Egoist okur

Kopenhag gezi notları: “Seyahat, hayatınıza gücü ve aşkı geri getirir”

Tanıdığım en zeki, en iyi  kalpli, en yetenekli insanlardan biri İsmail Polat. En sevdiğim insanlardan. Daha çok yazsa dediklerimden. Ama galiba o yazmak yerine yaşamayı tercih ediyor. Bir özelliği de çok gezmesi, dünyayı dolaşması. En sevdiğim yerlerden biri olan Kopenhag’la ilgili bu yazısını Egoist’e almazsam, olmazdı.

Eh, neticede, geçmişte hayatımın en güzel zamanlarını geçirdiğim bir şehir orası. “Seyahat, gücü ve aşkı hayatınıza geri getirir” cümlesinin vaat ettiği gibi bana aşkı da getirmişti gerçekten. Eski hikaye ama güzel! Belki bir gün anlatırım :)

Her neyse, İsmail’in Kopenhag’da yerel pazarları gezerken Mevlana’dan bu alıntıyla karşılaşması bana gayet manidar geldi.  İsmail de zaten Mevlana’dan aldığı gazla, tasarımı, binaları, tarihi ve meydanlarıyla ünlü Kopenhag’ı aşkla dolaşmış, şehre dair bulabildiği her türlü bilgiyi, ayrıntıyı da bu yazıda toplamış. Yolunuz düşerse Kopenhag’ın tadını çıkarın…

İsmail Polat

kopenhag gezi notlari egoistokur ismail polat

İsmail Polat Kopenhag’ı anlatıyor

Hep çok isteyip bir türlü gidemediğiniz şehirler vardır. Nihayet o şehre kavuştuğunuzda ise yaşadığınız heyecan tarif edilemez. Kopenhag benim için böyle bir şehirdi. Yıllardır gitme planları yapıp sürekli “Oraya sıcakta gidilir” dendiği için bu şehri hep yaz mevsimine bıraktım. Yani Kopenhag’ı her defasında sıcak diyarlara feda ettim.

Bu yıl ise inat edip yazı beklemedim ve tam da doğum günü haftama denk getirip en yakın iki arkadaşımla soluğu Kuzey’de aldım. 3,5 saatlik yolculuğumuzun ardından, Kopenhag nihayet ayaklarımın altındaydı. Önce dillere pelesenk olan soğuğunu içime çektim. Gerçekten buz gibiydi. Sonra insanların ruhuna o Kuzey Avrupa sadeliğini işleyen iklimini test ettim. Sert ve dirilticiydi. Havalimanını terk ederken, bir kahve aldım, kalabalığa karıştım. Trenle şehir merkezine vardıktan sonra da sokakları arşınlamaya başladım. Kafamda sürekli “Bir Danimarka Kronu kaç Euro eder” sorusuyla dolanıp dururken, nihayet Airbnb’den kiraladığım evin anahtarını Silli adlı ev sahibimizden teslim aldım. “Bu soğukta bu evlerde yaşamak” zor diye söylenirken şehre alışmam çok zaman almadı.

Biraz yürüdüm. Sonra hiç durmadan yürüdüm. Ne var ne yok derken kendimi şehrin en popüler caddesi Stroget’de buldum. Gitmeden sevgili arkadaşım Tülin Şahin’den Kopenhag tüyoları almıştım. Malum, kendisi soğuk diyarların sıcak kraliçesi. Çok sevdiği birkaç yerin adını verdi ama “Orayı en iyi kendin keşfedersin. Çok seveceğin bir yer” dediği için şehirde kaybolmayı tercih ettim.

