Egoist okur

Elif Köksal: “Himalayalar’da her an, her şey olabilir…”

Katmandu’da duyguları açığa vurmak ayıp, kızgınlık göstermekse karakter zayıflığı. Başkasını üzecekse doğruyu söylemek terbiyesizlik, teselli edici yalanlar bulmak lazım… Bunları 1997-2008 arasında Nepal’in başkenti Katmandu’da yaşayan ve Katmandu’da Ev Hali adlı kitapla okur karşısına çıkan Elif Köksal anlatıyor. Rivayete göre, 100 yıl önce Nepal’in dağlarında kaybolan bir Amerikalı seyyah varmış. Yıllar sonra geri döndüğünde sonsuz gençlik […]

Read More

Engin Geçtan: “Gölgenin olduğu yerde hayat vardır”

Psikiyatrist Engin Geçtan, Kırmızı Kitap, Dersaadette Dans, Kızarmış Palamutun Kokusu, Tren ve Kuru Su gibi başta karmakarışıklıklarıyla insanın başını döndüren ama kaosun yerini daima kendine has bir düzene bıraktığı romanların yazarı… Onunla birkaç yıl önce hem psikoterapiyi hem de edebiyatı konuştuğumuz bir röportaj yapmıştık. Meleklere karşı niçin temkinli olmak gerektiğini, günah işleme eğilimimizi kabul etmenin […]

Read More

“Yazı bir hançer değildir ki maziye saplayasın!”

Başar Başarır’ın upuzun sekiz yıl aradan sonra yayınlanan son kitabı Düzenboz kimi zaman insanı kahkahadan kırıp geçiren kimi zaman dolu dolu ağlatan öykülerden oluşuyor. İnternet ile bostancıbaşının, dört çeker jiple haremağasının yan yana geldiği bir devrim sabahını da anlatıyor Başarır, Hrant Dink’i indiren o kurşunu da… Gülenay Börekçi Düzenboz, iddialı bir cümleyle açılıyor: “Bu kitaptaki […]

Read More

HAMDİ KOÇ: “Bu ülkede pasta ideoloji bıçağıyla kesilir!”

Romancı Hamdi Koç’la Habertürk Gazetesinin Kitap Eki için bir söyleşi yapmıştık. Mühim şeyler konuşmuştuk ama ekin sınırlı sayfa sayısı yüzünden ne yazık ki tamamını yayınlayamamıştım. Çok uzundu. Kesmek gerekmişti. Yazık olmuştu! Sonbahar geldi ya, ben bugünlerde biraz içime kapandım o yüzden daha çok kitap okuyorum, daha çok dergi karıştırıyorum ve aklıma bazı soruların takılıp duruyor. […]

Read More

TREVANIAN’ı kızı anlattı: “Babam gülümseyişiyle odayı aydınlatırdı”

Leaving Sophie Dean adlı romanı E Yayınları’ndan çıkan Alexandra Whitaker, Reagan döneminde Amerika’yı terk ederek İspanya’nın Bask bölgesine yerleşen emekli sinema profesörü Rodney William Whitaker’ın kızı. Bu söylediğim sizin için bir şey ifade etmediyse, sıkı durun, açıklayayım: Alexandra’nın babası, sizin Trevanian diye bildiğiniz adam. Yani Şibumi, Katya’nın Yazı, Kasaba, Hesaplaşma gibi über-başarılı, tekrar tekrar okunası romanların […]

Read More

Alexandra Whitaker: “Aşkta sonsuz bağlılık diye bir şey yok!”

Okuyacağınız röportaj “Leaving Sophie Dean” adlı romanı yakında bizde de yayınlanacak olan Alexandra Whitaker adlı yazarla yapıldı. Ama benim için bu röportajın önemi başka. Dünyanın en sıcak, neşeli ve enerjik kadınlarından biri olan Alexandra, Şibumi, Katya’nın Yazı, Kasaba, İnci Sokağı gibi romanların yaratıcısı Trevanian’ın kızı. Röportajın esas konusu da haliyle Trevanian oldu. (Buradan okuyabilirsiniz.) Ama […]

Read More

Sevin Okyay’la polisiyenin harikulade serüveni

Bazı insanlar vardır, kıskanmakla hayran olmak arasında gidip gelirsiniz. Sevin Okyay onlardan biri. Ben hayran olmayı seçenlerdenim. Gazeteciliğine, yazarlığına, çevirmenliğine, eleştirmenliğine, bir çırpıda sayamayacağım daha birçok maharetine… Bu gece bir ödül aldı bi tanecik Sevin Okyay’ımız, Sinema Yazarları Derneği SİYAD’ın verdiği Tuncan Okan Sinema Emek Ödülünü… Orada değildim, alkışlayanlar arasında olamadım. Kendimi affettirmek için de […]

Read More

Tanpınar hayranı Alberto Manguel’le okumaya ve aşka dair

Alberto Manguel yazarlığının, eleştirmenliğinin ve çevirmenliğinin yanı sıra büyük bir aşk hikayesinin de kahramanı. Okumak onun büyük aşkı, tutkusu, varoluş sebebi… Neredeyse yazdığı tüm kitaplar buna dair. Manguel’le bu söyleşiyi dünyanın en garip yöntemiyle gerçekleştirdik, okyanus ötesinden faks makinesiyle… Ben yazdım, o okudu; o yazdı, ben okudum. İşte okumanın yazmaktan önce geldiğini, bu yüzden de […]

Read More

UMAY UMAY: “Tanrı’yla kavga etmesem kiminle edeceğim?”

