Egoist okur

Muzaffer Şerif’in Survivor’a ilham veren 60 yıllık “kutuplaşma” deneyi

Tabii ki Acun Ilıcalı’nın programı değil konum. Oradaki kavgalar, dövüşler de değil. Yani yazıda kavgalar, dövüşler, aşağılamalar ve hakaretler var ama olay 60 yıl önce geçiyor. İlginizi çekeceğine eminim…

Hikâye epey eski. Türkiye’de sol görüşleri sebebiyle hapse girmiş hatta işkence görmüş olan genç psikolog Muzaffer Şerif sonunda ülkeyi terk ederek ABD’ye gitmiş. Ve toplumsal psikoloji denen disiplinin önde gelen temsilcilerinden biri haline geldikten sonra 1954’te yüzyılın psikoloji alanındaki en önemli deneylerinden birini gerçekleştirmiş. Robbers Cave Experiment adını taşıyan bu deneyi rating rekortmeni Survivor yarışmasının ilham kaynağı sayanlar var.

Daha enteresanıysa, Şerif’in Robbers Cave Experiment aracılığıyla ayrımcılık ve ötekileştirmenin bir toplumda ne kadar kolayca tetiklenebileceğini, farklı gruplar arasında düşmanlığın nasıl büyük bir hızla büyütülüp savaşa dönüştürülebileceğini ortaya koyması. Üstelik çözümü de içinde taşıyan bir deney bu. Hepsi burada…

Gülenay Börekçi

Şeytan Etkisi: Başka yere bakma, kötülük burada, seninle!

Şeytan Etkisi 2: Kötüler buradaysa, iyiler nerede?

robbers cave experiment muzaffer şerif egoistokur gulenay borekci 1

Deney sırasında çekilmiş fotoğraflardan.

24 çocukla kutuplaşmanın deneyi

Muzaffer Şerif’in 1954’te Oklahoma’daki Robbers Cave Milli Parkı’nın tam ortasındaki 200 dönümlük kuş uçmaz, kervan geçmez bir yaz kampında gerçekleştirdiği Robbers Cave Experiment üzerinde çok konuşuldu, sonuçları çok tartışıldı. Deneyin, bugün bile üniversitelerin psikoloji, medya ve siyaset bölümlerinin müfredat programlarında yeri var. Medya teorisyenlerine göre Survivor gibi tabiatın ortasında ya da herhangi bir başka yerde, mesela dışarıya kapalı evlerde, çiftliklerde falan geçen ve grup rekabeti üzerine kurulu reality show’ların ilham kaynağı… Bir toplumdaki ötekileştirme ve ayrımcılık gibi sorunlar konusunda yaratıcı çözümler içerdiğini düşünenler de var.

Robbers Cave Experiment’ta ne yapıldığına gelince… 24 genç öğrencinin, ıssız bir yaz kampında birkaç ay geçirmesi planlanmıştı. Hepsinin benzer geçmişleri ve ilgi alanları olmasına dikkat edilmişti, ders notları da aşağı yukarı aynı seviyedeydi. Tıpkı Survivor’da olduğu gibi kampa 2 otobüsle, 12’şer gruplar halinde getirildiler. İki grup da kendini tek zannediyordu, yani kimse ikinci bir grubun varlığını bilmiyordu. Kaldıkları yerler de birbirine epey uzak olduğu için kimse başlangıçta öteki gruptaki deneklerle karşılaşmadı. Yaz kampının bekçisi rolünü üstlenen Muzaffer Şerif, bilim uğruna “daha haince” planlar da yapmış, mesela normal hayatta arkadaş oldukları bilinen öğrencileri bilhassa ayrı gruplara yerleştirmişti.

Ayrıntıları kağıt üstünde son derece titizlikle tasarlanan deneyin ilk sonuçları çok geçmeden alındı, iki grubun üyeleri de kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturmuş ve doğal bir şekilde astlar, üstler belirlenmişti. Astlar üstlere koşulsuz itaat ederken, üstler onlara emir vermekten hatta zaman zaman sert davranmaktan çekinmez olmuştu.

Çatışmanın doğuşu

“Ortama uyumlanma” adı verilen bu ilk aşamanın sonunda artık herkes öteki gruptakilerle tanışmaya hazırdı. Sonrasında “Çatışmanın doğuşu” adını taşıyan ikinci aşama başlayacaktı, yani öğrenciler tıpkı sıradan izci kamplarında olduğu gibi, çeşitli spor ve eğlence dallarında yarışacaktı.

