Egoist okur

Engin Günaydın soruyor: “Bu ülkede herkes neden bu kadar üzgün?”

Egoist Okur, Engin Günaydın’ı çok sever. Onunla daha önce yaptığı röportajları bugün yeniden yayınlaması sadace bundan, başka sebebi yok. Baştan söyleyeyim, siz öyle okuyun istedim… Susan Sontag, sinemanın gücünden bahsederken, “Kamera başkalarının gerçekliğine bir turist gibi bakmamızı sağlar, hemen peşinden de kendi gerçekliğimize” diyor. Yeraltı, bu tarife birebir uyan bir film. Çünkü Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar […]

Read More

Uğurcan Ataoğlu: “Bazı kitaplar ilk bakışta âşık eder”

Elif Şafak için önce “Yazdıkları Türk edebiyatına dahil değil” dediler. Ardından Oray Eğin’in “İskender’in kapağı çalıntı” yazısı geldi. Son olarak da Zadie Smith ve İnci Gibi Dişler romanıyla ilgili iddialar… Suçlamalardan ilki için yeni bir şey diyemem, biz o tartışmaya son noktayı Picus’ta yıllar önce koymuştuk. İkinci suçlamaya hiç bulaşmak istemem, kapağın çalıntı olduğunu düşünmüyorum, en […]

Read More

Çocukluktan kalma bir yara izi: TEOMAN

Bu sabah Kontrol Kulesi’nde buluşup Teoman’ı, müziği bırakma kararını konuştuk sevgili arkadaşım Deniz Durukan’la. Onun böyle bir karar alacağını birkaç yıldır zaten hissettiğimizi, ama bir türlü konduramadığımızı… Teoman adına sevindiğimizi ama kendi adımıza çok üzüldüğümüzü… Gerçi bu pek karanlık, pek karmaşık zamanlarda belki herkesin biraz köşesine çekilmesi gerektiğini, mağaranın kimi zaman en emniyetli yer olduğunu… […]

Read More

Seni sevenler var burada hâlâ

Herkes bilir, ben Teoman’ı severim. Şarkılarını da, kendisini de… Bir de uğuruna inanırım, yaptığım her yeni işte bulunsun isterim… Çok üzüldüm müziği bıraktığını duyunca. Ama ne yalan söyleyeyim, bir yandan da sevindim, artık kendini mutlu hissetmediği bir yerde durmayabilecek gücü olduğu için… Fakat hastayım ya kaç gündür, o yüzden yeni bir yazı yazacak gücüm yoktu; […]

Read More

Elif Şafak: “Hakkımdaki dedikodularla uğraşacağıma kitap okurum”

Elif Şafak, yeni romanının kapağında bir erkek, yani anne katili İskender olarak çıkıyor karşımıza. Onunla Sirkeci Gari’nda yaptığımız söyleşide, kitabını, evliliğini, çocuklarını, aşkın karmaşık hallerini, niçin yazmaktan hiç vazgeçemeyeceğini, ailesi hakkında çıkan dedikodulara tepkisini, zihin ve kalp detoksu yapmanın önemini, Juliet’e serenat yaparmışçasına yazan erkek yazarları  konuştuk… Gülenay Börekçi Bu ülkede yazarlık daha çok erkeğe, […]

Read More

Selanik’te Sonbahar’da artık Amy Winehouse da var

Tuna Kiremitçi’nin hayaletlere karışıp yazdığı yeni romanı Selanik’te Sonbahar’ı okudunuz mu? Roman seviyorsanız okumamanız bir kayıp. Müzik seviyorsanız iki kat kayıp. Kitabı zaten okumuş olanlar karakterler arasında 27 yaşında ölüp giden dört büyük müzisyenin, yani Jim Morrison, Kurt Cobain, Jimi Hendrix ve Janis Joplin’in bulunduğunu zaten biliyorlardır. Bundan sonra okuyacaklara gelince; onlar adadaki çam ağaçlarının arasında bir […]

Read More

Altay Öktem yazdı: Teoman, Rugan, Haneke, bir de Egoist Okur var

Yani başka birçok şeyi ama işte Egoist Okur’u da. “Bir Haneke var ruhumuzu kurtaracak, bir Deniz Durukan’ın Rugan’ı, bir yeni albümüyle Teoman, bir de Egoist Okur” diyerek… Şöyle: “Bir ruh nasıl kurtarılır? Bunun formülü yok. Ama yöntemi var. Misal; bazı müzikler, bazı kitaplar, bazı dergiler, bazı filmler, bazı kadınlar ruh kurtarıcıdır. Bu keyifli kumpasın sorumlularından […]

