Egoist okur

Tutkulu bir okurundan Stephen King’in yayıncısına mektup

İsmail Yaprak’ı Serbestiyet ve Sinematopya’daki yazılarından tanıyor olabilirsiniz. Ara sıra Egoist Okur’a da yazıyor.

Kendisi tutkulu bir Stephen King hayranı aynı zamanda. Arkadaş olmamızın sebeplerinden biri bu. Ve Türkiye’deki yayıncılarının Stephen King’e büyük haksızlık ettiğini, onu “yanlış” yayınladıklarını düşünüyor.

Haklı. Orası burası kesilip kuşa döndürülmüş  berbat çeviriler, kimi zaman çok saçma tasarlanmış kapaklar, dizgi hataları, bölünüp başka isimlerle ayrı ayrı basılan kitaplar, değiştirilen isimler, bir yazarın seçtiği mahlasın önemsiz olduğunu düşünme yüzeyselliği ve daha neler neler… Bu yazısında, daha doğrusu mektubunda Türkiye’deki yayıncılarının  Stephen King’e ettiği haksızlıkları yazmış İsmail. Ben de bir Stephen King hayranı olduğum için mektubuna yer vermemezlik yapamazdım. Lütfen okuyun ve konuya dair fikirlerinizi yazın.

Gülenay Börekçi

İsmail’in notu: Altın Kitaplar’a bu konu hakkında mail attım ama dönüş yapmadılar. Bu yazı umarım ilgili kişilere ulaşır.

stephen king ismail yaprak altin kitaplar egoistokur

Altın Kitaplar’a mektup

Birçoğumuz Stephen King’i çocukluğunda ve ilk gençlik yılında keşfetmiştir. Benim King’le tanışmam da aynen böyle oldu. O zamanlar ortaokula giden, okuma meraklısı bir çocuk olduğum için aldığım kitapları sadece okumakla kalmaz, incelemeye de bayılırdım. Sayfanın kalitesi, puntoları, kapağı… Derken hayatımıza İngilizce girmeye başladıkça okuduğumuz kitapların birer çeviri olduğunu fark ettik! King’in Türkiye’deki macerasında beni en çok şaşırtan şeyi King okurlarının tahmin edeceği aşikâr: Türkiye’de King’in ilk romanı “Göz”ün orijinal adı meğer “Carrie”ymiş! O çocuk kafasıyla kitabın adının neden böyle çevrildiğini anlayamayıp nasıl da sinirlendiğimi tahmin edebilirsiniz.

Sonra sonra, kitapların künyeleri olduğunu anlayınca hemen ilk sayfayı çevirip kitapların orijinal isimlerine bakmaya başladım. Derken kitapların orijinalleriyle bizdeki çevirilerini karşılaştırma huyu başladı ve bu merak çok garip (ve bugün hala anlayamadığım) şeyleri keşfetmeme neden oldu. Bu yazının konusu da temelde bu…

Biliyorsunuz King’in romanlarının hemen hemen hepsini Türkiye’de Altın Kitaplar basıyor. İnkılap Kitabevi’nin de arada bir King bastığı oluyor. 2000’lerde ben o zamana kadar basılmış tüm King romanlarını okumuştum ve kitaplarını orijinalleriyle karşılaştırdığımda karşıma şöyle bir tablo çıkıyordu, örneğin o dönem:

King’in ‘It’i bizde (“O”) 400 sayfaydı fakat orijinali bizdekinin hemen hemen iki katıydı. (1000 küsur sayfa.)

“Four Past Midnight” isimli dört adet öyküden (novella mı demeliyiz?) oluşan toplama kitap bizde -nedense- “Gece Yarısını 2 ve 4 Geçe” şeklinde iki ayrı kitap olarak basıldı.

Yine dört ayrı öyküden oluşan toplama kitabı “Different Seasons”, bizde “Kuşku Mevsimi” olarak, ancak içinden -nedense- bir adet öykü (“The Body/Ceset”) eksik olarak basıldı.

Bu eksik olan öykü ise başka bir King öyküsü olan “Rage/Öfke” ile bir arada yayınlandı.

King’in yedi ciltlik devasa magnum opus’u “Dark Tower/Kara Kule” ise o zamanlar Amerika’da henüz dört cilt halindeydi, fakat -yine nedense- bizde “Kara Kule”nin üçüncü cildi “Waste Lands” iki kitap olarak ayrı ayrı basıldı (Birinin adı “Hayaletler Beldesi”, diğerinin adıysa “Çorak Topraklar”dı).

