Egoist okur

Yıldızlara bakmaya gitmek

“Çok uzaklardan, bilge çocukların kendi gezegenlerinden gelip düştükleri çöllerden geldim. Ben o çocuklardan kendi gülünü bulmanın ve sevmenin anlamını sezdim. Sembollerden değil de şuradan sevmenin, seversen doğru sevmenin, doğru sevmek için kendine doğru olmanın gerektiğini öğrendim. Şu kapıya geleli ne kadar oldu ki? Hiç. Ama öyle böyle değil, bende bütün bunlar tesadüflerin en güzeli gibi […]

Read More

KÜÇÜK PRENS: Bir kelimenin ne önemi var!

Gazetede yazmıştım, siteye koymakta geciktim. Ama fikirlerim birkaç hafta öncekiyle aynı, o yüzden içim rahat yayınlayabilirim… Bu yıl, Antoine de Saint-Exupéry‘nin ünlü kitabının hem yıllardır beklenen sinema uyarlaması gösterime girecek hem de telif hakları yasası gereği isteyen herkes artık bu dünyanın en çok satan üçüncü kitabını beş kuruş ödemeden yayınlayabilecek. Hal böyle olunca; harıl harıl […]

Read More

KÜÇÜK PRENS: Yazarının çölde gördüğü halüsinasyonlardan doğdu

Küçük Prens bana göre çocuk kitabı falan değil, olağanüstü güzel bir aşk hikayesi. Şahsen kitabın, insanın artık yapacak bir şeyi, tutunacak dalı kalmadığında bu dünyayı kendi isteğiyle terk edebilmesinin erdemini ima eden hazin ama tavırlı finalini de çok seviyorum. Yıllar önce ilk okuduğumda beni hüngür hüngür ağlatmıştı, şimdi de her seferinde aynısı oluyor, kendimi tutamıyorum. Düşününce, Antoine de Saint-Exupéry‘nin bu romanı […]

Read More

Küçük Prens’in iPod’unu karıştırdım: Tilkinin öğrettiği şarkılar…

Alice’in, günümüzde yaşasaydı eğer hangi müzikleri dinleyeceğini tahmin etmeyi denemiştik. (işte burada) New Yorklu webzine Flavorpill bu ay aynısını edebiyat dünyasının en sevilen karakterlerinden Küçük Prens için yapmış. Antoine de Saint-Exupéry’nin mücevher değerindeki romanını bir kez daha anlatmaya gerek var mı? Üç küçük yanardağ, bir gül ve birkaç baobab ağacından başka bir şey bulunmayan miniminnacık bir […]

Read More