Egoist okur

Coşkun Irmak anlatıyor…

“İnsan, hayatta pek çok kötülük yapabilir. Bilerek ya da bilmeyerek… Kimi insan yaptığı kötülüğün cezasını görür, kimi görmez” cümleleriyle tanıtılıyor Değişmenin Aynaları kitabı. Değişmenin Aynaları’nın yazarı Coşkun Irmak. Onu “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisinin senaristi olarak da tanıyoruz. Ama yazarlık hayatı aslında televizyondan çok daha eski ve vazgeçilmez. Yeni kitabının ortaçağ döneminde geçen hikayesinin […]

Read More

Aycan Aşkım Saroğlu: Biberli, çikolatalı, dalgalı, efkarlı ve yaralayan şarkılar…

“Kimi biberin en keskinini, çikolatanın acı olanını, denizin dalgalısını, şarkıların efkarlısını ve aşkın faça atanını sever. Bilir çünkü kalbin dilini ancak derin şarkıların konuşabildiğini…” Gazeteci ve yazar Aycan Aşkım Saroğlu bir keresinde bu şarkılardan bazılarını ayışığında sahilde gizlenmiş bir barda, Sundance’ta bizim için ve tanımadığımız türdeş ruhlar için çalmıştı. Bu gece Egoist Okur takipçileri için […]

Read More

Yeni sezonda dizi dizi romanımız olacak

Türkiye’de diziler furyalar halinde yapılır. Şimdilerde trend, ünlü edebiyat yapımlarının televizyona uyarlanması. Geçtiğimiz birkaç sezona damga vuran Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin), Kalp Ağrısı (Halide Edib Adıvar), Hanımın Çi1tliği (Orhan Kemal), Canan (Peyami Safa), Fatmagül’ün Suçu Ne? (Vedat Türkali) ya da Karadağlar (Fyodor Dostoyevski) gibi dizilere bu yıl edebiyat dünyasından yeni rakipler geliyor. Edebiyat yapıtlarının […]

Read More

Büyük kapışma: Dr. BEHZAT vs HOUSE Ç.

House’un yeni sezon posteriyle Behzat Ç.’nin pek yakında gösterime girecek sinema filmi ‘Seni Kalbime Gömdüm’ün afişlerinin benzerliği epey konuşuldu. Biz konuşmayacağız. Hem zaten, en hergele hekimle en arıza polis arasındaki benzerlikler, afişten öte. Dahası onlarda bize dair birtakım sırlar gizli. Neden bu kadar tutuldukları da sanki daha çok burada saklı. Gülenay Börekçi Hangisi daha iyi? […]

Read More

Temasın da hafızası vardır

Aşk Hikayesi romanının ilk cümlelerini getirdi Dilek Vidana Tavaşoğlu’nun bu yazısı aklıma. O cümleleri azıcık değiştirerek John Keats’i anlatabilirim gibi geldi bana. 25 yaşında ölüp giden bir genç adam için ne söyleyebilirsiniz? Olağanüstü yetenekli olduğunu, gelmiş geçmiş en büyük şairlerden biri olduğu halde, yaşarken ve yazarken asla övgülerle karşılaşmadığını, bir de şiiri, güzelliği, saflığı ve […]

Read More

Ah bilmezsiniz, orada ne hikâyeler yaşanmıştı…

İstanbul Hikayeleri’nin Şehrazat’ı diyorum ben Emine Çaykara’ya. Bir farkla ki, o dinleyicisini tatlı tatlı masallar anlatarak uyutmak yerine gözlerini açıp ayıltmak için yazıyor hikayelerini. Bu yazı da öyle… Önce tarihimizi, kültürel zenginliklerimizi değil şekerleme kıvamındaki pembe televizyon dizilerimizin nerelerde, nasıl çekildiğini öğrenmek isteyen Arap turistlere feda ettiğimiz nihayetinde de bir butik otele dönüştürmeyi uygun bulduğumuz […]

Read More

Dünyanın en güzel, hüzünlü ve “tılsımlı” bebekleri

Rus asıllı Marina Bychkova yetişkinler için, “Enchanted doll” adını verdiği olağanüstü güzel bebekler yapıyor. Bakanda müthiş bir sahicilik hissi uyandıran bebekler arasında Vladimir Nabokov’un Lolita’sı gibi roman kahramanları bile var. Gülenay Börekçi Benimle oynar mısın? Küçükken hep çok güzel bir oyuncak bebeğim olsun isterdim. Ama bi türlü olmadı. Bana bebek almadıklarından değil. Alıyorlardı çünkü. Ama […]

