Egoist okur

Ali Nesin röportajı: Matematik Köyü’nün Delisi’ne sordum

Matematikçi Ali Nesin alışılmış türden biri değil, filmlerdeki adamlara benziyor daha çok. Dünyanın neresinde olursa olsun kafasına estiği gibi davranan ve kendini hep değişik hikâyelerin ortasında bulan, sonunda da mutlaka güzel işler çıkaran bir hayalperest o. Ama rüyalarını gerçeğe dönüştürme yolunda inatçı ve kararlı bir hayalperest. Şirince’deki Matematik Köyü’nü hatırlayın, yeter. “Şirince’nin evrene açılan kapısı” […]

Read More

Kadının sesi, öyküsü, mizahı, sihri, gözyaşı…

Latin Amerika’dan çıkmış en yetenekli yazarlardan biri olan Valeria Luiselli’den küçük bir hazine; “Kalabalıkta Yüzler”… Norveçli Selma Lonning Aaro’dan hınzır bir roman; “Geliyorum”… “Acı Çikolata’nın yazarı Laura Esquivel’dan yine bir Meksika masalı; “Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu”… Mavis Gallant’tan küçük ama değerli birkaç öykü… Şebnem İşigüzel’den neşeli, aşk dolu, hayat dolu bir roman; “Gözyaşı Konağı”. Melida […]

Read More

Hakkı Devrim: “Eski kitaplar o kadar çabuk bulunmaz oluyor ki”

Hakkı Devrim vedalaşamadan kaybedilenlerden. Aslında onunla daha ben çocukken bile tanışıyormuşuz ama açıkçası o kısmı çok iyi hatırlamıyorum. Babam anlatmıştı, aynı iş yerinde çalıştıklarında olup bitenleri, bana hediye ettiği masal kitaplarını… Yıllar sonra edebiyat dergisi Picus’u yönetmeye başladığımda onunla bir kütüphane röportajı da yapmıştık. Tanışıklığımız bundan ibaret. Ama severdim, kimi zaman gaddar bulsam da Cihannüma’yı […]

Read More

Hayatını “roman” yapan adam: Karl Ove Knausgaard

Yayın dünyasının birkaç yıldır yeni bir fenomeni var: Norveçli Karl Ove Knausgaard… Yazarın, 4000 sayfalık “Kavgam” adlı romanının ikinci cildi “Âşık Bir Adam” çıktı. Peki ama Knausgaard neden bu kadar büyük ün kazandı. Doğrudan kendi hayatından yola çıkarak yazan ilk yazar o muydu, yoksa bunu daha önce başkaları da yapmış mıydı? Gülenay Börekçi Knausgaard röportajı: […]

Read More

Paul Nizon ve yaşamını sanat eserine dönüştüren adam

Arkadaşım Mehmet Hakan Kekeç’in San Fransisco Sanat Müzesi’nde bir köşeye gözlüğünü çıkarıp koyan ve böylece sanat dünyasında bir nevi infial yaratan, daha doğrusu “sanatsever” denen kişinin ille de sanattan anlayan kişi olması gerekmediğini, günümüzde onun da çoktan sıradan bir tüketiciye dönüştüğünü kanıtlayan gençle başlayıp çağdaş Alman edebiyatının en büyüklerinden Paul Nizon’a ve bizde yayınlanan ilk […]

Read More

Aşk gerçekleşmeyecek ideal, evlilikse acı hakikat…

William Goldman’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmi “Princess Bride”, Westley adlı bir genç adamın, büyük aşkı Prenses Buttercup’ı bulma macerasını anlatıyor. Westley, prensesini ararken bin türlü belayı atlatıyor, defalarca vuruluyor, yaralanıyor hatta bir keresinde ölüyor ve “sihir yardımıyla” diriltiliyor. Masal bu ya; sonunda da aşkına kavuşuyor. Gelin görün ki o zorlu yolculuktan geriye birkaç küçük […]

Read More

Emily Dickinson usulü hindistan cevizli kek

Şair Emily Dickinson, tariflerini sohbetlerde ya da mektuplarda başkalarıyla paylaşmayı çok seven müthiş bir aşçıymış. “Emily Dickinson’un kekleri şiirlerinden daha ünlüydü, zaten şiirleri ölümünden sonra keşfedildi” diye yazıyor yemek blogger’ı Tori Avey. Dickinson’a göre mutfak insanın ruhunu besleyen, ilham veren bir mekândı. Yemek yaparken aklına gelen şiirleri peçetelere not alıyordu. Ekmek, kek ve tatlı yapmayı […]

Read More

Nam-ı diğer Kara Melek: “İlham kaynağım Stephen King”