kopenhag gezi notlari egoistokur ismail polat 1

Soğuk ve pahalılık

Kopenhag’a gidenlerin dillerinden düşürmediği iki şey var: Soğuk ve pahalılık. Grup olarak ikisini de yasakladık. Yoksa eve kapanıp karşı pencerenin kedilerini izleyecektik tatil boyunca. Yasağa uyduk ve durmadan yürüdük. İlk gece soluğu, kartpostallardan aşina olduğumuz, renkli binalarla çevrili kanal bölgesi Nyhavn’da aldık. Burası eskiden Kraliyet ailesine hizmet verenlerin yaşadığı bir yermiş. Daha sonra denizcilerin uğrak mekânı olmuş. Şimdi ise turistlerin… Bölge oldukça popüler. Gecesi ayrı, gündüzü ayrı güzel bölgeyi baştan sona, soğuktan titreyerek keşfettik. Fazla turistik bulduğumuz için ters yöne saparak kanala dair detayları gündüze sakladık

kopenhag gezi notlari egoistokur ismail polat 4

Erken kalkan yol alır

İstanbul’da erkenden kalkıp trafiğe kalmamak için koşturduğumuz için burada da erkenden yollara düştük ama ortalıkta sadece çöpçüler vardı. Açık bir yer bulduğumuzda ise içeri dalıp ısınmak için kahvemizi aldık. Şehir güzel. Kuzey sadeliği sinmiş dört bir yanına. Fazlalık bulmanız mümkün değil. Kaybolmanız da. Tarifle yol bulabileceğiniz en kolay Avrupa şehri… İnsanlar da kibar. Ne sorsanız bildiğiniz Kuzey donukluğuyla, ellerinden geldiğinde yardımcı oluyorlar. Ama şehir turunuzu dükkânlara göre yapmanızda fayda var. Sabah 10.00’da açılan mağazalar ve kafeler akşam da erken kapanıyor.

kopenhag gezi notlari egoistokur ismail polat 11

Dünyanın en iyi restoranı: NOMA 

Vaktiniz darsa burayı da tıpkı Amsterdam ve Paris”te olduğu gibi kanal turuyla gezebilirsiniz. Şehre dair ne varsa bir bir önünüze çıkıyor zaten. Kanal turunda herkesin merakla bekleyip görmek istediği yer ise Noma idi. Evet, gerçekten de yüzyıllardır şehri görkemli kılan tarihi binalardan çok dünyaca ünlü bu restoran merak ediliyor. Şef Rene Repzepi’nin açtığı, şimdi Tokyo’ya da taşınan ve yıllardır “Dünyanın en iyi restoranları” arasında bir numara olan Noma, kanal kıyısında güzel bir binanın giriş katında ağırlıyor misafirlerini. Önce uzaktan seyrettik. Turun ardından soluğu Noma’da aldık. Gelmeden önce rezervasyon yapmaya çalışmıştık ama altı ay sonraya yer vermişlerdi. Yılmadık ve “Türk kafası”yla bir de kapıda şansımızı deneyelim dedik ama olmadı. Her masası dolu Noma’nın ünlü kitaplarından alıp döndük.

kopenhag gezi notlari egoistokur ismail polat 8

Strandgade’yi keşfedin 

Yine aynı caddede, Strandgade’de saatlerde dolaştık. Burası şehrin en güzel ve modern caddelerinden. Yeni yapılar hem etkileyici hem de şehirle bütünlük içinde. Özellikle renkler insanı baştan çıkarıyor. Gördüğünüz her binayı çekip, moda olduğu üzere Instagram’da paylaşmak istiyorsunuz ama Danimarkalı sadeliği ruhunuza işleyince abartmamak gerektiğini kısa zamanda idrak ediyorsunuz. Bu arada, büyük ilgi gören “Danish Architecture Building”, yani ünlü Danimarka Mimarlık Binası da bu caddede. Sadelik ve tasarıma dair ne varsa hepsi bir arada. İçindeki sergi binasından kafesine, tuvaletinden vestiyerine her şey oldukça sade. Vaktiniz olursa burada bolca vakit geçirin, sevdiklerinize hediyeler alın. Kendinizi çok iyi hissedeceksiniz.

