Egoist okur

YEKTA KOPAN: “Babasını elinden tutup Nobel ödül törenine götüren genç kız”

Son on yılda iyisiyle kötüsüyle, güzeliyle çirkiniyle çok fotoğraf gördük. Bazıları ruhumuzu kararttı, bazıları geleceğe dair umutla doldurdu içimizi. Herkes kendi muhasebesini yapacak elbette, ama Egoist Okur, “10 yılın fotoğrafları içinde aklınızda en çok yer eden hangisiydi?” sorusunu bir kez de edebiyatçılara yöneltmeye karar verdi. Önümüzdeki günlerde sırayla okuyacaksınız… Mesela Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri, Yedi Derste Vicdan Muhasebesi, Bir de Baktım Yoksun ve diğer şahane öykü ve romanların yazarı Yekta Kopan, son 10 yılın unutulmaz fotoğrafları arasında birinciliği, “her şeye rağmen” iyimser tabiatlı bir kareye verdi…

Gülenay Börekçi

ruya orhan pamuk yekta kopan egoistokur

Güldünya Tören’in gözlerinden korku okunuyor, Türkan Saylan evinin penceresinden davasına selam çakıyor, Pippa Bacca gelinliğiyle gülümsüyor, Münevver Karabulut objektife gülümsüyor, saçından sürüklenen bir üniversite öğrencisi polis postalı altında çığlık atıyor, bir linçten geriye kalan aşkıyla-inancıyla Gülten Kaya dimdik duruyor, DGM kapısında kadın gazeteciler-yazarlar yürüyor, bir hukuk ayıbının çamuru bile Pınar Selek’in ışığına gölge düşürememiş… Bir de babasının elini tutmuş, Nobel törenine giden genç bir kız görüntüsü. Rüya Pamuk, sadece bir dünya yazarının kızı olarak değil, bütün bu görüntüleri değiştirecek bir anlayışın parçası olarak duruyor o fotoğrafta.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Comments
3 Responses to “YEKTA KOPAN: “Babasını elinden tutup Nobel ödül törenine götüren genç kız””
  1. burcu yıldızer says:

    Bundan yıllar önce, annemle tartıştığım bir an sonrasında her zaman yaptığım gibi Ankara’daki evimizin kapı komşusu Şenay Abla’ya koşmuştum. “Neden, neden bir türlü bu dünyanın içerisinde yaşadığım belki yalnız ama coşkulu mutluluğu yaşamama izin vermiyor; sözleriyle beni incitiyor.” diye. Böyle “u” harfini içine çekiyormuşçasına kuuuuzuuuumm diyerek söze başladı Şenay Abla. Şimdi bekle ve kendine hayatında en mutlu olduğun ya da olacağın ana gitme ödülünü ver dedi. Kapattım gözlerimi, kocaman bir salondayım. (komik ama ben onu hep Cemal Reşit Rey olarak düşünürüm) Tanıdığım ama genelde tanımadığım yüzlerce insan var. Konuşma yapıyorum ağlayarak, beni oraya getiren serüvenin izlerini anlatıyorum. Aklımda az önce bahsettiğim olay akışı. Babamı görüyorum birden, işte o an, o anın fotoğrafı henüz çekilmedi ama gözümün önünden gitmiyor. İkimiz aynı karede, onun gözlerindeki ve bedenindeki ifade beni benden alıyor.
    Hayatımda, hiç unutmam üniversite rektörümüzün yanında o bakışı görmüştüm babamdan (böyle bir kıza sahip olduğunuz için onur duymalısınız demişti rektör, işte tam o anda) bir de dilerim hayalimi, gerçek bir fotoğrafa dönüştürecek bu karede…Sabah sabah cidden duygulandım. İyi de oldu. :) Bu arada Orhan Pamuk’un keyfine diyecek yok. Muhteşem bir mutluluk.

  2. elifnur says:

    o fotoğraf çoktan çekilmiş aslında, zihninizde :)

    • burcu yıldızer says:

      Elif Hanım doğrusunuz. Zihinde çekilen fotoğraf zamanı geldiğinde gerçekleşecektir de. İnancım sonsuz. Yıllardır unutmadım.Belki de nereden baksanız on yılı var. :)

Leave A Comment