Ama King’in Türkiye’deki en büyük talihsizliği öykü kitaplarında karşımıza çıktı.

“Night Shift” öykü kitabı bizde “Hayaletin Garip Huyları” olarak basıldı. Orijinalinde 20 öykü bulunan kitaptan -hâlâ nedense- sadece 11’i çevrilerek…

“Skeleton Crew” bizde “Sis” olarak basıldı ve yine kitabın orijinalindeki 22 öykünün sadece 9’u çevrilerek…

Bir başka öykü kitabı “Nightmares and Dreamscapes”, “Rüyalar ve Karabasanlar” olarak basıldı. Orijinalindeki 24 öyküden bizde sadece kaç tanesi çevrilmişti biliyor musunuz? Sadece 8!

Bir de şöyle bir durum var: King, bir ara Richard Bachman adıyla romanlar çıkarmıştı. 70’lerin sonundan 80’lerin ortasına kadar, yani Bachman’ın King olduğu anlaşılana dek beş roman yazdı. Takma isimle yazdığı bu romanlar Amerika’da daha sonra “Bachman Books” adıyla yeniden basıldı. İçinde King’in şu dört romanı vardı: “Rage/Öfke”, “Long Walk/Uzun Yürüyüş”, “Roadwork/Ateş Yolu” ve “Running Man/Azrail Koşuyor”…

Bizde Bachman adıyla basılmış herhangi bir King romanı yok. Ayrıca söz konusu romanların bizdeki baskılarının içinde bunların King değil Bachman adıyla basıldığına dair bir not da yok. Zaten her şey karmakarışık… “Azrail Koşuyor” isimli kitabın içinde “Uzun Yürüyüş” de yer alıyor örneğin.

Altın Kitaplar, geçmişin bu anlaşılmaz basım hatalarını günümüzde düzeltmeye başladı. Neleri mi düzelttiler…

“It/O”yu 1000 küsur sayfalık çeviriyle orijinal metne sadık kalarak tekrar bastılar. Çok iyi bir gelişme!

“Four Past Midnight”ı “Gece Yarısını 4 Geçe” olarak, orijinaline sadık kalarak tek bir kitapta topladılar.

“Kara Kule”nin iki ayrı kitap olarak basılan üçüncü cildini de tek bir kitap haline getirdiler.

Benzer bir özeni İnkılap Kitabevi de gösterdi ve sadece 8 öyküsünü bastığı “Rüyalar ve Karabasanlar” adlı kitabın kalan öykülerini de bastı, fakat bunları bir kitapta toplamaktansa (bir yerli yayınevi hastalığı olmalı) en sevmediğim şeyi yapıp öyküleri üç kitaba yaydı.

King’in Altın Kitaplar’dan basılmış öykü kitapları hâlâ problem olmaya devam ediyor. Geçenlerde basımı tükenmiş olan “Kuşku Mevsimi”ni yeniden bastılar. (“Esaretin Bedeli” alt başlığıyla.) Hatalı basılmış bir baskıyı düzeltme fırsatını heba ederek! Heyecanla kitabı açıp baktığımda yine -maalesef- içinde “Body/Ceset” öyküsünün olmadığını fark ettim. Birçok hatasını düzelten Altın Kitaplar’ın bunu da düzeltmesi an meselesiydi halbuki…

Gelelim asıl meseleye… Tüm bu anlattıklarım orijinali uzun olan romanların ayrı ayrı basılarak kısaltılmasıyla ilgili bir nevi. Yani, sonuçta dil bilmeyen okur bir şey kaybetmiyor, ayrı ayrı kitaplarda da olsa, karmakarışık da basılsa nihayetinde eserleri okumuş oluyor. Fakat özellikle hâlâ King’in iki öykü kitabının bu saatten sonra neden tüm öyküleriyle çevrilmediği gerçekten bir muamma. Altın Kitaplar keşke bu yazıyı ve ricayı dikkate alsa ve iki öykü kitabındaki kalan öyküleri de çevirtse ve bu kitapları yeniden bassa. “Sis”ten çevrilmemiş 13, “Hayaletin Garip Huyları”ndan çevrilmemiş 9 öykü bulunuyor.