kopenhag gezi notlari egoistokur ismail polat 6

Yeme içme dünyası  

Dünyanın en iyi restoranına ve şefine sahip olan Kopenhag’da, yeme içme dünyası fazlasıyla zengin. Malum Kuzey söz konusu olunca akla ilk balık gelse de İtalyan ve Fransız mutfağına dair de çok şey bulabilirsiniz. Çok beğenilen etlerini ve burgerlerini tatmadan dönmeyin. “Bunlar beni bozar” derseniz, şehrin her yanına dağılan ve büyük ilgi gören sağlıklı yaşam mekânları da zengin. Taze sebze ve meyvelerden detoks içeceklere kadar sağlıklı lezzetlerle tanışın. Zaten ne sorsanız içtenlikle yanıt veren satıcılar var. Soğukluğuyla nam salmış diyarda, çok sıcak hareketler bunlar. Bu arada Smørrebrød adı, Danimarka’nın ünlü ekmeğe tereyağı sürme geleneğinden geliyor, her yerde bulabilirsiniz ancak yerel lezzetlere yine Strandgade’de yer alan, adı da Smørrebrød olan restorana mutlaka uğrayın. Caz eşliğinde yerel lezzetleri tadarken, ilginç dekorasyonunda kaybolun. Çevrede oldukça popüler, fiyatları da şaşırtıcı derecede uygun.

kopenhag gezi notlari egoistokur ismail polat 5

Andersen’in ilham verdiği Tivoli  

Tivoli, şehrin merkezinde yer alan bir rüya âlemi. 1843’de inşa edilen Tivoli Bahçeleri, dünyaca ünlü masalcı Hans Christian Andersen’in “Bülbül” adlı eserinden esinlenerek yapılmış. Dünyanın ilk tahta roller coaster’ından dünyanın en büyük atlı karıncasına kadar her şeyi içinde barındıran bir masal diyarı. Hatta Disneyland’ın yaratılmasında bile buradan esinlendikleri söyleniyor. Gündüz eğlencesiyle, gece ise ışıklandırmasıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Masal çağını çoktan geçtim diyorsanız hızlıca gezip dolaşmanız da yeterli. Şehrin sıfır noktası ve eski astronomi kulesi olan Rundetaarn Tower da şehrin bir diğer uğrak noktası. Bizim Galata Kulesi  gibi şehri 360 derece izleyebileceğiniz, oldukça yüksek bir kule. 17. yüzyılda IV. Christian tarafından yapılmış.

kopenhag gezi notlari egoistokur ismail polat 10

Şehir içindeki ülke, dünyada ilk ve tek: Christiania

Evet, ilk duyduğumda ben de çok şaşırdım, görene kadar da “yok artık” dedim. Ama kapısından içeri girdiğim anda bambaşka bir dünyaya adım attım. Christiania, dünyanın şehir merkezinde yer alan ilk ve tek özerk bölgesi. Sadece 850 kişinin yaşıyor. içinde fotoğraf çekmekse yasak.  Tam panayır alanı gibi olan bu bölgeyi gündüz gördüğünüzde ayrı, gece gördüğünüzde ayrı şaşıracaksınız.

kopenhag gezi notlari egoistokur ismail polat 3

Not defteri: Kopenhag’da başka ne yapılır?

♠ Kadın erkek herkesin en şık haliyle bisiklet kullandığı Kopenhag’da Andersen’in ünlü “Denizkızı” masalından ilhamla yapılan heykele gitmek için bisiklet kirala ve şehrin uzak noktalarına doğru pedal çevir.
♠ Kitapçılarda ve içlerindeki kafelerde bolca vakit geçir.
♠ Yol boyunca dizilen ve hamur işleriyle ünlü pastanelerinin tadını çıkar. Özellikle Lagkagehuset’den şaşma.
♠ Ünlü İsrail Meydanı’nın karşısındaki yerel pazarlardan alışveriş yap. Mevlana’nın “Seyahat, hayatınıza gücü ve aşkı geri getirir” sözünü kendine motto edin.
♠ Trendy mekanlardan “Cirkus Tiger” oldukça popüler. Özellikle gençlerin gittiği mekânda kalabalıklara karış hem oyun oyna hem yemek ye.
♠ Erken kapanmadığı bir zamana denk gelirsen, şehrin en şık kafelerinden “Royal Smushi Cafe”ye mutlaka uğra.
♠ Onlarca tarihi binayı geride bırakıp şehrin gözdesi olan Opera Binası’nı detaylarıyla incele.
♠ Lego’nun anavatanında, dev Lego mağazalarında çocukluğuna geri dön.
♠ “Guinness World Records Museum”u gezi rotana eklemeyi unutma.

İsmail Polat

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment