Egoist okur

FÜSUN ÇETİNEL’den yazmak için muhteşem garip nedenler

Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan “Ayasofya Konuştu” için röportaj yaptığımda, çocuklar ve gençler için yazı atölyeleri düzenlediğini anlatmıştı Füsun Çetinel. Etrafta yaratıcı yazma dersi veren çok kişi var ama içimde derslerde ne yaptıklarını izleme isteği uyandıran pek az. Bu bir furya ve geçecek gibi geliyor bana daha çok. Füsun Çetinel içinse böyle düşünmedim, röportajımızda derslerde yapmaya çalıştığı […]

Read More

Çocuklar için yazma dersleri: EN GÜZEL ÖYKÜNÜ YAZ

Biliyorsunuz, yaratıcı yazarlık tavsiyelerini seviyorum ve bu konudaki kitapları, ufuk açıcı, cesaret verici olduklarına inandığım sürece, destekliyorum. Sevmediklerim, edebiyatın ne olduğundan dem vurarak kafa ütüleyen, iç sıkıcı kitaplar… Okuyanda yazma arzusu uyandırmak yerine, yazmayı korkutucu bir şey haline getirdiklerini düşünüyor ve onlardan titizlikle uzak duruyorum. Parlak, heveslendiren örneklere ise bayılıyorum. Domingo Yayınları’nın çocuklar için yayınladığı […]

Read More

Kirlenmeyi sevenler, dağılanları toplayanlar ve…

“Kirlenmeyi ve dağılmayı, dağılanları toplamayı sevenler vardır. Onlar gözlerini açar açmaz kahveye sarılır, geceyi birayla tamamlarlar. Temiz kalabilenler, kendilerinin ve diğer her şeyin değerini bilenler ise güne sütle başlayıp geceye meyve suyuyla son verirler. Bir de iki türlüsünü de sevenler, ikisi birden olanlar vardır; onlar çay içerler…” Yani? Japhy Ryder var, Gary Snyder var, Cat […]

Read More

Neil Gaiman’dan rüyalarımız kadar KIRILGAN ŞEYLER

Neil Gaiman’ın “Kırılgan Şeyler” derlemesi, Zeynep Heyzen Ateş çevirisiyle, İthaki Yayınları’ndan çıktı. Gaiman’ın hem kadim mitlere ve masallara hem de Lovecraft, A.C. Doyle, C.S. Lewis gibi yazarların eserlerine selam gönderdiği kitabında, toplam 32 öykü ve şiir yer alıyor. “Kırılgan Şeyler”i Burcu Uluçay yazıyor… Neil Gaiman’dan yazar adayına mektup: “DUVAR ÖR!” Kulağımızda iblisin sesi: “Burada Zaman […]

Read More

Van Gogh’u görmek, odasında uyumak ister misiniz?

Vincent van Gogh’un gerçekte nasıl biri olduğunu, neye benzediğini merak edenler onun bizzat çizdiği portrelerine bakabilirler elbette.  Ama şöyle net, ayrıntılı, ışığı düzgün bir fotoğrafını da görmek istemez miydiniz? Eh, sanatçı Tadao Cern’in “Revealing the Truth” adlı eseri sayesinde artık bu mümkün. Gülenay Börekçi Tadao Cern, Van Gogh “fotoğrafını”, ünlü ressamın 1890 tarihli otoportresinden yola […]

Read More

Sinan Sülün’den kalbinizi kanatlandıracak bir iyilikler kitabı

Sinan Sülün’ün politik bir arkaplanda gelişen ilk romanı “Kırlangıç Dönümü” son zamanlarda en severek okuduğum kitaplardan biri oldu. Sebebi de öncelikle Ali ile Verda’nın güzel aşk hikayesinin Sülün’ün kaleminde müthiş bir canlılık ve coşkuyla hayat bulmasıydı. Ama ben esas olarak Ali’yi sevdim galiba. Tuhaf ama büyüleyici biri Ali. Üniversitede böcekbilim okumuş, zaten anlıyor böceklerin dilinden, […]

Read More

BORGES: “O kazayı geçirmesem, asla öykü yazamazdım”

Jorge Luis Borges’le bir zamanlar Paris Review için yapılmış söyleşiden notlar okuyacaksınız aşağıda. Daldan dala atlayan şakacı yazarımız röportajda ailesindeki asker geleneğini, eski gansgterlerin hikayelerinin onu niçin duygulandırdığını, kovboy filmlerini hangi sebeplerden ötürü sevdiğini ve “sanat filmlerine” tercih ettiğini anlatıyor. Biz de geçirdiği ölümcül kazanın onu nasıl öykücü yaptığını öğreniyor, öykülerinde tekrar tekrar beliren sayıları […]

Read More

Neil Gaiman’dan yazar adayına mektup: “DUVAR ÖR!”

