Egoist okur

Zeynep Ergun: “Erkeğin yittiği yer, özlenen bir yer”

“Erkekler savaşının Türkiye’yi ilgilendiren yanı, bu savaşın kadın bedeni üzerinden yaşanması. Kadın bedeni de bir savaş alanı oluyor ve adamlar kadının üzerinde tepinerek aslında birbirleriyle savaşıyor. Birbirileriyle yaşanmak istenen ilişki yaşanmıyor çünkü. İlla homoseksüel bir ilişkiden bahsetmiyorum. Normal bir ilişki erkekler arasında kurulamıyor, yaşanamıyor gördüğüm kadarıyla. Üstelik kurmaya çalıştıkları ilişkileri de kadın bedeni üzerinden cinsellik […]

Read More

Paul Auster: Piyangodan büyük ikramiyeyi kazanmasa, yazar olmayacaktı!

Paul Auster’ı niçin seviyoruz? Kitapları bize ne hatırlatıyor? Hayatta sıfır noktasına gelmek ne demektir, neye yarar? Peki ya Auster’ın pek alelacayip diyebileceğim sıfır noktasından çıkış hikayesi… Hepsi bu yazıda. Buyurun okuyun. Gülenay Börekçi Ay Sarayı, Şans Müziği, Son Şeyler Ülkesinde, Yanılsamalar Kitabı, Kehanet Gecesi, Cam Kentte, Hayaletler ve son olarak Görünmeyen gibi romanlarında Paul Auster […]

Read More

En şanslı yazarlar, hatta Nobelli olanlar bile bir gün unutulacak!

Nobel Edebiyat Ödülünü bu yıl İsveçli şair Tomas Tranströmer kazandı. Ben de bu vesileyle “Nobel’den de Öte” adlı kitaptan söz etmek istedim. Kitap, İspanyol gazeteci Xavi Ayén’in 16 Nobelli yazarla yaptığı röportajlardan oluşuyor. Orhan Pamuk da var. Gülenay Börekçi Nobel Edebiyat Ödülünü son olarak İsveçli şair Tomas Tranströmer kazandı. Hüzün Gondolu ve İzmir Saat Üç […]

Read More

Egoist Okur, New Yorklu popüler edebiyat blogu The Literary Kicks’te

The Literary Kicks (Yazınsal Tekmeler) civardaki en iyi 10 edebiyat blogundan biri kabul ediliyor. Kurucusu New Yorklu Levi Asher, borsacı olarak başladığı iş hayatında uzun süre PowerPoint prezantasyonları hazırlayarak “çalışır gibi” yapmış. Asıl iş hayatı, şu hayatta tam olarak ne yapmak istediğini keşfettiğinde başlamış. O gün bugün popüler blogu The Literary Kicks aracılılığıyla edebiyatla ilgilenmeyi […]

Read More

Alp Buğdaycı: “Doğurmaya çalıştığım bebeği boğdular!”

“Kan Sıcak Akacak”, 1996’da yayımlandığında büyük gürültü kopardı. Ve Adalet Ağaoğlu’dan esinlenerek söylersek; “alt tarafı bilmem kaç litre kanla bilmem kaç metre bağırsaktan ibaret” şu bildiğimiz insanoğlu romanı sadece 6 gün yaşattı. Yazarıysa o günlerden bugüne, tam 15 yıl boyunca sustu. Bu, 15 yıl sürmüş aktif bir suskunluğun bütün iktidar odaklarını kapsayan yaralayıcı hikâyesi… Ve […]

Read More

Hangisi elzem: “Saf ve Düşünceli Romancı” mı, Katy Perry parfümü mü?

“Romanlar ikinci hayatlardır” cümlesiyle başlıyor Orhan Pamuk’un yeni kitabı. Ve roman okurken zihnimizin ne şekilde işlediğini araştırıyor. Okurken insan zihninin bir tarafı, romanın karakterler, olaylar, mekânlar, nesneler, renkler, tatlar, kokular aracılığıyla yarattığı devasa manzaranın, daha doğrusu bir nevi düşsel müzenin tadını çıkarıyor. Bu bizim kendi gerçekliğimizi terk ederek romanın içine girme, onun bir parçası haline […]

Read More

Büyük kapışma: Dr. BEHZAT vs HOUSE Ç.

House’un yeni sezon posteriyle Behzat Ç.’nin pek yakında gösterime girecek sinema filmi ‘Seni Kalbime Gömdüm’ün afişlerinin benzerliği epey konuşuldu. Biz konuşmayacağız. Hem zaten, en hergele hekimle en arıza polis arasındaki benzerlikler, afişten öte. Dahası onlarda bize dair birtakım sırlar gizli. Neden bu kadar tutuldukları da sanki daha çok burada saklı. Gülenay Börekçi Hangisi daha iyi […]

Read More

Nabokov’u Orhan Pamuk’tan dinleyin

New Yorker dergisinin her ay güncellenen edebiyat podcast’larında, ünlü yazarlar en sevdikleri yazarın bir yapıtını okuyup yorumluyor. Aralarında Vladimir Nabokov’un bir anlatısını seslendiren Orhan Pamuk da var. Aslında James Joyce’dan William Faulkner’a ölmüş bazı yazarlarının arşivlerden bulunmuş seslerini de internetteki çeşitli podcast sitelerinde bulabiliyorsunuz. Üşenmeyip arayın, zira karşınızda oturup sizinle yüz yüze sohbet ediyor hissi […]

