Egoist okur

“Dünyanın birçok yerinde kadınlar ölüyor ve onları koruyacak doğru düzgün yasalar yok”

Pakistanlı yönetmen Sharmeen Obaid-Chinoy‘un kariyeri göz kamaştırıcı başarılarla dolu… Mesela Madonna‘nın desteğiyle tanıtılan “Humaira: The Dreamcatcher” adlı belgeselde, kızlarını okula göndermeyen aileleri ikna çabasındaki feminist aktivist Humaira Bachal’ın hikayesini anlatıyordu. Pakistan’a ilk Oscar’ını kazandıran “Saving Face” filmindeyse yüzüne kezzap atılarak fiziken ve ruhen işlevsiz hale getirilmeye çalışılmış kadınların terapi süreçlerini ve hukuk mücadelelerini ele aldı. […]

Read More

Handan Öztürk: “Biz ilişkilerimizi tükettikçe, arketiplerimiz baş kaldırıyor”

Yazar, yönetmen, belgeselci Handan Öztürk, “Tuhaf bir biçimde hep uzak aşklar yaşadım. Ayrı ayrı ülkelerde… Bir defasında İstanbul’da yaşayan bir sevgilim olmuştu ve kafam çok karışmıştı. Buluşma sıklığı ve kolay ulaşılabilirlik açısından… Ama bir süre sonra o da yurt dışında bir göreve çıkınca, kural değişmedi. Galiba bilinç dışım, her gün ayağımın altında dolanan bir adam istemiyor. […]

Read More

“Haykıran her Filistinli kadının çığlığında İra var”

“Buradan Yunanistan’a bir milyonu aşkın mübadil gitti, oradan buraya da dört yüz bin civarında geldi. Yani yaklaşık bir buçuk milyon insanın hayatı alt üst oldu. Yunanistan’da toprak az, yoksulluk fazla. Bu nedenle bataklıklarda bile çadır kentler kuruldu. Büyük opera binalarının localarına aileler yerleşti. O dönemin fotoğrafları var. Bu fotoğraflardan birini ilk kez on yıl önce gördüğümde gerçek hayatın […]

Read More

Seks ve Ceza: UNUTMAMALI!

Time dergisi birkaç hafta önce “Eşcinsel Evlilik çoktan kazandı” başlıklı bir kapak, daha doğrusu iki eşcinsel çiftin öpüşmelerini gösteren iki kapak yaptı. Çiftlerden biri kadın, diğeri erkek… ABD Başkanı Barack Obama’nın eşcinsel evliliklere destek verdiğini de hatırlayınca bunun önemli bir gelişme olduğu açık. Oysa eşcinseller için hatta aslında cinselliği özgürce yaşamak isteyenler için hayat hiç […]

Read More

Korhan Atay, 1 Mayıs 1977 katliamını anlattı

Bir Gabriel Garcia Marquez ve Kırmızı Pazartesi örneği daha… Araştırmacı yazar Korhan Atay Metis Yayınevi’nden çıkan 1 Mayıs 1977 adlı kitabı için olaylara bizzat tanık olmuş 13 kişiyle röportaj yaptı. Atay, 1 Mayıs 1977 Katliamı’nı Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi romanında anlattığı hikayaye benzetiyor. Herkesin korktuğu, bildiği ama bir yandan da neredeyse beklediği bir felaket… Kırmızı […]

Read More

SORUYORUM: Sanat sadece parası olanlar için midir?

Albümlerini dinleyiciye parasız ulaştıran Bandista gibi müzik grupları gittikçe artıyor. Aynısını yapan yazarlar, sinemacılar ve bilim insanları da var. Kimileri karşı çıksa da, Copyright’ın, yani telif hakları sisteminin karşıtı olarak ortaya çıkan Copyleft, sadece parası olanın kültüre, bilime ve sanata erişmesini önlemeyi hedefleyen yepyeni ve özgürlükten yana bir dağıtım sistemi… Bir göz atmaya, hatta derinden […]

Read More

Bahadır Baruter: “Ben bu kolaycı ve bağımlı ülkeye sitemliyim!”

Ressam, karikatürist, yayıncı ve dert ortağı Bahadır Baruter’den bu yazıyı ben istedim. Bir nedeni yoktu, o gün gazetelere biraz fazla bakmış, televizyonla içimi çokça bulandırmıştım. Anlayacağınız, ruh halim şüpheciliğin üst sınırlarında geziniyordu ve muhtemelen kendime bir suç ortağı arıyordum. Bahadır da beni kırmayarak yazdı. Böylece “en sevdiğim ressam” nihayet Egoist Okur’da yerini aldı. Epeyce sitemkâr […]

Read More

Latife Tekin anlattı: Rüyada siyasetçi görmek neye işarettir?

