Egoist okur

Paul Nizon ve yaşamını sanat eserine dönüştüren adam

Arkadaşım Mehmet Hakan Kekeç’in San Fransisco Sanat Müzesi’nde bir köşeye gözlüğünü çıkarıp koyan ve böylece sanat dünyasında bir nevi infial yaratan, daha doğrusu “sanatsever” denen kişinin ille de sanattan anlayan kişi olması gerekmediğini, günümüzde onun da çoktan sıradan bir tüketiciye dönüştüğünü kanıtlayan gençle başlayıp çağdaş Alman edebiyatının en büyüklerinden Paul Nizon’a ve bizde yayınlanan ilk […]

Read More

Aşk gerçekleşmeyecek ideal, evlilikse acı hakikat…

William Goldman’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmi “Princess Bride”, Westley adlı bir genç adamın, büyük aşkı Prenses Buttercup’ı bulma macerasını anlatıyor. Westley, prensesini ararken bin türlü belayı atlatıyor, defalarca vuruluyor, yaralanıyor hatta bir keresinde ölüyor ve “sihir yardımıyla” diriltiliyor. Masal bu ya; sonunda da aşkına kavuşuyor. Gelin görün ki o zorlu yolculuktan geriye birkaç küçük […]

Read More

Emily Dickinson usulü hindistan cevizli kek

Şair Emily Dickinson, tariflerini sohbetlerde ya da mektuplarda başkalarıyla paylaşmayı çok seven müthiş bir aşçıymış. “Emily Dickinson’un kekleri şiirlerinden daha ünlüydü, zaten şiirleri ölümünden sonra keşfedildi” diye yazıyor yemek blogger’ı Tori Avey. Dickinson’a göre mutfak insanın ruhunu besleyen, ilham veren bir mekândı. Yemek yaparken aklına gelen şiirleri peçetelere not alıyordu. Ekmek, kek ve tatlı yapmayı […]

Read More

Nam-ı diğer Kara Melek: “İlham kaynağım Stephen King”

Tek kanallı dönemin ünlü spikeri Nuran Devres sonradan büyük ilgi gören fenomen dizilerin senaristi olarak karşımıza çıktı. “Kara Melek” dersem, hatırlarsınız. “Entrikanın kraliçesi” şimdi de bir roman yazdı: “Melek-i Tavus”. Onunla yaptığım röportajda, “Kendimi bildim bileli roman yazmak istedim” diye anlattı. Kolej yıllarında yazdığı öyküler edebiyat dergilerinde yayımlanıyormuş. Sonra tiyatroya merak sarmış ve yüzlerce radyo […]

Read More

Alp Buğdaycı: SESLER YALAN SÖYLEMEZ

Vedalaşmayı beceremeyenlerdenim. Bugün kaybettiğim çok sevgili arkadaşım Alp Buğdaycı’yı ben bu yazısıyla hatırlayalım istiyorum. “Sesin Ruhu” ve “Sesin Aklı” iki belgesel çekmişti Alp. Hele son zamanlarda evinde profesyonel bir stüdyo kurmuştu ve sesle yatıp sesle kalkıyordu. Ses dedikleri şey de ona göre teknikten, montajdan ibaret değildi; kendine ait bir ruhu, aklı ve felsefesi vardı… Lütfen […]

Read More

Teoman: “Hiçbir plan hatasız yürümüyor ve bu çok güzel”

Teoman’ın şarkılarını, sözler onu anlatıyormuş gibi dinleme eğilimindeyim; hep bir itiraf tınısı alıyorum. Hayatında olup biten ne varsa bir biçimde yansıtıyor; gizlemeden, saklamadan… Bana öyle geliyor ki duygularını, deneyimlerini, zihnini kurcalayan soruları, hepsinden önemlisi nüfuz edilemeyen yalnızlığını açık sözlülükle, korunmaya çalışmadan dile getiren Teoman, şarkılarında kendini sanki çok yüksek bir yerden boşluğa bırakıyor. Aşağıda bir […]

Read More

Felsefe Muhabbetleri: “Iyy!” dediğimde gerçekte ne derim?

“Biliyoruz ki aşırı düşünmek zevki azaltır ve sürekli mutluluğu kovalamak insanı pekala mutsuz edebilir. Tıpkı bunun gibi, tadı güzel mi, değil mi diye gereğinden uzun düşünürsek, şaraptan aldığımız zevk de başka bir şeye dönüşmez mi?” Açıkçası, sırf bu sorudan ötürü, ben şarabın da felsefesi olduğuna ikna oldum. Başlığa bakıp “Iyy!”, üstteki alıntıya bakıp şarap… Hayır, […]

Read More

Glenn Meade İrlanda’yı, alkolü ve edebiyatı anlatıyor

Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Sekizinci Gün”, “Romanov Komplosu”, “Sakara’nın Kumları” gibi soluk kesen gerilim romanlarının İrlandalı yazarı Glenn Meade, enteresan bir karakter. Pilotken gazeteci olmaya karar vermiş, Irish Times ve Irish Independent gibi gazetelerde uzun yıllar çalıştıktan sonra da tiyatroya geçerek yönetmenlik yapmaya başlamış. İçindeki yazma aşkına karşı koyamaz hale gelince de oturup ilk romanını […]

