Egoist okur

Kütüphanenizde bulunması gereken 13 sinema kitabı

Klasikler, ustalar, kült filmler ve en yeniler… Bu haftanın kitapları beyazperdeye dair. kimileri dünya sinemasının dev eserlerine dair, kimileri de senaryo yazım tekniklerini gösteriyor. Sinema severler için 13 kitaplık küçük bir okuma rehberi… Büyük yönetmenler Tarkovski, Bergman, Kubrick, Truffaut Yazmıştım daha önce; insanlar ikiye ayrılır, Tarkovski filmlerini sevenler ve Tarkovski filmlerini sevmeyenler… Çağdaş İngiliz edebiyatının […]

Read More

Dünyanın ilk şişme bebeğinin mucidi: ADOLF HİTLER

İlk şişme kadının neye benzediğini, Chuck Palahniuk‘tan öğrendim. İsmi Borghild olan bu ilk şişme bebek, yüzünü 1940’ların ünlü yıldızı Käthe von Nagy‘den ödünç almış. Vücudu ise Nazi İmparatorluğu’nun gönülsüz hizmetkarı, yönetmen Leni Riefenstahl’ın görüntülemeye bayıldığı iri yarı Kuzeyli kadın atletleri andırıyormuş. Mucidi ise bizzat Adolf Hitler ve hizmetindeki bilim adamlarıymış. Nazi askerleri sıradan kadınlarla sevişip […]

Read More

Geoff Dyer: “Her seyredişte bana harikulâde gelen o film…”

Kimilerinin “yaşayan en iyi İngiliz romancısı olmaya aday” dediği bol ödüllü yazar Geoff Dyer, Zona adını taşıyan yeni kitabında Andrey Tarkovski’nin 1979 tarihli başyapıtı Stalker’ı analiz ediyor. Konunun ilgimi çekmesinin sebebini beni tanıyan herkes anlamıştır: Dyer’la ortak bir noktamız var; Tarkovski ikimizin de en sevdiği yönetmen, Stalker’sa saplantıyla sevdiğimiz film… Dyer kitapta Tarkovski’nin çocukluk yıllarından, […]

Read More

Engin Günaydın: “Arzu kabuk gibi sırtına yapışır, gerçekleşmediğinde”

Demin de söyledim aslında, Egoist Okur, Engin Günaydın’ı çok sever. Onunla daha önce yaptığı röportajları bugün yeniden yayınlaması sadace bundan, başka sebebi yok. Baştan söyleyeyim, siz öyle okuyun istedim… Sizin haberiniz yok tabii, şu sıralar Galip Derviş’te izlediğimiz Engin Günaydın’ın Efkar Karması’nı yayınlayacağım ya, benim için de geçmiş zaman hortladı bir bakıma ve bu yetenekli […]

Read More

“Söz konusu sanatsa, ben tek eşli değilim!”

32. İstanbul Film Festivali’nde “Hannah Arendt”in hayat hikayesinden yola çıkılarak çekilmiş bir film vardı. Gerçi konumuz filmin kendisi değil, yan rollerden birinde izlediğimiz Sascha Ley. Ley, aynı zamanda müzisyen, daha daha doğrusu bir gezgin şarkıcı.  S. Ley & L. Payfet Duo, S. Ley & N. Gehl Duo ve Kalima gibi topluluklarıyla dünyanın dört bir yanını […]

Read More

D22’den BENT: Çarpılmaya hazır mısınız?

Oyunun adı, Bent. Çok genç yaşlardaki üç genç aktörün kurduğu yeni tiyatro topluluğu D22 tarafından sahneleniyor. Ben birkaç hafta önce seyrettim ve kelimenin tam anlamıyla çarpıldım. Çok sert, lafını dolandırmadan söyleyen ve seyircinin makul bir ruh halinde kalmasına, neşelenip hafiflemesine izin vermeyen acayip bir oyundu. Halbuki bir parça önyargılı gitmiştim; bir La Cage aux Folles […]

Read More

Huzurlarınızda Şibumi’nin Nicolai Hel’i

Trevanian’ın Şibumi’sini okuyup âşık olalı 20 yıl’ı geçti. Bu kitap hakkında daha önce defalarca yazdım. Trevanian’a ulaşmak için de bir ara, 90’ların başında epey bir uğraşmıştım da. İnsanın gerçek kimliğini bile bilmediği bir yazara ulaşması zor tabii, haliyle başaramadım. Derken ani bir kararla bütün Trevanian kitaplarını önüme alıp, yazarına dair bir ipucu bulabilir miyim diye […]

Read More

Hitch Cook reçetesi: Bir kepçe şüphe, bir tutam zeka, bir çimdik aşk

Hitchcook’tan iyi sinemacı olmak isteyenlerin filmlerinde uygulamaları için basit bir reçete: Bir kepçe şüphe, bir tutam keskin zeka, bir çimdik aşk, yarım ölçek mühim ayrıntı ve kenarda duran koca göbekli adam… Hemen kaşlarınızı çatmayın, Hitchcook değil tabii, Hitchcock… Alfred Hitchcock. Fakat bu filmde onun sineması bir yemek tarifi şeklinde öyle güzel özetlenmiş ki, espriyi uzatmakta sakınca […]

Read More

Robert Redford: “Ne biliyorsunuz, belki de hiçbir zaman gerçekten güzel olmadım!”

