Egoist okur

Burcu Yıldızer: “Bilmem yeter mi?”

“Hiç yetmediğini bildiğim halde “seni seviyorum” demenin eksikliğini tadıyorum. O iki kelimenin içini yaşadığımız sabahlar, geceler tamamlıyor. Okuduğunda, duyduğunda onları da katıp mı alıyorsun içine, anlayayamıyorum. Eksik deyişim bundan. Olur da bir gün gidersen ve beni senin için kurduğum bir cümleyle hatırlamak istersen aşk: ‘Benim gurbetim sensin!’” Burcu Yıldızer Bilmem yeter mi? Seni unutmaya ömrüm […]

Read More

Adı her neyse!

“Uğruna kaybettiklerimi düşündüm. Kalbimin içindeki her kımıldayış, ansızın sessizliklerimi bölen her hatırlayış beni bugünden, yaşanabilecek her yeni başlangıçtan alıkoymuştu. En çok da böyle kolu kanadı kırık olmak, bir yol, bir çıkış bulamamak beni kendimle karşı karşıya getiriyordu. Sınırlarımı bilmek istiyordum.” Burcu Yıldızer İllüstrasyon bu adresten alındı. Adı her neyse… “Söz bu kırılır sinede, saklanmaz yine […]

Read More

Sahip

“Kapının önünde durmuş bekliyordu. Geceyle birlikte o da giyinmişti. Vaktimiz yok demeye meyilli ama sessiz kalmayı tercih eden gözlerine baktı. Gökyüzü gibi çıplak ve çaresizdiler. Bir süre öyle kaldılar. Çoğu başarısız birkaç deneme sonrasında bu hikâyenin asıl anlatıcısının kendisi değil de “O” olduğunu bedeninde kalan sıcaklığa sarılınca anlamıştı. Öylesine ona aitti ve o, öylesine ona […]

Read More

“Ama…”

“Sağanak halinde geliyor ve sonra gidiyor. Ne dur diyebiliyorum ne de devam et. Tek yapabildiğim zamanını dolduruncaya ve gönlü geçinceye kadar beklemek… Bazen hiç ummadığım, orada bir yerde olduğunu bilmeme rağmen beni unuttuğunu düşündüğüm anlarda, öyle büyük bir şeylerin olması da gerekmiyor, yeniden içimde beliriyor ve baş edemediğim bir hızla içimden taşıp gidiyor. Onca yolu […]

Read More

Defterin ortasındaki boşluk…

Pazar günü seni düşündüm. Uzun uzun. Öyle şiddetli baş ağrılarım da yoktu. Her şey olağan bir düzende, bildiğin şekildeydi. Ya da az da olsa iyi hissettiğimi bilmenin seni rahatlatacağını düşündüğüm için böyle yazmak daha iyi olacaktı. Sanki hiç gitmemişsin gibi karşımda oturmuş son konuşmanı yapıyordun. Artık görüşemeyecek olsak bile hep yanımda olacağını söylediğin zırvalıkları tekrar […]

Read More

Ve insan, kimi zaman delirecek kadar çok yaşıyordu

Egoist Okur’u ilk yayınlamaya başladığımda tanıştığım Burcu Yıldızer’den apansız gelen öykülere alışkınım. Benim için Burcu’dan gelen bir email veya mesaj, çılgın bir koşuşturmacanın bittiğinin ve hayatın olağan akışına döndüğünün habercisi gibidir. Yani iyidir, sevindirir. Üstelik bu defaki öykü aklıma şahane bir fikir de getirdi. Bunu önümüzdeki günlerde sizinle ve tabii şimdilerde ikinci romanını bitirmekle uğraşan […]

Read More

Hüzünlü mağluplar için yazıldı: Olduğu Kadar Güzeldik!

“Memleketin, yüzü ışıldayan bütün çocukları gibi, hayatının bir dönemini devrimin, insanın sırtını ılık bir elle sıvazlayan ihtimaline inanarak geçirmişti. Devrim olurdu, olmazdı, orası ayrı mesele. Ama devrime yalnızca inanmanın bile, razı olmamakla doğrudan ilgili, vicdanı serinleten, en olmadık zamanda insanın içini yeşerten bir lezzeti var. Babam ona inanmıştı gençken. İnanılmayacak gibi değildi.” Burcu Yıldızer, hastası […]

Read More

Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde

“‘Bu sene bir tuhaflaştı havalar’ sohbetine malzeme verecek kadar tuhaf şeyler oluyordu havalarda” diyor Mahil Ünsal Eriş. Ben de diyorum ki bu sene bir güzelleşti öyküler. Hani, “İçime bir ad koyacak olsam Leyla derim, öyle güzelim.” Bi tanecik Burcu Yıldızer bu kez Mahir Ünsal Eriş’in geçen yıl hepimizin okuyup hasta olduğu kitabı Bangır Bangır Ferdi […]

