Egoist okur

Penguin’in en iyi 75 kapağı arasında bir Türk yazarın kitabı var

Kanadalı Domatesler adlı sitenin gerçek adını bilmediğim sahibi, “Mehmet Murat Somer’in ‘Türk Lokumu başlıklı polisiyelerini’ bilmiyordum” diye anlatıyor. Şahsen ben de bilmiyordum, çünkü o seri Türkiye’de Hop Çiki Ya Ya adıyla çıkmıştı. Domates, yani sitenin sahibi, Penguin Yayınevi’nin 75. kuruluş yıldönümünü kutlamak için yayınladığı Penguin 75 adlı kitap sayesinde öğrenmiş Hop Çiki Ya Ya polisiyelerini. […]

Read More

Canavarla baş etme yolları!!!

Will Schofield’in şahane blogunda Erkin Koray’ın bir şarkısı eşliğinde 25 eski Türk kitap kapağı yer alıyor. Bazıları çok güzel, bazıları felaket… Aralarında Giovanni Scognamillo’nun “Uzaydan Geldiler”i de var. Bir de “Komünistlerin Söylediklerine İnanılabilir mi?” adlı nadide eser… Tepenize inmeye hazır gibi görünen kızıl bir elin parmaklıklarla engellenmesini gösteren kapak komik denecek kadar ürkütücü. Kitabın yazarı Dr. […]

Read More

Üç Maymun’lar Cehennemi

Türk sinemasının 2000’li yıllarına damgasını vuran Nuri Bilge Ceylan’dan, Cannes Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen Ödülü”ne layık görülen “Üç Maymun” filmiyle ilgili tüm detayları içeren kitap çıktı. Kitapta filmin sinopsisi ve özgün senaryosunun yanı sıra, Cannes’daki serüvenine dair iç ve dış basında çıkan yorum ve haberler, söyleşiler ve Nuri Bilge Ceylan’ın güncesi yer alıyor. Ceylan’ın “görsel […]

Read More

BİR ZAMANLAR INSTAGRAM: 100 yıl önce yaratılan insanlık kataloğu

Meğer Instagram tarzı fotoğrafçılığın babası, yani bütün o acayip güzel filtrelerin esas yaratıcısı, çok eskilerde, 20. yüzyılın başında yaşamış bir Fransız bankermiş. Ama devamı da var tabii… Gülenay Börekçi 1909 yılında milyoner Fransız banker ve sanat koleksiyoncusu Albert Kahn o dönemde yaşayanların çok tuhaf bulacağı bir maceraya atıldı. Lumiere Kardeşlerin 1907’de icat ettiği autochrome’u, yani […]

Read More

Kitaplardan oluşan bir dünya neye benzerdi?

Görelim bakalım diyorsanız, seyredin. Pişman olmayacaksınız, çünkü This is Where We Live, harikulade bir film. Düşsel bir dünyayı anlatıyor. Ama var aynı zamanda öyle bir dünya. Benim için var en azından… Ve Egoist Okur’a sık sık uğradığınıza göre, sizin için de var. İnsanların, kuşların, ağaçların, sokakların, evlerin ve geri kalan her şeyin yazıdan ve kitaplardan […]

Read More

Uzun Bir Şarkı: Ayten Alpman röportajı

Az önce Deniz Durukan’la konuştuk. Bugün yitirdiğimiz Ayten Alpman’dan bahsettik; onun muhteşem şarkıcılığından, siyah küt saçlarıyla yıllardır hayatımızda hep aynı kalabilmiş nadir güzel şeylerden biri oluşundan… Ve tabii ona dair diğer şeylerden… Yazarlığının, şairliğinin yanı sıra tanıdığım en iyi röportajcılardan biri de olan Deniz, Ayten Alpman’la 10 yıl önce yaptığı bir röportajı gönderdi sonra Egoist […]

Read More

Hakan Bıçakcı’dan Vokal Anestezi: Joy Division ekolünden acayip adamlar

“Son yılların en etkileyici erkek vokallerinden bazıları. Boğucu, gösterişsiz, çıkışsız… Bir nevi Joy Division ekolü… Bu adamlar işi sesi güzel olmanın, iyi şarkı söylemenin ötesine götürmüşler bence. O sesleri nerelerinden nasıl çıkarıyorlar aklım almıyor. ‘Onlardaki ses teliyse bendeki ne?’ diye de düşünmeden edemiyorum.” Romantik Korku, Rüya Günlüğü, Boş Zaman, Bir Yaz Gecesi Kâbusu, Apartman Boşluğu, […]

Read More

Balyoz Davası’nın seyrini bir yazı fontu mu değiştirecek?

Bugünlerde Calibri adını çok duyuyoruz. Calibri dünyanın en çok kullanılan yazı fontu. Bizim hayatımıza girme sebebiyse Balyoz Davası. İyi ama bir yazı fontu böylesine kapsamlı bir davanın seyrini değiştirebilir mi? “Nedir bu Calibri’nin aslı astarı” diye merak etmek bizim de hakkımız değil mi? Balyoz Davası’nın seyrini bir yazı fontu mu değiştirecek? Bugünlerde hayatımıza Calibri denen […]

Read More

BİR ZAMANLAR TUMBLR: Herkesin bir “harikalar odası” olmalı

Çok eskiden, Rönesans Avrupa’sında da insanların birer Tumblr’ları, daha doğrusu, gördükleri ilginç nesneleri, tuhaf şeyleri, sanat eserlerini yahut ne kadar bilgili olduklarını, ne kadar gezip dolaştıklarını gösterecek birer Wunderkammer’leri (harikalar odası) olurdu. Başlangıçta evin içinde seçtikleri bir odanın duvarlarına, tavanına, içindeki dolaplara öylesine, sistemsiz bir şekilde dizerlerdi bu objeleri. Denizkabuklarının yanında heykeller duruyor olabilirdi mesela, […]

Read More

BİR ZAMANLAR FACEBOOK: 300 yıl öncesinin bağımsız iletişim ağı

İnternet sitesi Metafilter‘a göre, Facebook’tan önce içeriği değilse bile işleyişi ona çok benzeyen The Republic of Letters vardı. 17. yüzyılda entelektüellerin oluşturduğu kalabalık ve karışık bir ağ olan The Republic of Letters, coğrafi sınırları ve dil farklılıklarını aşarak Aydınlanma Çağı’nın en önemli fikir adamlarını bir araya getirmişti. Kendini “resmi olmayan bir cumhuriyet” diye tanımlayan topluluğun bünyesinde […]

Read More

BİR ZAMANLAR YOUTUBE: 19. yüzyılda çekilen komik kısa filmler

Maru the Cat tarzı saçma ama çok eğlenceli kısa filmleri seyredebileceğiniz en iyi yer neresi? YouTube mu? Eh, elbette. YouTube, zamanımızın sosyal medya fenomenlerinin neredeyse en önemlisi. Ama aslında o bile yeni sayılmaz. Güneşin altında yeni bir şey olmadığını ve Twitter, Facebook, YouTube gibi sosyal medya araçlarının aslında hiç de yeni sayılamayacağını çeşitli vesilelerle yazdım, okudunuz. O halde […]

Read More

BİR ZAMANLAR TWITTER: 100 yıl önce Paris’te yazılan üç satırlık tweetler

Güneşin altında belki de gerçekten yeni bir şey yoktur! Bugün okuduğum bir haber, Twitter, Facebook, Quora, YouTube ve Tumblr gibi sosyal medya araçlarının aslında hiç de yeni olmadığını, bazılarının kökeninin çok çok eskilere dayandığını bana hatırlattı. Mesela gündelik meşguliyetimiz olan tweetler, bundan tam 100 yıl önce, Rimbaud ve Joyce gibi edebiyat dehalarını keşfeden anarşist sanat […]

Read More

Sade’dan ilhamla yaratılan giyim markası: Juliette et Justine

Juliette et Justine bir Japon kılık kıyafet markası. Fotoğraflara bakarsanız, markanın Japonya’da pek gözde olan Gothic Lolita akımı çizgisinde olduğu görülüyor. Tabii bu Lolita’nın Vladimir Nabokov’un romanıyla zerrece alakası olmadığı da ortada… Yaratıcılarının esas ilham kaynağı, isimden de belli olduğu üzere, Marquis de Sade’ın Justine ve Juliette adlı iki yapıtı. Marquis Justine’i 1789’da henüz hapishanedeyken […]

Read More

Yönetmen Spike Jonze, unutulmuş kitap kapaklarına hayat verdi

Her şey, John Malkovich olmak ve Vahşi Şeyler filmlerinin yönetmeni Spike Jonze, kitap kapaklarından esinlenerek tasarladığı işlemeli el çantalarıyla şöhret olan Olympia Le-Tan’la tanışıp ondan duvarına asmak için bir Gönülçelen işlemesi hazırlamasını istediğinde başladı. Tasarımcının, J.D. Salinger’ın yapıtının kapağını işlemek karşılığında istediği tek bir şey vardı: Birlikte bir film yapmaları. Böylece Jonze ve Le-Tan yanlarına Fransız […]

Read More

Yazarların düş gördükleri, acı çektikleri, âşık oldukları ve uyandıkları yer

Yazarların evleri, kütüphaneleri filan derken sıra onların en mahrem alanlarına, yatak odalarına geldi. Bu yakınlarda taşınacağım ya; o yüzden internetteki dekorasyon sitelerini gezip duruyorum. The Apartment Therapy‘deki habere resmen bayıldım. En sevdiğim birkaç yazarın yatak odalarını görmek muhteşemdi. Hayır, seksle alakalı şeyler düşünmeyin lütfen. O odaların benim sevgili yazarlarımın âşık oldukları, hayal kurdukları, uyudukları, düş […]

Read More