Egoist okur

Tevfik Yener: Pardon, siz hâlâ astrolojiye inanıyor musunuz?

Önce itiraflar: Geçmişte astroloji yazarlığı yapmış, hatta bir de astroloji dergisi çıkarmışlığım var. Şöyle ki…

Gazetecilikte ilk işim Vizyon dergisindeydi. Galiba 1989’da, stajyer olarak girmiştim. Benden iki şey bekleniyordu; yayın yönetmeninin röportaj kasetlerini deşifre edecek, bir de astroloji sayfasını canımın istediği gibi dolduracaktım. “Nasıl olur, hık mık” diyecek oldum, dinlemediler. Her stajyerin bildiği gibi dergilerde kaset çözmek sıkıcı, astroloji yazmak ise eğlenceliydi. Sallıyordun, oluyordu… (İki ay sonra istifamı verdim, o ayrı.)

Zodyak dergisine gelince; patron hepimize ültimatom vermişti: “Picus dergisi çıksın istiyorsanız, bana bir new age ve astroloji dergisi hazırlayacaksınız…” Anlayacağınız edebiyat dergisinde çalışmayı sürdürebilelim diye astroloji dergisi yapmıştık. Şikayetim de yok aslında, benim için muazzam bir deneyim olmuştu. Üstelik içim rahattı, bir daha hiçbir astroloji dergisinde ünlü edebiyatçılar yazmayacak, derinlikli yazılar yayınlanmayacaktı. Fakat patron sözünü tutmadı. Daha bir sene dolmadan Picus’u kapattı. Ben de tası tarağı toplayıp ayrıldım.

Her neyse, bu tatsız tecrübelerime ekleyebileceğim bir ayrıntı daha var: Astrolojiden kurtulamıyorum, inanmadığım halde o hep beni buluyor. Aşağıda röportajın başında bunu da okuyacaksınız.

Röportaj kiminle mi? “Yalansavar” sitesi ve bir dönem radyoda sürdürdüğü “Açık Bilim” programıyla tanıdığımız Tevfik Uyar’la… Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Astrolojinin Bilimle İmtihanı” adlı kitabında çok ilginç bilgiler veren ve astrolojinin bir “sahtebilim” olduğunu iddia eden Uyar’la konuşmamızı okuyun. Şüpheciyseniz eğlenecek, inançlıysanız kızacaksınız. Olsun! İlk gazete astroloğunun öyküsünü öğrenip hâlâ inanmayı sürdürüyorsanız, samimiyetinize inanır ve hiçbir siteminize ses etmem.

Yorumlarınızı bekliyorum…

Gülenay Börekçi

tevfik uyar astroloji gulenay borekci egoistokur

Soldaki Prenses Margaret günlük burç yorumlarının istemeden müsebbibi olan kişi. Sağdaki “Muhteşem” James Randi ise bence dünyanın en şahane şüphecisi. Uyar kitabında ondan da söz ediyor.

“Yalansavar” Tevfik Uyar: “Siz inanmak istedikten sonra, her fal doğru çıkar”

Birkaç hafta önceydi, çoğu edebiyatçı, çizer, sanat tarihçisi falan olan birkaç arkadaşımla yemekteydik. Gecenin ilerleyen saatlerinde konu dönüp dolaşıp yıldızlara, burçlara bağlandı. Onlara göre, şahsi meselelerimizden memleketin hallerine yaşadığımız her problemin açıklaması orada, gökyüzünde öylece duruyordu. Böyle durumlarda genellikle sessiz kalır, içimden de “Madem cevapları görebiliyorsunuz, önce kendi problemlerinizi çözsenize” diye geçiririm ama bu defa iş benim yıldızlar yüzünden çektiklerime de geldiği için susamayıp itiraz ettim. Ve oradaki tek şüpheci insan olarak resmen önyargılı ve kibirli olmakla, tutuculukla suçlandım.