Read More

Nabokov’u Orhan Pamuk’tan dinleyin

New Yorker dergisinin her ay güncellenen edebiyat podcast’larında, ünlü yazarlar en sevdikleri yazarın bir yapıtını okuyup yorumluyor. Aralarında Vladimir Nabokov’un bir anlatısını seslendiren Orhan Pamuk da var. Aslında James Joyce’dan William Faulkner’a ölmüş bazı yazarlarının arşivlerden bulunmuş seslerini de internetteki çeşitli podcast sitelerinde bulabiliyorsunuz. Üşenmeyip arayın, zira karşınızda oturup sizinle yüz yüze sohbet ediyor hissi […]

Read More

Nü çekmek ve yalansızlık

En soyunmuş halimizin bazen en güvenilir, en sağlam ve en kendine dönmüş halimiz olduğunu düşünüyor musunuz hiç? Füsun Saka düşünüyor, düşünmekle kalmayıp çektiği fotoğraflarla ve tabii yazılarıyla bunu dile getiriyor. Bunu yaparken de yüzlerce yıldır genlerimize işlemiş olan o ağır “giydirilmişlik duygusu”yla mücadele ediyor. Giyindikçe saklanan insanı serbest bırakmaya, onun özünü görmeyi ve göstermeyi deniyor, […]

Read More

Tilkiye sormuşlar: Kurnazlık mı, yoksa bilgi mi?

Öyle yorgunum ki bugün, bilemezsiniz. İstanbul kadar yorgun sanki… O yüzden lafı uzatmayacağım… Emine Çaykara’dan dinleyin: “Bazı hikâyeler canınızı acıtır, nasıl olur diye şaşırır, inanmak istemez ve öylece kalakalırsınız. Tarihte benzeri pek çok böyle hikâye olsa da her seferinde akıl tutulması yaşarsınız. Suçlusu olmadığınız bir olayı öğrenmek çoğu zaman onunla dolaştırır sizi, yanıbaşınızdadır o hikâye, […]

Read More

Bülent Erkmen: “İyi kitap kapağı çok kitap okunan ülkelerde yapılır”

Bülent Erkmen bu ülkede tasarım denince akla ilgi gelen isimlerden, hele kitap kapağı tasarımı dendiğinde… Bir kitabın kapağında onun isminin olup olmaması standart belirleyici bir etken bile denebilir. Konuşmayı pek sevmeyen Erkmen’e de son günlerin gözde konusu kitap kapağı tasarımına dair birkaç soru sordum… Söylediği en can alıcı şey şuydu: “İyi kitap kapağı çok kitap […]

Read More

Hakan Bıçakcı’nın objektifinden İstanbul: Artık her yer “karanlık oda”

Romancı Hakan Bıçakcı’nın Karanlık Oda adlı romanının çıkmasının üzerinden yaklaşık altı ay geçti. Çıkar çıkmaz soluksuz okudum. Ama bendeki etkisi hâlâ sürüyor. Buna, “mışıl mışıl uyurken güm diye yataktan düşmüşüm ve bir daha hiç öyle deliksiz bir şekilde uykuya dalamamışım etkisi” adını koydum. Uzun biraz, farkındayım. Karanlık Oda, David Lynch’in Eraserhead filmi gibi. Dokunursanız, kurtulamıyorsunuz. […]

Read More

Derya Erkenci’den 80’ler esintili “Efkâr Karması”

“Cinsel deneyim hayalleriyle süslenmiş yağmurlu kış günlerinde, akşamüstlerinin soluk buz mavisine teslim olmuş odalarda Anılar-9 isimli karışık kasetten dinlediğimiz ‘Past Time Paradise’ parçasıyla yakın temaslı slow danslar ederken, loş kadife koltuklar üzerinde sızdık. Üşütmeyelim diye –kendiliğinden- üzerimize örtülen ‘yeni milenyum’ beklentisi, bizi on beş yıl uyuttu. Bütün varsıllığımızı emip tüketen seneler şimdi, yerli tütünden sarılmış […]

Read More