DJ Naim Dilmener, Türk pop müziği için elbette vazgeçilmez bir isim, buun tartışacak değilim. Arşiviyle, belleğiyle ve yorumlarıyla… Öte yandan o, benim için de vazgeçilmez olan insanlardan biri. Müthiş eğlenceli geçen partilerinden ötürü. Sonra sözünü sakınmadığı, beğenirken kasıntılık edip cimri davranmadığı, beğenmezken “Aman şimdi kimseyi kırmayayım, gereksiz yere düşman kazanmayayım” tavrıyla diline […]

Read More

Alp Buğdaycı: “Doğurmaya çalıştığım bebeği boğdular!”

“Kan Sıcak Akacak”, 1996’da yayımlandığında büyük gürültü kopardı. Ve Adalet Ağaoğlu’dan esinlenerek söylersek; “alt tarafı bilmem kaç litre kanla bilmem kaç metre bağırsaktan ibaret” şu bildiğimiz insanoğlu romanı sadece 6 gün yaşattı. Yazarıysa o günlerden bugüne, tam 15 yıl boyunca sustu. Bu, 15 yıl sürmüş aktif bir suskunluğun bütün iktidar odaklarını kapsayan yaralayıcı hikâyesi… Ve […]

Read More

Hangisi elzem: “Saf ve Düşünceli Romancı” mı, Katy Perry parfümü mü?

“Romanlar ikinci hayatlardır” cümlesiyle başlıyor Orhan Pamuk’un yeni kitabı. Ve roman okurken zihnimizin ne şekilde işlediğini araştırıyor. Okurken insan zihninin bir tarafı, romanın karakterler, olaylar, mekânlar, nesneler, renkler, tatlar, kokular aracılığıyla yarattığı devasa manzaranın, daha doğrusu bir nevi düşsel müzenin tadını çıkarıyor. Bu bizim kendi gerçekliğimizi terk ederek romanın içine girme, onun bir parçası haline […]

Read More