Egoist okur

PAPERSENSE: O vazgeçilmez kâğıt hissi

“Yazı bir mucizedir ve tarih bu mucizeyle başlar. Yazı aynı zamanda bir başka mucizenin, yani dillerin yatağıdır. Yazının icadı, dillerin ve insanın tarihi içinde bir büyük sıçramadır. Hafızamız, hayallerimiz, korkularımız, destanlarımız, savaşlarımız, aşklarımız artık kayda geçmiş; tarihleşmiş ve yarına kalmıştır. Kitaplar ise bu kadim tarihin bazen büyük bazen küçük taşıyıcısıdır.”

Çok genç bir yayınevi olan Papersense kendini anlatmaya bu cümlelerle başlıyor. Hedeflerini ise şöyle dile getiriyorlar: “Okurların hafızasında yer etmiş metinleri ve Türkçeye henüz çevrilmemiş birçok kitabı okurlarımıza ulaştırmak istiyoruz, cümlelerin değeri hiç kaybolmasın diye…”

Gülenay Börekçi

papersense egoistokur gulenayborekci

O vazgeçilmez kâğıt hissi

Üzerine epeydir yazmak istediğim Papersense kendini öncelikle bir “dijital yayıncılık laboratuvarı” olarak tarif ediyor ve dilimize geniş, doyurucu bir elektronik içerik kazandırmayı amaçlıyor. Ancak yayınevinin adı bence boşuna seçilmiş değil. Kâğıdı, basılı kitapları seven bir yayınevi Papersense.

Yayınevinin “Türk Klasikleri” serisinde Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi’nin “A’mak-ı Hayal”, Samipaşazade Sezai’nin “Sergüzeşt”, Ahmet Mithat Efendi’nin “Felatun Bey ile Rakım Efendi”, Recaizade Mahmut Ekrem’in “Araba Sevdası”, Mehmet Rauf’un “Eylül” ve Şemsettin Sami’nin “Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat” gibi eserleri yayınlanıyor.

“İlk Tercümeler” serisiyse, 19. yüzyıldan itibaren Batı dillerinden dilimize tercüme edilen eserleri kapsıyor. Mesela Alişanzade İsmail Hakkı tarafından çevrilen “Salambo” (Flaubert)… Yahut Haydar Rifat’ın çevirdiği “Goriot Baba (Balzac), “Ölüler Evinin Hatıraları” (Dostoyevski), “Duman” (Turgenyev) ve “Diriliş” (Tolstoy). Bu sonuncusu için çevirmenin tercih ettiği “Ba’sü Ba’de’l-mevt” adının değiştirilmediğini de eklemek isterim.

Bir de “Saklı Kitaplar” var. Edebiyat tarihinin içinde saklı kalmış, sahaflarda kaybolmuş ve toplumsal hafızadan neredeyse silinmiş bazı “minor” edebiyat eserlerini gün ışığına çıkarıyor. Georges Ohnet’in Fatma Aliye Hanım tarafından çevrilmiş romanı “Meram” gibi… Cemil Süleyman’ın “Siyah Gözler”iyse konusu ve üslubu bakımından döneminin çok ilerisinde bir roman olarak dikkat çekiyor.

Nefis kapak ve sayfa tasarımlarıyla da sevdiğim bu eserleri çok yakında Hüseyin Rahmi Gürpınar Külliyatı takip edecek. “İhsan Fazlıoğlu Kitaplığı” ise bu önemli bilim tarihçisinin bütün eserlerini yayınlayacak bir seri. Takipteyiz.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment