Egoist okur

Can Gürses’ten cennet ve cehennem öyküleri…

Can Gürses genç kuşağın en iyi yazarlarından biri. Bir+Bir dergisindeki Edebiyat Gardrobu yazıları, Kitap-lık’daki şahane röportajları derken “En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın” adlı ilk romanıyla gelmişti. Kitabı tanıtırken, “Yakında onun adını çok sık duyacaksınız…” demiştim; haklı çıktım… Can’la son konuştuğumuzda harika bir fikirden bahsetti. Heybesinde adı “Cennet de Cehennem de Bu Ellerde” olan bir öykü […]

Read More

Başar Başarır: “Yazı bir hançer değildir ki maziye saplayasın!”

Başar Başarır’ın upuzun sekiz yıl aradan sonra yayınlanan son kitabı Düzenboz kimi zaman insanı kahkahadan kırıp geçiren kimi zaman dolu dolu ağlatan öykülerden oluşuyor. İnternet ile bostancıbaşının, dört çeker jiple haremağasının yan yana geldiği bir devrim sabahını da anlatıyor Başarır, Hrant Dink’i indiren o kurşunu da… Gülenay Börekçi Düzenboz, iddialı bir cümleyle açılıyor: “Bu kitaptaki […]

Read More

Hulki Aktunç’un öykülerinde dolaşan kediler

Cumhuriyet Kitap, Varlık ve Özgür Edebiyat dergilerindeki sayfaların yanı sıra Bıçkın ve Orta Halli, Nişantaşı Suare, Her Cumartesi Rüya adlı romanların yazarı İbrahim Yıldırım, 30 yıllık arkadaşı ve her yazdığını okuduğu yazarı Hulki Aktunç’la ilgili bu yazıyı bana göndereli epey oldu aslında. Ama çeşitli sebeplerden yayınlamakta geciktim. 29 Haziran’a yetişseydi şahane olacaktı, olmadı. (Sır Kâtibi, Islıkla Tarihçe, İnsan […]

Read More

Hüzünlü mağluplar için yazıldı: Olduğu Kadar Güzeldik!

“Memleketin, yüzü ışıldayan bütün çocukları gibi, hayatının bir dönemini devrimin, insanın sırtını ılık bir elle sıvazlayan ihtimaline inanarak geçirmişti. Devrim olurdu, olmazdı, orası ayrı mesele. Ama devrime yalnızca inanmanın bile, razı olmamakla doğrudan ilgili, vicdanı serinleten, en olmadık zamanda insanın içini yeşerten bir lezzeti var. Babam ona inanmıştı gençken. İnanılmayacak gibi değildi.” Burcu Yıldızer, hastası […]

Read More

Hepimizi yaran dil uysal, efendi olabilir mi?

“Dev gökdelenler ya da cam plazalar değil; camdan mezbahalar… İroni değil, dokundurma, anıştırma, ima etme değil. Metafor hiç değil. Daha çok nesnelere, eşyalara ve şeylerin ruhuna sinmiş bezginliğe karşı, aslında gayet iyimser bir nihilizmle beslenen gizli bir mizah. Ama nasıl bir mizah İzzet Yasar’ınki? Kahkahalar mı atacağız Camdan Mezbahalar’ı okurken? ‘Hesaplanmış şakalara gülmesi garanti’ okuyucu […]

Read More

AHMET BÜKE: Baba, Oğul, Asker

Ahmet Büke hem gülümsetiyor okuru, hem yüreğini dağlıyor mutlaka… Tatlı, kederli, şiirli, ruhlu, ne bileyim işte güzel yazıyor, değişik yazıyor. “Baba, Oğul, Asker” adlı bu öyküyü de Egoist Okur için yazdı… Baba, Oğul, Asker Davul çalıyor, def vuruyor. Gürültünün, ağlamanın, küfrün bini bir para. Sonra ışıkları yakıp söndürüyor. Tepiniyor. Annesini çağırıyor mırıldanarak. Ama bizi de […]

Read More

AHMET BÜKE: Dünyanın En Güzel Dedesi

Bir hayal kurmasını, yaşamak istediği yeri seçmesini istedim Ahmet Büke’den… “Benim bildiğim tek şey öykü yazmak” dedi ve hayalini bir öykü aracılığıyla anlattı. Okurken, Ahmet’le dedesinin gemiden kütüphaneleriyle dünyayı köy köy dolaşıp yaşlılardan dinledikleri masalları kaydedişlerini ben de hayal ettim. Sonra bir çeşit huzur doldu içime: Bir kütüphane geminiz varsa eğer, işler kötü gittiğinde karaya […]

Read More

Öykülerde gizlenen şiir: Tanrı’nın Yalnız Kırları

Serkan Türk, “Tanrı’nın Yalnız Kırları” adlı kitabında “şiire mahkûm oluş ya da boyun eğiş” eşiklerini bilinçle atlamış. Şiire boyun eğerek öyküye boyun eğdirmemiş. Tolga Meriç’in yazısı… Romanın ve öykünün kendi şiirinin olabileceği ama bunun anlatımda şairanelikle karıştırılmaması gerektiği çoktan hemfikir olunmuş, tartışmasız bir gerçek artık. Fakat son zamanlarda, romanlarında, öykülerinde, gizli bir şiiri sürdürenler çoğalmaya […]

Read More

İletişim Yayınları, 30. yılını okurlarıyla kutluyor

30. yaşını kutlayan İletişim, “Dünya klasikleri” ve “Modern klasikler” serilerinin editörlüğünü de yapan Orhan Pamuk’un yayınevi… Cemil Meriç’in Oğuz Atay’ın ve Sevgi Soysal’ın toplu eserlerini yayınlıyorlar. Birçok önemli eser ilk kez burada yayınlandı. İhsan Oktay Anar’ın romanları ya da Emrah Serbes’in Behzat Ç. polisiyeleri gibi… Hasan Ali Toptaş, Barış Bıçakçı, Haydar Karataş, Sema Aslan, Hatice […]

Read More

Uğur Yücel: “Bu seslerin geçişi ölüme kadar gider…”

Uğur Yücel’i anlatmaya gerek var mı? Oyuncu, senaryo yazarı, yönetmen ve müzisyen olduğunu anlatabilirim. Veya hiç bir şey anlatmam, ne yapsa iyi yapan, güzel yapan başka türlü bir adam olduğunu söylemekle yetinirim. Siz de biliyorsunuz zaten. Uğur Yücel şahsen birkaç yıldır çıksın diye beklediğim kitabını nihayet yayınladı. Yağmur Kesiği adlı kitapta, 1974-2012 arasında yazdığı yüzlerce […]

Read More

Alis Hovanisyan’ın harikulade maceraları

Aslı E. Perker’in arkadaşım olmasından da, 11 dilde yayınlanan şahane romanlar yazmasından da hoşnutum. Bunlar tutkulu bir okur olarak benim hayatımı güzelleştiren şeyler. Ama onunla bu röportajı yapmamın sebebi romanları değil. Aslı bir süredir Matmazel Alis Hovanisyan’la meşgul. Onun hayatıyla, kendine has giyinişiyle, yalnızlığıyla, eski İstanbulluluğuyla, nazlı nazenin bünyesiyle, boğaz ağrısına iyi gelen bitki çaylarıyla, kitap […]

Read More

“Hayallerimiz, hayal kırıklıklarımızdan daha büyük…”

Özgen Kılıçarslan Danyal’la şimdiye dek birkaç kez telefonda konuşmuştuk. Hayal adında bir yayınevi olduğunu, şiir kitaplarının yanı sıra bir de edebiyat dergisi çıkardığını biliyordum. Korkusuzca hayallerinin peşine düşenlerden olduğunu, Hayal dergisini ve Hayal Yayınları’nı ayakta tutabilmek için büyük bir özveriyle çalıştığını öğrenmiştim. Bugün nihayet onunla tanıştık. Karşımda, anlatılanlardan çok daha fazlasını buldum. Bugüne dek yaptıklarını, gelecekte […]

Read More

YARGIÇ KARAK: Gerçeğin içinde koyu karanlık bir düş

“Evet, ben de insanları yargılıyorum. Ama bambaşka bir yoldan; onlara yakışan en tüzel yoldan. Gerçeği, suçlu suçsuz bütün insanları, bütün bir insanlığı yargılamak isterdim. Kim, bu kentten ya da başka bir kentten, günümüzde suçsuz olduğunu söyleyebilir? İnsanların yargılanmaya, her gün her saat yargılanmaya ihtiyaçları olduğunu görmüyor musunuz? İşte ben, insanları her gün, her saat yargılayanım. […]

Read More

Seray Şahiner: “Biz gizliden prenses olmaya hazırlanırken…”

“Seni üzmek istemiyorum, diyen erkekler uğraştırır insanı en çok. Mutlaka üzüyor onlar çünkü. Akıllı davranıp riski önceden söylüyorlar. Kırkıncı odanın kapısını açmak istemeyecek kadın var mı? Neticede, sen bile bile lades dediğinle kalıyorsun. Tersine bir Pamuk Prenses hikayesi gibi. Pamuk Prenses daha en başta aşık olur Avcı’ya. Avcı ise ‘Seni üzmek istemiyorum’  imasıyla bir ceylan kalbi […]

Read More

Füruzan: “Aşksız hayat boşa yaşanmıştır!”

“Hayatta incelikli dikkatler geliştirmemiz için gerekli olan şeyler bozuluyor… Kabalık gündelik bir alışkanlık durumuna geçti. Çevremizi saran her şeyin kirletilmesi bu hoyratlıkla besleniyor.”  Türk edebiyatının en büyük isimlerinden biri ama 1999’dan beri yeni bir kitabı yayımlanmadı. Hayatını, yazarlığını, film yönetmenliğini, aşklarını, kederli ya da sevinçli anlarını anlattığı Füruzan Diye Bir Öykü hariç. Pek ender olarak […]

Read More