Egoist okur

42’nin gizemi: “Mutluluk karşına tesadüfen çıkar ama tesadüfü sen yaratırsın”

Alain de Botton’un ünlü Hayat Okulu’nun kurucularından Mark Vernon Sel Yayınları sayesinde artık Türkçe’de. Yazarın 42 Derin Düşünce adlı kitabı, mutluluk, politika, aşk, seks, evlilik, savaş, yemek, oyun, ölüm, uyku, kader, tatil gibi kavramlardan yola çıkarak hayatımızı nasıl güzelleştireceğimiz üzerine felsefi bir deneme kitabı… Gülenay Börekçi Otostopçunun şifreli rehberi Galaksinin ücra bir köşesinde tamamen önemsiz […]

Read More

Andre Acıman: “Siz dünyalılarla aynı dili konuşuyoruz ama ben sahteyim”

Tutkulu bir aşkın anlatıldığı Adınla Çağır Beni’nin ardından dünyanın sayılı Proust uzmanlarından Andre Acıman’ın Proust Projesi adlı kitabı da nihayet Türkçe’de… Yazarın ailesinin Türkiye kökenli olduğunu bilmek onu tanımayı biraz daha acil hale getiriyor. Üstelik güzel yazıyor, güzel konuşuyor… Gençlik yıllarındaki yazınsal tercihlerini ve sonra nasıl değiştiğini şöyle anlatıyor mesela: “Ne yazarsam yazayım, benden sadece […]

Read More

Žižek’in “kırmızı hap” dediği kitap

Sosyolog Bülent Diken’in Danimarkalı Carsten B. Laustsen’le birlikte kaleme aldığı Filmlerle Sosyoloji adlı kitap “Kültürel kuramın Elvis’i” lakaplı felsefeci Slavoj Žižek’in yazdığı önsözle dikkati çekiyor. Metis Yayınları’ndan çıkan kitabı Žižek, The Matrix filminde içene hakikati gösteren kırmızı hapa benzetiyor. Žižek’in “kırmızı hap” dediği kitap Slovenyalı felsefeci Slavoj Žižek, Filmlerle Sosyoloji adlı kitabın önsözünde şunları yazıyor: […]

Read More

Hangi romanı elinizde isterdiniz?

Ellerin kitaba dönüştüğü, daha doğrusu insanların dua edercesine kitap okuduğu bu ilanlar yeni değil, Penguin Yayınevi iki yıl önce yayınlamış. Her nedense, Malezya’da… Üç ünlü klasik romanı kullanarak. Edith Nesbit’ten Demiryolu Çocukları (pek tatlı), John Steinbeck’ten Sardalya Sokağı (çok severim) ve Sir Arthur Conan Doyle’dan Baskervillelerin köpeği (çok ayıp olacak belki ama henüz okumadım)… Buyurun […]

Read More

Bandista: “Onların dünyası başka bir dünya, biz kendi dünyamızı inşa ederiz”

Bandista 15 tanesi müzisyen olan 30-35 kişilik bir tayfa, kendi deyişleriyle “eylem bandosu”. Onları konser alanlarında, barlarda, gece kulüplerinde, yani sahnede izleyebilirsiniz. Kimi zaman beş kişilik bir grup olarak, kimi zaman kalabalık bir big band olarak. Ama varoluş sebepleri sadece müzik değil; sadece bu ülkenin değil dünyanın her yerinde protesto eylemlerinde, dayanışma etkinliklerinde, sokak gösterilerinde, […]

Read More

Seray Şahiner’den salonda hanımefendi, mutfakta aşçı, bienalde küratör, sokakta serseri kadınlara

Annesinin konfeksiyon atölyesinde büyürken, overlokçuluk da öğrenmiş Seray Şahiner ve oradaki kadınları çok dinlemiş. Sonra başka kadınları, annesini, onun arkadaşlarını. Çok okumuş, çok film seyretmiş. Ödüllü ilk kitabı Gelin Başı ve çok ses getiren oyunlarının ardından şimdi ikinci öykü kitabıyla karşımızda. “Bu kitabın konusunu 13’ümdeyken buldum” diye anlatıyor, “Röntgenci denebilecek bir çocuktum zaten, büyükler ne […]

Read More

30 bin kitabı nasıl tutukladılar!

