Egoist okur

Kesin bilgi: Egoist Okur ve metalciler Oscar Wilde’ı seviyor!

Egoist Okur Oscar Wilde’ı çok sever. Hatta itiraf edeyim, kendisinin haberi yok, ayrıca haberi olsa bile bunu kesinlikle umursamazdı ama Wilde resmen benim hayatımı değiştirmiştir. (Uzun hikaye, belki bir ara yazarım.) Her neyse, geçenlerde bir “Dorian Gray şarkıları” listesi yapmaya karar vermiştim ama internette biraz dolaşıp metalcilerin Wilde’ı ne kadar sevdiğini görünce, bu listeyi hazırlamaya […]

Read More

Korsan bandı, sürmeli gözler, kızıl saçlar ve yeşil karanfil

Yazarların tuhaf alışkanlıkları, farklı giyinme tarzları, türlü takıntıları olur. O kadar ki kıyafetleriyle, şapkalarıyla, papyonlarıyla özdeşleşmiş yazarlar bile vardır. Misal, papyon denince ilk aklınıza gelen isim, muhtemelen Doğan Hızlan olacaktır. “Kasketleriyle bütünleşmiş yazar kim?” diye sorsam, hemen Attila İlhan cevabını vermez misiniz? Marcel Proust ise kadife eldivenlerini o kadar çok severmiş ki, gece yatarken bile çıkarmazmış. Herhalde […]

Read More

Ülker İnce: “Çeviri çevirmenin metnidir; o üretmiştir…”

Toni Morrison, Amanda Filipacci, Lawrence Durrell, Italo Calvino gibi müthiş yazarlardan yaptığı çevirilerle tanıyorsunuz Ülker İnce‘yi. Mesela adını duyduğumda benim aklıma olağanüstü bir titizlik ve zarafetle Türkçe’ye kazandırdığı İskenderiye Dörtlüsü geliyor ilkin. Oscar Wilde‘ın Dorian Gray’in Portresi romanının ilk kez sansürsüz yayınlandığı haberini vermiştim size daha önce. O da Ülker İnce’nin çevirisiydi. Ona “nasıl iyi […]

Read More

Dorian Gray’i sansürsüz okumaya hazır mısınız?

Oscar Wilde romandaki üç karakterle ilgili şunları söylemişti: “Yetenekli, iyi kalpli ama çirkin Basil Hallward benim. Kötülük meleği Lord Henry Wotton herkesin olduğumu sandığı kişi… Dorian Gray ise keşke benzeseydim dediğim insan.” Dorian Gray’in Portresi’nden bahsediyorum. Zekası, yeteneği, cüretkârlığıyla yıllar önce kalbimi çalmış bulunan büyük şair, denemeci, masalcı, oyun yazarı ve nüktedan Oscar Wilde’ın tek […]

Read More

Yazarlar hakkında ne dedikodular, ne sırlar, hikayeler…

Shakespeare hakkında çok şey biliyordum ama onun döneminde tiyatroların önünde çürük domates satıldığından, oyunları beğenmeyenlerin hislerini sahneye domates fırlatarak ifade etmesinin olağan sayıldığından habersizdim. Neyse ki Shakespeare’in hiçbir oyununda sahneye çürük domates atılmamış. Tek bir tane bile… Eh, onun bugün bile süren hipnotize edici etkisini bundan iyi ne anlatabilir! Edgar Allan Poe’nun ilk ünlü şiiri […]

Read More

Kendini mobilya gibi hissetmeye başlamışsan, çekip gideceksin!

Bu yazının konusu, parayı, şöhreti, hayran kitlelerini terk ederek yeni bir hayat kurmayı deneyen yazarlar… Sebepler değişiyor. Sanat, kimi zaman başkaldırı adına veya basitçe yorgunluktan, kimi zamansa hazin trajedilerin ya da gözalıcı başarıların ardından terkedilebiliyor. Bazıları sanatı ve hayatı anlamsız bulmaya başlıyor, bazılarıysa ilk bakışta aşk gibi çiçek açan yepyeni ve şiddetli bir tutkuya teslim ediyor […]

Read More