Egoist okur

KÜRAR: İyileştirici bir hürmetsizlikle bakan hikayeler

Melike Uzun, “Kürar”da iyilikle kötülüğü bazen ayrıştırıp birbirlerinin üzerinden, bazen de eşleştirip birbirlerinin içinden çıkararak anlatırken, daha çok şiddetin zeminine yerleşiyor. İyilikle kötülüğü anlatmak için doğru bir zemin seçildiği için de, şiddet, bakar bakmaz görünen yüzlerinden, kolay kolay seçilemeyecek görünümlerine doğru yüz değiştiriyor. Genişledikçe genleşiyor ve böylece, hem iyiliğin hem de kötülüğün, kısaca insanın en […]

Read More

Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi

Ben korku edebiyatını önemseyenlerdenim. Arkadaşım Tolga Meriç de öyle… Bu yüzden yaklaşık beş yıl önce, korku edebiyatının okura çıkardığı ateşten ihlal davetiyelerini kurcalamaya karar vermiştik. Korkunun din, cinsellik ve ölümle ilişkisini sorgulayacaktık. Bir de Türkçe edebiyatın korku türüyle aşılmaz görünen “mesafesi”ni… Bu yüzden türle öyle veya böyle alakalı olduğunu düşündüğümüz yazarlara birkaç soru sormuştuk. (Sorular […]

Read More

Öykülerde gizlenen şiir: Tanrı’nın Yalnız Kırları

Serkan Türk, “Tanrı’nın Yalnız Kırları” adlı kitabında “şiire mahkûm oluş ya da boyun eğiş” eşiklerini bilinçle atlamış. Şiire boyun eğerek öyküye boyun eğdirmemiş. Tolga Meriç’in yazısı… Romanın ve öykünün kendi şiirinin olabileceği ama bunun anlatımda şairanelikle karıştırılmaması gerektiği çoktan hemfikir olunmuş, tartışmasız bir gerçek artık. Fakat son zamanlarda, romanlarında, öykülerinde, gizli bir şiiri sürdürenler çoğalmaya […]

Read More

Tolga Meriç: “Hilesiz bir erkek; TEHLİKELİ İLİŞKİLER’in Valmont’u”

Egoist Okur’un “En seksi roman kahramanı hangisi?” sorusuna cevaplar gelmeye devam ediyor… Topladığı tepkilere de iyi tarafından bakmak gerektiğine inanıyorum. Pornografik bir dil kullanarak güya edebiyatçıları ama aslında edebiyatı aşağılamayı ve küçük düşürmeyi deneyen büyümemiş ergen zihniyetli bir internet sitesi bile yayın hayatında ilk kez “siyaseten doğrucu” bir dil kullanarak eleştirdi bizi. Eh, eğleniyorlarsa sorun […]

Read More

Bejan Matur: “Eski bir kaplan, tarihten bana ve tüm insanlığa bakıyor…”

Orhan Pamuk, “Bejan Matur’un zarif ve şiddetle hissedilen şiirleri’nden bahsediyor. John Berger, “Onun amacı, anlamsızı kuşatarak, kurnazlıkla alt etmek. Bunu yapıyor, başarıyor” diyor. Moris Fahri, Matur’un insanlık hali üzerine bir yolculuğa girişirken tutkulu bir feryatla, yanıtlanamaz görünen sorular sorduğuna değiniyor. Bense her şeyden önce, Bejan Matur’un kısa süre önce İngilizce cevirisi yayınlanan İbrahim’in Beni Terketmesi adlı […]

Read More

Kutlukhan Kutlu: “Korku edebiyatı okura korkularında yalnız olmadığını gösterir”

Eleştirmen Kutlukhan Kutlu, Alberto Manguel, J.K. Rowling gibi yazarların yapıtlarının çevirileriyle de tanınıyor. Bildiğimiz edebiyatın sınırları içinde korku edebiyatı yapılamıyor ya da korku türü çok farklı bir edebiyatı gerektiriyor sanki. Bir yapıtı korku romanı diye nitelemek için hangi özelliklere sahip olması gerekir, ölçütleri ya da sınırları nelerdir? Bence korku edebiyatının bu konudaki sorunu, katı bir […]

Read More

Gündüz Vassaf: “Bu ülkede YALANCA konuşuluyor!”

Gündüz Vassaf, Türkiye’de üzerinde yeterince durulmamış bir şeyi yaparak kolektif bilincin dilimizdeki kör noktalarını aydınlatıyor. Dilimize tuttuğu spot ışıklarıyla ulaştığı saptama ise hem irkiltici hem de düşündürücü: “Türkiye’de yalanca konuşuluyor. Korku toplumuyuz. Başımıza ne gelir korkusuyla çifte dilliyiz.” Sondaki Saptırılmış Kelimeler Sözlüğü ise gayet düşündürücü… Toplu eserinizde, bizde pek deşilmemiş bir biçimde, anlamından kopmuş ya […]

Read More

Yiğit Değer Bengi: “Korku insanoğlunun en eski ve en güçlü duygusudur”