“Çok güzel seviştim. Her şeyle seviştim. Hayatla, müzikle, her şeyle. O seks yaptıklarını sananların ulaşmak istedikleri yerde o kadar çok vakit harcadım ki. Bazı insanların tenine bak Deniz. Doyup doymadıklarını tenine bakarak anlarsın. Bu ekmek ve suyla açıklanacak bir şey değil. Meslekle açıklanacak bir şey de değil. Şöyle tenine bakarsın ve aşık olunduğunu görürsün. Ben […]

Read More

Latife Tekin anlattı: Rüyada siyasetçi görmek neye işarettir?

Latife Tekin, “Rüyalar ve Uyanışlar Defteri” adlı kitabında ilk insanların dünya karşısındaki saf algısına erişiyor. Başkaldırıdan yoksulluk ve doğa sevgisine, birçok bileşeni var bu algının. Ama en çok, rüyalarını yazarlığının ışığından geçirip edebiyatla kaynaştırarak ulaşıyor o saf algıya. Ve böylece, birçok metni taşa toprağa karışıyor; ya su olup akıyor ya da susuzluktan kuruyup çatlıyor… Gülenay […]

Read More

Orhan Pamuk: “Aşkın tarifinde, sebebini bilmemek de var”

Orhan Pamuk’la “Masumiyet Müzesi” röportajımız. Kitap çıktığında yapmıştık. Bugün Çukurcuma’daki müzede sergilenen eşyaları çıplak ve en gösterişsiz halleriyle ilk kez o sırada görmüştüm. O gün yazarın Cihangir’deki ofisinde konuştuklarımız elbette “Masumiyet Müzesi”yle sınırlı kalmamıştı. Bir baskı unsuru olarak cinselliği, ‘evliliği haklı çıkaran bir iksir’ olarak aşkı, yazarlığın iyileştirdiği yaraları, çalışmakla geçirilen yıllar yüzünden kaçırdıklarını, mesela […]

Read More

DARENDAU’NUN ŞARKISI: Kan kırmızı bir tutku hikayesi

Çiçeği burnunda yayınevi Doğan Novus’ta danışman olan ve zaman zaman Egoist Okur’a yazan gazeteci ve yazar Aycan Aşkım Saroğlu’nun çok uzun yıllardır arkadaşım olduğunu bilmeyen kalmamıştır herhalde. Kalmışsa da şimdi öğrensin… Ayrıca hemen internete girip Aycan’ın Publitory sitesinde yayınlanan novella’sı Darendau’nun Sarkısı‘nı satın alsın. Öykü kısa haliyle  yıllar önce çıkan “Tutkunun Kum Saati” adlı kitapta yer almıştı. […]

Read More

Orhan Pamuk: “Kendimi hep bir günahkâr olarak gördüm”

İlkler mühimdir. Ben ilk röportajımı Orhan Pamuk’la yapmıştım. Yıl 1994… Yazarın en sevdiğim iki romanından biri olan “Yeni Hayat” henüz çıkmamış. Anlattığına göre, aslında uzun süredir başka bir romanla meşgulmüş. Üzerinde çok çalışmış; defalarca başlamış, bozmuş, değiştirmiş, sonra da hepsini bir kenara bırakıp “Yeni Hayat”ı yazmış. Defterlerini, taslaklarını gösteriyor, bir de yazmayı terk ettiği zamanlarda […]

Read More

Murathan Mungan: “Sol hülyaları olan bir yazarın ütopyasını yazdım”

“Hayatınızdan şiiri söküp attıysanız, ondan vaçgeçtiyseniz, sadece arızalı zamanlarınızda yardım almak için başvurduğunuz bir yalancı ilaç haline gelir şiir. Aşıksınızdır, ana baba hasreti çekiyorsunuzdur, gurbette kaybolmuşsunuzdur… Acınızı kışkırtmak yahut yatıştırmak için şiire başvurabilirsiniz o zaman, diğer zamanlarda unutmak üzere… Böyle olunca da, gündelik hayatta şiire duyduğunuz ihtiyacı görmezden gelirsiniz. Şairin romanı, sadece edebi bir tür […]

Read More

A Hawk and A Hacksaw’dan Jeremy Barnes, TANRI OSMANLI’YI KORUSUN şarkısını anlattı

Görünen o ki son yıllarda Batılı müzisyenler yüzlerini doğuya çeviriyor. Aralarında, Türk ve Osmanlı müziğinden etkilenenler de var, Bizans müziğini keşfedenler de… A Hawk and A Hacksaw grubu da onlardan biri. God Bless the Ottoman Empire (Tanrı Osmanlı İmparatorluğu’nu Korusun) adlı bir parçaları da var. Grubun kurucusu Jeremy Barnes’la bu şarkıyı ve Osmanlı müziğine neden […]

Read More