Egoist okur

Dünyanın ilk şişme bebeğinin mucidi: ADOLF HİTLER

İlk şişme kadının neye benzediğini, Chuck Palahniuk‘tan öğrendim. İsmi Borghild olan bu ilk şişme bebek, yüzünü 1940’ların ünlü yıldızı Käthe von Nagy‘den ödünç almış. Vücudu ise Nazi İmparatorluğu’nun gönülsüz hizmetkarı, yönetmen Leni Riefenstahl’ın görüntülemeye bayıldığı iri yarı Kuzeyli kadın atletleri andırıyormuş. Mucidi ise bizzat Adolf Hitler ve hizmetindeki bilim adamlarıymış. Nazi askerleri sıradan kadınlarla sevişip […]

Read More

Meral Okay: “Ölümün oluşturduğu o büyük boşluğu doldurmaya imkan yok…”

Muhteşem Yüzyıl’dan ve hastalığının ortaya çıkışından kısa süre öne konuşmuştuk Meral Okay’la. Ümit Ünal’ın yazıp yönettiği Kaptan Feza diye bir filmde oynuyordu. Masumiyet özlemimize, arayışımıza karşılık geliyordu o film. Meral Okay da bir uzaylıyla dostluk kuran kadındı. Fakat o uzaylı hiç de uzaklardan gelmiş sayılmazdı aslında, çok vardı aramızda onlardan, çoğu zaman görmesek, görmezden gelsek […]

Read More

Muzaffer Şerif’in Survivor’a ilham veren 60 yıllık “kutuplaşma” deneyi

Tabii ki Acun Ilıcalı’nın programı değil konum. Oradaki kavgalar, dövüşler de değil. Yani yazıda kavgalar, dövüşler, aşağılamalar ve hakaretler var ama olay 60 yıl önce geçiyor. İlginizi çekeceğine eminim… Hikâye epey eski. Türkiye’de sol görüşleri sebebiyle hapse girmiş hatta işkence görmüş olan genç psikolog Muzaffer Şerif sonunda ülkeyi terk ederek ABD’ye gitmiş. Ve toplumsal psikoloji […]

Read More

AY: Güneşten bunalan ruhların tesellisi

Önemli bir karar alacaksan, yeni ayı bekle ama eğer ilişkini bitireceksen veya kilolarından kurtulmaya karar verdiysen, dolunay zamanını seç… Bilinçdışının yöneticisi aydır, onun hareketlerine dikkat et… Yüzeyinde dikkate değer miktarda su bulunduğu için yeryüzünün geleceğini tamamen değiştirebileceği söylenen ay, bazı arkadaşlarımdan durmadan işittiğim bu sözlere bakılırsa aynı zamanda başka birçok şey… Ruhumuzun aynası. Çılgınlığımızın sebebi. […]

Read More

Behzat Ç. Unplugged: “Bir kez yaralanmışsan, bir daha iyileşmezsin!”

“Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm”, gösterimde. Yaratıcı ekip Van Depremi sonrasındaki hadiselerden ötürü epey puan kaybetmiş olsa da, Behzat Ç.’nin bu işte hiçbir kabahati olmadığı aşikar. O yüzden bu röportajı okumanızda da hiç sakınca yok. İşte, üç yaratıcısının, yani aktör Erdal Beşikçioğlu, yönetmen Serdar Akar ve yazar Emrah Serbes’in gözünden Behzat Ç. Gülenay Börekçi Emrah […]

Read More

Coşkun Irmak anlatıyor…

“İnsan, hayatta pek çok kötülük yapabilir. Bilerek ya da bilmeyerek… Kimi insan yaptığı kötülüğün cezasını görür, kimi görmez” cümleleriyle tanıtılıyor Değişmenin Aynaları kitabı. Değişmenin Aynaları’nın yazarı Coşkun Irmak. Onu “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisinin senaristi olarak da tanıyoruz. Ama yazarlık hayatı aslında televizyondan çok daha eski ve vazgeçilmez. Yeni kitabının ortaçağ döneminde geçen hikayesinin […]

Read More

Yeni sezonda dizi dizi romanımız olacak

Türkiye’de diziler furyalar halinde yapılır. Şimdilerde trend, ünlü edebiyat yapımlarının televizyona uyarlanması. Geçtiğimiz birkaç sezona damga vuran Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin), Kalp Ağrısı (Halide Edib Adıvar), Hanımın Çi1tliği (Orhan Kemal), Canan (Peyami Safa), Fatmagül’ün Suçu Ne? (Vedat Türkali) ya da Karadağlar (Fyodor Dostoyevski) gibi dizilere bu yıl edebiyat dünyasından yeni rakipler geliyor. Edebiyat yapıtlarının […]

Read More

Büyük kapışma: Dr. BEHZAT vs HOUSE Ç.