Yiğit Değer Bengi’nin bugüne dek çeşitli dergilerde öyküleri yayımlandı, ayrıca bir öyküsüyle Ithaki Yayınları’nın Jules Verne Yarışması’nda dereceye girdi. 1002. Gece Masalları adlı derlemesi Metis Yayınları’ndan çıktı. Gülenay Börekçi Bildiğimiz edebiyatın sınırları içinde korku edebiyatı yapılamıyor ya da korku türü çok farklı bir edebiyatı gerektiriyor sanki. Bir yapıtı korku romanı diye nitelemek için hangi özelliklere […]

Read More

Hikmet Hükümenoğlu: “Korku edebiyatı bizde ticari olarak ayakta duramaz”

Hikmet Hükümenoğlu, korku türündeki ilk romanı Kar Kuyusu’yla edebiyat dünyasında son günlerin ilginç isimlerinden biri oldu. Bildiğimiz edebiyatın sınırları içinde korku edebiyatı yapılamıyor ya da korku türü çok farklı bir edebiyatı gerektiriyor sanki. Bir yapıtı korku romanı diye nitelemek için hangi özelliklere sahip olması gerekir, ölçütleri ya da sınırları nelerdir? Bir korku romanının ayırıcı özelliği, […]

Read More

Mustafa Ziyalan: “Dünya, doğaüstüne dalmasak da ürkütücü bir yer”

Mustafa Ziyalan da hekim yazarlarımızdan biri, psikiyatrist. New York’un Arabı ve Su Kedileri adlı kitapları da var. Bildiğimiz edebiyatın sınırları içinde korku edebiyatı yapılamıyor ya da korku türü çok farklı bir edebiyatı gerektiriyor sanki. Bir yapıtı korku romanı diye nitelemek için hangi özelliklere sahip olması gerekir, ölçütleri ya da sınırları nelerdir? “Korkunun”, hele genelgeçer “ölçütleri […]

Read More

Hakan Bıçakcı: “Türk okuru korkularıyla yüzleşemeyecek kadar cesur!”

Romantik Korku, Rüya Günlüğü, Boş Zaman, Bir yaz Gecesi kabusu, Karanlık Oda ve son olarak Ben Tek Siz Hepiniz adlı kitaplarıyla tanınan Hakan Bıçakcı, korkuyu doğaüstü varlıklarda değil, gündelik hayatın sıradan ayrıntılarında arıyor ve okuru insan zihninin karanlık bölgelerinde tekinsiz gezintilere çıkarıyor. Gülenay Börekçi Bildiğimiz edebiyatın sınırları içinde korku edebiyatı yapılamıyor ya da korku türü […]

Read More

Atilla Şenkon: “Yaşadığımız kara zamanları haykıran yazarlar da oldu”

Her Gün Perşembe Olsa, Uykusuz Gece Düşleri, Ten Yükü, Bıyık İzi Yalanları ve Gökkuşağına İki Bilet adlı kitapların yazarı Atillâ Şenkon, Nazlı Eray’ın yaşam öyküsünden yola çıkarak yazdığı Bütün Düşler Nazlı’dır adlı bir de roman yazdı. Korku edebiyatı sevdiği ve önemsediği bir tür. Gülenay Börekçi Bildiğimiz edebiyatın sınırları içinde korku edebiyatı yapılamıyor ya da korku […]

Read More

Altay Öktem: “Aslında biz çok korkuncuz!”

Hekim yazarlarımızdan biri. Eski Bir Çocuk, Su Kuşu, Beni Yanlış Öptüler Aslında, Çamur Şiir ve Herşey; Oda Kırbaç Ayna adlı şiir kitaplarıyla tanıdığımız Altay Öktem, farklı türlere göz kırpan Tanrı Acıkınca ve Bu Kitaptan Kimse Sağ Çıkamayacak adlı kitapların da yazarı. Gülenay Börekçi Bildiğimiz edebiyatın sınırları içinde korku edebiyatı yapılamıyor ya da korku türü çok […]

Read More

Sadık Yemni: “Dünya korku edebiyatında üst bir noktada duruyoruz”

Kendisinin “Tirildeme” adını verdiği korku-gerilim türünde yazdığı Öte Yer, Muska, Yatır gibi romanlarla bir “korku” eşiğini aşmamızı sağlayan Sadık Yemni, “Şeytanın toptan imhası için çabalayan kuralcı toplumlarda aşırılıklar da şiddetli olur. Bilinçaltları megaton patlayıcılarla yüklüdür. Avrupa ve Amerika’da böyledir. Türkiye’de şimdilerde bile yeterince değildir,” diyor. Gülenay Börekçi Bildiğimiz edebiyatın sınırları içinde korku edebiyatı yapılamıyor ya […]

Read More

Murat Gülsoy’la BÜYÜBOZUMU: “Yazı asla ihanet etmez!”

Murat Gülsoy, yazı üzerine en çok düşünen ve bu düşüncelerini gerek kitaplarıyla gerekse yönettiği yaratıcı yazarlık kurslarıyla cömertçe paylaşan yazarlarımızdan. Peki yazı onu niye çağırmıştı? İlk metinlerine baktığında hangi acılarını görmüştü? Şimdi neler görüyor? Tolga Meriç, yaratıcı yazarlık üzerine “Büyübozumu” adlı bir kitabı da olan Gülsoy’un portresini, onun en çok düşündüğü konu olan yazı üzerinden […]

Read More