Bilmiyorum böyle bir şey sizin başınıza geldi mi? Benim sıklıkla geliyor, çünkü çevremde hayatı yıldızlara bakmak suretiyle açıklayabileceğini düşünenlerin, yani astrolojiden medet umanların sayısı gittikçe artıyor. O yüzden de “Astrolojinin Bilimle İmtihanı” adlı kitabı görünce çok sevindim. Ve “Oh be, meğer yalnız değilmişim” duygusuyla okuduktan sonra da yazarı Tevfik Uyar’la bir koşu röportaj yaptım. Aşağıda okuyacaksınız. Ama konuştuklarımız içinde en şaşırdığım şeyi baştan söyleyip rahatlayayım: 21 Ağustos 1930’a, yani İngiltere Prensesi Margaret’ın dünyaya geldiği güne kadar günlük burç yorumu diye bir şey yokmuş. Sunday Express gazetesinin farklı bir haber yaratma arayışı içindeki yayın yönetmeni John Gordon, o gün astroloji heveskarı Richard Harold Naylor’ın kapısını çalmış. Naylor da prensesin yıldız haritasını çıkarmış. Bunu yayınlayan gazete yok satmış, hemen akabinde, 12 burçluk günlük yorumlar icat edilmiş. Hele yıllar sonra The Daily Mail gazetesi 1980’lerde okurlarına telefonla burç falı hizmeti başlatınca işler çığrından çıkmış, çılgınlığa dönüşmüş… Devamı, Tevfik Uyar’la röportajımızda…

tevfik uyar astroloji gulenay borekci egoistokur 2

1 milyon £

Günlük burç yorumlarını dünyaya gelmesiyle başlatan kişi, İngiltere Prensesi Margaret… Sağda ise bu işi icat eden madrabazın henüz TV yokken çıkardığı burç yorum plaklarından biri. Astrologların ne kadar çok para kazandıklarına küçük bir örnek… İngiliz The Daily Mail gazetesinde çalışan astrologların yıllık kazancı 1980’lerde kişi başı 7000 sterlinmiş. 1986’daki telefonla burç yorumu hizmetinden sonra her birinin yıllık kazancı 100.000 sterlini geçmiş. 90’ların s onundaysa bu rakam 1 milyon sterline yaklaşmış.

“Gezegenleri tanrı veya haberci sananların inançları bugün varlığını astroloji olarak sürdürüyor”

Astrolojiyi eleştirmek niçin kimsenin aklına gelmiyor?

Çünkü “doğal” olan astrolojye inanmak olan, çünkü çocukluğumuzdan beri hemen her gazetede bir astroloji köşesi var. Ve güneş tutulması benzeri astronomik olaylarda bile astronomlardan değil astrologlardan görüş alınmasına alışkınız.

Astroloji niye bu kadar etkili?

Güzel bir haber alacağımızı ya da önümüzde bekleyen kısmetleri duymanın keyfi hiçbir şeyde yok. Dahası, umuda ihtiyacımız var. Parasızken, aşksızken, arkadaşsızken, iş bulmaya, evlenmeye hatta ayrılmaya, boşanmaya dair ümitlerimiz tükenmişken bize haber, yol, kısmet çıkması çok önemli. Dikkat etmişsinizdir, insanlar kahve falında olduğu gibi astrolojide de hep en çok muzdarip oldukları konuya dair çözümler duymak istiyorlar.

Anladığım kadarıyla Babil’den antik Yunan’a her kültür astrolojiden faydalanarak evreni, dünyayı, hayatı anlamlandırmaya çalışmış. Fakat kitabınızda sonradan astrolojinin 18. yüzyıldan itibaren hızla unutulduğunu anlatıyorsunuz, neden?

Nedeni açık; kurşunun altına dönüşebileceğine, hastalıklara kötü ruhların neden olduğuna, şizofrenlerin cinler alemiyle temas kurduğuna yönelik inançlar neden ortadan kaybolduysa astroloji de o yüzden bitti. Her şeyden önce doğayla ilgili bilgimiz arttı. Gezegenlerin gezegen, yıldızların yıldız olduğunu bilmediğimiz çağlarda gökyüzünü izlemek mühimdi. Güneşin ve ayın hareketlerini izleyebilen kavimler göç hayvanlarının geçiş zamanlarını doğru tahmin ettiler, tohumlarını doğru zamanlarda ektiler ve hasatlarını isabetli gerçekleştirdiler. Günümüzde bu konularda astronomi, zooloji ve botanik gibi disiplinlerden yardım alıyoruz. Gezegenleri tanrı veya haberci sananların inançları ise varlığını astroloji olarak sürdürüyor.