Geçen hafta benim için karmakarışık bir haftaydı. Bumerang Ödülleri’ndeki konuşmam, başka koşturmalı işlerim, her şey üst üste gelmişti ve ben kendimi acayip gergin, endişeli hissediyordum. Sonra beklenmedik bir röportaj fırsatı çıktı. Hem de Robert Redford’la… Yani Hollywood’un en yakışıklı adamlarından biriyle… Sakın kimse bana “Adam 76 yaşında, yakışıklılıkla alakası kalmamış” demesin. Hiç öyle değil çünkü. […]

Read More

Nabokov ve “Marilyn’in görkemli güzelliği”

Marilyn Monroe’nun edebiyatçılarla karşılaşmalarını yazacağımı söylemiştim. Lakin bu karşılaşmaların her zaman parlak olacağına dair bir vaatte bulunmamıştım. Galiba merhum aktrisin arası genelde devlet başkanlarıyla daha iyi oluyormuş. Hayır, J.F. Kennedy’den değil Sovyet lider Kruşçev’den bahsediyorum. Lolita, Ada ya da Arzu, Karanlıkta Kahkaha, Solgun Ateş ve Konuş Bellek’in yazarı Vladimir Nabokov ise anlaşılan Kruşçev’in aksine, ünlü […]

Read More

Isak Dinesen ormanda bir aslan yavrusuna rastlarsa

Öleli 50 yıl oldu ama hâlâ çok güzel, hâlâ masum… Ve Egoist Okur, güzel olan her şeyi sevdiği gibi Marilyn Monroe’yu da çok seviyor. İşte onunla ilgili en güzel hikayelerden biri ama tabii gerçek. Yıl 1959. Soğuk bir şubat günü. Carson McCullers, Marilyn Monroe ve Danimarkalı egzantrik yazar Isak Dinesen (ya da bizde daha çok bilinen […]

Read More

BİR ZAMANLAR iPAD: Gözde oyuncağınız 1968’de icat edilmiş olabilir mi?

Geçenlerde The Secret Diary of Steve Jobs (Steve Jobs’un gizli günlüğü) diye bir bloga rastladım. Sahibinin tabii ki Jobs’la alakası yok. Doğrusu benim dişime göre bir mekan da sayılmaz pek. Fakat iPad’in fikren aslında 1968’de, Arthur C. Clarke tarafından icat edildiğini yazması ilgimi çekti. Üşenmedim araştırdım. Clarke’ın ünlü romanı 2001 A Space Odyssey’deki ve tabii daha […]

Read More

Lucia Puenzo: Cemal Süreya’yı seven Arjantinli yazar

Arjantin filmi Resmi Tarih’i küçükken seyretmiştim. Kendisi de tarihçi olan ve resmi tarihin bize dayattığı bilgileri sorgulamamız gerektiğini düşünen, bu yolda büyük çabalar harcayan babamın zorlamasıyla… Normalde bir filme gitmem ya da gitmemem için beni zorlayan biri değildi babam ama bunu seyretmemi özellikle çok istemişti. Peki dedim, gittik. Tabii pek bir şey anlamadım. Önemini, aslında […]

Read More

Üç Maymun’lar Cehennemi

Türk sinemasının 2000’li yıllarına damgasını vuran Nuri Bilge Ceylan’dan, Cannes Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen Ödülü”ne layık görülen “Üç Maymun” filmiyle ilgili tüm detayları içeren kitap çıktı. Kitapta filmin sinopsisi ve özgün senaryosunun yanı sıra, Cannes’daki serüvenine dair iç ve dış basında çıkan yorum ve haberler, söyleşiler ve Nuri Bilge Ceylan’ın güncesi yer alıyor. Ceylan’ın “görsel […]

Read More

Kitaplardan oluşan bir dünya neye benzerdi?

Görelim bakalım diyorsanız, seyredin. Pişman olmayacaksınız, çünkü This is Where We Live, harikulade bir film. Düşsel bir dünyayı anlatıyor. Ama var aynı zamanda öyle bir dünya. Benim için var en azından… Ve Egoist Okur’a sık sık uğradığınıza göre, sizin için de var. İnsanların, kuşların, ağaçların, sokakların, evlerin ve geri kalan her şeyin yazıdan ve kitaplardan […]

Read More