Egoist okur

Tahsin Yücel’e sormuştuk: HAYRİSTAN neresi biz neredeyiz?

Bu sabah çok kötü bir haber geldi, üniversitede iki yıl eleştiri derslerine devam ettiğim Tahsin Yücel ölmüş. Gözümün önüne zarafeti, akıllı, terbiyeli insanlara özgü o güzel çekingenliği, hınzır tebessümü geliyor. Sevgili hocamın öykü ve romanlarındaki keskin mizahını, alaycı dilini, incelikli üslubunu özleyeceğim. Batı edebiyatı ve düşüncesinin birçok önemli eserini onun çevirileriyle keşfettiğimi de unutmayacağım. Ama […]

Read More

İnci Aral röportajı: “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”

İnci Aral yeni kitabı “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”ndaki yazılarıyla bir ülkenin haritasını çıkarıyor ve önümüze vicdan, adalet, sanat-edebiyat, doğa ve insan resimleri bırakıyor. İnci Aral’la Tolga Meriç konuştu… Gülenay Börekçi İnci Aral’dan “Nar Ağrısı” sorusu: AŞK ÖLÜYOR MU? Tolga Meriç’ten İnci Aral röportajı “Bir dönemin acısını, ağrısını hatırlamak ve nelerden geçtiğimizi görmek için…” Roman, […]

Read More

Nejat İşler röportajı: BEDEN İBLİSLERİ

Arkadaşım Tolga Meriç’le Picus döneminde ne kadar şahane işler yaptığımızı, ne müthiş röportajlarla okur karşısına çıkabildiğimizi konuştuk. Kendini beğenmek değildi söz konusu olan, üzüntü diyebileceğim bir duyguydu daha çok. O tarz röportajların yapılabildiği, yayınlanabildiği bir dönemde değiliz artık. Her neyse, Picus’ta yayınlanmış sevdiğim işleri ara sıra burada yeniden yayınlıyorum, biliyorsunuz. Nejat İşler röportajı da onlardan […]

Read More

Bir edebiyat besleyicisinden, Fatih Özgüven’den hikâyeler

Fatih Özgüven, bir edebiyatçıdan çok, edebiyatçıları ve edebiyatı besleyen şaşırtıcı, aykırı ilham vericilere benziyor; yazanlardan değil de, yazdıranlardan sanki. Hayatın içinde bir star gibi dolaşmayı becerebilen bu tipler, edebiyatın ne olduğunu, nerede saklı bulunduğunu yazarak değil de, yaşayarak gösterirler. Avcı yazarlar, bu çekici insanları görür görmez anlar ve ondan beslenmeye başlar. Yazabilen biriyseniz, bayağı bayağı […]

Read More

Tolga Meriç hakkında bildiğim her şey + birkaç ayrıntı daha

Tolga Meriç, hayattaki en yakın arkadaşlarımdan. Gitmeyeceklerden. Gitse de kalacaklardan. Egoist Okur’daki Hakkında Bildiğim Her Şey köşesinden tanıyorsunuz onu. Bir de tabii Picus döneminden bu yana yaptığı görkemli röportajlarından… Bazılarını burada yeniden yayınlamayı düşünmüyor değilim, röportaj nasıl yapılır, öğrensin herkes diye. Tolga’yı uzun uzun anlatmak istemiyorum size, zaten sevmez kendinden konuşulmasını. Onun parlak zekası, kimi […]

Read More

Bir ilk roman: “Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz”

“‘Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz’da Semih Gümüş, bir eleştirmen olarak değil tabii ama bir yazar olarak, roman gibi bir romanın nasıl yazılabileceğini büyük bir ustalıkla göstermiş. Kullandığı edebiyat tekniklerini genişçe tartışanlar çıkacaktır. Biz şu kadarını söyleyelim: Doğayı, doğamızı, içerdiği şiddet ve vahşete rağmen doğal olandaki iyiye evrilme eğilimini gösteren bu roman, aynı zamanda roman […]

Read More

ÇİMEN YAPRAKLARI: Gerçek bir edebiyat deneyimi

“Bir dükkânda çalışırsanız, ben size o dükkânda en yakınlardan yakın sokulup çalışırım/ Kardeşine ya da en yakın arkadaşına armağanlar verirsen, ben de isterim kardeşin ya da en yakın arkadaşın gibi o armağanlardan/ Sevgilin, kocan, karın gündüz ya da gece hoş karşılanırsa, ben de onlar gibi hoş karşılanmalıyım/ Sen alçalır, suç işler, hasta olursan, ben de […]

Read More

Siyaset varken ölümsüzlük için uğraşmaya DEĞMEZ

İsmail Güzelsoy, “Fennî Sihirler” adıyla yayımlanacak romanların ilki olan “Değmez”de var oluşa ilişkin büyüleri şimdiye kadar tam anlamıyla çözülememiş fakat birbirleriyle sıkı bir ilişki içinde oldukları hep sezilmiş iki büyük sırrı iç içe işliyor: Aşk ve ölüm. Ayrıca bize “kendisine benzemeyen hiçbir şeye yaşam hakkı tanımayan öfkeli kalabalığın çocukları” olduğumuzu hatırlatırken, aşkın ve ölümün yarattığı […]