Sonra geliyoruz astrooljinin dirildiği 1930’lara… Prenses Margaret’in doğumundan sonra İngiltere’de astrolojiden ne kadar büyük paralar kazanıldığına dair verdiğiniz rakamlar akla ziyan. Günlük yorumlar neden bu kadar başarılı oldu?

Çünkü fal hizmeti evlere taşındı. Yenilikçi bir uygulamaydı. Eskiden belli bir gelire sahip kitlenin ulaşabildiği kişiye özel kehanet alma hizmeti gazeteler, telefonlar aracılığıyla bir anda evlere girdi. İşletme dilinde konuşursak, “pazarı büyüdü”.

tevfik uyar astroloji gulenay borekci egoistokur 1

Kendi adıma konuşayım: Evrenin sırlarını çözdüğünü iddia eden astrolojiyle ilgili en sinir bozucu şeylerden biri, sadece zengin olacak mıyım, iyi bir evlilik yapacak mıyım türünden sorulara cevap vermesi. Astrologların varoluşun sırrından falan söz ettiği yok…

Eh, yok tabii. Söyleyin; “Burçlara Göre Şehir Planlama Teknikleri” adlı bir kitap mı, yoksa “Burçlara Göre İlişkiler” mi daha çok ilgi çeker?

Hep mi böyleydi?

Hep böyle değildi. Astroloji Babillilerin ulema sınıfınca krallara sunulan bir hizmet olarak geliştirilmişti. Bugün bildiğimiz takvimler yoktu. Tarih, güneşin o sırada hangi takımyıldızında olduğuna göre tayin edilirdi. Bu yüzden bizim “mart” dediğimiz zaman dilimine onlar “balık” diyordu. “Balık” ayında bahar geliyor; kediler çiftleşiyor, çiçekler açıyor, karlar eriyordu… Neden-sonuç ilişkisini yanlış kuruyor; dünyanın bir gezegen olduğunu, güneşin etrafında döndüğünü ve ekseninin eğikliğinden dolayı da mevsimlerin oluştuğunu bilmiyorlardı. Tek bildikleri, tanrı saydıkları Güneş’in ara ara balık evine uğradığıydı. Peki Güneş balığa uğrayınca böyle oluyorsa Mars ya da Venüs balığa uğrasa ne olurdu? Anlayacağınız, gözlem yapıyorlardı. Satürn Oğlak burcundayken bir kral ölürse, “Demek ki Satürn yeniden Oğlak burcuna girdiğinde güçlü bir kişi ölecek” diyorlardı mesela.

Demek ki astroloji bu şekilde yaratıldı…

Evet, kıtlık olacak, yağmurlar başlayacak, savaş kazanılacak yahut kaybedilecek; bunları anlatmak için… “Bugünlerde gönül ilişkilerinde şanslısınız, burcunuza giren Mars size yeni fırsatlar tanıyor” falan denmiyordu. 1930’a kadar da denmedi.

Kitabınızda astrolojiyi yalanlayan çok enteresan araştırmalardan söz ediyorsunuz…

Astrolojinin karakterimizi belirlediği iddiası sayısız deneyle defalarca çürütüldü. Uzun yıllar süren Zaman İkizleri Deneyi’ni duydunuz mu? Aynı gün, aynı saatte ve aynı hastanede doğmuş, yani hem burçları, hem de yükselen burçları aynı olan bebekler uzun yıllar takip edildi ve psikologlarca düzenli olarak kişilik testlerine tabi tutuldu. Karakterlerindeki belirgin farklılıkları astrologlar, “Ama dakikalar her şeyi değiştirebilir” diye açıkladılar. Fakat kim kaydediyor bebeğin doğduğu dakikayı? Kaydetse bile hastane saatine mi bakmalıyız, ebenin saatine mi, yoksa annenin babanın saatine mi? Hem madem dakikalar her şeyi değiştiriyor, neden sadece 12 burç ve 12 yükselen burç var?

