Egoist okur

BİR ZAMANLAR İNTERNET: 19. yüzyılda chat yapmıyorlar mıydı sanki?

Güneşin altında ve internette gerçekten de yeni bir şey yok, her şeyin bir eski versiyonu aranırsa mutlaka bulunuyor. İnanmayacaksınız ama internetin kendisinin bile… Gülenay Börekçi Bu seferki örneki, Tom Standage’ın “The Victorian Internet” adlı kitabından. Standage, 19. yüzyılın ikinci yarısında geliştirilen ve önlenemez bir furya halinde yayılan telgrafın hikayesini anlatıyor. 19. yüzyılda telgraf kullanananlar da […]

Read More

BİR ZAMANLAR QUORA: Gönül Abla’nın fena halde ciddi bir akademik versiyonu

Bir Zamanlar serisi daha ne kadar uzayabilirdi ki? Bir zamanlar Twitter dedik, Facebook dedik, Instagram dedik, Tumblr dedik… YouTube dedik… Şimdi de Quora çıktı başımıza. Güya yeni. Ama acaba gerçekten yeni mi? Gülenay Börekçi Facebook’tan ayrılan bir grubun kurduğu Quora, Türkiye’de henüz çok fazla kullanıcısı olmayan bir sosyal medya platformu. Siz soru soruyorsunuz, birileri de o […]

Read More

BİR ZAMANLAR iPAD: Gözde oyuncağınız 1968’de icat edilmiş olabilir mi?

Geçenlerde The Secret Diary of Steve Jobs (Steve Jobs’un gizli günlüğü) diye bir bloga rastladım. Sahibinin tabii ki Jobs’la alakası yok. Doğrusu benim dişime göre bir mekan da sayılmaz pek. Fakat iPad’in fikren aslında 1968’de, Arthur C. Clarke tarafından icat edildiğini yazması ilgimi çekti. Üşenmedim araştırdım. Clarke’ın ünlü romanı 2001 A Space Odyssey’deki ve tabii daha […]

Read More

BİR ZAMANLAR INSTAGRAM: 100 yıl önce yaratılan insanlık kataloğu

Meğer Instagram tarzı fotoğrafçılığın babası, yani bütün o acayip güzel filtrelerin esas yaratıcısı, çok eskilerde, 20. yüzyılın başında yaşamış bir Fransız bankermiş. Ama devamı da var tabii… Gülenay Börekçi 1909 yılında milyoner Fransız banker ve sanat koleksiyoncusu Albert Kahn o dönemde yaşayanların çok tuhaf bulacağı bir maceraya atıldı. Lumiere Kardeşlerin 1907’de icat ettiği autochrome’u, yani […]

Read More

BİR ZAMANLAR TUMBLR: Herkesin bir “harikalar odası” olmalı

Çok eskiden, Rönesans Avrupa’sında da insanların birer Tumblr’ları, daha doğrusu, gördükleri ilginç nesneleri, tuhaf şeyleri, sanat eserlerini yahut ne kadar bilgili olduklarını, ne kadar gezip dolaştıklarını gösterecek birer Wunderkammer’leri (harikalar odası) olurdu. Başlangıçta evin içinde seçtikleri bir odanın duvarlarına, tavanına, içindeki dolaplara öylesine, sistemsiz bir şekilde dizerlerdi bu objeleri. Denizkabuklarının yanında heykeller duruyor olabilirdi mesela, […]

Read More

BİR ZAMANLAR FACEBOOK: 300 yıl öncesinin bağımsız iletişim ağı

İnternet sitesi Metafilter‘a göre, Facebook’tan önce içeriği değilse bile işleyişi ona çok benzeyen The Republic of Letters vardı. 17. yüzyılda entelektüellerin oluşturduğu kalabalık ve karışık bir ağ olan The Republic of Letters, coğrafi sınırları ve dil farklılıklarını aşarak Aydınlanma Çağı’nın en önemli fikir adamlarını bir araya getirmişti. Kendini “resmi olmayan bir cumhuriyet” diye tanımlayan topluluğun bünyesinde […]

Read More

BİR ZAMANLAR YOUTUBE: 19. yüzyılda çekilen komik kısa filmler

Maru the Cat tarzı saçma ama çok eğlenceli kısa filmleri seyredebileceğiniz en iyi yer neresi? YouTube mu? Eh, elbette. YouTube, zamanımızın sosyal medya fenomenlerinin neredeyse en önemlisi. Ama aslında o bile yeni sayılmaz. Güneşin altında yeni bir şey olmadığını ve Twitter, Facebook, YouTube gibi sosyal medya araçlarının aslında hiç de yeni sayılamayacağını çeşitli vesilelerle yazdım, okudunuz. O halde […]

Read More

BİR ZAMANLAR TWITTER: 100 yıl önce Paris’te yazılan üç satırlık tweetler

Güneşin altında belki de gerçekten yeni bir şey yoktur! Bugün okuduğum bir haber, Twitter, Facebook, Quora, YouTube ve Tumblr gibi sosyal medya araçlarının aslında hiç de yeni olmadığını, bazılarının kökeninin çok çok eskilere dayandığını bana hatırlattı. Mesela gündelik meşguliyetimiz olan tweetler, bundan tam 100 yıl önce, Rimbaud ve Joyce gibi edebiyat dehalarını keşfeden anarşist sanat […]

Read More

BİR ZAMANLAR CEP TELEFONU: Meğer mucidi dünyanın en güzel kadınıymış!

Şaka değil, gerçekten öyle! Cep telefonunun icadının hikayesini, “Hedy’s Folly” adlı kitabı okuyunca yazmaya karar verdim. İlginizi çekeceğini umduğum yazıda “dünyanın en güzel kadını” lakaplı Hedy Lamarr ve geçen yüzyıl başında ortalığı kasıp kavurmuş dahi besteci George Antheil var. Fotoğrafta ikisini de görüyorsunuz. Ama hikayeye başka mühim şahsiyetler de karışıyor. Mesela Ezra Pound ve Man […]

Read More

SİBER ÂLEM: Daha büyük, daha derin bir yalnızlık…

Demokrasi bütün görüşlerin açıkça ifade edilebildiği bir yönetim biçimi ya, dünya üzerinde de henüz bu tür bir sistemi eksiksiz bir biçimde oluşturup sürdürebilen bir ülke yok. En azından şimdilik. Bir ülke yok ama bir gezegen var, adına “Blogosfer” deniyor. Bizde kimsenin haberi olmasa da, blogosfer dünyanın şimdilik en büyük ve en kapsamlı medya gücü. Konuya […]

Read More

Dünyaya ve kendimize şefkat gösterme zamanı

Sıkı bir araştırmanın ürünü olan ‘Bizsiz Dünya’, New York Times yazarlarından Alan Weisman’ın imzasını taşıyan sarsıcı bir kitap. İnsanoğlunun soyu tükenirse, dünyanın neye benzeyeceğini öğrenmek isteyen Weisman’ın ulaştığı ürpertici sonuç ise kısa ve net: Hiçbir şey olmayacak! Dünya biz yok olduğumuzda da varlığını sürdürmenin bir yolunu pekala bulacak… Gülenay Börekçi ‘Bizsiz Dünya’ adlı kitap, sıkı bir araştırmanın […]

Read More