Read More

“Ne zaman nereden yumruk yiyeceğim belli olmuyor”

Fotoğrafçı Göktuğ Canbaba, yolda olmayı; dünyanın pek de turistik olmayan bölgelerine gitmeyi seven bir seyyah aynı zamanda. Kalan zamanında marjinal karakterleriyle öne çıkan ironisi kuvvetli ve biraz da melankolik romanlar ve çok tatlı çocuk kitapları yazıyor. Bütün bu birbirine zıt işleri nasıl birarada yürüttüğüyse benim için muamma. Düşündüm ki en iyisi kendisine sormak… Gülenay Börekçi […]

Read More

“Bir kerecik kendin ol da gör öyle eğlenceli ki!”

Yazı da tıpkı hayat gibi bir yolculuksa eğer, Sezgin Kaymaz’ın son yıllarda yazdığı kitaplarda yolculuğun farklı bir durağında olduğunu hissediyor insan. Daha sakin ve gündelik hayata daha yakın temasta bir durak… April Yayıncılık’tan çıkan “Bugün Bize Kim Geldi”, yazarın “mektupkardeşim” dediği okurlarıyla yazışmalarından oluşuyor. Kaymaz hayatından anları hikâye ediyor, hüzünlü ya da gülümseten birer mektup […]

Read More

Emelie Schepp’e göre kişisel yayıncılığın altın kuralları

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali (İTEF) sebebiyle geçen hafta İstanbul’a gelen polisiye yazarı Emelie Schepp, eşi ve iki çocuğuyla İsveç’in küçük Motala kasabasında yaşıyor. Bizde Zodyak Kitap’tan çıkan ilk romanı “Silinmeyen”i eşi dahil hiç kimseye söylemeden yazmış ve bizzat kendi yayımlamış. Toplumsal problemlere cesurca eğilen ve eleştirmenlerin “okuyucuya şefkat göstermeyen kalpsiz bir yazar” dediği Schepp bugün […]

Read More

AŞK VE YEMEK: Isabel Allende’den 7 afrodizyak tarif

İşte birkaç benzersiz afrodizyak tarif. Hem de bir edebiyatçıdan, yani “Ruhlar Evi”, “Aşktan ve Gölgeden”, “Canavarlar Kenti” gibi romanların Şilili yazarı Isabel Allende’den. Allende leziz mi leziz, okuması zevkli mi zevkli kitabı “Aphrodite”in önsözünde, “Bu kitabı erotik gezintileri ve oynaşmayı seven sevgililere, bir de korkak erkeklerle melankolik kadınlara adıyorum” diyor. Tabii afrodizyak yemek tarifleri ve […]

Read More

“Terk edilmiş romanlar hep bitenlerden daha vaatkâr”

John Green, “Aynı Yıldızın Altında” ve “Kâğıttan Kentler” gibi romanların yazarı. Gençler için yazıyor ve yazdığı her şey çok büyük başarı kazanıyor, sinemaya uyarlanıyor. Peki ama yazmak onun için nasıl bir şey? bu kadar popüler ve başarılı bir yazarın da kafasının karıştığı, konu bulmakta yahut hikâyesini yazmakta zorlandığı oluyor mu? Oluyormuş! Peki nasıl çıkıyormuş işin […]

Read More

Kitap Gezgini’nin ilk kuralı: Hikâyeye karışamazsınız!”

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali başladı. 11 Mayıs’a kadar sürecek olan İTEF’in konuklarından Mechthild Glaser’la da bir söyleşi yaptım. Glaser, Altın Kitaplar’dan çıkan “Kitap Gezgini”nin yaratıcısı. Size şahane bir teklif sunuyor: Kitabını okuduktan sonra, “Harikalar Diyarı”na kaçıp Alice’le 5 çayı içebilir, “Orman Kitabı”nda Mowgli’yle maceradan maceraya koşabilirsiniz. Tabii bazı kurallara uymak koşuluyla… Ayrıntılar aşağıda… Gülenay Börekçi […]

Read More

Tibor Fischer’le yazarlar ve psikopat eğilimleri üzerine

Efsane çevirmen Avi Pardo’nun Türkçeleştirdiği “Tanrı Olmak Güzel”i okumuş muydunuz? Okumalısınız, şaşırtıcı yetenekte bir edebiyatçıyla tanışacaksınız. Tibor Fischer’in ailesi 1956 Macar Devrimi’nden sonra mülteci olarak İngiltere’ye göç etmiş. Fisher, hayatının büyük bir bölümünü televizyon ve basın gazetecisi olarak Londra’da geçirmiş. Uzun süren bir işsizlik döneminde de oturup Macar Devrimi hakkındaki ilk romanı “Under the Frog”u […]

Read More