Egoist okur

“Sıkı edebiyatçı” olarak anılan 8 ünlü müzisyen

Çizgi şöhret ve filozof Homer Simpson bir keresinde şöyle yakınmıştı: “Rock yıldızları, peh! Bilmedikleri bir şey var mı acaba?”

Evet ya, biz de biraz yakınalım mı? Baksanıza, edebiyata bile el atmışlar.

İşte “rocker” romancılar, şairler…

Gülenay Börekçi

novelist musicians egoistokur gulenay borekci

“Wildwood”, Colin Meloy

The Decemberists grubunun esas adamı Colin Meloy balinalara ve ezoterik konulara ilgisiyle biliniyor. Ama genç yetişkin kategorisindeki ilk romanı “Wildwood”da konu başka. Çizimlerini, daha önce birkaç The Decemberists albümünün kapağında da imzasını gördüğümüz karısı Carson Ellis’in yaptığı kitap, dizi olarak tasarlandı. Olaylar Oregon’da geçiyor ve yazarının deyişiyle, “macera, sihir ve tehlike” içeriyor.

“Doghouse Roses”, Steve Earle

Country müziğin asi ismi Steve Earle 2001’de gitarını rafa kaldırdı ve hayatının bundan sonrasını yazar olarak geçirmeye karar verdi. Seçtiği dal, öyküydü. Sonuç, tuhaf masallardan oluşan Doghouse Roses oldu. Earl o güne dek gezip gördüğü yerleri, soğuk otel odalarını, dumanlı barları anlatıyordu. Karakterleriyse aşkta talihsiz ve hayatta hep kötü seçimler yapmış erkeklerdi. Uyuşturucu bağımlıları, Vietnam gazileri, otostopçular… Öykücü olarak güçlü bir kalem olarak kabul edilse de Steve Earle bugün hâlâ en çok müzisyen olarak tanınıyor.

“The Death of Bunny Munro”, Nick Cave

Nick Cave’in iki romanı var. Biri, 1989’da yazdığı “And the Ass Saw the Angel”, diğeriyse 2009 tarihli “The Death of Bunny Munro”. Irvine Welsh bu romanı şöyle anlatmıştı: “Franz Kafka, Benny Hill ve Cormac McCarthy, Brighton sahilinde bir araya gelselerdi, herhalde ‘Bunny Munro’ gibi bir şey yazarlardı. Nick Cave’in kendine özgü karanlığını yansıtan, okunması gereken bir roman ‘Bunny Munro’.” Oyun yazarı Neil LaBute ise romanın tıpkı Cave’in şarkı sözleri gibi “kan, kükürt ve şimşek”ten oluştuğunu söylemişti. (Siren Yayınları’ndan çıktı.)

“Çoluk Çocuk”, Patti Smith

“Çoluk Çocuk”in tanıtım bülteninde şöyle yazıyor: “Coltraine’in öldüğü yazdı, aşkın ve isyanın yazıydı ve Brooklyn’de tesadüfi bir karşılaşmanın iki genç insanı sanat, bağlılık ve başlangıçlarla dolu bir hayat yolculuğuna çıkarttığı yazdı.”

Pek çok eleştirmen tarafından 2010’un en iyi kitabı olarak gösterilen ve National Book Award’u kazanan “Çoluk Çocuk”, bir aşk hikâyesi olarak başlayıp bir ağıt olarak sona eriyor, 60’ların sonu, 70’lerin başındaki New York’a, şehrin zengin ve fakir insanlarına, sanatçılarına ve serserilerine bir selam çakıyor. Yolun başında birbirlerine göz kulak olmaya söz vermiş iki genç sanatçı, Patti Smith ve Robert Mapplethorpe’un yükselişini ve şöhret kapısını aralayışlarını nefes kesici bir içtenlik ve saflıkla anlatan bu kitap, gerçek bir masal.