Şaşırtıcı olan şey, istisnasız bütün öğrencilerin öteki grubun mensuplarına düşmanca davranmaya başlaması oldu. Yarışmalar sırasında durum iyice kötüleşti. Bir kere herkes normal hayattakinden çok daha iyi performans gösteriyordu, sanki bu yaz kampında başarılı olmak bir ölüm kalım meselesiymiş gibi… İkincisi, karşı gruptakileri hırpalamak için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlardı. Tehlike sinyalleri vermeye başladıktan sonra o kadar ileri gittiler ki ikinci aşama hemen iptal edildi ve direkt son aşamaya geçildi.

Bu aşama, Muzaffer Şerif’in planlarına göre sakinleşme ve barışın sağlanması aşaması olacaktı. Zira 24 kişilik bir insan topluluğunu, sadece iki gruba ayırmak bile aralarında düşmanlığa yol açıyorsa, bunu düzeltmenin ve o insanları aynı noktada buluşturmanın da bir yolu olmalıydı. Şerif bu amaçla iki grubun çıkarlarını da ilgilendiren ortak hedefler belirledi. Öğrencilere gene birtakım görevler veriliyordu, ama rekabet ortadan kaldırılmıştı. Bir grup için başarı olan şey öteki için başarısızlık halini almadığında huzur nihayet sağlandı. Şerif ve yanında görev yapanlar kampın yegane su kaynağını kullanılmaz hale getirdiler. Bu, iki tarafın da sorunuydu. Öğrenciler bu sorunu kafa kafaya vererek çözmeyi bir süre sonra başardı. Hatta işler o derece yoluna girdi ki, dönüş yolunda aynı otobüse binmekte ısrar bile ettiler.

robbers cave experiment muzaffer şerif egoistokur gulenay borekci

Deney sırasında çekilmiş fotoğraflardan.

Ayrımcılık başlatıldığı hızla sonlandırılabilir mi?

Robbers Cave Experiment toplumsal psikolojinin en tartışılan meselelerinde biri olan ayrımcılık ve ötekileştirme sorunlarının bir toplumda ne kadar kolayca tetiklenebileceğini, farklı gruplar arasında düşmanlığın nasıl büyük bir hızla büyütülüp savaşa dönüştürülebileceğini ortaya koyduğu için bilim tarihinde çok önemli kabul ediliyor. Dahası çözümü de kendi içinde taşıyan bir deney bu, zira Şerif’in de pekala kanıtladığı gibi, ayrımcılık başlatıldığı kadar kolayca ortadan kaldırılabiliyor, düşmanlık etkisiz hale getiriliyor. (En azından bir deney ortamında.)

William Golding Muzaffer Şerif’ten mi etkilendi?

Tamamen tesadüf olabilir elbette ama William Golding’in çok benzer bir temayı daha karanlık bir şekilde ele aldığı ünlü romanı “Sineklerin Tanrısı”, Muzafer Şerif’in deneyinin kitap olarak yayınlanmasından birkaç ay sonra okur karşısına çıktı.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
2 Responses to “Muzaffer Şerif’in Survivor’a ilham veren 60 yıllık “kutuplaşma” deneyi”
  1. zeytin says:

    Çok önceden okumuş olduğum halde özü aklımda kalan kitaplardan biri Sineklerin Tanrısı. 20 yıl olmuş okuyalı. Domuza yaptıkları işkence çok korkutmuştu beni. Mesleğimden dolayı çocuklar arasında ayrımcılığın yetişkinlerden daha da merhametsiz olduğunu gördüm. Yönlendirmek oldukça zor. Tam oldu, alıştılar derken bu sefer de acı çeken zalimleşmiş oluyor, ona çare bulunamıyor hiç. Keşke şu oluşturdukları yapay yaşamları ayrıştırmak için değil de bir amaç için birleştirip nasıl birbirine destek olacaklarını ekranda gösterseler. Seyredilir mi?

    • seyredilir miydi bilmiyorum, ama reklam almayacağı kesin. televizyon programlarının ayakta kalma sebebi olan reklamları üreten firmalar da rekabeti beslemeyi tercih ediyorlar, öyle değil mi?

Leave A Comment