Read More

3 Temmuz, Paris: Jim Morrison’ın öldüğü yerden izlenimler

70’lerin başında görüp görebileceğiniz en tuhaf ve büyüleyici devrimi yaparak 5 yıl gibi kısa bir sürede müzik tarihini değiştiren adam, yani The Doors kültünün tanrısı, müzisyen, şair ve hayalci Jim Morrison, ölümünün 40. yılında Paris’te anıldı. Mezarı ziyaret edenler arasında grup arkadaşları Ray Manzarek ve Robby Krieger da vardı, dünyanın dört bir yanından gelen Morrison hayranlarına […]

Read More

Altay Öktem: “Altınel’e gösterilen tepkiye, eleştiriye tahammülsüzlük diyemeyiz”

Tutunamayanlar Polemiği sürüyor… Şair-yazar Altay Öktem’i yazılarından, dergilerinden ve elbette Beni Yanlış Öptüler,  Tanrı Acıkınca, Sonsuz Sıkıntı gibi kitaplarından tanıyoruz. Biliyorsunuz, zaman zaman Egoist Okur için de yazıyor… Öktem, Oğuz Atay’ın ona göre niçin bir çeşit dokunulmazlığı olduğunu anlatıyor, yani olaya tamamen farklı bir yerden bakıyor, hatta Altınel’e saldıranları anladığını ifade ediyor…  Yazısında, “Oğuz Atay’ı sadece […]

Read More

Mine Söğüt: “Altınel’e ateş püskürenler kişiliklerinin şifrelerini veriyor”

Beş Sevim Apartmanı, Kırmızı Zaman, Şahbaz’ın Harikulade Yılı ve Madam Arthur ve Hayatındaki Her Şey adlı romanların yazarı Mine Söğüt, tartışmaları bambaşka bir açıdan değerlendirdi: “Shakespeare’i Tolstoy’dan, Joyce’u Woolf’tan tanıyamayacağımız gibi Oğuz Atay’ı da Şavkar Altınel’den tanıyamayız. O yüzden birçoklarının telaşlandığı gibi Altıner’in görüşleri Atay’ın çoğunluk tarafından onaylanmış değerini zedelemez. Ama Tolstoy, Woolf veya Altıner […]

Read More

Hakan Bıçakcı: “Tutunamayanlar değil, kendini tutamayanlar…”

Rüya Günlüğü, Bir Yaz Gecesi Kabusu, Boş Zaman, Apartman Boşluğu ve Karanlık Oda gibi romanların yazarı Hakan Bıçakcı, “Her sanatçının olduğu gibi, Oğuz Atay’ın da beğenilmeme hakkı vardır” diyor Egoist Okur için yazdığı yazıda. Ve Tutunamayanlar polemiğinin, koskoca eleştiri kurumuna “kendisi bir şey olamamışların başarılı insanlara laf atarak dikkat çekmeye çalıştığı bir sataşma operasyonu” olarak […]

Read More

Toros Öztürk: “Şavkar Altınel’e sarfedilen sözlere en çok Oğuz Atay bozulurdu”

“Şavkar Altınel’e reva görülen bu linç jargonunun Oğuz Atay’ı sevenler tarafından sarfedilmiş olabileceğine inanmak dahi istemiyorum” diyor Atay’ı 60’ların sonu 70’lerin başında, henüz “peygamber ilan edilmemişken” okuyup seven bir avuç kişiden biri olan çevirmen ve yazar Toros Öztürk. Bir zamanlar İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde hocam olan Öztürk şöyle sürdürüyor sözlerini: “Arkadaşının kızına […]

Read More

Hamdi Koç: “Atay olanları görse bir kez daha ‘Neredesin, ey okur?’ diye sorardı”

Melekler Erkek Olur, Çiçeklerin Tanrısı ve Bir Eski Kocanın Öğleden Sonrası adlı romanların yazarı Hamdi Koç, “Herhangi bir iyi romanı okumuş ve sevmiş olan hiç kimse Altınel’e gösterilen bu tepkiyi gösteremez, gösterenleri de hoş göremez” diyor ve devam ediyor: “Bu tür bir tepki edebiyat okuru refleksi değildir. Bence Atay da romanlarını böyle yobaz bir tutkuyla […]

Read More