“Şimdi sizinle birlikte kısa bir “yakın tarih” turu yapıp, 2006 yılında çekilmekte olan bir filmin stüdyosuna doğru yola çıkmak istiyorum. Konu: Korsan kitap, cd basımıyla ilgili bir film. Yer: Eskişehir’de, 6.45’in işlettiği bir mekânın alt katındaki depo. Yıl: söyledim ya, 2006. Deponun her yanında, yeni basılmış korsan kitaplar göze çarpıyor. Baskı makineleri, korsan cd’ler… Çok […]

Read More

İnci Aral: “Bazı erkekler boyalı kuş gibi çekicidir”

İnci Aral ‘Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkardığı Şarkını Söylediğin Zaman’da yarım kalan hüzünlü bir aşk hikayesi anlatıyor. Şarkını söylediğin zaman aşkın çarpıcı hallerini anlatırken kadın, erkek ilişkilerine dair sorulara cevap veriyor ve sanki kapanması hiç mümkün değilmiş gibi görünen aşk yaralarına merhem olunuşuna tanıklık ediyor. Sibel Ateş Yengin İnci Aral: “Bazı erkekler boyalı kuş gibi çekicidir” […]

Read More

Yine bir görüş günü ve annem gelmiş…

Egoist Okur için “Zamansız Hikayeler” yazan Füsun Saka aynı zamanda müthiş iyi gören bir fotoğrafçıdır. Başkalarının önünden öylece geçip gideceği, önemsemeyeceği küçük ayrıntılar onun gözünde büyür, genişler, güzelleşir… Tesadüfen çektiği bu fotoğrafı bana ilk gösterdiğinde çok sevmiştim. Masalsı bir havası vardı… Ciddiye alınacak bir oyun gibiydi. Sınırlarını tahayyül bile edemediğimiz sonsuz evrenimizde ne kadar küçük, […]

Read More

Neil Gaiman, Tom Robbins ve Joseph Campbell rüyalarda buluşuyor

Coraline’ı okuduğum günden beri, yani neredeyse bir sekiz on yıldır Neil Gaiman’a hastayım. Görkemli Sandman külliyatına rağmen en sevdiğim kitabı hâlâ o. Ama Stardust’a, öykülere ve masallara da itirazım yok. Zevkle okuyorum. Hatta Gaiman’ın Rudyard Kipling’in The Jungle Book adlı romanından ilham alarak yazdığı The Graveyard Book’u bile sevdim. Amerikan Tanrıları’nı birkaç yıl önce kötü […]

Read More

Her daim Sylvia Plath’le dolaşmak isterseniz…

30 yaşında ihtihar eden Amerikalı şair Sylvia Plath’in resimlerinden oluşan bu bileziği tuhaflıklar dükkanı Etsy’de buldum. Takar mıyım, sanmıyorum. Ama doğruya doğru, fazlasıyla yüreğime dokundu. Bilezik, şairin hayatının çeşitli dönemlerine ait portrelerinden oluşuyor. Güzel yanı, iç burkan hikayesine rağmen ortadaki fotoğrafta Plath’in gözleriyle, ağzıyla, adeta tüm ruhuyla gülümsemesi… Gülenay Börekçi Bileziği satın almak istiyorsanız, buradan […]

Read More

William S. Burroughs’un hangi romanı bir edebiyat eseri değildir?

“Ama ne güzel, ne tatlı bir kafadır bu; bir anda uçuruyor… Bu edebiyat eseridir, bu değildir, bu edebiyat eseridir, bu değildir… Demek ki alkol kafası, ot kafası yanında bir de hukuk kafası var. Hayır, ‘beğenmedim’ değil, bu ‘tehlikeli’ değil, bu ‘zararlı’ değil… Onlar da tartışılır ama bir yere kadar ‘neyse’ dersin. Bu ‘edebiyat eseri’ değil. Nasıl […]

Read More

Murathan Mungan: “Edebiyat insanı erken büyütür”

Kötü ve vasat yazarları geçelim. Hatta yazdıklarını okumaktan zevk aldığınız ama dünyanızı değiştirmeyen “iyi” yazarları da geçelim. Murathan Mungan onlardan değil. Bakın, onunla üç yıl önce bir kış günü öğleden sonra yaptığımız röportajdan ne öğrendim… 1. Herhangi birine değil, gölgeli bir roman kahramanına, 30’larında görünmesine rağmen mesela 120 yaşında bir şaire benzediğini… 2. Tanıdığım en […]

Read More