Egoist okur

Can Gürses: “Vücuduma ne hayranım, ne de ona düşmanım…”

“En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın”ı okumuşsunuzdur. Peki ya üç kitaplık “İnce ile Uzun” serisini? Bu çok güzel seriyi yakında bu sayfalarda size anlatacağım. Ama o güne kadar… Olumlu veya olumsuz takıntılarını, beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini sorduğum yazarlardan biri de yetenekli yazar, şahane kadın Can Gürses’ti. Cevap olarak tıpkı meslektaşı Aslı Tohumcu […]

Read More

Bu hafta ne okusak?

Yavaş yavaş toplum sahnesinden silinmeye başlayan meslekler, kitap yakmanın ürpertici tarihi, bir kadının gözünden Türkiye’deki kadın cinayetleri… Genç bir romancıdan unutmanın imkansızlığı, bir şairin kaleminden soluk kesen bir polisiye… Anne mutfağından hatıralar, yoga eğitmeni bir gezginin şeftali ağacıyla sohbeti… Sylvia Plath’ten çocuklar için şapşahane bir öykü kitabı… İşte seçtiklerim. Gülenay Börekçi AŞK Unutma Dersleri Kişisel […]

Read More

Aslı Tohumcu: “Kırmızı ve bordo ojelerle deneyler yapıyorum…”

Yayınlamakta gecikiyorum biliyorum ama kadın yazarlara olumlu veya olumsuz fiziksel takıntılarını, beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini sormuştum ya, sorumu biriciğimiz Aslı Tohumcu da cevaplamıştı. Onunki kırmızılı bordolu bir cevap oldu; iç ısıtan, ferahlatan, gülümseten… Okuyunuz, seviniz :) Gülenay Börekçi Aslı Tohumcu: “İnsanları sadece yazdıklarıyla değil, muhabbetiyle de ele geçirmek isteyen biri için […]

Read More

Aslı E. Perker: “Karnım bir daha eskisi gibi düz olur mu? Hiç sanmam…”

Oya Baydar‘ın kitabıyla ilgili yazıda, kadın yazarlara olumlu veya olumsuz fiziksel takıntılarını, bedenlerini, beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini sorduğumu söylemiştim. Beni kırmayarak açık yüreklilikle cevap verenlerden biri de annelik ve yazarlığı şahane bir şekilde barıştıran Aslı E. Perker’di. Gülenay Börekçi Aslı Perker: “Karnım bir daha eskisi gibi düz olur mu? Hiç sanmam…” “17 yaşındaydım, […]

Read More

Sırasına tutunamayanların romanı: ÖLÜ REŞAT

Aslı Tohumcu yeni romanı Ölü Reşat’la önceki kitaplarından farklı bir izlek ve dille karşımıza çıkıyor. Daha önceki kitaplarında kadına yönelik şiddetle beraber gündelik hayatın üzerimizdeki şiddetini de konu alan yapıtlarıyla tanımıştık onu. Hayli sert ve depresif bir anlatımla okuyucuyu kucaklayan Tohumcu, bu bu sefer bambaşka bir uslupla geliyor. Gerginliği azaltılmış, ironisi tavan yapmış, fantastik öğelerin […]

Read More

Elif Şafak: “Yeni yılda tertemiz bir sayfa ihtimalini seviyoruz…”

Elif Şafak’la bu kez ağır şeylerden değil, yenilenme ve dirilme arzumuzu tetikleyen ritüellerimizden, hayallerden, yaklaşan yeni yıldan, umuttan, çocukluktan, annelikten, kadınlık hallerinden hatta modadan, mutfaktan ve stilden söz ettik… Kadınca ve umutlu bir röportaj oldu. Başlayalım mı? Gülenay Börekçi “Hayalperest bir çocuk ve hayalperest bir genç kızdım. Şimdi de hayalperest bir kadınım” Yeni yıl yaklaşırken […]

Read More

HAKAN GÜNDAY: “Yeter ki hayrete düşmeye hazır ol meyilli ol müsait ol”

Hakan Günday, günümüz edebiyatının en önemli kalemlerinden. Kinyas ve Kayra, Zargana, Piç, Malafa, Azil, Ziyan, Az ve Daha adlı romanların yazarı. Oyun yazarı olarak DOT Tiyatro’nun kadrosunda görev yapıyor ayrıca. Malafa’yı DOT için oyunlaştırmıştı, şimdilerde bir başka romanını uyarlıyor tiyatro sahnesine. Günday’ın ilgilendikleri arasında sinema da var. Daha doğrusu sinema onun romanlarının büyüsüne kapılmış durumda. […]

Read More

Nazlı Eray, “güzel kadınlardan korkan ıssız adam” Tanpınar’ı anlattı

Festivali ITEF’e, yabancı dillere çevrilen romanlarına, Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden yapılacağı söylenen dizi ve film uyarlamalarına rağmen, geç keşfettiğimiz Tanpınar’ı bugüne kadar hakkıyla anlatabilen, daha doğrusu anlatmaya yeltenen olmadı. Deneyenler oldu ama hepsinde eksik bir sürü şey vardı… Sırada Nazlı Eray’ın yeni romanı var. Eray aynı anda hem hüzünlü hem şakacı olabilen kendine has […]

Read More

Bir Murakami romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?

Borges’le başlamıştık, devam ediyoruz… Bir fil esrarengiz bir şekilde kaybolur. Evine döndüğünde seni dev bir kurbağanın beklediğini görürsün. Kedin sırra kadem basar. Gökyüzünde aynı anda iki ay yükselir. Karın ansızın ortadan yok olur. Tuhaf bir adam sana bir koyuna rastlayıp rastlamadığını sorar ya da bir kadın hayatının 10 dakikasını talep eder. Çevrene bir göz gezdir. Aşağıdakileri oku. […]

Read More

Can Gürses’ten “En güzel günlerini demek bensiz yaşadın” şarkıları

Can Gürses‘i hatırlıyor musunuz? En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın adında iştah açan/iştah kapatan harikulâde bir romanı vardı. Kendi özgün dilini çoktan oluşturmuş parlak bir yazardı ve daha önce pek denenmemiş bir şeyi yaparak bütün hikayeyi cansız nesnelerin ağzından anlatıyordu. Can Egoist Okur’a yeni bir yazı dizisi hazırlayacak. Ayrıntıları yakında öğrenirsiniz… Ama o zamana dek ben, […]

Read More

Helene Wecker: “İnsanların da dertleri hep aynı, doğaüstü mahlukların da”

Golem, Kabala’ya göre insan tarafından büyüyle, simyayla yaratılmış bir mahluk. Tabiatı gereği yaratıcısına koşulsuz itaat etmesi şart. Cin ise 1001 Gece Masalları’ndan da bildiğimiz üzere, nereden gelip nereye geldiği bilinmeyen, ele avuca sığmayan ateşten bir ruh. Dilekleri gerçekleştirmek gibi bir işlevi var ama civarda onun dileklerini, ihtiyaçlarını bilen yok… Kurgu bu ya; Yahudi miti Golem […]

Read More

KOETHI ZAN formülü: 5 gün + 1 saat + 500 kelime…

“Asla Yapma!” son ayların en çok satan uluslararası polisiyesi. Epey kanlı ve basbayağı ürkütücü. Bir nevi “Kuzuların Sessizliği”. Tek fark yazarının kadın olması. Koethi Zan’ın hikayesi de çok şaşırtıcı… Zan, Alabama’da, yani Amerikan taşrasının ücra bir köşesinde, tek bir roman bile okunmayan bir evde büyümüş. Okuma zevkini okuldaki öğretmenleri sayesinde edinmiş. Yale Hukuk Okulu’ndan mezun […]

Read More

CAN GÜRSES: “Yalnız öleceksek bari birlikte yaşayalım!”

Adını ilk olarak unutulmaz televizyon dizisi “Öyle Bir Geçer Zaman ki”nin senaryo yazarlarından biri olarak duyduğumuz Can Gürses, ilk romanıyla okur karşısında. Size daha önce burada bahsetmiştim, romanının adı, “En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın”. Genç romancı daha önce pek denenmemiş bir şeyi yapıyor ve bütün hikayeyi cansız nesnelerin ağzından anlatıyor… Bu kadar da değil; […]

Read More

Jean-Christophe Grangé: “Kötülük, benim romanlarımın çekirdeği”

Jean-Christophe Grangé denince aklınıza ne geliyor? Kurtlar İmparatorluğu, Taş Meclisi, Kaiken, Kızıl Nehirler, Ölü Ruhlar Ormanı, Şeytan Yemini, Siyah Kan, Zener’in Laneti… Benim aklıma gelen bunlar. Hemen peşinden de içimi derin bir ürperti kaplıyor. Kitap adlarına baksanıza; hiçbirinin çiçekten, böcekten, iç rahatlatıcı sevimli şeylerden bahsetmediği kesin. Grangé, her biri çıktığı dakika listelere yerleşen ve satış rekorları […]

Read More

ALİS’İN AYAKKABISI: Büyümüyor ama yaşıyor…

Can Gürses’i duymuş muydunuz? Kitap-lık dergisine yaptığı röportajlardan yahut Bir+Bir için hazırladığı Edebiyat Gardrobu sayfalarından hatırlayabilirsiniz. Acayip yetenekli bir kalem olan dünyalar güzeli Can’ın ilk romanı da yayınlandı: En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın… Kemal Gökhan Gürses’in illüstrasyonlarıyla zenginleşen bu nefis romanı okumalısınız. Önümüzdeki hafta Can’la röportajımızı okuyunca zaten koşa koşa gidip alacaksınız. Ama o zamana dek […]

Read More