House’un yeni sezon posteriyle Behzat Ç.’nin pek yakında gösterime girecek sinema filmi ‘Seni Kalbime Gömdüm’ün afişlerinin benzerliği epey konuşuldu. Biz konuşmayacağız. Hem zaten, en hergele hekimle en arıza polis arasındaki benzerlikler, afişten öte. Dahası onlarda bize dair birtakım sırlar gizli. Neden bu kadar tutuldukları da sanki daha çok burada saklı. Gülenay Börekçi Hangisi daha iyi? […]

Read More

“Aşkı yakaladığınız zaman talihli bir zamandır, onu başka uğraşlarla bölmeyin”

*Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinin bir çeşit halk kahramanına dönüşen kahramanı Hikmet Karcı ya da daha sık kullanılan adıyla Balıkçı’yı canlandıran Orhan Alkaya, Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biri. Alkaya ile yeni kitabı Altı’dan yola çıkarak bir söyleşi yaptık. Bize başkaldırıyı, aşkı, büyümeyi ve en çok da şiiri anlattı… Gülenay Börekçi “Aşkı yakaladığınız zaman […]

Read More

Uğur Yücel: “Kendini hunharca paralayanlar kolay âşık olur, kolay ölürler”

“Atmosfer yüzünüzün ifadesini değiştirir. Eğer yönetmen size rutubetli, nefes alınmayan bir toprak üzerinde durduğunuzu söylerse terlemeye başlarsınız. Kutupsa durduğunuz sahne zemini, içiniz üşür. Kolay kanar, kolay teslim olur kendini hunharca paralayan sanatçılar. Ah arkadaşım, kolay âşık olur, kolay ölürler… Sanatçılar barometre gibidir. Havanın birazdan eseceğini veya yağmurun geleceğini hissederler. Yine düşünerek söyleyeyim: Bitkilere, hayvanlara yakın […]

Read More

Ata Demirer: “Zeki Müren bülbüldür…”

Bu okuyacağınız en sevdiğim röportajlarımdandır. Kuş sesleri ve Zeki Müren şarkıları eşliğinde rengerenk, ‘ruhlu’ evinde konuşmuştuk Ata Demirer‘le… İçerisi, akla gelebilecek bin bir çeşit ilginç tutku nesnesiyle doluydu. Gemici aksesuarlarıyla döşenmiş gizemli yatak odası, çok sevdiği kuşları için yaptırdığı özel mekan, hatta pikabı, posterleri, saka kuşları ve kafesleriyle nevi şahsına münhasır meyhane; hepsi çok güzeldi… […]

Read More

Kanuni’nin oyun arkadaşı Hurrem Sultan

Hepimiz kendi hayatlarımızın imparatorları, imparatoriçeleri, cariyeleri ve köleleriyiz… Eğilmez olduğumuz anlar olduğu kadar; diz çöktüğümüz anlar da bize ait. Sözlerimizle öldürebiliriz, tıpkı sessizliğimizle yapabildiğimiz gibi. Öyle kudretliyiz ki, gülüşümüzle bile bir başkasına hayat verebiliriz. Aşkın içinde kaybolurken köle, bir aşkı bitirirken efendiyiz. Bazen aşk için ölürüz, bazen aşk bizi öldürür… Kimileri için muhteşem imparator ya […]

Read More

Nur Sürer’le ÇOCUKLUK KIYAMETLERİ

“Kıstırılmışlık, hiç sevmediğim çocukluğumun özeti gibi. 1971 yılının sonunda ayrıldım Bursa’dan; demek ancak on sekiz yıl dayanabilmişim o şehre. Geçenlerde gittiğimde bir sürü şey hatırladım yine: Hava güzeldi, pikniğe çıkmış aileler gördüm yollarda. Çubuklu pijamalar, fanilasını üstüne çıkarmış adamlar, top oynayan çocuklar, salıncaklar… Bütün bunları yaşadım. Tekrar karşılaşınca nefretimin hiç geçmediğini bir kere daha anladım.” […]

Read More