Latife Tekin, “Rüyalar ve Uyanışlar Defteri” adlı kitabında ilk insanların dünya karşısındaki saf algısına erişiyor. Başkaldırıdan yoksulluk ve doğa sevgisine, birçok bileşeni var bu algının. Ama en çok, rüyalarını yazarlığının ışığından geçirip edebiyatla kaynaştırarak ulaşıyor o saf algıya. Ve böylece, birçok metni taşa toprağa karışıyor; ya su olup akıyor ya da susuzluktan kuruyup çatlıyor… Gülenay […]

Read More

Engin Günaydın: “Arzu kabuk gibi sırtına yapışır, gerçekleşmediğinde”

Demin de söyledim aslında, Egoist Okur, Engin Günaydın’ı çok sever. Onunla daha önce yaptığı röportajları bugün yeniden yayınlaması sadace bundan, başka sebebi yok. Baştan söyleyeyim, siz öyle okuyun istedim… Sizin haberiniz yok tabii, şu sıralar Galip Derviş’te izlediğimiz Engin Günaydın’ın Efkar Karması’nı yayınlayacağım ya, benim için de geçmiş zaman hortladı bir bakıma ve bu yetenekli […]

Read More

Ölüme Karşı Hayat!

Dün 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’ı konuştuk. Onun ölümünü görmezden gelen, yok sayan, unutturmaya çalışanlara kızdık ve acılarına, hatıralarına sahip çıkan bir toplum olmayı her zamankinden daha çok arzu ettik. Biz onu hatırlamaya devam ettikçe Ali İhsan’ın ölümsüz olacağını hissettik, yüreğimiz acıyla kavrularak… Sorular sorduk arka arkaya: Bir cümle, tek bir cümle olsun edilemez miydi […]

Read More

Ortak bir şeyleri olmayanların ortaklığıdır Gezi!

“Çünkü Gezi, yaramaz çocukların imza attığı büyük ve kolektif bir sanat eseridir. Gezi’nin esas oğlanları ve kızları şarkılarıyla, mizahlarıyla, yaratıcı becerileri ve güçlü bedenleriyle sökün etmiş sanatçılardır bir bakıma. Çünkü çok büyük bir işe, hayatı sorgulamaya ve onu değiştirmeye soyunmuşlardır. Tüm farklılıklarına rağmen el ele tutuşmuş sanatçılardır onlar ve bizi birbirimize yaklaştırmışlardır her yeni doğan günde.” […]

Read More

Buluşma ve iletişim kurma mekanları: PARKLAR

Gezi Parkı’nın dönüştürülmesi projesi hâlâ konuşulurken, parkların ve bahçelerin tarihine bakmak, park kavramının neden önemli olduğunu hatırlamak iyi olabilir diye düşündüm… Tam bu sırada elime bir kitap geçti: Alman tarihçi Hans Sarkowicz’in yazdığı “Parkların ve Bahçelerin Tarihi”… “Günümüzde mimarlar ve şehir idarecileri ‘park’ adı verilen ama yeşillikmiş gibi göründükleri halde aslında modern hayatın light birer […]

Read More

Gezi’deki gençler benim kahramanlarım!

“Her gün biraz daha akıllı bir adam oluyorum sayenizde. Zihnimi açıyor, hayata bambaşka bakmamı sağlıyor, düşlediğim ama inanamadığım bir dünyanın mümkün olduğunu gösteriyorsunuz. Tam karamsarlıktan emekliye ayrılmak üzereyken birçokları gibi, bir kan nakliyle kendime geliyor, muazzam inancınızdan ve eşsiz kahkahalarınızdan öğreniyorum bu yeni hayatı. Bize yutturulmuş olanların tek seçeneğimiz olmadığını anlıyorum. Bir perde kapanıyor, başka […]

Read More

Caitlin Moran: “Bunun adı feminizm; başka da bir kelime bilmiyorum…”

Çocukken annemin kitaplarını karıştırmaya bayılırdım. Başkalarının da… Erica Jong’lar, Marilyn French’ler, Suzanne Brogger’ler, Kate Millet’lar, Germaine Greer’ler falan basılırdı o yıllarda. Benim için özel bir anlamları olduğunu söyleyemem. Annem de “Bunları büyüdüğünde okursun” demişti zaten. Erica Jong’un komik ve seksi romanlarını heyecanla okuduğumu çok iyi hatırlıyorum. (Kendisi hâlâ favori yazarlarımdandır.) Büyüdüğümde ne oldu peki? O kitapların hepsi […]

Read More

D22’den BENT: Çarpılmaya hazır mısınız?

Oyunun adı, Bent. Çok genç yaşlardaki üç genç aktörün kurduğu yeni tiyatro topluluğu D22 tarafından sahneleniyor. Ben birkaç hafta önce seyrettim ve kelimenin tam anlamıyla çarpıldım. Çok sert, lafını dolandırmadan söyleyen ve seyircinin makul bir ruh halinde kalmasına, neşelenip hafiflemesine izin vermeyen acayip bir oyundu. Halbuki bir parça önyargılı gitmiştim; bir La Cage aux Folles […]

Read More