“Sessiz bir mutabakatla yalan söylüyorlar”

Tevfik Uyar’a göre astroloji doğru bile olsa yanlış olurdu, çünkü astrolojinin popüler hale geldiği ilk çağlardan bu yana dünyanın yalpalaması hadisesi söz konusu. Bugünkü gökyüzüyle o zamanki gökyüzü aynı değil, burçları sürekli kayıyor. Mesela bugün mart ayında doğan birinin burcu artık Balık değil, Kova. Fakat astrologlar bu gerçeği de kabul etmiyor, aksi takdirde sistem çöker, yazılmış bütün kitapları yalanlamak zorunda kalırlar. Uyar, “Bu yüzden aralarında kurdukları sessiz mutabakat gereği yalan söylüyorlar” diyor.

“Astrologlar sadece boş bulunduklarında net konuşurlar”

Astrologların inandırıcı olmak için başvurdukları teknikleri anlatıyorsunuz. Genel olarak ne gibi numaralarla tavlanıyoruz?

Tavlandığımızı söylemek doğru değil, çünkü karşımızdaki kişi yalan söylemiyor. “Aslında çok gururlusunuz ama gerektiği zaman gururunuzu ayaklar altına alabilirsiniz” gibi bir cümle öyle yuvarlak ki herkes için doğru sayılır. “Yalandan, riyakârlıktan hoşlanmazsınız” gibi bir cümleye de hiçbir yalancı itiraz etmez. Bakın, astrologlar spesifik konuşma riskine girmezler. Bütün cümlelerin “olabilir” diye bitmesi boşuna değil yani. “Barnum etkisi” denen şeyi duymuş muydunuz? Bir şeye inanmışsanız, o konuya dair her şeyi kendi kendinize doğrulama çabasına girişirsiniz. Sözgelişi falınızda “Bugünlerde biriyle kavga edebilirsiniz” dendiyse, ufacık bir tartışmayı bile “kavga” olarak nitelersiniz. Siz inanmak istedikten sonra, her türlü fal doğru çıkar. Kebap iş!

Hiç net bir şey söylemez mi astrologlar?

Hatırlıyorum, köşesinde “Bu hafta kalp ameliyatı olmayın” demiş bir astrolog vardı. Astrologlar sadece boş bulunduklarında net şeyler söylerler.

Astroloji dışında başka hangi sözdebilimlere tav oluyoruz?

En ümitsiz olduğumuz alanlardan biri sağlık. Sözdebilimciler, umut tacirleri en çok bu konuda devreye giriyor. Sözdebilim formunda birçok tıp uygulaması var; kozmik tedaviler, kozmik detokslar… “Kozmik” denmesi bilimsel görünme arzusundan. Şekerli tableti ilaç diye satan homeopatlar, müzikle zayıflama setleri pazarlayanlar… Nerede bir zaafımız varsa sözdebilim endüstrisi oraya çalışıyor. Biri çıkıp “Kaktüs radyasyonu emer” diyor mesela. Gülünç bir iddia ama çağımızın paranoyası kanser ya, hepimiz alıp bilgisayarın yanına koyuyoruz. Ya da birileri diş macunlarının arkasındaki karenin renginin onun kanserojenlik derecesini gösterdiğini iddia ediyor. Ve bu iddianın arkasından organik diş macunu satan bir zincir çıkabiliyor. Özetle ümitlerimizi, korkularımızı kullanıyorlar.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
2 Responses to “Tevfik Yener: Pardon, siz hâlâ astrolojiye inanıyor musunuz?”
  1. ayşegül funda says:

    Zaten evvelden de çok ilgilenmezdim astrolojiyle, yine de arkadaşlarımdan ikizler burcu için duyduğum “lider, güleç, yetenekli, aynı anda birçok şey yapabilen” gibi iltifatları kabul ederken gülerdim. Üç-dört sene evvel Üstün Dökmen’in programını izledikten sonra iki kat gülüyorum. Bu yazı gülüşümün derecesini bir kat daha arttırdı astrolojiye inananlara karşı :) Buyrun sizler de gülün :D

    https://www.youtube.com/watch?v=y7lvHG1akKQ

Leave A Comment