Tek kanallı dönemin ünlü spikeri Nuran Devres sonradan büyük ilgi gören fenomen dizilerin senaristi olarak karşımıza çıktı. “Kara Melek” dersem, hatırlarsınız. “Entrikanın kraliçesi” şimdi de bir roman yazdı: “Melek-i Tavus”. Onunla yaptığım röportajda, “Kendimi bildim bileli roman yazmak istedim” diye anlattı. Kolej yıllarında yazdığı öyküler edebiyat dergilerinde yayımlanıyormuş. Sonra tiyatroya merak sarmış ve yüzlerce radyo […]

Read More

Alp Buğdaycı: SESLER YALAN SÖYLEMEZ

Vedalaşmayı beceremeyenlerdenim. Bugün kaybettiğim çok sevgili arkadaşım Alp Buğdaycı’yı ben bu yazısıyla hatırlayalım istiyorum. “Sesin Ruhu” ve “Sesin Aklı” iki belgesel çekmişti Alp. Hele son zamanlarda evinde profesyonel bir stüdyo kurmuştu ve sesle yatıp sesle kalkıyordu. Ses dedikleri şey de ona göre teknikten, montajdan ibaret değildi; kendine ait bir ruhu, aklı ve felsefesi vardı… Lütfen […]

Read More

Teoman: “Hiçbir plan hatasız yürümüyor ve bu çok güzel”

Teoman’ın şarkılarını, sözler onu anlatıyormuş gibi dinleme eğilimindeyim; hep bir itiraf tınısı alıyorum. Hayatında olup biten ne varsa bir biçimde yansıtıyor; gizlemeden, saklamadan… Bana öyle geliyor ki duygularını, deneyimlerini, zihnini kurcalayan soruları, hepsinden önemlisi nüfuz edilemeyen yalnızlığını açık sözlülükle, korunmaya çalışmadan dile getiren Teoman, şarkılarında kendini sanki çok yüksek bir yerden boşluğa bırakıyor. Aşağıda bir […]

Read More

Felsefe Muhabbetleri: “Iyy!” dediğimde gerçekte ne derim?

“Biliyoruz ki aşırı düşünmek zevki azaltır ve sürekli mutluluğu kovalamak insanı pekala mutsuz edebilir. Tıpkı bunun gibi, tadı güzel mi, değil mi diye gereğinden uzun düşünürsek, şaraptan aldığımız zevk de başka bir şeye dönüşmez mi?” Açıkçası, sırf bu sorudan ötürü, ben şarabın da felsefesi olduğuna ikna oldum. Başlığa bakıp “Iyy!”, üstteki alıntıya bakıp şarap… Hayır, […]

Read More

Glenn Meade İrlanda’yı, alkolü ve edebiyatı anlatıyor

Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Sekizinci Gün”, “Romanov Komplosu”, “Sakara’nın Kumları” gibi soluk kesen gerilim romanlarının İrlandalı yazarı Glenn Meade, enteresan bir karakter. Pilotken gazeteci olmaya karar vermiş, Irish Times ve Irish Independent gibi gazetelerde uzun yıllar çalıştıktan sonra da tiyatroya geçerek yönetmenlik yapmaya başlamış. İçindeki yazma aşkına karşı koyamaz hale gelince de oturup ilk romanını […]

Read More

“Ne zaman nereden yumruk yiyeceğim belli olmuyor”

Fotoğrafçı Göktuğ Canbaba, yolda olmayı; dünyanın pek de turistik olmayan bölgelerine gitmeyi seven bir seyyah aynı zamanda. Kalan zamanında marjinal karakterleriyle öne çıkan ironisi kuvvetli ve biraz da melankolik romanlar ve çok tatlı çocuk kitapları yazıyor. Bütün bu birbirine zıt işleri nasıl birarada yürüttüğüyse benim için muamma. Düşündüm ki en iyisi kendisine sormak… Gülenay Börekçi […]

Read More

“Bir kerecik kendin ol da gör öyle eğlenceli ki!”

Yazı da tıpkı hayat gibi bir yolculuksa eğer, Sezgin Kaymaz’ın son yıllarda yazdığı kitaplarda yolculuğun farklı bir durağında olduğunu hissediyor insan. Daha sakin ve gündelik hayata daha yakın temasta bir durak… April Yayıncılık’tan çıkan “Bugün Bize Kim Geldi”, yazarın “mektupkardeşim” dediği okurlarıyla yazışmalarından oluşuyor. Kaymaz hayatından anları hikâye ediyor, hüzünlü ya da gülümseten birer mektup […]

Read More

Emelie Schepp’e göre kişisel yayıncılığın altın kuralları

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali (İTEF) sebebiyle geçen hafta İstanbul’a gelen polisiye yazarı Emelie Schepp, eşi ve iki çocuğuyla İsveç’in küçük Motala kasabasında yaşıyor. Bizde Zodyak Kitap’tan çıkan ilk romanı “Silinmeyen”i eşi dahil hiç kimseye söylemeden yazmış ve bizzat kendi yayımlamış. Toplumsal problemlere cesurca eğilen ve eleştirmenlerin “okuyucuya şefkat göstermeyen kalpsiz bir yazar” dediği Schepp bugün […]

Read More