Read More

UYKUSUZLAR: “Geceye açılmış öfke, üzgün bir gölgeyim”

“Yarım uykuların iç çekişiyim. Geceye açılmış bir öfke, üzgün bir gölgeyim. Baştan ayağa özlem, dağınık bir taslak, derli toplu tutkuyum. Kış kaldırımlarında kasımpatılar durgun, bulutlar soğuk. Saçlarım daha kara. Bende birikenleri nasıl anlatsam sana?” “Sonraki salı, iyiyiz diye bağıracağız oysa birbirimize, ellerimizi ayıran camın ardından. Uzak, tedirgin, yabancı. Susup kalmayalım diye iyiyim, biz iyiyiz, diye […]

Read More

İnci Aral: “İpin ucunu kaçırmışlara neden bakayım? Ben hâlâ tutmaya çalışıyorum o ipi.”

Her zaman incecik ve çok güzel bir kadın olan İnci Aral, arkadaşım Tolga Meriç’in yaptığı uzun söyleşiden oluşan anı kitabı “Unutmak”ta her zamanki gibi kendini okuruna cesaretle açıyordu. Orada genel olarak kadınlar ve kilo takintılarıyla ilgili söylediklerini beden serisine almasam olmazdı… Gülenay Börekçi İnci Aral: “İpin ucunu kaçırmışlara neden bakayım? Ben hâlâ tutmaya çalışıyorum o […]

Read More

VESİKALI YARİM, bizim bilmediğimiz neyi biliyor?

Feride Çiçekoğlu daha önce Lütfü Akad’ın “Vesikalı Yarim” filminden ilhamla “Vesikalı Şehir” adlı kitabı yazmıştı. O kitap, sinemanın kadın ve şehirle ilişkisi üzerine en sağlam metinlerden biri olarak hâlâ hafızalarda. Şimdi  7 yıl sonra yine Metis Yayınları’ndan çıkan “Şehrin İtirazı: Gezi Direnişi Öncesi İstanbul Filmlerinde İsyan Eşiği” adlı kitapla okur karşısında. Bu kez, şehri isyanın eşiğine […]

Read More

“Yeni İnsan”la tanışmak için birkaç iyi sebep

Dr. Zerrin Başer, Dr. Zerrin Işık Tüfekçi ve Dr. Gül Yılmaz Çınar’ın Doğan Novus’tan çıkan “Yeni İnsan: Bütünden Gelen Sağlık” adlı kitabı sadece insana ve sağlığa bakışımıza değil, kişisel gelişim kitaplarının diline de yenilik getiriyor… Elimizdeki serinkanlı olduğu kadar sıcak, alçakgönüllü olduğu kadar da provokatif bir kitap. Bize sağlığın rastlantısal ya da şansa bağlı olmadığını anlatıyor; ona […]

Read More

Amy sen ne yaptın!

Sevgili arkadaşım Tolga Meriç aşağıdaki yazıyı Temmuz 2011’de, şahanemiz Amy Winehouse öldüğü gün yazmıştı. Sartre ve Camus’den, aşkla sevdiği Marguerite Duras’dan da bahsediyor Tolga. Hâlâ yeni ve orijinal bir yazı, o yüzden lütfen okuyun. Üstelik araya Asif Kapadia’nın yönettiği ve yakında gösterime girecek “Amy” belgeselinin o fazlasıyla büyüleyici fragmanını ekledim. Sanırım o belgesel şu sıralar seyretmeyi en çok istediğim […]

Read More

KENDİ GECESİNDE: İnci Aral’dan hayaletler sahilinde aşk

“Hayaletler sahili, diye mırıldandım… Sahil hayaletleri kucaklayıp benimser. Deneyimli ve sevecendir. Kısa bir sonsuzluk duygusu bağışlar onlara. Kimlikler gizlidir, gerçekler konuşulmaz. Hiçbir şey anlatılmaz. Herkes geçici, yüzler maskedir, birilerinin kendine dair bir şeyler söylemesini beklemenin anlamı yoktur. Ertesi sabah kesinlikle unutulur yaşananlar. Herkes dıştan görünen ve bilinen kimliğine, evine, işine döner. Bütün hikâyeler başka yerlerden […]

Read More

Edebiyat dünyasından cevap beklemediğimiz 10 soru

Egoist Okur’un doğumunun konuşulduğu masayı dün gibi hatırlıyorum. Gülenay’la birlikte Moda’daki Oyun Atölyesi’nin bahçesindeydik. Heyecanlı ve umutluyduk. Ben de sürekli yazanlardan biri olacaktım. Fakat sonra araya yıllar ve işler girdi. Savrulmalar, düşüp kalkmalar, kapı önlerinde kalmalar, bilinen ne varsa hepsini birden unutmalar, aşklarla ayrılıklar, soğumalar ve yeniden başlamalar, hiçbir şey yapamamalar… İşte bu sonuncusu, hiçbir […]

Read More