Bir de “Hayalperestler” var tabii. Bu küçük, ışıklı anı kitabında Smith çocukluk yıllarına dönüyor. Anıları o denli canlı, renkli ve parlak ki çoğu kez gerçeküstücülüğün eşiğinde dolanıyor. “Hayalperestler”, küçük bir kız çocuğunun hayalperestliğin anlamını ve uçuşan düşünceleri yakalayarak kendini bulmasının öyküsü. Patti Smith’in şiirleri de unutulmamalı. 2005’te çıkarttığı ilk şiir kitabında William Blake ve Arthur Rimbaud etkisi seziliyor. (Domingo Yayınları’ndan çıktı)

“Charles Jessold, Considered as a Murderer”, Wesley Stace

“Charles Jessold, Considered as a Murderer”, çağdaş müziğin önemli bestecilerinden Wesley Stace’in (ya da öteki adıyla John Wesley Harding’in) üçüncü romanı. İlki 2005 tarihli “Misfortune”, ikincisiyse 2007’de çıkan “By George”du. Geçen yüzyılın başında geçen “Charles Jessold, Considered as a Murderer”, genç ve çok yetenekli bir bestecinin hikayesi. Bestelediği operanın sahneleneceği gece karısıyla aşığını öldürüyor ve olaylar gelişiyor… Wesley Stace yazar olarak da öne çıkan bazı müzisyenlere, mesela Rosanne Cash, Kristin Hersh, Juliana Hatfield, John Roderick, Colin Meloy, Josh Ritter ve Rennie Sparks’a hayranlığını gizlemiyor. Nick Cave’in romanlarını ise sevmeyi istemiş ama olmamış, zaten müziğini de sıkıcı buluyormuş. “Charles Jessold, Considered as a Murderer”da  “Tristram Shandy” ve Laurence Stern’den de çok uzun bahsediliyor. Aslında ünlü müzisyen şu sıralar Laurence Stern üzerine bir opera besteliyor ve edebiyat dergileri için eleştiri yazıları kaleme alıyor.

“The Favorite Game”, Leonard Cohen

Ünlü besteci, söz yazarı Leonard Cohen müzikte başarılı olmadan önce yetenekli bir şair ve yazar olarak tanınmıştı. “Let Us Compare Mythologies” adlı şiir kitabı 1956’da, “The Favorite Game” ise 1963’te çıkmıştı. Montrealli bir Yahudi şairin çocukluktan erişkinliğe kadar hayatı anlatılıyor. Geleneklerle kuşatılmış bir ortamda özgürlük arayışı. Aşk ateşi. Sanata ve insanlığa dair kaygılar. Yoğun cinsellik. Dönemin toplumsal olayları. Ve sancılı bir büyümenin hikâyesi. “Görkemli Kaybedenler” kadar bilinmese de çok güzel bir roman.

“Hard Ground”, Tom Waits

Tom Waits bir keresinde “Bir şair olarak etiketlenmekten hiç hoşlanmıyorum” demişti. Ama o da sonunda bir şiir kitabı yayınladı. Fotoğrafçı ve gazeteci Michael O’Brien’la ortak işleri olan “Hard Ground”, evsizlik kavramından yola çıkılarak yazılmış bir kitap. Waits’in şiirlerine O’Brian’ın uyumsuzları, evsizleri, sokakta yaşayanları görüntülediği fotoğraflar eşlik ediyor. Başımızı çevirip geçtiğimiz insanlara biraz daha dikkatli bakmamızı, görmemizi istiyor Waits; görünmezi görünür kılıyor.

“Slanky”, Mike Doughty

Soul Coughing adlı caz topluluğunun lideri Mike Doughty’nin şarkı sözleri zaten her zaman dikkat çekiyordu. 2000’de dağıldıklarında Doughty kariyerine tek başına devam etme kararı aldı ve 2003’te de bir şiir kitabı yayınladı. “Screenwriter’s Blues” şarkısına aşina olanlar şiirlerinin tonunu tahmin edebilirler.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment