Egoist okur

Edebiyatçıların yeni gözbebeğinden Nabokov’lu rüyalar

İranlı genç yazar Lila Azam Zanganeh, entelektüel çevrelerin yeni gözbebeği, edebiyat dünyasının parıltılı poster kızı. Umberto Eco, Salman Rushdie ve Orhan Pamuk gibi büyük yazarlarla arkadaşlık eden Zanganeh, Nabokov’a göre mutluluk kavramını anlattığı ilk kitabı The Enchanter’ın kazandığı başarı üzerine şimdi bir kısmı İstanbul’da geçen ilk romanını yayımlamaya hazırlanıyor… Zanganeh’in Nabokov’la benzeyen yanları da var: İkisi […]

Read More

Falın tarihi: Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor…

Arzu Akgün’ü tanıyosunuz, epeyce derin ama aynı zamanda oyun seven bir ruhu var. Bir yazı göndermeden önce şöyle diyor mesela: “Dört kelime söyleyeceğim, seç birini.”  Düşünüyorum, göz mü, ruh mu, mekan mı, aşinalık hissi mi? Veriyorum cevabı, yazı ona göre geliyor. Ama bu kez öyle olmadı. Arzu fal seviyor. Benim de fal sevdiğimi, dahası “seviyor, […]

Read More

Günün trendi: Vampirler ve tekinsiz aşk romanları

Alacakaranlık. Şehir Ölüsü. Gündüz Ölüsü. Lanetli Sevgili. Uğursuz. Müthiş ve Korkunç Güzel. Vampir Akademisi. Kemikler Şehri. Ölümcül Oyuncaklar. Aşk ve Gurur ve Zombiler. Gaddar birkaç korku filmi diye mi düşünüyorsunuz? Fena halde yanıldınız. Bunlar, günümüz genç kızlarının iç geçirerek okuduğu, okuduktan sonra hayallere daldığı yeni jenerasyon aşk romanlarından sadece birkaçı. Gülenay Börekçi Kahramanları vampirler ve […]

Read More

Nazan Bekiroğlu: “Aşk hem mükemmel hem kusurlu… Hem ödül hem ceza.”

Havanın savaş ve göç koktuğu yıllar… Balkan Savaşı başlamak üzere. Güneşin koyulaştığı bu zamanlarda Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Bakü-İstanbul hattında geçen Tebrizli delifişek halı tüccarı Setterhan’la Trabzonlu Zehra’nın kavuşma hikayesini anlatan ve içinde üç aşkın geçtiği müthiş bir roman Nar Ağacı. Daha çok röportaj yapmasını istediğim sevgili arkadaşım Aycan Aşkım Saroğlu, Nazan Bekiroğlu’yla otobiyografik özellikler taşıyan romanını, bir şehzade […]

Read More

Hayalperestler ve uykuda gezenler için: Rüya görmenin tarihi

Çok sevgili dedem hayatının önemli kararlarını almadan önce istihareye yatar, yani rüyalarının yol göstericiliğine sığınırdı. Fakat aile içinde hâlâ anlatılan bir olay vardır: Annem üniversite için gittiği İstanbul’da babamla tanımış. Bir müddet arkadaşlık etmişler, okul tatil olunca da dedemlere “bu çocukla evlenmek istediğini” anlatmış. “Peki kızım” demiş dedem, “Gelsin istesinler…” Böylece babaannemler İzmir’den Erzincan’a doğru […]

Read More

Şairlerin şarkıları: Baudelaire, Bukowski, Blake, Wilde, Poe, Plath, Pasternak ve diğerleri

Müzisyenler şiir okur. Hem de nasıl! Yahut şairlerin de şarkıları olur. Görüyorsunuz; The Beatles’tan The Cure ve  The Smiths’e, Sufjan Stevens’tan Regina Spektor’a şairlerden ve yapıtlarından ilhamla şarkılar yazan müzisyenlerin sayısı hiç de az değil. Söz konusu şairlerin arasında Charles Baudelaire, Sylvia Plath, Edgar Allan Poe, Charles Bukowski, Carl Sandburg, e.e. cummings, Boris Pasternak, Thomas […]

Read More

Son okuyacağınız kitap hangisi olsun isterdiniz?

Sağdaki fotoğraf 1940’ta Londra’da çekilmiş. II. Dünya Savaşı sırasında şehir kütüphanesi bombalandıktan sonra okurların yıkıntıların arasında dolaşmalarını gösteriyor. Dağılmış, harap olmuş kitaplar arasından istediklerini seçiyorlar. Demek ki ölüme bu kadar yakın oldukları halde okumaktan vazgeçmeyenler olabiliyor. Soldaki fotoğrafta Lost dizisinin sevdiğim karakterlerinden Desmond Hume var. “Ne alaka?” demeyin; Desmond’un en büyük tutkusu Charles Dickens okumaktı. […]

Read More

Tayyip Erdoğan’la Barrack Obama’dan önce ben okudum

Hatırlayacaksınız, Orhan Pamuk bir süre önce New York Times’a bir röportaj vermiş ve kitaplarla ilişkisini anlatmıştı. Sorulardan birinde, ondan ABD Başkanı’yla Türkiye Başbakanı’na birer kitap tavsiye etmesi istendi. Kabul edelim; son derece zor bir soruydu. Fakat Pamuk verdiği zekice cevapla bu zor sorunun hakkından başarıyla geldi… Benim için Barrack Obama da, Tayyip Erdoğan da bahane […]

Read More

Ah İstanbul’un aşkından…

“İçli içli bir aşk benim için İstanbul, ne bakması ne okuması ne kavuşması ne de keşfetmesi bitmeyen bir aşk. Her Galata Köprüsü’nden geçtiğimde yeniden ve yeniden tazelenen bir aşk. Ellerimden kayıp gidecek bir daha hiç dönmeyecek gibi seviyorum bu şehri.” Genç arkadaşım Arzu Akgün İstanbul kitaplarını yazdı. İstanbul denince akan sulan durur. Bu yüzden sözü […]

Read More

En seksi roman kahramanı hangisi?

Okan Bayülgen’in programında dönen geyik çekiciydi. “En seksi roman kahramanı hangisi size göre?” diye sordu bir gece Bayülgen programına katılan konuklara. Aldığı cevaplar kem ve kümden öteye gitmedi. Böyle olunca, içimdeki şeytan uyandı ve daha önce de sık sık yaptığı gibi harekete geçti. O gece, bu soruyu başkalarına da sormak iyi bir fikir gibi göründü […]

Read More

Seray Şahiner: “Olanca seksiliğiyle ‘seksi kadın’ etiketini yerin dibine sokan Tatlı Betüş”

Seray Şahiner’i tanıyorsunuz, Gelin Başı ve Hanımların Dikkatine adı kitaplarından, Egoist Okur’da yayınlanan röportajlarından. (Her kadın gizlice prenses olmaya hazırlanır ve Salonda hanımefendi, mutfakta aşçı, bienalde küratör, sokakta serseri kadınlar) Seray Egoist Okur için bu kez en seksi bulduğu roman kahramanını anlatmayı denedi. Sonunda da Aziz Nesin’in Tatlı Betüş’ünde karar kıldı. “Denedi” dediysem, lafın gelişi; yazdı. […]

Read More

İnci Aral: “Annie Ernaux’nun kadını seksi ve tabulardan kurtulmuş bir şekilde “insan” kılan YALIN TUTKU’su”

Romanlarında bildiğim en güçlü kimi zaman da yıkıcı hatta tehlikeli ama mutlaka müthiş cazibeli kadın karakterlerden birkaçını yaratmış olan İnci Aral, Unutmak adlı kitapta Tolga Meriç’in “Aşksız cinselliği tükenişe, bitişe, ölüme dair mi buluyorsunuz?” sorusunu şöyle cevaplamış: “Hayır, hiç öyle bulmuyorum. Cinsellik aşksız da olabilir. Aşksız birlikteliklerin onur kırıcı olarak yansıtılması toplumun genel bakışıyla ilgili. […]

Read More

Tolga Meriç: “Hilesiz bir erkek; TEHLİKELİ İLİŞKİLER’in Valmont’u”

Egoist Okur’un “En seksi roman kahramanı hangisi?” sorusuna cevaplar gelmeye devam ediyor… Topladığı tepkilere de iyi tarafından bakmak gerektiğine inanıyorum. Pornografik bir dil kullanarak güya edebiyatçıları ama aslında edebiyatı aşağılamayı ve küçük düşürmeyi deneyen büyümemiş ergen zihniyetli bir internet sitesi bile yayın hayatında ilk kez “siyaseten doğrucu” bir dil kullanarak eleştirdi bizi. Eh, eğleniyorlarsa sorun […]

Read More

Elis Şimşon: “MASUMİYET MÜZESİ’nin Sibel’i; yaralanmış bir arzunun cazibesi…”

“Masumiyet Müzesi’nin Sibel’inde öyle bir cazibe var ki gücü motive eden güçsüzlükten, azmi tetikleyen kırılganlıktan ve mucize yaratma (hatta bizzat mucize olma) arzusundaki çaresizlikten serpilip büyüyor. Tam da bu yüzden hüzünden beslenen bir seksi cazibe bu; yaralanmış, kaybettiği esrikliğe hep ulaşmak için çabalayan ama başaramayan bir arzunun cazibesi… Geriye kalansa, yine de paylaşılmaya devam eden, […]

Read More

Nabokov ve “Marilyn’in görkemli güzelliği”

Marilyn Monroe’nun edebiyatçılarla karşılaşmalarını yazacağımı söylemiştim. Lakin bu karşılaşmaların her zaman parlak olacağına dair bir vaatte bulunmamıştım. Galiba merhum aktrisin arası genelde devlet başkanlarıyla daha iyi oluyormuş. Hayır, J.F. Kennedy’den değil Sovyet lider Kruşçev’den bahsediyorum. Lolita, Ada ya da Arzu, Karanlıkta Kahkaha, Solgun Ateş ve Konuş Bellek’in yazarı Vladimir Nabokov ise anlaşılan Kruşçev’in aksine, ünlü […]

Read More