Read More

Parmak uçlarında bir rüya

Egoist Okur takipçisi olarak hayatımıza giren ama artık Egoist Okur’un ayrılmaz parçalarından olan Burcu Yıldızer’den yeni bir yazı… Ama aslında bir öykü… Yolculuk biraz da yanılsamalarla dolu bir sürgün rüyasında, hangi sahnenin oyununa dâhil olduğunu bilememekti. Uzaklardayım. Tenimin bir kapı imgesinden, tanıdık bir şehirden kendini zorla sıyırıp attığı bir otel odasında, boylu boyunca uzattığım düşüncelerimin […]

Read More

Bir uyanma hikayesi: [Düş]tük işte…

Yaşadığının bir düş olduğunu geç fark eden kadının hikayesini bi’ tanecik Burcu Yıldızer yazdı. Okuyalım, okuduktan sonra ne kadar üşüdüğümüzü fark edelim ve ısınmanın bir yolunu bulabilelim diye… Öyle ya, insan üşürken en çok ısındığı anları özler. Yürüyordum. Sadece tek bir duyguyla durabilir, bir tek onunla dizlerimdeki yorgunluğu bağlayabilirdim. Geçen her saniyede, kayıp bir notanın […]

Read More

Barış Bıçakçı ve hayatı okumaya değer kılan manasız fazlalıklar

Bir okuyucu olarak kitap isimleri her zaman ilgimi çeker. Hayal dünyamın karmaşık yollarında dolaşma isteğinden ve kapıların ardında neler olabileceğine dair duyduğum gizli meraktan dolayı… “Şöyle bir silkelenmenin kimseye zararı yoktur” diye düşünürüm. Bu da beni, o kitabın sayfaları arasında nelerden bahsedildiğini tahmin etmeye sürükler. Kendime özel bir zaman yaratır ve orada dolaşır dururum. “Sinek […]

Read More

Küçücük kuyruklu bir harf parçaladı beni az önce

Hikayesini gönderirken yazdığı notta, “Hayat bu, kimi zaman gerçek sandığımız şeyleri sonradan sanki tüm yaşananlar sadece bir kurmacaymış gibi hatırlatıyor” demiş Burcu. Bilmez miyim? Egoist Okur’un bana yaptırdığı en güzel keşiflerden biri olan Burcu Yıldızer’in Egoist Okur için yazdığı yeni hikaye çok hazin, çok güzel. “Bir harf, küçücük kuyruklu bir harf parçaladı beni az önce. […]

Read More

Perdeleri sıkıca kapattınız mı?

Bn şu birkaç ayda şunu öğrendim: Burcu Yıldızer olmazsa, Egoist Okur’un neşesi kaçar, yazma ve okuma şevki kırılır. O yüzden ondan minicik bir yorum geldiğinde bile kendimi mutlu hissediyorum. E-postaları günümü aydınlatıyor. Hele Egoist Okur logosuyla yaptığı t-shirt’ün fotoğrafını çekip gönderdiğinde kendimi nasıl mutlu hissettim anlatamam. Burcu yine Egoist Okur için yazdı. Uykuyla uyanıklık arasındaki […]

Read More

O, yalnızlık değildi…

Bazı yazılar tek başına yazılır, tek başına okunur. Bu yazıyı Burcu Yıldızer yazdı, ben okudum. Sonra bir kez daha okudum ve bir Enchanted Doll masalı eşliğinde Egoist Okur takipçilerine yolladım. Bu kadar. Devamı size ait. Yazarla aranıza girmeyeceğim… Saklanmış. Kimseciklerin bulmasını istemiyormuş. Önce yatağının yanındaki parkelerin bir kaçını sökmüş. Sonra biraz derinleştirmiş küçük bir kürekle. […]

Read More

Başıboş her şey sonunda

Burcu Yıldızer’i mutlaka tanıyorsunuzdur. Bu sitenin en inatçı takipçilerinden biri. Yorumlarını merakla beklediğimiz, sesini duyduğumuzda sevindiğimiz yetenekli, güzel kız… Burcu geçenlerde bir yazı yazmıştı Egoist’e. O kadar güzeldi ki, bir an önce yenilerini yazsın istedim. Umarım daha çok yazılar yazacak blogu Kalabalık Odalarda ve Egoist Okur için… Hem kendisi de Laurence Sterne’ün Tristram Shandy’e söylettiği […]

Read More