Read More

Perihan Mağden’den heves kırma kültürü

“Benim için bir Oğuz Atay vardı. Onun roman kahramanlarının zihinlerinden geçenler benim de hissettiğim, düşündüğüm şeylerdi, onlarla özdeşleşebiliyordum. Dostoyevski romanlarındaki insanlarla da özdeşleşebiliyorum. Buradan başka örnek bulmak zor, bir Türk Leonard Cohen’i yok ki onun şarkılarıyla özdeşleşeyim. Bu toplumdaki birtakım şeyleri beğenmek için kendimi zorlamam gerekiyor. Yoldan yordamdan çıkıyorum, beğenmeye çalışıyorum. Duman grubunun bugüne dek hiç […]

Read More

YEKTA KOPAN: “Babasını elinden tutup Nobel ödül törenine götüren genç kız”

Son on yılda iyisiyle kötüsüyle, güzeliyle çirkiniyle çok fotoğraf gördük. Bazıları ruhumuzu kararttı, bazıları geleceğe dair umutla doldurdu içimizi. Herkes kendi muhasebesini yapacak elbette, ama Egoist Okur, “10 yılın fotoğrafları içinde aklınızda en çok yer eden hangisiydi?” sorusunu bir kez de edebiyatçılara yöneltmeye karar verdi. Önümüzdeki günlerde sırayla okuyacaksınız… Mesela Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri, Yedi […]

Read More

Ahmet Hakan: “Bir Rosebud’ım varsa bile, çoktan unutmuşumdur”

Ahmet Hakan’la bir öğleden sonra kendini en rahat hissettiği ama farklılığını ve yabancılığını hâlâ koruduğu yerde, Nişantaşı’nda buluşup siyaset ve inanç üzerine konuştuk. Tabii başka şeyler üzerine de… Şüpheyi ve tevekkülü, yalnızlığı ve huzur kaçırma yöntemlerini, kadınlarda arayıp bulamadığı şeyi, yitirdiği mutluluk hayallerini ve ehlileşme sürecini… Edindiğim izlenim şuydu: Onu adeta bir pop star haline […]

Read More

Yazıyla müzik yapan adam: Teoman

Teoman’ı şarkılarıyla, sevgilileriyle, serserilikleriyle hatta skandallarıyla ele almalarına alıştık. Ama o aslında matruşka bebek gibi, açtıkça içinden başka ve her biri bir öncekinden daha renkli Teoman’lar çıkan biri. Bu yazıda, son albümü Aşk ve Gurur’un da kanıtladığı gibi, onun edebiyatla, yazıyla ilişkisini okuyacaksınız… Hayır, Aşk ve Gurur, Jane Austen’ın en iyi romanının, edebiyatseverlerin göz bebeğinin […]

Read More

Egoist Okur’un ilk röportajı Yolculuk dergisinde

Egoist Okur dolayısıyla benimle bir röportaj yapan Deniz Yalım Kadıoğlu Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Üniversite döneminden itibaren çeşitli dergi ve  internet sitelerinin editör ve yazar kadrosunda yer aldı. Öyküleri, Notos Edebiyat’ta ve altZine’de yayımlandı. Fransa’da yaşıyor, öykülerin yanı sıra süreli yayınlar için çeşitli konularda yazmayı sürdürüyor. Yolculuk dergisi de bunlardan biri. Bu ay, “Blog […]

Read More

“Beni yazmaya zorlayan küçük takıntılarımı sevip kabul etmeyi öğrendim”

Faulkner’a göre romancılığın üç sırrı var: Yüzde 99 yetenek,  yüzde 99 disiplin, yüzde 99 çalışmak… “İnsan yaptığıyla hiç yetinmemeli. Yapılan hiçbir zaman yapılabilecek kadar iyi olmaz. Her zaman hayal kurup yapabileceğini düşündüğünden daha yukarıya koy çıtayı. Sadece öncekilerden ya da aynı dönemdekilerden daha iyi olmaya çalışma; kendinden daha iyi ol. Sanatçı gözünü karartıp kendisini işine […]

Read More

Datça’da sudanlı bir mülteci, Konya’da bir caz davulcusu

Çok sevdiğim caz davulcusu ve romancı (ve gönüllü sufi) Rafi Zabor, Pen/Faulkner ödülüne layık bulunan ilk kitabı Ayı Eve Dönüyor’u Konya’da yazmıştı. (Şimdi yeni romanı yolda ve o da İstanbul’da geçiyor.) Pulitzer adayı Dave Eggers, Sudanlı mülteci Valentino Achak Deng’in hayat hikayesi Ne Nedir‘i  Datça’da kaleme almıştı. Tarihçi Jason Goodwin bir kitabını altı ay İstanbul’u yürüyerek gezerken tasarlamıştı. (Osmanlı döneminde geçen Yeniçeri […]

Read More