Egoist okur

Tibor Fischer’le yazarlar ve psikopat eğilimleri üzerine

Efsane çevirmen Avi Pardo’nun Türkçeleştirdiği “Tanrı Olmak Güzel”i okumuş muydunuz? Okumalısınız, şaşırtıcı yetenekte bir edebiyatçıyla tanışacaksınız.

Tibor Fischer’in ailesi 1956 Macar Devrimi’nden sonra mülteci olarak İngiltere’ye göç etmiş. Fisher, hayatının büyük bir bölümünü televizyon ve basın gazetecisi olarak Londra’da geçirmiş. Uzun süren bir işsizlik döneminde de oturup Macar Devrimi hakkındaki ilk romanı “Under the Frog”u yazmış. “Düşünce Çetesi”, “Tanrı Olmak Güzel” ve “Kâseden Hisse” adlı kitapları bizde de yayınlandı.

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nin konuğu olarak bu hafta İstanbul’a gelecek bu aykırı sesle edebiyata ve yazarların tekinsiz yönlerine dair röportajımız aşağıda…

Gülenay Börekçi

tibor fischer april yayinlari gulenay borekci egoistokur

Tibor Fischer

“İstanbul’u keşfetmeyi dört gözle bekliyorum. Lütfen beni yemek için iyi bir lokantaya götürün”

“Düşünce Çetesi” romanınız yenilerde Türkçeye çevrildi. Felsefe ve banka soygununu biraraya getiren bu metafizik gerilim romanını yazmaya nasıl karar verdiniz?

Aslında başlarken belirli bir konuyu ele almaya karar vermiyorsunuz. Oturup çalışıyorsunuz ve bir süre sonra ortaya bir şey çıkmaya başlıyor. Ben sadece esas karakterin felsefeci olmasını istemiştim. Felsefe benim için medeniyeti değerlendirmenin bir yoluydu. Zamanla başka şeyler ortaya çıkmaya başladı. Hem kim bir banka soymak istemez ki?

“İyi bir yazar terminatör gibidir, asla durmaz ve pes etmez. En iyisi yolundan çekilmek ve ona bulaşmamaktır” demişsiniz. İyi romancılar size göre ne çeşit insanlardır?

Kurt Vonnegut, iyi romancıların tek ortak noktasının hepsinin neticede güzel kadınlarla evlenmesi olduğunu yazmıştı. Herhalde espri yapıyordu. Şahsen çoğu başarılı romancıda gördüğüm ortak şey, hepsinin kararlı insanlar olması. Hitabet yeteneğine sahip, akıllı ve yaratıcı birçok insan var ama yazar olmak başka ve çok daha zor bir iş. Bu yüzden iyi yazarların çoğunun yüksek egolu, acımasız hatta ciddi anlamda psikopat eğilimli olduğunu söyleyebilirim.

Sümerlerden kalma 5000 yıllık bir kâsesinin bakışından Londra’yı anlattığınız “Kâseden Hisse” romanını yazma fikri nereden aklınıza geldi?

Bana göre sanat tarihi bir roman için gayet sağlam temel oluşturabilirdi ama işe bakın ki buna dair yazılmış bir roman yoktu. O sıralarda eski Yunan seramiklerinin farklı stilleri üzerine karmaşık belgeler içeren bir kitap okuyordum. İnsanları antik bir kâsenin gözünden incelemenin ne kadar eğlenceli olabileceğini fark ettim ve yazmaya başladım.

Festivalin bu seneki teması “Şehir ve Sesler”. Ne dersiniz; çevremizdeki sesler bize evlerimiz şehirlerimiz ve dünyamıza dair ne söylüyor?

Yazarların okurlarına dünyayı anlatmaktan başka bir seçenekleri yoktur ama açıkçası, ille şehirler hakkında bir şeyler söylemek zorunda değiller. Bunu bazıları yapar, bazıları yapmaz. Mesela Daniel Defoe size 18. yüzyıl Londra’sını anlatır. Samuel Beckett ise, Sol Yaka ve Alman işgali olmasa yazar bile olamazdı belki ama yine de eserlerinde, 30’ların, 40’ların Paris’ine dair tek söz etmez.

İTEF için İstanbul’a geliyorsunuz…

Şehrinizi keşfetmeyi dört gözle bekliyorum. Lütfen beni yemek için iyi bir lokantaya götürün.

“Kendimi eğlendirmek için yazıyorum”

Kitaplarınız sinemaya uyarlanacak mı?

Açıkçası, bir dönem televizyon belgesellerinde çalıştım, sinemayla yakınlığım bundan ibaret. Kitaplarıma gelince; 20 yıldır yapımcılar teklifte bulunuyor, ben de her seferinde uzattıkları çeki alıyorum. Küçük meblağlar önerdiklerini üzülerek itiraf edeyim. Eh, bu durumda da filmleri aklımdan çıkarıyorum.

Belirli yazma rutinleriniz var mıdır?

Hayır. Ne yazık ki disiplinli bir yazar değilim. Başlamadan önce saatlerce oyalanmak, günlük işlerimi halledip çorap çekmecemi yeniden düzenlemek ya da dikkatimi dağıtacak şeyler söylesinler diye arkadaşlarımı aramak zorundayım. Bunlar beni iyice sıktığında da kendimi eğlendirmek için oturup yazıyorum.

Genç yazarları heveslendirmek için vereceğiniz tavsiye ne olurdu?

Bu işte adalet yoktur. Düşünmeyip sadece yazsınlar.

Gülenay Börekçi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Leave A Comment