“Aklıma geldikçe okulda öğretmedikleri şeylerin listesini yapıyorum. Okulda bir insanı nasıl seveceğinizi öğretmezler. Artık sevmediğiniz birini nasıl terkedeceğinizi, başkalarının zihninden geçenleri okumayı, ölmekte olan birine tam olarak ne söylemek gerektiğini de öğretmezler. Aslında bilmek gereken hiçbir şeyi öğretmezler.” Neil Gaiman’ın yarattığı karakterlerden biri, meşhur çizgi roman “Sandman”de böyle söylüyordu. Gaiman fantastik edebiyat sevenlerin yakından takip […]

Read More

Yazma dersleri + emprovize ütopyalar: CANAVAR OL!

“İnanın, bir tür neo-komünist hücre yaratmanın peşinde değilim. Hakikat komiteleri istemiyorum. Sadece arkadaşlar arasında mini romanlar sel olup aksın istiyorum. Hep birlikte metamfetamin aldığınızda kafalar kıyaklaşır, yahut bazen “Ah, evet , meğer herkesin kendini olaya dahil olmuş hissedip mutlu ayrıldığı türden bir orji de mümkünmüş” dersiniz ya, bütün o endişe ve risk karşılığında ödülünüz işte tam öyle bir şey olacak. Bir tür emprovize ütopya…” […]

Read More

Geoff Dyer: “Pişmanlıklarınız olsun. Ateşleyici etkileri vardır; arzuya dönüşürler”

Bizde “Zona”, “İçimdeki Yağmur”, “Bir Hışımla”, “Venedik’te Aşk Varanasi’de Ölüm” adlı kitapları yayınlanan Geoff Dyer’a “İngiliz edebiyatının yaşayan en orijinal yazarı” deniyor. Açıkçası “en”lerle pek ilgilenmiyorum ama Dyer’ın yazdıklarının şahane buluyorum. Kendisi 2012’de bir dönem, bir ara uzun uzun anlatmak istediğim Iowa Üniversitesi Yaratıcı Yazarlık Okulu’nda konuk öğretmen olarak ders vermiş. Burada ondan yazarlık dersi […]

Read More

Tatlı bir aşk hikayesi: 2 DAKİKADA 20 SENE

“The Future” ve “Me and You and Everyone We Know” gibi bizzat yazıp yönettiği ve başrolünü oynadığı filmlerden tanıdığımız Miranda July, aynı zamanda iyi bir edebiyatçı. Hatta öykü kitaplarının ardından bir de roman yazdı. “The First Bad Man” adlı bu kitap şimdi Everest Yayınları etiketiyle Türkçe yayınlandı. Anlayacağınız, şimdilerde ben, “Birinci Kötü Adam”ı okuyorum. Siz […]

Read More

“Pera Palas’ta Gece Yarısı” ve casusların gölgeleri

Agatha Christie’nin Doğu Ekspresi’nde Cinayet adlı ünlü polisiyesinin 80’inci yılında Pera Palas Oteli, “Zamanda Yolculuk” adlı gezi programını başlatmıştı. Programa katılanlar özel rehberler eşliğinde gündüz İstanbul’u gezip akşam da otelin restoranı Agatha’da yemek yiyecek ünlü yazarın adıyla anılan 411 numaralı odada kalabilecekti. Ben programa ilk katılanlardan biri olmuştum. Charles King’in “Pera Palas’ta Gece Yarısı: Modern […]

Read More

Virginia Baily: “Hayatım boyunca bu romana hazırlandım”

Amerikalı Virginia Baily’nin imzasını taşıyan ve Timaş Yayınları etiketiyle çıkan “Bir Sabah Erkenden”, savaşın açtığı yaralar, aidiyet, aşk ve aile bağları üzerine çok güzel ve dokunaklı bir roman… Üstelik yazarının hayatından izler taşıyor. Gülenay Börekçi Solda yazarı görüyorsunuz. Sağdaki fotoğraf ise ünlü yönetmen Robert Rossellini’nin tam da romanda anlatılan dönemde geçen “Roma Açık Şehir” filminden […]

Read More

Kopenhag gezi notları: “Seyahat, hayatınıza gücü ve aşkı geri getirir”

Tanıdığım en zeki, en iyi  kalpli, en yetenekli insanlardan biri İsmail Polat. En sevdiğim insanlardan. Daha çok yazsa dediklerimden. Ama galiba o yazmak yerine yaşamayı tercih ediyor. Bir özelliği de çok gezmesi, dünyayı dolaşması. En sevdiğim yerlerden biri olan Kopenhag’la ilgili bu yazısını Egoist’e almazsam, olmazdı. Eh, neticede, geçmişte hayatımın en güzel zamanlarını geçirdiğim bir […]

Read More

İnci Aral’dan “Nar Ağrısı” sorusu: AŞK ÖLÜYOR MU?

Yolculuklar sadece uzak diyarlara yapılmaz; insan geçmişindeki anları, kafasını kurcalayan soruları, okuduğu kitapları ve şahit olduğu irili ufaklı hadiseleri de ziyaret edebilir… Bu öteki yolculuklardan geriye zihinde varlığını, canlılığını hep sürdürecek olan soyut fotoğraflar, yani anlar kalır. İşte İnci Aral, yeni kitabı “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”nda bu soyut fotoğrafları kelimelere döküyor. Şöyle de denebilir: […]

Read More