Bu ricayı özellikle şimdi yapıyorum, çünkü bu öykü kitaplarının basımı mevcut değil ve Altın Kitaplar bu kitapları yeniden yayınlamayı filan planlıyorsa lütfen orijinaline sadık kalsın, bu kitapların çilesi de son bulsun. Kaç yaşıma geldim, bir King fan’ı olarak bu isteğim gerçekleşsin artık. Lütfen…

İsmail Yaprak

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
8 Responses to “Tutkulu bir okurundan Stephen King’in yayıncısına mektup”
  1. Orçun says:

    King’in Kubbe’nin Altında romanını okuduğumda dehşete düşmüştüm. Altın Kitapların yayımladığı bu romanda o kadar fazla çeviri hatası ve yazım yanlışı vardı ki, kitabın editör ve redaktör görmediğini düşünmüştüm. Kitap satılan ya da tanıtılan sitelerde bu kitapla ilgili yorumları okuduğumda herkes sadece kitabın ne kadar harika olduğundan söz ediyordu. Kimsenin bu yanlışlara değinmemiş olması elimdeki kitaptan şüphe duymama neden olmuştu. Ben de kitabın harika olduğunu düşünebilirdim, eğer bu kadar fazla hata içermeseydi.
    O ve Mahşer romanlarının tam metin olarak basıldığını gördüğümde çok sevinmiştim. Şimdi onlarda da aynı hatalarla, aynı özensizlikle karşılaşmaktan korktuğum için almıyorum.
    Diğer yandan bu “tam metin” damgası da kafa karıştırıcı bir durum. Bildiğim kadarıyla önceki basımlarda kitabın kısaltıldığına dair herhangi bir uyarı bulunmuyordu. Durum böyle olunca King’in yeni basılan herhangi bir kitabını aldığımda bunun orijinaline sadık bir çeviri olmadığına dair kuşku duymak için elimde yeterince sebep var. Bu bana biraz “siz şimdi bunu alın, biz bir süre sonra bunun tam metnini size tekrar satacağız” gibi geliyor.
    Hayranlığı suistimal etmek, diyebilir miyiz buna?

  2. ismail says:

    Mahşer konusunda masumlar çünkü orada da iki türlü mahşer var. İlkinde King çok uzun diye 400 sayfalik bir bölümü dışarıda bırakmayı uygun görmüş. Kitabın uzun versiyonunu yayıncıya daha sonra vermiş ve bu sefer ‘uncut’ şeklinde yeniden basiyorlar. Hikayesi bu.

  3. Manof says:

    Tam metin basımlarında Altın Kitaplar’ın bir suçu yok.. Amerika’da da sansürlenmiş bir şekilde basıldı kitaplar..

  4. Danyal Topatan says:

    Kara Kule serisi (Altın Kitaplar) o kadar kötü çevrilmiş ki okumak bile mümkün değil.

    Orijinal dilinde okumak zorunda kaldım. Hadi benim ingilizcem iyi kötü yetiyor, ingilizcesi olmayan nasıl okuyacak?

    Gerçekten okuyamayacak, okusa da bi’ şey anlayamayacak, çünkü o derecede kötü maalesef.

    Yukarıda yazınızda da söylemişsiniz seri gerçekten King Hoca’nın magnum opus’u ve bence Yüzüklerin Efendisi, Buz ve Ateşin Şarkısı’ndan altta olan bir yanı yok, belki fazlası bile var.

    Hoca’nın beş tane adı yok diye mi böyle oluyor, filmi çekilmedi diye mi? Acaba çeviri çetesinin işi midir?

    Buz ve Ateşin Şarkısı gerçekten Türkiye’de okuduğum en iyi çevirilerden biri idi, orjinalini okumaya ilk kitaptan sonra gerek bile duymadım. (sibel alaş*wink*wink*swh)

    Lütfen birileri bi’ şey yapsın.

    Ayrıca alakası yok belki tam olarak konuyla ama Saint-Exupery’nin de Küçük Prens hariç diğer kitaplarının çevirileri KABUS! Gerçekten İngilizce tercümesinden tr’ye çevrilememiş hissi yaratıyor.

    Ben mi çevireyim yani bunları, lütfen biri bi’ şey yapsın :(

  5. Emir says:

    Bu benimde çok sinirimi bozan birşeydi. Birkaç kitabını okumuştum ama KARA KULE serisinin ilk kitabının rezalet çevirisinden sonra bir daha cesaret edip alamadım Stephen King romanı.

    Sizden ricam, acaba Stephen King romanlarını Altın Kitaplar’dan daha önce basmış kaliteli bir yayınevi var mı? Özellikle Kara Kule serisini?

    Umarım vardır, yoksa ingilizce roman okumayabilecek seviyeye gelmeme daha 2 sene kadar var ve kesinlikle bu berbat çevirileri almak istemiyorum.

Leave A Comment